cemedib



» 10.12.2009 - "uygulamalı matematik..."

Kategori: Bilim


"...'Kumardan zengin olunmaz' denilir ama bir matematik profesörü Las Vegas'ın ünlü gazinosunu dize getirerek neredeyse bir servet kazandı;daha da kazanacaktı ama sonradan hangi gazinoda boy gösterdiyse 'üzgünüz masa kapalıdır'yanıtını aldı.İki yıl önce Kevin Spacey'nin başrolü oynadığı ve altı MIT (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) öğrencisinin kumar macerasını konu edinen film gerçek bir olay üzerine kurulmuş.Las Vegas'taki eyalet üniversitesinde bu konuyla ilgili bir ders okutulduğunu da hemen ekleyelim."

 

&

 

(ntv bilim/aralık 2009/sargun ali tont)

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 7.12.2009 - hı hı...

Kategori: Bilim

"-Belli bir sayı sözünden ne anlıyorsunuz?

 

-'Belli bir sayı' sözünden 'belirsiz bir sayıyı' anlıyorum...

belki de belirleyip kesinleştirmek istemenin ayıp ve sakınımsız olacağı bir sayı."

 

Alphonse Karr,Le Figaro,1873

&

(denis guedj/sayılar imparatorluğu/yky)

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 7.12.2009 - iğne ucu...

Kategori: Bilim

Politikacıların peşine takılıp kalmış kapıkulu bilim adamlarının,

bilimi ve gerçek bilim insanlarını toplumun gözünde düşürdükleri durum hazindir:

İnandırıcılığı kaybolmuş,

en hassas konularda bile toplumun geniş kesimlerini ikna edememiş,

sözleri bir "aşı" enjektörünün iğnesi kadar etkili olamamışlık görüntüsü...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 25.11.2009 - "Test..."

Kategori: Bilim


 

 

Akılcı Düşünme Yeteneği...

"ABD’de bilim insanları 3400 öğrenciden aşağıdaki üç problemi çözmelerini istediler.

Yalnızca %17’si üçünü doğru olarak çözebildi; %30’u hiçbirini doğru yanıtlayamadı.

Siz de çözmeyi deneyin bakalım!

1- Tenis raketinin ve topunun toplam fiyatı 1.10 TL’dir. Raket, toptan 1 lira daha pahalıdır. Topun fiyatı nedir?

2- 5 makine 5 dakikada 5 vida üretiyor. 100 makine 100 vidayı ne kadar zamanda üretir?

3- Bir gölde nilüferler bir araya gelerek küçük bir adacık oluşturur. Her gün bu adacığın alanı ikiye katlanır.

Bu adacık 48 günde tüm gölü kaplar. Bu nilüfer adası gölün yarısını kaç günde kaplar?"

&

(Cumhuriyet Bilim Teknoloji/Reyhan Oksay)

Bağlantı

» 25.10.2009 - "sessiz dünya..."

Kategori: Bilim

"Bitkilerin yazgısını anlamak mümkün değil.Kendilerini yiyip yutan varlıkların nefes almalarına olanak veren oksijeni sağlayan da bitkilerdir.Balıktan kuşa,böcekten insana dek bütün hayvan formları hayatlarını bitkilere borçludurlar;etoburlar bile;onların da avları ot ya da tohumla beslenir.

 

Burada sırayla bitkilerin tarihinin birer bölümünü anlatan bilim adamları,kendilerini yersiz bir duyarlılığa kaptırmıyorlar;hayvanlar alemiyle bitkiler alemini şüphesiz aynı kefeye koymuyorlar;ama ısrarla,bu sessiz dünyanın yabana atılamayacak bir öneme sahip olduğunu vurguluyorlar;bitkilerin dünyasıyla aramızdaki son derece güçlü bağlar,çiçekler söz konusu olduğunda duygusallıkla ifadesini buluyor;yenilebilir olarak kabul ettiğimiz meyveler,tahıllar ya da sebzeler işin içine girince oburlukta;bahçeyle uğraşırken,ormanda gezinirken huzur arayışında;bitki,bitki olmanın ötesinde bir ürün haline geldiğinde çıkar kaygısında;bitkiler olmasa aydan farkı kalmayacak doğanın karşısında da estetik coşkuda...

 

Bitkiler,merkezi sinir sistemine sahip olmadıklarından zekadan yoksundurlar;en azından bizim anladığımız anlamda.Oysa bazı araştırmacılar,bir takım bitkilerin kendi aralarında iletişim kurduklarını keşfettiler.Çiçekli bitkilerin böcek ve hayvanları kendi çıkarlarına göre yönlendirdikleri biliniyor."

 

"Bitkilerin içinde yaşadığı zamanı daha iyi kavramak için klasik ama işe yarar bir yol vardır,buna göre jeolojik çağlar ve o çağların kapsadığı,algılamakta güçlük çektiğimiz süreler,anlayabileceğimiz bir ölçeğe çekilir.Şimdi yüzyıl sonunda olduğumuza göre 4 buçuk milyar yılı (yerkürenin yaşı) 100 yaşa eşit kabul edelim.Ve gezegenimizin 1 Ocak 1900'de doğmuş olduğunu varsayalım...Aynı zaman oranını koruduğumuzda yaşam 1923'te ortaya çıkar.Bitkiseldir ve tabii ki son derece ilkeldir.Tekhücreli ilk yosunlar çok geç bir dönemde bir çekirdeğe kavuşur:1986'da!Bitkilerin denizden kopup karaya uyum sağlaması 1991'de gerçekleşir.O andan sonra olaylar hızlanır:O andan sonra olaylar hızlanır:1994'ten sonra kozalaklar boy verir.1996'da memeliler ortaya çıkar,bunu 1998'de çiçekli bitkiler izler.İlk antrepoidlerin izleri 1999 Temmuz ayına uzanır,ve Homo Sapiens dönemi altı ay sonra başlar:31 Aralık günü,akşama doğru.Aynı yılbaşı gününde,yani 31 Aralık 1999'da,saat 22.04'te,gece yarısına 1 saat 56 dakika kala neolitik insanı tarımı keşfeder."

&

"Bitkilerin tarihi bizim tarihimizden çok önce başladı ve neyse ki,son bulmaktan daha çok uzak.İnsan elinin değmediği her toprak parçasını doğanın nasıl hızla kapladığını,buğdaygillerin en ince yarıklara nasıl sızdığını,betonu çatlattığını görmekten daha hoş ne olabilir?"

 

"Bütün canlı formlarına saygı duyulmalıdır,çünkü onlar olmaksızın insan türünün geleceği bitmiş sayılır."

&

(Bitkilerin en güzel tarihi/çeviren:nedret tanyolaç/iş bankası yayınları)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 19.10.2009 - Pisagor'a arkadaş olmak...Neeeey?

Kategori: Bilim

"Pythagoras'a bir gün sormuşlar 'Bir arkadaş nedir?' diye.

Güya,şöyle yanıt vermiş: 'Öbür kendimdir.'

Soruyu soran kişi sersemleyince Pythagoras şöyle bir açıklama yapmış:

'220'yle 284 nasılsa öyle.'

220'yle 284 nasıl peki?Aralarında güçlü bir bağ var...

bölünebilirlik açısından:birinin çarpanlarının toplamı öbürüne eşit.

İşte 'arkadaş' sayıların toplamı budur.

Pythagoras'ın söylediği ikili en küçük "arkadaş" çiftidir.

220'nin kendisi dışındaki çarpanları şunlar:1,2,4,5,10,11,20,22,44,55,110.

Bunların toplamı 284.

284'ünkilerse 1,2,4,71,142,ve bunların toplamı da 220'den başka bir şey değil."



&

(denis guedj/sayılar imparatorluğu/yky)


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 13.9.2009 - kolaysa başına gelsin...:)

Kategori: Bilim



"Bu hafta bir kitap yayımlandı: “Kolay Matematik“. Adına bakıp sadece matematikle ilgilenenler ve öğrenciler için olduğunu sanabilirsiniz. Ne demek istediğimi daha iyi anlatmak için önsözünü (ben yazdım) aşağı alıyorum:

“Günümüz bilgi çağı. Bilgisayarın bir tıklaması bilgi gereksinmelerimizi giderebiliyor. Harika! Ancak çağımız kuşkusuzluğun derinleşmesine de yol açtı. Arama motorlarındaki yanıtlar o denli çok ve rahatlatıcı ki, bunların doğruluklarından ya da geçerlilik sınırlarından kuşkulanmak kimin aklına gelir?

İşte böyle kuşkusuzluk konusunda sorunlu bir toplumda, matematiği eğlendirici bir boya ile boyayıp doğrularımızdan kuşkulandıracak hale getirmek çok zekice bir ‘buluş’tur.

Kitabın taslağını ilk gördüğümde birçok yerini düzeltmek istedim. Eksik tanımlanmış, dolayısıyla cevaplanması olanaksız, yanıtları aşikarmış gibi duran sorular vs. Daha sonra cevaplara bakınca doğrularıma ne denli sarılmış olduğumu utanarak gördüm. Ezber (kuşkusuzluk) ile nasıl mücadele edilmesi gerektiğini 15 yıldır düşünen biri olarak, bunun en iyi yolunun insanları çok doğru sandıkları hakkında kuşkuya düşürmek olduğunu bana bu kitap gösterdi.”

İnsanın doğrularından şüpheye düşmesi konusunda bugüne kadar çok kişiyle konuştum, konuşuyorum. Çoğu kimse, bilimin temelinin kuşku olduğunu, kuşku olmasaydı hala taş devrinde yaşayacağımızı, tüm keşif ve icatların kuşku konusunda gerçekleştiğini vs uzun uzadıya ve örneklerle anlatıyor.

Ve ondan sonra da, doğruluğundan kuşkulanılmaması gereken bir takım “gerçekler” olduğunu, bu gerçekleri doğrulayan çok sayıda “kanıt” bulunduğunu, bunlara inanmamanın bir başka tür bağnazlık olduğunu anlatmaya çalışıyorlar.Hele konu çocuklara gelince, o “gerçekliğinden kuşku duyulmaması gereken doğrular” konusunda da kuşkuya düşürülecek çocukların nasıl birer nihilist olup çıkacakları bir kabus gibi görülüyor. Kişinin özgürleşmesi önce, kendi değer yargıları konusunda iyiden iyiye kafasının karışmasına bağlı. Kitabı, özgürleşmeye adım atmak isteyenlere öneriyorum."

(Tınaz Titiz/Cumhuriyet Bilim Teknoloji-11 Eylül 2009)

&

Akşam gazetesinden Doğan Sarıbeyoğlu ise kitabı sportif (!) yönüyle ele almış bir yazısında…Şöyle diyor:

“Ali Yalman, 'kolay Matematik' isimli bir kitap yazmış. Abisi Alp Yalman'ın matematiği sevmemiş olduğundan da kaynaklanabilir, bizim kulüp yöneticilerinin kulübü bu kadar zora sokan hesap hatalarından da kaynaklanıyor olabilir…”

&

( Kolay Matematik, Ali Yalman, Alfa)

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 29.8.2009 - "Bana belleğimin bir oyunu mu bu..."

Kategori: Bilim

Hatırlamak için kendimizi paraladığımız bir şeyin;örneğin bir isim,bir adres,bir telefon numarası o an değil de,

en olmadık zaman ve mekanda aklımıza geliverir...Bazen yıllar önce ezberlediğimiz bir şiirin dizeleri bile gece tam uykuya dalmak üzereyken dudaklarımızda kıpırdanır...

&

Meğer bir nedeni varmış bu halin.Cumhuriyet Bilim Teknoloji'nin 1166.sayısında açıklanıyor...Gittiğimiz yolda maskeli haydutlar perdeleme yapabiliyormuş...:)

&

“Hah! Şimdi aklıma geldi” deneyiminin açıklaması şöyle: İnsan beyni bilinç dışı bir yolaktan (pathway) giderek sorunun yanıtını oluşturan bilgiyi hiç beklenmedik bir anda anımsayabilir.

"İlk başta ismi hatırlamaya çalışırken, zihin yanlış bir yolakta yol alıyor olabilir. Bu yanlış yol, yanıt ile ilgili yolaktan daha güçlü olabilir ve siz yanıtı bildiğiniz halde doğru yolu maskeliyor olabilir. Ancak daha sonra baştaki yanlış yol baskılandığı zaman, yanıt ile ilgili doğru yolak bilinç eşiğini aşarak algı düzeyine çıkabilir. Bu, tam uykuya dalarken olduğu gibi hiç beklenmedik bir anda da olabilir...."

&


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 13.8.2009 - "Alice fizik öğretiyor..."

Kategori: Bilim

Gönderen:Çiğdem ÖZMEN

 

Çiğdem bu kez,asıl mesleği ile ilgili bir kitabı paylaşıyor...

&
“Kuantum teorisiyle şok olmayan kimse, onu anlamamıştır"(Niels Bohr)

&
Alice'in Harikalar Diyarı'ndaki serüvenleri herkesçe bilinir. Alice bu kitapta başka bir yolculuğa çıkıyor. Alice yine küçülecek, üstelik nükleer bir parçacık kadar olacak, fakat bu defa bir tavşan deliğinden düşmeyecek. Alice'nin gideceği yer Kuantum Diyarı.

Peki Kuantum Diyarı nedir? Bir atomdan bile küçük olan, entelektüel bir eğlence parkı düşünün. Bu eğlence parkındaki her düzenek, her oyun ve ilgi çekici nesne, kuantum mekaniğinin değişik bir özelliğini açıklıyor. Doğaya ve nesneye ilişkin konularda çoğumuzun aklını karıştıran olay ve süreçlerin kuramsal çerçevesi, doğru ve anlaşılır açıklamalarla bu eğlence parkında bulunuyor.

Düş dünyasını ve bilimi ustalıkla birleştiren, Briston Üniversitesi fizik bölümünden Robert Gilmore, Alice'in yolculuklarının alegorisini kullanarak kuantum dünyasının önemli noktalarını kolay anlaşılır bir zemine oturtuyor. İçinde bulunduğumuz dünyanın anlaşılması zor, fakat bir o kadar da gerekli bir kavramı olan kuantum fiziğini anlamak isteyenler için sevimli bir başucu kitabı.


(Arka Kapak)

&

İskemlesinin yanında ,yerde duran kitaba ilişti gözü.Okuyup bitirdikten sonra yere attğı Alice Harikalar Diyarında adlı kitaptı bu."televizyonda neden daha çok çizgi film ve ilgi çekici programlar yayınlamadıklarını bir türlü anlayamıyorum"dedi kendi kendine .Merakla"keşke şu kitaptaki Alice olabilseydim"

"Denemeden neyi yapıp neyi yapamayacağınızı bilemezsiniz.İlerlemeyi durduran işte bu olumsuz düşünüş biçimidir.Burada herhangi bir yere varmak istiyorsanız aynı anda yapabileceğiniz her şeyi yapmalısınız.sonunda ulaşacağınız noktanın ne olduğu konusunda kaygılanmamalısınız.Girişim bunun bir çaresine bakacaktır."

"Heisenberg belirsizlik ilkesine göre hiçbir parçacığın hem konumu hem de hız olarak tam tanımlanmış değerleri bulunmaz."

" Schrödinger 1935 yılında “ Schrödinger’in kedisi” olarak bilinen ünlü paradoksunu ortaya atmıştır. Buna göre kedi, içinde radyoaktif parçacıkları bulabilen bir dedektör ve radyoaktif bir kaynak bulunan çelik bir kafese kilitlenir. Eğer dedektör radyoaktif bir parça bulursa, açığa çıkan zehirli gaz kediyi öldürür. Radyoaktif parçacığın bir dakika içideki emisyon olasılığı %50’dir. Kafesin biraz uzakta olduğunu düşünürsek radyoaktif kaynağını uzaktan açıp bir dakika bekleriz. Peki kedi bu bir dakikanın sonunda ölmüş mü olur yoksa hala hayatta mıdır? Aslında bunu gözlemleyene kadar ya da ölçene kadar kedi ne ölüdür ne de canlı.

Alice 'in Kuantum yolculuğunun her bölümünde kuantum fiziğinin bir özelliğini anlatıyor .Scrödinger’in kedisini ,Heisenberg belirsizlik ilkesini,Pauli dışarlama ilkesini....Kuantum fiziğini daha anlaşılır ve zevkli bir dille anlatıyor bir çocuğun gözünden.Ancak kitabı okurken yine de biraz fizik bilgisi gerekiyor…

&




Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 7.8.2009 - İnternet...

Kategori: Bilim

NTV Bilim'in 6 Ağustos 2009 tarihli sayısında (Deniz Candaş’ın çevirisiyle) "İnternet hakkında/sıkça sorulan sorular" formatında verilen bilgiler ilginizi çeker mi bilmiyorum...Bana ilginç ve biraz da ürkütücü gibi geldi..."Ben rakamlarla ilgilenmem,chat'imi yapar çıkarım" demiyorsanız,işte:

&



"İnternet, bugün iki milyardan fazla insanın günlük yaşantısının bir parçası...2008 itibariyle Türkiye'de 26.5 milyon kişi,düzenli olarak internet kullanıyor..."

 

(Cem,tebrikler.İlk 26.5 arasındasın:)...)

&

"İnterneti kim kontrol ediyor?"

 

"Bu sorunun resmi cevabı "tabii ki hiç kimse" olmalıydı;ama ABD buraya da el atmış durumda.Merkezi California,Marina Del Ray'de bulunan ICAAN (Internet Corporation for Assingned Names and Numbers),internet üzerindeki web sitelerinin adreslerini düzenliyor ve uygunluklarını kontrol ediyor...Çin,Rusya ve Avrupa tarafından da pek hoş karşılanmıyor.Çok da haksız sayılmazlar.Bir düşünün;bir ülke alan adlarında değişiklik yapmak istiyor,ama bunu yapabilmesi için "uygundur" onayı verecek olansa ABD hükümeti!.."

 

(ekranda arada bir gözüken Sam amca silüeti halüsinasyon değilmiş...)

&

"internetin karanlık köşeleri nerede?"

 

"İnternet üzerinde bazı karadelikler var.Bu bilgi karadelikleri evrendeki kuzenleri kadar "yok edici" değiller,ama yine de çok çeşitli sorunlara yol açabiliyorlar.Bu alanlarda bilgi paketleri aniden yok oluyor,bu nedenle de örneğin gönderdiğiniz e-postalar ortadan kalkabiliyor ya da sürekli ziyaret ettiğiniz bir web sayfasına aniden erişemez hale geliyorsunuz..."

 

(Göndermeyi unuttuğunuz e-postalar için yeni bir mazeret işte...hem de bilimsel.)

&

"İnternet çevreye zarar veriyor mu?"

 

"İster inanın ister inanmayın,internetin karbon ayakizi oldukça büyük.İnterneti yalnızca çalışır durumda tutmak için işleyen güç kaynaklarının yıllık 152 milyar kilowatt/saat tüketim yaptığı tahmin ediliyor...İnsan kaynaklı karbon dioksit salımlarının yüzde 2'lik bölümü internet kullanımına ait!"

 

(Karbondioksit salımlarından birine internet cafede yakından tanık olmuştum..fena gerçekten,katılıyorum:)...)

&

 


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Bağlantılar


» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv
» Arkadaşlarım
» e-posta
» Blog RSS

Kategoriler



Arkadaşlar »
>

EkleBunu RSS Ekle Butonu
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:3
| Sonraki Sayfa