 Öğrenciliğimizde çocuklarımızın şu anda çalıştığının yarısı kadar bile çalışmadığımız,üstelik sahip olduğu yeteneklerinin çoğuna sahip olmadığımız halde, onlara yeterince çalışmadığı iğnesini batırmaktan, "biiizzz senin yaşındaykeeenn..." diye başlayan palavralar sıkmaktan geri durmuyoruz, konjonktür gereği... Aslında iki dakikalığına delikanlı olup, "biz de senin yaşındayken aynıydık" deme doğruculuğunu gösterip, "çocukların ne dünü ne yarını vardır,sadece günü yaşarlar..." tespitine sığınmanın zararı olmasa gerek... Peki, Okulun da kırılası,ekilesi,kaçılası,bıkılası mekanlar olmadığı bilincine nasıl eriştirelim: Mehmet Barlas ortaokuldayken,baba evlerinde bir akşam sofrasında,Nurullah Ataç şöyle demiş: " Keşke insanlar ilkokula 20 yaşında başlasalardı.Kitaplarda anlatılanların ne kadar önemli ve değerli olduğunu bilinçle değerlendirirlerdi. Bunları okuyup unutulacak baş belası ders kitapları olarak görmezlerdi..."
|