cemedib
» 19.12.2009 - "yeni" Eskişehir...
Dürüst olanların beceriksiz olduğu,
becerikli olanların ise dürüst olmadıkları gibi bir genel kanı vardır ki,
halkımız bu konuda vecizeler bile üretmiştir:
"yiyor ama çalışıyor abi" gibi...
Ancak bir belediye başkanı var ki,bu ülkede hem dürüst,ham de çalışkan olunabileceğini;
kafasını yalnızca ihalelere,yandaşlara peşkeş çekmeye,adam kayırmaya takmadan,sorumlusu olduğun kenti daha yaşanabilir bir hale getirmek için çalışmanın
nasıl sonuçlar yaratabileceğini de gösteriyor herkese:
Yılmaz Büyükerşen...
"Sanatın içine tükürenlere inat,
Caddelerinde kendi yaptığı heykelleri sergileyen,
Eskişehir gibi bir Anadolu kentini Avrupa'da sıralamaya sokan bir belediye başkanı...
Merkez nüfusu 550.000 olan kentte,yılda satılan tiyatro bileti sayısı 500.000...
Raylı sistemler,parklar,sosyal tesisler,köprüler...son olarak da plaj...
İlk fırsatta,
istikamet,Eskişehir...

|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 30.11.2009 - Göller...(sayısı mühim değil)

Hane halkının "biz yiğit Ali Ruşen'in zalim Bolu Beyi'ne savaş açtığı dağları ve Yedigöller'i görmek istiyoruz",
dayatmasına ilk direncimi göstermek üzereydim ki,
salonun ortasına bir tencere getirip,"oylama yapalım" önerisi çıktı bu kez karşıma...
2-1 lik kıl payı yenilgimin ardından yollara düştük bayram bayram...
Bolu'nun içinden ve "Yedigöller-42 km" yazan tabelanın gösterdiği dar sokaktan girip tırmanmaya başladığımızda
huylanmadım değil...Abi biz "göl"e gitmiyor muyuz,niye tırmanıyoruz ki?
Aklıma Temel'in çatıdaki adama ip atıp aşağı çekmesi geldi?
Biz böyle birini kurtarıyorduk ama,
"kuyudan mı,çatıdan mı?"
Sözümona Yedigöller'e gidiyoruz ama bu arada rakım 2000'lere vurdu...
Yol kenarında yılın ilk karına dokunuş ve soğuktan hızla arabaya dönüş...
Üzerinde "geyik" resmi olan tabelaları görüp,kendisini göremedik ama,
bol bol "onun" muhabbetini yapıp,kulağını çınlattık...
Yol boyunca, adını şimdi hatırlamadığım ama dökülmüş yapraklarının
büyük bir renk cümbüşü yarattığı ağaçlar arasından,
ve fakat,yağan yağmurda,stabilize yolda kaya kaya ulaştık
hedefe...
Şimdi,nasıl anlatsam...
O an,sanki,
"Yüzüklerin Efendisi"nin hedefine ulaşmış Frodo'su gibi hissettim kendimi..
Bu ne güzellik kardeşim...
Bu ne şahanelik...
Bu ne...?
|
Bağlantı
|
» 25.8.2009 - Tekirdağ'da bir sürgün...
 Tekirdağ'ın en az köfte ve boğma rakısı kadar bilinen bir başka kültürel ögesi de; Rakoczi Müzesi... 2008 yılında 3500 Macar,müzeyi ziyaret etmiş... Osmanlı ordusu Viyana kuşatmasını kaldırıp,Belgrad'a çekilince,Avusturya bu boşluğu affetmez ve Macaristan'ı işgal eder... Macarlar ayaklanır,II.Rakoczi Ferenc lider seçilir...Destek için Polonya'ya gittiğinde ise Macar beyleri Avusturya hakimiyetini kabul ederek Rakoczi'yi hain ilan eder... 1711'deki barış anlaşmasından sonra Rakoczi için sürgün yılları başlar...1717 yılına kadar Polonya,İngiltere ve Fransa'da dolaşıp, sonunda,1718 Pasarofça Anlaşması ile Tekirdağ'a yerleştirilir...1735 yılına,yani ölümüne kadar da burada yaşar. 1932 yılında müze yapılan ve içindeki eşyalarıyla birlikte Macar hükümetine ait olan yaşadığı ev, 1982 yılında ziyarete açılır... & (fotoğraf:cemedib)
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 21.7.2009 - "Edebi rehberler" ve bunları "Okuma mekanları"
 Kürşad OĞUZ,12 Temmuz 2009 tarihli "Newsweek Türkiye"de "Edebi kentin edebi rehberleri" başlıklı yazısında "son birkaç ayda yayımlanan ve kenti bir tür edebi haz vererek anlatan" kitaplardan sözediyor... Hangi kitaplardan mı? "Zamanın Suya İzi"...Tuncer Erdem "İstanbul'un Gezi Rehberi"...İsmail Güzelsoy "İstanbul'un Yokuş ve Merdivenleri"...Cahit Kayra "Çocukların İstanbul'u"...Haldun Hürel "Kehanet-İstanbul'un En Eski Öyküsü"...Nihan Azizlerli "İstanbul'da Yaşama Sanatı"...Haluk Dursun "Eski İstanbul:Gündelik Hayatından Renklerle"...Mehmet Mazak "İstanbul'un Esnaf Lokantaları"...Sevim Gökyıldız & Yazıda bir de bu kitapların okunabileceği "ideal" mekanların isimleri verilmiş tüyo olarak...İstanbul'u anlatan "edebi rehber"lerden birini edindiğinizde, rivayet odur ki,bu tür kitapları okuma şu yerlerde daha bir etkili oluyormuş...: "1-Tünel'deki Galata Mevlevihanesi'nin bahçesindeki sarnıca bakan bankta hafifçe ürpererek. 2-Güneşin en tepede olduğu saatlerde Emirgandaki çay bahçelerinin çınar serinliğinde. 3-Günbatımında Anadoluhisarı'ndaki Küçüksu Kasrı'nın bahçesinde arada bir karşıdaki Aşiyan Mezarlığı'nı -fani olduğunu anlaman için- keserek. 4-Yıldız Parkı'nda,şehrin göbeğinde bulunan nadir çimenlere uzanıp daha sonra bu keyfi anlatıp böbürlenecek olmanın keyfini çıkararak. 5-Sultanahmet'teki Arkeoloji Müzesi'nin bahçesinde,Osman Hamdi Bey'e bu yapıyı kente kazandırdığı için şükranlarını sunarak ve kedileri okşayarak. 6-Küçük Ayasofya'nın külliyesinde,arada bir hattatları gözlemleyip medeniyetler buluşması nasıl olabilir diye düşünerek." &
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 19.5.2009 - Bilge Köyü'nde...

Mardin'den Diyarbakır'a giderken fark ettik "BİLGE KÖYÜ" tabelasını...Daha önce de önünden geçtiğimiz bir sapakta...Masmavi gökyüzü ve bembeyaz bulutların altında aldık 3 km.lik köy yolunu...
 Bütün köyler gibi güzel bir köy,Bilge Köyü'de...Yeşillikler,ağaçlar,çiçekler,böcekler arasında her şeyin sadece hayatın güzelliğini duyumsattığı...Mis gibi her yer...
Köyün girişinde,bir süre önce katledilen 44 insanın yürekleri sızlatan mezarları...İnsan bütün bu ölümlerin,herkesin birbiriyle akraba olduğu bu bir avuç köyde yaşandığına inanamıyor... (cemedib)
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 9.5.2009 - Kavak-1951
» 4.5.2009 - Burgazada'nın "Çınar"ları...

Öykücülüğümüzün "Çınar"ı Sait Faik'in Burgazadası'ndaki evi...

Burgazada'nın 600 yıllık "Çınar"ı...
(Fotoğraflar:cemedib)
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 29.4.2009 - "Tavşan Adası..."
» 14.4.2009 - Kaçkarlar...

“Dik yamaçları kaplayan engin ormanlar coşku içinde... Mevsimler kol kola, renkler sarmaş dolaş... Altından taç kuşanmış ağaçlar, yeşil dalgaları kabararak yükselen bir orman denizi ve o ormanın bağrından dökülen bir gümüş dere... Burası Kaçkarlar...” (Turgut Tarhan/Atlas Dergisi/Ocak 2009/Sayı:109) |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
» 22.3.2009 - "Dünyanın en güzel 20 manzarası..."


ABD’li gezi yazarı Andrew Harper, bugüne dek seyahat ettiği ülkelerdeki en güzel 20 manzaranın bir listesini yaptı: İstanbul Boğazı 5’inci sırada... 1. South Rim bölgesinden Büyük Kanyon 2. Kowloon bölgesinden Hong Kong Adası 3. Tayland’daki Phang Nga Körfezi 4. New York’taki Rockefeller Plaza’dan Manhattan 5. Boğaz’dan İstanbul seması 6. Tanzanya’daki Ngorongoro Krateri 7. Londra’daki Waterloo Köprüsü’nden St. Paul Katedrali 8. San Francisco’daki Marin Burnu’ndan Golden Gate Köprüsü 9. Peru’daki İnka kenti “Maccu Picchu” 10. Meksika’da bulunan “Chichen Itza” arkeolojik sit alanından Yukatan Yarımadası 11. İtalya’daki “Villa San Michele”den Floransa 12. Fransa’da bulunan “Pont des Arts” yaya köprüsünden Paris 13. Fas’taki “Palais Jamai” otelinden Fes antik kenti 14. Nepal’deki Sarankot bölgesinden Annapurna zirveleri 15. Avustralya’daki Taronga Hayvanat Bahçesi’nden Sidney Limanı 16. Tibet’teki Lhasa Nehri’nden Potala Sarayı 17. Atina’daki Lycabettus Dağı’ndan “Parthenon” tapınağı 18. Antarktika’daki Lemaire Kanalı 19. Hindistan Udaipur’daki “Lake Palace” otelinden“The City Palace” 20. Myanmar’daki Bagan tapınakları
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|