cemedib
» 12.12.2009 - "derya kuzusu..."

Coğrafya kitaplarının değişmez klişesiyle, "üç tarafı denizlerle çevrili" yurdumda;
balığın tezgahta "derya kuzusu" diye satılması ile,
otururken sırtımızı denize dönmek arasında
aynı genetik bağlantı mı var üstad?
Ne bileyim birader...Allah Allah... |
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 2.12.2009 - "kindle..."

Yazan:Chakma feylesof
"Tanrım bana içinde kindle olan bir evle,
çiçek dolu bir bahçe ver..."
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 23.11.2009 - "felsefe ve teselli..."

"Yetmişinci yaşını sürerken Sokrates bir kasırganın içinde buldu kendini.Üç Atinalı -şair Meletus,politikacı Anitus ve hatip Likhon-
onun tuhaf ve kötü ruhlu bir adam olduğuna karar vermişlerdi.Onun şehrin tanrılarına ibadet etmediğini,Atina'nın toplumsal düzenini bozduğunu
ve genç adamları babalarına karşı kışkırttığını iddia ediyorlardı.Filozofun susturulması, hatta belki öldürülmesi gerektiğine inanıyorlardı.”
"...Davaya önce davacının konuşmasıyla başlanıyor,sonra savunmanın konuşması dinleniyordu.200 ila 2500 kişiden oluşan jüri de hangi iddiaların
doğru olduğuna karar veriyordu;jüri üyeleri kararlarını oy pusulalarını kullanarak ya da ellerini kaldırarak açıklıyorlardı..."
"Davacı taraf konuşmasına,karşılarında duran adamın bir sahtekar olduğunu söyleyerek başladı.Bu adam yeryüzünün ve gökyüzünün
gizlerini çözmeye uğraşıyordu...Üstelik gençleri de olumsuz etkilemiş,sohbetleriyle onları bilinçli olarak yoldan çıkarmaya çalışmıştı."
"Filozof dışarıdan bakıldığında garipsenebilecek bir yaşam sürdüğünü itiraf ediyordu:
Pek çok insanın önem verdiği şeylerle uğraşmadım -örneğin para
kazanmak,mülk edinmek,bir asker ya da bir yurttaş olarak şeref
madalyaları kazanmak,güçlü bir konuma gelmek,kentlerimizde
kurulan siyasi parti ve kulüplere katılmak gibi şeylerle hiç
ilgilenmedim.
Ancak felsefeye olan tutkusunu besleyen şey aslında,Atinalıların yaşamlarını iyileştirmek gibi basit bir arzuydu.
Gündelik yaşama ilişkin çıkarlarınızı,zihinsel ya da ahlaki zenginliklerin önünde
tutmamanız için sizi ikna etmeye çalıştım."
"Artık sıra 500 kişiden oluşan jürinin karar vermesine gelmişti.Kısa bir tartışmadan sonra 220 kişi
Sokrates'in suçsuz olduğunu,280 kişi de suçlu olduğu kanısına vardı..."
&
"Ve böylece filozof hayatının son günlerini geçirmek üzere Atina hapishanesine yollandı;ölümüyse
felsefe tarihine çok önemli bir an olarak geçti.
Bu olayın öneminin bir göstergesi de onun çok sık resmedilmiş olmasıdır..."
&
(Alain de Botton/Felsefenin Tesellisi/ç:banu tellioğlu altuğ)

|
Bağlantı
|
» 27.6.2009 - "Bulantı"
 "En iyisi olanları günü gününe yazmak.Onları daha belirgin kavrayabilmek için günlük tutmak.Pek önemsiz görünseler bile,en ince ayrıntıları,en küçük olayları bile atlamamak ve özellikle iyi bir sınıflandırma yapmak.Bu masayı,yolu,insanları,pipo tütününü nasıl gördüğümü yazmalıyım,çünkü onunla başladı değişiklik.Bu değişmenin alanını ve niteliğini kesinlikle belirtmeliyim. Örneğin,içinde mürekkep şisesi olan şu mukavva kutuyu alalım ele.İyice belirtmeye çalışmalıyım,bu kutuyu önce nasıl görüyordum,şimdi nasıl.Deneyelim!Dik açılı bir paralel yüz,açılıyor-saçma,bu konuda söylenecek hiçbir şey yok.İşte bundan kaçınmalı,hiçbir şey olmadığı halde ille bir şey bulup çıkarmaktan sakınmalıyız.Sanırım günlük tutarken en tehlikeli olan da bu:Her şey abartılıyor,kulak kirişte ve gerçekler durmadan zorlanıyor. Öte yandan şu da var:Özellikle bu mukavva kutu,ya da herhangi başka bir nesneyle nesneyle ilgili,dün değil önceki gün duyduğum izlenimi yeniden duyabilirim şüphesiz.Her zaman hazırlamalıyım kendimi buna,yoksa yine kayabilir parmaklarımın arasından.Kaçınmalı ama,öte yandan,bütün olup bitenleri,en ince ayrıntılarına dek özene bezene not etmeliyim." |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 26.5.2009 - "Deliliğe Övgü"
 (Latinceden Çeviren:Çiğdem Dürüşken/Kabalcı Yayınevi)
"...Erasmus'un övdüğü kutlu delilik,delilik tanrıçası Stultitia'dır;yerdiği delilik ise mahallenin delisi deyişine uygun düşen maskaralık,soytarılık,budalalık,ahmaklık ve kaçıklıktır.Dolayısıyla Erasmus eserinde deliliği/bilgeliği övmekte,soyatarlığa ve budalalığa sövmektedir ve asıl hedefi bilge gibi görünen,ama aslında olamayan,deli gibi görünen,ama aslında olamayanlara doğru yolu göstermektir." "Erasmus 1536 yılında Basel kentinde hayata gözlerini yumduğunda,arkasında bıraktığı yığınla eser arasında Deliliğe Övgü kendisine sonsuzluk bahşeden en önemli eseri olur..." (Sunuş:Çiğdem Dürüşken) & “...zamanım bu konuda ciddi ciddi düşünmeye pek müsait olmadığından bari Deliliğe övgü düzeyim,eğleneyim dedim...” “Biri kalkar, yamalı bohça halindeki nutkuyla retoriğe ve felsefeye övgüler yağdırır,diğeri bilmem hangi prensin meziyetlerini sıralar,bir başkası Türklere karşı savaşa kışkırtır.Ya da biri çıkar gelecekten haber vermeye çalışır,bir diğeri keçi kılı hakkında saçma sapan düşünceler icat eder.Ciddi konuları havadan sudan şeylermiş gibi ele alıp incelemek ne kadar saçmaysa,şakaları da ciddiye alıp bunlar üstüne ipe sapa gelmez laflar etmek de o kadar gülünçtür.Tabii ki benim hakkımda başkaları karar verecek;buna rağmen,kendini beğenmişlik beni tamamen kandırmıyorsa;evet,deliliği övdüm,ama hepten delice değil...” (Önsöz:Erasmus) & “Alem benim hakkımda ne derse desin,en deliler arasında bile DELİLİĞİN kötü bir ünü olduğunu bilmez değilim,buna rağmen iddia ediyorum,ilahi gücüyle hem Tanrıları hem de insanları neşelendiren tek varlık benim,sadece ben.Bunun en büyük kanıtı,bir konuşma yapmak için şu insan kaynayan kalabalığa adımımı attığım anda,aniden herkesin yüzünün tuhaf ve alışılmadık bir sevinçle ışıldaması,çatık kaşların birdenbire çözülmesi ve neşeli,içten kahkahalarla alkışlanmam;gerçekten etrafımı saran sizlere şöyle bir göz attığımda Homerus’un nectarla ve biraz da nepenthesle sarhoş olan Tanrılarını görür gibi olurum,oysa az önce hepiniz sanki Trophonius’un mağarasından yeni çıkmış gibi kederliydiniz ve dalgın dalgın oturuyordunuz.” “Kendisini övgülerle yücelten kişiyi budalaların budalası,küstahların küstahı olarak gören ukalalarla hiç işim olmaz...Kim beni benden daha iyi betimleyebilir?...” “Haydi söyleyin bakalım,dostların kusurlarını görmezlikten gelmek,geçiştirmek,göz yummak,olduğundan farklı görmek,apaçık kusurları erdemmiş gibi sevip saymak,bunlara hayranlık beslemek delilikle akraba olmak değil de nedir?...Tabii burada ölümlülerden söz ediyorum,hiçbiri kusursuz doğmamış olanlardan,en iyisinin bile en azından birkaç kusuru olanlardan;ama her biri birer Tanrı olan bilgelere gelince,bunların arasında dostluk falan yoktur zaten,olsa bile sıkıcı,tatsız tuzsuz bir şeydir...” “Filozofların bana karşı çıkıp bağırdıklarını duyar gibiyim.Deliliğe tutunmak zavallılıktır diyorlar...Hayır tam tersi insan olmaktır...” “İşte Deliliğin payına düşen bu hazdır...” & (Erasmus (1469-1536) Rönesans hümanizminin en büyük temsilcilerindendir.İlk olarak 1511’de yayımlanan Deliliğe Övgü,güncelliğini zamanımıza değin koruyabilmiş başyapıtıdır.Şu soruyu sorar:İnsanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir?...)
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 13.4.2009 - "loser..."
 "Başarısızlığımızın,etrafımızdaki insanlar tarafından sert ve acımasızca eleştirileceği ve yorumlanacağı bilinci olmasaydı,yaşamda başarısız olma korkusu şimdi olduğu kadar yakıcı bir korku olmazdı.Başarısızlığın maddi sonuçlarından duyulan korkunun üzerine,dünyanın başarısızlığa olan ters yaklaşımından duyulan korku eklenir;ne de olsa dünya,başarısızlığa uğramış kişilere "loser" (kaybeden) gözüyle bakma konusunda pek bir heveslidir."Kaybeden" sözcüğü,yalnızca başarısız olmuş insanları değil,aynı zamanda başarısızlığı yüzünden dünyanın sempatisini kazanma şansını da kaybetmiş insanları ifade eder. ...Mesela edebi karakterlerin yaşadıkları olaylar gazetelerde haber olsa,çok daha yakıcı ifadeler çıkardı karşımıza: Othello:"Aşkından Keçileri Kaçıran Göçmen, Senatör'ün Kızını Öldürdü" Madam Bovary:"Kocasını Aldatan Alışveriş Manyağı Kadın,Parasız Kalınca Arsenik İçti" Kral Oidipus:"Anneyle Seks Kör Etti" ..." (Alain de Botton/Statü Endişesi/Türkçesi:Ahu Sıla Bayer/Sel yayıncılık.)
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 14.2.2009 - "Felsefe Günleri..."

“ASSOS’ta FELSEFE GÜNLERİ” “Statü Endişesi”nden arınınca insan,ne oluyor? “M.Ö.beşinci yüzyılda Yunan yarımadasında (çoğu sakallı) bir dizi adam ortaya çıktı…” “Bu adamlarda,çağdaşlarının zihnini kemiren statü endişesinden eser yoktu.Toplumda aşağı bir konumda yer almanın psikolojik ve zihinsel etkilerinden ötürü kaygı duymuyor;hakaret,aşağılanma ve fakirlik karşısında metanetini koruyorlardı…” Hatırlarsınız;bir ara adı geçmişti günlük politik atışmalarda; “Dünyanın en güçlü adamı Büyük İskender,Diyojen’e ‘Bir isteğin var mı?’ diye sordu,Diyojen’in bu soruya cevabı kesin ve net oldu: ‘Gölge etme başka ihsan istemem’…” Dahası var: Övgüye,pohpohlanmaya ihtiyaç duymazlardı… “Antistenes’e Atina’da birçok kişinin ondan övgüyle söz ettiğini söylediklerinde, ‘Neden ki?’ diye cevapladı. ‘Nerede yanlış yaptım?’…” “Bu filozoflara gore kendimizle ilgili düşüncelerimizin salt başkalarının düşünceleri tarafından belirlenmesi gerekmiyordu…” Sonuç olarak yüzyıllar öncesinden gelen sesler şunu öneriyor: “Bilgelik ve soğukkanlılıkla hareket etmek…” & “Felsefe sözcüğü eski Yunancadan Arapçaya ve bu dilden Türkçeye geçmiştir.Sözcüğün Yunanca aslı philosophia dır ve iki ayrı sözcükten oluşur:Philia “sevgi” anlamına gelir;Sophia ise,”bilgelik” ya da genel olarak “bilgi” demektir…Filozof da , ‘bilgeliği seven’, ‘biligiyi arayan ve ona ulaşmak isteyen kişi’dir… & “Tarih boyunca çeşitli filozoflar gelip geçmiş,farklı ve kimi zaman taban tabana karşıt sistemler kurulmuştur.Bu sistemlerin bazıları,uzun ya da kısa süreler boyunca,insane düşüncesine ve yaşamına egemen olmuştur…” & Baştan savma,magazinel ya da televizyon haberlerinden değil de daha çok “Sağlam bilgiler” edinmeyi ,doğru olan neredeyse onu oradan bulup çıkarmayı amaç edinmiş felsefe ve filozoflar… Diğer taraftan bilim de doğrulara ulaşma amacını güder…Amaç bakımından farklılık olmamakla birlikte bilimle felsefe arasındaki fark; “…bilimlerin, ele aldıkları olaylar arasındaki ilişki ve bağıntıları belirtmekle yetinmeleri;felsefenin ise,bu ilişkilerin daha derinine;incelenen alanın köküne,temel ilkelerine yönelmesindedir…” “Bu durumda felsefe,bilgi vermekten çok,edinilmiş bilgi ve insanın vardığı yargılar konusunda bir irdeleme ve eleştiri olarak ortaya çıktı…” & Milyonlarca insan, İşte bu “soru soran” adamların neler söylediklerini anlamaya çalışıyor biz garibanlar gibi… Ve, “felsefe günleri” ya da “felsefe etkinlikleri” adını verdikleri günlerde, “Aristo’dan Kant’a…Nietzsche’den Marx’a kadar filozofların düşüncelerini ele alıyor…” & Felsefe Sanat Bilim Derneği’nin her yıl düzenlediği “Assos’ta Felsefe” etkinliği bu yıl 13-14 Şubat günleri yapılıyor. Türkiye’deki çeşitli üniversitelerden öğretim üyelerinin konuşmacı olarak katılacağı etkinlikte “Felsefe Nedir?” ve “Neden Felsefe?” sorularına yanıt aranıyor… & İhtiyacımız olan belki de “felsefe”dir.Kim bilir?
(cemedib) & (kaynak:Alain Button-Statü Endişesi/100 soruda felsefe-Selahattin Hilav/Hikmet Bila-Cumhuriyet) |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|