cemedib
» 20.12.2009 - "Adalet için..."

“Emile Zola'nın kitabını Muammer Tuncer dilimize çevirmiş. Belgesel bir yapıt, adaletten, insanlıktan yana her aydının okuması gereken bir kitap. Böyle yapıtların güncelliği yitip gitmez. Her zaman bizlere gerçek ve adalet adına savaşımlara girişmek gücünü verir bu kitaplar... Emile Zola'nın Dreyfus olayındaki davranışı doksan yıldan bu yana insanlığın belleğinden silinmemiştir. Fransa gerçekten de Emile Zola'ya onurunu kurtardığı için teşekkür etmek durumunda kalmıştır. Zola'nın ve onun gibi gerçekleri savunan insanların büyük çabasıyla Dreyfus olayı başarıyla sona ermiştir. Dreyfus olayını ayrıntılarıyla öğrenmek, yüzyıl başında Fransa'yı altüst eden bu unutulmaz olayı öğrenmek isteyenler, Emile Zola'nın kitabını okumalıdırlar. -Oktay Akbal”(arka kapak)
&
"1894 (Eylül sonu,25 ?):Yarbay Sandler tarafından yönetilen Fransız Haber Alma Servisi,o zamanlar "İstatistik Bölümü",Alman Askeri Ateşesi Von Schwartzkoppen'e bazı gizli askeri belgelerin gönderildiğini haber veren imzasız bir mektup ele geçirir."Çizelge"dir bu...
(6 Ekim):Hızlı bir sonunda belgenin el yazısı ve çizelgenin içindekiler (üç belge:biri topçu kuvvetiyle,bir başkası örtme birlikleriyle ilgili;bir de Madagaskar konusunda not) o zamanlar genelkurmayda stajyer olan Yüzbaşı Dreyfus'a mal edilir.)
(15 Ekim):Dreyfus tutuklanır..."
&
"1895 (15 Ocak):Askeri okulun büyük avlusunda Dreyfus'ün rütbesi sökülür..."
&
"1901 (16 Şubat):Zola'nın Dreyfus Davası konusundaki yazılarını bir araya getiren "Gerçek Yürüyor" adlı kitabı yayınlanır.
1902 (20 Eylül):Zola'nın ölümü
..."
&
"1904 (5 Mart):Dreyfus'e karşı düzenlenen gizli dosyaya başka birtakım sahte belgeler sokulduğu ortaya çıkınca,yargıtay,Dreyfüs'ün davanın yeniden ele alınması konusundaki isteğini kabule değer görerek ek bir soruşturma açılmasını emreder.
..."
&
"...
(12 Temmuz):Yargıtay,Rennes Mahkemesinin verdiği kararı esastan bozar.Kaldırılmış hakları geri verilir.
(13 Temmuz):Dreyfus bölük komutanı olarak yeniden orduya alınır.Picquart da tuğgeneral olarak orduya döner."
&
"...Görevimi elimden geldiğince yüzümün akıyla yaptım.Şimdi artık tam bir sessizlik içinde kalacağım..."
&
(Emile Zola/Dreyfus Olayı (adalet için bir savaşın öyküsü)/ç:muammer yalçın/yalçın yayınları)

|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 20.12.2009 - "biberin gazı..."

Son zamanların gözde oyuncaklarından (!) "biber gazı" ve "havai fişek" ithalatında hangi prosedür uygulanıyor acaba?
3604.10.00.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonunda yer alan havai fişek ithalatında;
*Emniyet Genel Müdürlüğü'nden izin,
*CIF kıymeti 20.000 Doların altında olanların ithalatında dış ticaret müsteşarlığından gözetim belgesi
almak,
9304.00.00.00.00 gümrük tarife pozisyonunda yer alan biber gazı ithalatında ise;
*İçişleri Bakanlığı (emniyet genel müdürlüğü) ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın izni
gerekiyor...
Bu arada,
Biber gazı, “Oleoresin capsicum” olarak bilinen kırmızı biber ya da acı Arnavut biberinden elde ediliyormuş...
Ama sahtesi de "isot" tan yapılır belki:) |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 19.12.2009 - entelektüel...
 Show tv'deki “yetenek sizsiniz” programına katılan illüzyonist gencin gösterisini çok beğenen jüri üyesi Hülya Avşar,
"havada duran yüzük" numarasıyla ilgili olarak yarışmacıya hayretle sordu:
"Neyle ilgili bu,Arşimet Kanunu'yla mı?"
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 19.12.2009 - sobe...

Gönderen:Çiğdem ÖZMEN
SAKLAMBAÇ
nerde yitirsem hep sende buluyorum başlangıçlarımı
sense hiç bitmez gibi bende oynuyorsun tüm saklambaçlarını
Tekin Gönenç
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 19.12.2009 - "yeni" Eskişehir...
Dürüst olanların beceriksiz olduğu,
becerikli olanların ise dürüst olmadıkları gibi bir genel kanı vardır ki,
halkımız bu konuda vecizeler bile üretmiştir:
"yiyor ama çalışıyor abi" gibi...
Ancak bir belediye başkanı var ki,bu ülkede hem dürüst,ham de çalışkan olunabileceğini;
kafasını yalnızca ihalelere,yandaşlara peşkeş çekmeye,adam kayırmaya takmadan,sorumlusu olduğun kenti daha yaşanabilir bir hale getirmek için çalışmanın
nasıl sonuçlar yaratabileceğini de gösteriyor herkese:
Yılmaz Büyükerşen...
"Sanatın içine tükürenlere inat,
Caddelerinde kendi yaptığı heykelleri sergileyen,
Eskişehir gibi bir Anadolu kentini Avrupa'da sıralamaya sokan bir belediye başkanı...
Merkez nüfusu 550.000 olan kentte,yılda satılan tiyatro bileti sayısı 500.000...
Raylı sistemler,parklar,sosyal tesisler,köprüler...son olarak da plaj...
İlk fırsatta,
istikamet,Eskişehir...

|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 19.12.2009 - "Saramago'ca..."
"Altı aylık blog yazılarından oluşan Not Defterimden, Saramago'nun eseri ithaf ettiği eşi Pilar del Río'nun deyişiyle, “yapmacıktan uzak, zeki okurlar için zeki notlar”.."
&
“VATİKAN’CA İŞLER”
"Vatikan'ca işler.Ne kadar dikişsiz olsa da,ki mutlaka öyleydi,ağır mı ağır bir parça bezle zar zor örtünmüş Nasıralı yoksul İsa'yı utandıracak bir lüks içinde giysilere bürünmüş kardinal beylere ve piskopos beylere,Fellini'nin dahice,onların ve bizim keyfini çıkarmamız için Sekiz Buçuk'a yerleştirdiği çılgın kilise moda defilesini hatırlamadan bakamıyorum.Bu beyler yalnızca sabrın kalıcı kıldığı bir güçle kuşanmış sayıyorlar kendilerini..."
"Kardinal beyler ve piskopos beyler,tabii ki hepsini idare eden papa da dahil,hiç de huzurlu değiller.Sivil toplumda parazit gibi yaşamalarına rağmen,hesapları tutmuyor.Bir Titanic olan Kilise'nin yavaş ama önüne geçilmez batışı karşısında,papa ve yardımcıları,hükümran oldukları günlerin,taç ile mihrabın canice suç ortaklığı yaptığı günlerin özlemi içinde,şimdi,ülkelerin yönetimine,özellikle de o,tarihi ve sosyal nedenlerle,henüz kendilerini Vatikan'a bağlayan halatları koparmaya cesaret edemeyenlerinkine karışmak için ahlaki şantaj da dahil,her yola başvuruyorlar..."
"Daha da ileri gidiyorum:Kişi olarak,entelektüel olarak,vatandaş olarak papanın ve adamlarının Rodriguez Zapatero hükümetine,halkın tam bir bilinçle seçtiği o hükümete davranışındaki aksi tavır beni gücendiriyor.Görünüşe göre,birinin o kardinallerden birine bir ayakkabı fırlatması gerek."
&
“MAHKEMELER”
“22 Temmuz 2005 günü,mesleği elektrikçilik olan bir Brezilya vatandaşı,Jean Charles Menezes,Londra’da,bir metro istasyonunda,dediklerine göre,onu bir teröristle karıştıran metropol polislerince öldürüldü.Bir vagona girmiş,sakince oturmuş,hatta istasyondan almış olduğu ücretsiz gazeteyi açmış görünüyor,sonra polisler içeri girmiş ve onu perona sürüklemişler.Tutuklamamışlar,kelepçe takmamışlar,vahşice yere yıkmışlar ve on kurşun sıkmışlar,yedisi kafasına..İlk günden itibaren,Scotland Yard araştırmaya engel çıkarmaktan başka bir şey yapmadı.Mahkeme olmadı.Savcılık polislerin suçlanmasını yasakladı ve yargıç jürinin mahkum edici bir söz etmesini yasakladı.Artık biliyorsunuz,bir gün önünüze bir beyaz peruk çıkarsa,şu filmlerde görünenlerden,onu taşıyan kişiye onurlu insanların bu mahkemeler hakkında ne düşündüğünü söyleyin.”
&
(jose saramago/not defterimden/ç:nesrin akyüz)

|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 18.12.2009 - "laf çok vicdan yok..."

Molotof değil,taleplerini belirten slogan atan Tekel işçilerinin gözüne otuz santim mesafeden biber gazı sıkılması karşısında nasıl da dilsiz kalıyorlar...Emekçilerin daha önce de defalarca maruz kaldıkları şiddet karşısında, üç maymunu oynadıkları gibi...
Ben demokrasiye demokrasi demem,içinde "etnisite" yoksa havalarındalar..."
Nuray Mert'in dediği gibi;
"Laf çok vicdan yok..." "Haksızlığın, hukuksuzluğun, susturmanın bir cinsine karşı çıkıp, öbürünü hasır altı etmek nasıl bir siyasettir? Ekmek parası peşinde can verenlerin anaları ağlamıyor mu? Bilemiyorum, benim aklım, ruhum, vicdanım, tüm bu olanları, tüm bu söylenenleri, tüm bu sahtekârlığı kaldırmıyor. Bazılarının canı, gördüğü zulüm, gözyaşı siyasi rant getirmiyor diye, adlarını anmadan geçebilmek, dertleriyle dertlenmemek, olanları sineye çekebilmek ne adına yapılıyorsa olmaz olsun!"
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 18.12.2009 - "hangi kalpsiz..."

"...'şiirin çevrilmezliğini' inanan bir şair olarak,başarılı şiir çevirilerini Türkçe yazılmışçasına elimin altında tutuyorum.Büyük çeviri ustalarının varoluşu "yaratıcılık" düzeyindedir hep.O yüzden şairlerin çevirdiği şiirler daha bir şiirdir.Tıpkı iyi bir şiir gibi.Ne diyordu Behçet Necatigil "Daktilo" şiirinde:
Bu çok tuzlu çöreği hangi kalpsiz yedirdi
Bağrım fena yanıyor.
Necatigil dolaylı olarak, bir şey söylerken başka bir şey anlatıyor.Aslında tuzlu çöreği hangi kalpsizin yedirdiğini biliyor.Bilip de bilmezden geliyor.Bu durumu alaycı bir yaklaşımla okuyucuya hissettirmekte.Ben de Neceatigil'vari sorayım:
Bu çok kötü çevirileri hangi kalpsiz çevirdi
Başım fena ağrıyor.
..."
(ahmet ada/şiir çevirisi için çıkmalar/çeviri edebiyatı 08/2009)
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 18.12.2009 - Balbay...

Son günlerde umulmadık köşe yazarlarından, Mustafa Balbay'ın serbest bırakılması,
daha doğrusu "tutuksuz yargılanması" gerektiğine ilişkin yazılar okuyunca,timsahla kurbanı arasındaki ilişkinin, gözyaşı
bezlerine etkisini hatırlıyor insan...Bunun altında yatan sakın şey olmasın;
Balbay'ın mantıklı sorularının manşetlere taşınması,
her duruşmada yeni bir soruyla ortalığı karıştırması...
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 17.12.2009 - Kafkamania...ya da şeyh ve mürid...

"Sanırım benim inandığım tek yazar Kafka'dır.Onun yazdığı bir cümleyi hayal kurmak için okumam.Cümleleri beni ona inandırır.Kafka'yı ona inandığım için severim.Onun yazdıklarından kuşkuya düşmem.Bana gökyüzünün mavi değil,kırmızı,yeşil ya da siyah olduğunu söylese,inanırım.Söylediklerini yutar,çiğner,sindirir ve inancım haline getiririm.Gençliğimden beri Kafka benim için böyle bir yazar olmuştur.Bana bunları hissettiren yalnızca iki kişi vardır hayatta:Michaux ve Kafka.Michaux'da beni kendine inandırır ama Kafka'ya olan inancım daha sağlamdır.Onda tek bir yansıma bile bulamam..."
&
"Kafka'nın bir çok metni geleceğe gönderme yapar.Onun bu özelliğini farketmek için yapıtlarını daha iyi incelemek gerekir.Yazdığı bazı metinlerde Gulag ve Sovyet bürorasisi hakkında bazı mesajlar vermiştir.Şato'da ve Dava'da geçen olaylar 20.yüzyılda yaşananlara koşut olabilir...Kafka'nın geçmişte yazdıkları günümüzde değerlendirildiğinde derin anlamlar içerir."
&
"Kafka'nın metinlerinde "ben" birçok şeyin yerini tutabilir...Daha çok doktorların kullandığı çok sevdiğim bir cümle vardır."Nereniz ağrıyor?"Kafka gibi bir yeteneğin karşısında ona onun hayranlık yatan yanını anlamak için bizim de bu soruyu sormamız gerekir.Kafka'nın yeteneğinin tek bir açıklaması vardır:Derin acısı..."
&
"Kafka,ermiş diyebileceğim tek yazardır.Bu,başka yazarlarda bulunmayan bir özelliktir.Kimi büyük yazarlarda bile bulunmaz.Sözgelimi Proust bir ermiş değildir.Kafka farklıdır.Ona çok saygı duyuyorum ve eğer onun karşısında olsaydım çok utanırdım.Oysaki Flaubert ile karşı karşıya gelmek isterim ve konuşurken çok heyecanlanırım.Ama Kafka...ona tek bir soru sorma cüreti gösteremem.Basit varlığımdan dolayı acısının artacağından korkarım.Aslınsa ben her zaman onun acısını azaltmak isterim ama acı çeken yanı her zaman ona aittir ve hayatta kalabilmesi için gereklidir..."
&
(Pierre Durmayet/Notos öykü/ekim-kasım 2008) |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|