cemedib



» 14.11.2009 - koca kulak...

Kategori: Konuk Yazar

 

Konuk Yazar:Graham Bell

 

 

Konuya direkt girmeyi tercih edicem okuyucu...

 

Şahsen bu dinleme olayının abartıldığını düşünüyorum....

Dinlenmesin de herkes aklına geleni vıdı vıdı konuşup dursun mu?

Neymiş,

"suç işlediğine ilişkin kuvvetli şüphe" olan ya da,

"başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması" durumlarında dinleme yapılabilirmiş...

İyi de...

Herkesi dinlemeden nasıl bilicem,nasıl ayırt edicem kim suç işlemiş,kim işlememiş,kim suça meyilli,kim değil?

Hı?

Var mı bir cevabınız?

Devir teknoloji devri,

artık öyle,reno toros otomobillere konuşlanıp,sabahlara kadar takip yapmanın alemi var mı okuyucu?

Formül şudur:

Herkesi dinlersin...suçsuzları ayırırsın...

 

Bakın size uygar bir ülkeden örnek vereyim...

gerçi örnek 1209 yılına ait ama yine de AB üyesi..

"Haçlılar,12 Temmuz 1209'da Beziers kalesini kuşattılar

.Beziers senyörleri ve halkı,Katharları haçlı ordusuna teslim etmeyeceklerini bildirince,kente karşı 'taş üstünde taş bırakmayacak' bir saldırı başlatıldı.22 Temmuz günü Beziers Kalesi düştü.Sağ kalan silahsız kent halkı,Yahudisi,Katoliği ve Kathar'ıyla çoluk çocuk katedrale sığınmıştı.Bu acıklı tablo önünde boşuna kan akıtmak istemeyen kuzeyli senyörler,haçlı seferini yöneten Başpapaz Arnaud Amaury'ye Tanrının kullarını "sapkın" Katharlar'dan nasıl ayıracaklarını sorunca..."

Ne dedi uygar Avrupalı?

'Hepsini öldürün,Tanrı kendi kullarını ayırır.'..."

Rejim yapar gibi..azar azar,sık sık yemek yer gibi...

azar azar...sık sık konuşun...

 

 

 

 

 

 

 

 


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 19.10.2009 - hımmm...

Kategori: Konuk Yazar


Gönderen:Chakma Feylesof

Lodoslu bir havada iskelede deniz otobüsünü beklerken,

şöyle bir anons yapıldı:

"Sayın yolcular...Seyir boyunca deniz dalgalı olacaktır...Etkilenenlere duyurulur..."

 

Tabii,hemen bir bağlantı kurdu zihnim:

Keşke,dedim,hayata başlarken de böyle uyarılar olsa:

"Bak evladım,dense...Bu hayatta seyir boyunca dalgalar-fırtınalar vardır,sarsılırsın,bulanırsın,çarpılırsın,

düşersin,kalkarsın...Göze alıyorsan,buyur!"

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 19.6.2009 - Bana bir masal anlat...

Kategori: Konuk Yazar

 

Gönderen:Hakan KARAYAVUZOĞLU

 

ÇOCUKLARA  MASALLAR

 

Sevgili Sunay AKIN,”Tuncay  Terzihanesi “ adlı kitabında ,okumakla  ve kitapla ilgili şöyle  yazıyor:

“Kitap ,bir  pencere aralığına  konulduğunda,odadan içeriye temiz  hava  girmesini  sağlar…İnsan için de  aynı işlevi  yerine  getirir…Okunduğunda,insan  beyninin  havalanmasına,oksijen kazanımıyla düşüncelerin  yenilenmesine  neden olur!”

Yaz  tatilinin başlamasıyla  birlikte,çocuklar , okul  yaşamının,anne ,babalar  iş yaşamının  stresinden uzaklaşmak ister,bu yıl bir  değişiklik  yaparak çocuğunuz  ve  kendiniz  için  yaşamınızda “MASAL”lara  yer açın.

&

Çocukları eğlendirirken eğiten, onları hayata hazırlayan, doğruya ve güzele yönelten, onlara iyi bireyler olmalarını öğütleyen edebiyat ürünü deyince aklınız ilk ne gelir? “Masal” dediğinizi duyar gibiyiz. Masallar, çocukları dış dünya konusunda bilgilendiriyor, onların hayal kurma yeteneğini geliştiriyor, iyilerin ödüllendirileceğini kötülerin cezalandırılacağını gösteriyor. En önemlisi ana dilini düzgün kullanmayı öğretiyor. Bu nedenlerden dolayı çocukların eğitiminde masallardan mutlaka yararlanmak gerekiyor.
&
Masal okurken bu noktaları atlamayın!


Çocuğunuza okuyacağınız masalları seçerken bilişsel ve duygusal gelişim basamaklarını göz önünde bulundurmayı unutmamak gerekiyor. Belli yaşlarda (karanlık, canavar, hayalet gibi soyut kavram ve kahramanlardan olumsuz etkilenebileceğini unutmayın. Bu sebeple kitap seçiminde azami dikkat göstermekte fayda var. Kitabı seçtiniz! Peki ne zaman ve nasıl okumalısınız?

Masalı gün içinde keyif alacağınız zamanda ya da yatmadan önce okuyun.
Masal okurken kullanacağınız ses tonu, ifade, mimik, jest ve tavırlara dikkat edin.
Şiddet içeren kitapları okumayın.
Kitaptaki resimler üzerine konuşun; ama ilk önce çocuğunuzun fikrini alın.
Sabırla okuyun. 10 kere bile aynı kitabı okumanızı isterse, üşenmeden okumaya devam edin.
Masalı her gün okumayı alışkanlık haline getirin.
Bütün enerjinizle orada olun. Çocuklar sizin masalı sıkılarak anlattığınızı anında fark ederler. Çocuğunuz uyumak üzereyse yumuşak, hareketliyse canlı bir ses tonu kullanın. Kelimeleri ne çok yayın ne de çok hızlı okuyun. Çocuğunuzun algılama düzeyini kontrol edin.
Masal anlatırken "Sence bir sonraki sayfada ne olacak?", "Bu masalın sonu nasıl olabilirdi?" gibi sorularla çocuğunuzun bilişsel becerilerinin ve problem çözme yetisinin gelişmesine katkıda bulunmaya gayret edin.
Masalı okuduktan sonra, çocuğunuzun masalın bir resmini yapmasını isteyerek masalı onun gözünden görebilirsiniz.
Sadece resimlerine bakarak masalı onun anlatmasını istemek de gelişimini destekleyecek bir etkinlik olabilir.
Anne ve babaya düşen en önemli görev masalı sabırla okumak ya da anlatmaktır.
Mimiklerinizi canlı tutun. Bir tiyatro sanatçısı gibi davranmanız gerekmiyor elbette; ama en azından el kol hareketleriyle canlılık kazandırabilirsiniz.
Masalı, kapıyı açmak, yemeğin altını kapatmak için kestiğinizde ve sayfayı çevirirken çocuğunuzu “Ay! Bakalım neler olmuş?” şeklinde cümleler kurarak meraklandırın.
Masalı çocuğunuz oyun oynamaktan yorulduğu zamanlarda okumak daha iyi netice verir.
Çocuğunuzun okuduğunuz masal üzerinde düşünmesini sağlayın. Sorularınıza cevap verirken ne demek istediğini tam olarak anlatamıyorsa bile sakın “ne dediğini hiç anlamadım” gibi bir cümle kurmayın. Başınızla onu onaylayın ve masalın ana fikrini anlatın.
Çocuğunuzun bir kitabı okumasını istiyorsanız, asla emretmeyin. “Şöyle bir kitap okudum. Çok güzeldi. Senin de okumanı isterdim.” deyip kitabı çocuğunuzun odasına bırakın ve çıkın. Emin olun ki çocuğunuz o kitabı okuyacaktır.
Kitap okuma saatlerini kendiniz için de bir zevk haline getirin. Yerlere minderler koyun, meyve tabakları hazırlayın ve çocuklarla aynı hizada oturmaya dikkat edin.
Masal kahramanını tarif ederken “aynı senin gibi” ya da “teyzene çok benziyor” gibi cümleler kullanırsanız çocuğunuzun hayal gücünü sınırlamış olursunuz.

&

Şimdi  sizlerle  iki masalı paylaşacağım;

 

SEN ADAM OLAMAZSIN  MASALI:

Hikâyeyi bilirsiniz...

 

Haylaz, yaramaz, anne-baba tanımayan,arkadaş,dostluk nedir  bilmeyen, makam-mevki peşinde koşan bir çocuk varmış;

 

Oğlan, “babasına yaka silktiren hırt”ın biriymiş!.. Yaptığı hiçbir işten “hayır” gelmezmiş!..

Babası da, her seferinde, “Oğlum sen adam olmazsın!” dermiş!..

Çocuk ya, içine işlemiş bu söz!..

Köyden kaçıp, şehre inmiş...

Okumuş!.. Sonunda “vali” olmuş!..

Vali olunca da, “jandarma”ları göndermiş köye!..

“Gidin, filanca adamı getirin buraya!”

Jandarmalar, “filanca adam”ın bir “suçlu” olduğunu düşünüp; “postal”la tekmeledikten, “dipçik”le kafasını yardıktan sonra, bir “av hayvanı”nı sürükler gibi, “sürükleye sürükleye” getirip, fırlatmışlar “valinin makam koltuğu”nun önüne!..

Adamcağız, nice zaman geçtikten sonra kendine gelip, şöyle etrafına bakınca, bir de ne görsün?!?

Karşısında “oğlu” duruyor!.. Üstelik, “pis pis sırıtarak” şöyle demesin mi;

“Yaa, gördün mü baba?.. Sen bana ‘adam olamazsın’ dedin, ama gördüğün gibi, okuyup vali oldum!”

Baba, acıyla doğrulup, “Oğul” demiş;

“Ben sana vali olamazsın demedim ki!.. Adam olamazsın dedim!.. Doğru, vali olmuşsun, ama hâlâ adam olamamışsın!..

Eğer adam olsaydın; beni bu şekilde ayağına getirtmez, köye gelir, elimi öperdin!”

Şimdi  hepinizin biz  bu masalı biliyoruz  dediğini  duyar  gibiyim  ama  kaçımız  bu masalda  geçen  hikayede ki  çocuk(kaymakam) gibiyiz  hiç onu  sorguladık mı?

 

ÇIPLAK KRAL MASALI

  Ülkenin birinde giyimine düşkün,kendini beğenmiş bir kral varmış.Kendini çok akıllı sanan kral,giyim kuşamdan başka bir şey düşünmezmiş.

  Günlerden bir gün komşu ülkenin kralı kendisini ziyaret etmek istediğini  bildirmiş.Elbette ki,bizim kralın ilk aklına gelen yine ne giyeceği olmuş.Hemen adamlarını çağırtmış

-"Tüm dünyaya haber gönderin"demiş."Öyle bir elbise istiyorum ki,dünyada bir eşi daha olmasın.Bana böyle bir elbise dikecek terziyi zengin edeceğim.Misafirlerimi karşılarken bu elbiseyi giyeceğim."

  Kısa bir süre sonra,haber her yana yayılmış.En iyi terziler,ellerindeki kumaşlarla,saraya gelmişler.Hepsi yapacaklarını krala anlatıyormuş.Ama kral anlatılanlardan hiç birini beğenmiyor;

-"Çok daha güzel olmalı!"diye bağırıp duruyormuş.

  Sonunda çok genç bir terzi çıkmış kralın karşısına.

-"Sen ne getirdin bakalım"diye sormuş kral.Terzinin genç ve tecrübesiz duruşu kralın umudunu iyice kırmış.

-"Benim getirdiğim çok özel sevgili kralım"demiş genç terzi."Size öyle bir kumaş dokuyup,öyle bir elbise dikeceğim ki,sizden önce kimse böyle bir elbiseyi giymemiş olacak."

  Kral bu sözlere çok şaşırmış.

-"Ancak bir şartım var"demiş genç terzi."Giysiyi bitirene kadar işimize hiç kimse karışmayacak."

  Kral aradığını bulmanın sevinciyle kabul etmiş bu şartı.Hemen iki kese altın verip;

-"Çabuk olun o zamana!"diye emretmiş.

  Genç terzi hemen başlamış çalışmaya.Ertesi gün iki kese altın daha istemiş kraldan.Kral hiç itiraz etmeden vermiş altınlarını.Aradan günler geçtikçe,kral genç terzinin  dokuduğunu söylediği kumaşı merak etmiş.Sonunda dayanamayıp,çalıştığı odaya girmiş.Genç terzi tezgahınbaşında harıl harıl çalışıyormuş.Kral sessizce bir süre izlemiş,bir şey göremeyince;

-"Demek bunca zamandır boş oturdun ha!"diye kükremiş."Kese kese altınları ben boşuna mı verdim sana!"

  Terzi sakin ve kendinden emin;

-"Saygıdeğer kralım"demiş.Bu kumaşı sadece akıllı insanlar görebilir.Bakın ne kadar da güzel oldu.Öyle değil mi?"

  Kral ne diyeceğini şaşırmış.Aptal durumuna düşmemek için;

-"Evet evet çok güzel"demek zorunda kalmış ve hızla çıkmış odadan.

Kralın elbisesi şehirde kulaktan kulağa dolaşır olmuş."Sadece akıllılar görebilir!"İnsanların merakı bunu duydukça daha çok artıyormuş.Sonunda tören günü gelmiş.Halk toplanmış,hazırlıklar bitmiş.Terzi kralı soymuş ve gerçekten varmış gibi üzerine bir elbise giydirmiş.Sonrada karşısına geçip;

-"Çok şık oldunuz efendim"demiş.
-"Muhteşemsiniz."

  Kral genç terzinin bu iltifatları karşısında,aynada gördüğü çıplak bedene hiç aldırmadan;

-"Eline sağlık,çok güzel olmuş"demiş.

  Kral yeni elbiseleri ile çıkmış saraydan.Dışarıda toplanan halk kralı çıplak görünce çok şaşırmışlar.Ama kimse cesaret edip krala gerçeği söyleyememiş.Birden küçük bir çocuk haykırmış;

-"Kral çıplak!"

  Ardından cesaretlenen halk,gülmeye başlamış.Kral geç de olsa gerçeği böyle acı bir şekilde anlamış.

 

Şimdi  hepinizin biz  bu masalı da  biliyoruz  dediğini  duyar  gibiyim  ama  kaçımız  bu masalda  geçen  hikayede ki  çocuk  gibiyiz  hiç onu  sorguladık mı?

 

Yazımı  Murathan Mungan’ın  bir şiiriyle  bitiriyorum.

“Yenik düşüyor her şey zamana
Biz büyüdük ve kirlendi dünya”

 

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 29.4.2009 - "GENÇ OKURLAR İÇİN KISA BİR DÜNYA TARİHİ"

Kategori: Konuk Yazar

Gönderen:Hakan KARAYAVUZOĞLU

“TARİH”İ SEVMEK VE TARİH OKUMAK:

BAZI BESLEYİCİ YEMEKLER VARDIR ÇOK YARARLI OLDUKLARI HALDE BİRÇOK İNSAN TARAFINDAN YENİLMEZ , BEĞENİLMEZ...BAMYA,PIRASA,ISIRGAN BUNLARDAN BİRKAÇIDIR.TARİH VE TARİHİ OKUMAK DA AYNI BÖYLE YARARLI ANCAK BİR ÇOK KİMSE TARAFINDAN OKUNMAYAN VE SEVİLMEYEN BİR BİLİM DALIDIR.

TÜRKİYE’DE TARİH , TARAFLI VE GERÇEKLERİ ORTAYA KOYMAKTAN UZAK OLDUĞUNDAN KİMSE TARAFINDAN SEVİLMİYOR.BELKİ DE İNSANLAR İNANMALARI İSTENEN KONULARA  İNANDIKLARI,BU YALANLARIN MUTLULUĞU İLE GERÇEĞE ULAŞMAMAK İÇİN TARİHİ OKUMUYOR VE SEVMİYOR.OYSA TARİH EN BÜYÜK ÖĞRETMENDİR...

"GENÇ OKURLAR İÇİN KISA BİR DÜNYA TARİHİ" İSİMLİ KİTAP ALMAN YAZAR ERNST H.GOMBRICH TARAFINDAN KALEME ALINMIŞ VE DEĞERLİ BİLİMİNSANI PROF.DR. AHMET MUMCU TARAFINDAN DİLİMİZE ÇEVRİLMİŞ BİR KİTAP.KİTAP GENÇ OKURLAR İÇİN HAZIRLANMIŞSA DA GENÇLER KİTAP OKUMADIĞINDAN İŞ YİNE BİZE YANI GENÇ OLMAYANLARA DÜŞTÜ.

MISIR’DA 5000 YIL ÖNCE YAZILMIŞ BİLGE BİR SÖZ ŞÖYLEDİR;”DOĞRU VE BİLGECE SÖZLER,YEŞİL DEĞERLİ TAŞLARDAN DAHA ENDERDİR,AMA ONLARI İNSAN, DEĞİRMEN TAŞLARINI DÖNDÜREN YOKSUL DEĞİRMENCİ KIZLARDAN İŞİTEBİLİR”.

ŞİMDİ ADI GEÇEN KİTAPTAN BİRKAÇ KONUYU SİZLE PAYLAŞMAK İSTERİM...

ANAYASA,DEMOKRASİ VE POLİTİKANIN ORTAYA ÇIKIŞINA BAKALIM.

“BU SOYLULAR ARASINDA BİRİ VARDI Kİ ÇOK AKILLI VE BİLGE BİR İNSANDI.BU KÜÇÜK DEVLETİ YENİ TEMELLER ÜZERİNE OTURTTU.BU SOYLUNUN ADI SOLON’DUR.YAPTIĞI TEMEL DÜZENLEME, İSA’DAN ÖNCE 594 YILINA DENK DÜŞER.BU DÜZENLEMEYE “SOLON ANAYASASI”DENİRBU TEMEL YASAYA GÖRE ,KENTİN YURTTAŞLARI NELER YAPILMASI GEREKTİĞİNE KENDİLERİ KARAR VERECEKLERDİ.YUTTAŞLAR ATİNA’NIN PAZAR YERİNDE TOPLANACAKLAR VE YAPILACAK İŞLERİ OYLAYACAKLARDIR.OYLAMADA KARAR ÇOĞUNLUKLA VERİLECEK VE BU ŞEKİLDE ALINACAK KARARLARI UYGULAYACAK,”DENEYİMLİ ERKEKLERDEN OLUŞAN BİR KURUL SEÇİLECEKTİR.”BU TÜR BİR DEVLET YÖNETİMİ HALK EGEMENLİĞİNE DAYANIR.YUNANCASI “DEMOKRASİ”DİR. ELBETTE ATİNA’DA YAŞAYAN HERKES TOPLANTIDA OY KULLANMA HAKKINA SAHİP YURTTAŞLARDAN SAYILMAZDI.BUNUN İÇİN “HER ŞEY DEN ÖNCE BELLİ BİR SERVET SAHİBİ OLMAK GEREKLİYDİ”.BU NEDENLE PEK ÇOK ATİNALI EGEMENLİĞE ORTAK DEĞİLDİ.AMA HERKESE GENE DE DÜŞÜNCESİNİ BELİRTME HAKKI TANINMIŞTIR. BU NEDENLE ORADA YAŞAYAN HERKES KENTİN İŞLEYİŞİYLE İLGİLİYDİ. YUNANCA KENT,POLİS ADI TAŞIRDI,KENTLE İLGİLİ İŞLERE DE POLİTİKA DENİLİRDİ.

ŞİMDİ BUNLARI OKUYUNCA İSA’DAN ÖNCE 594 YILINDA Kİ UYGULAMA İLE GÜNÜMÜZDEKİ UYGULAMALAR ARASINDA, İNSANIN VE AKLIN GELİŞİMİNE UYGUN OLMAYAN BİR ÇOK UYGULAMANIN VARLIĞI ORTADADIR.

YİNE MECLİSLER ”DENEYİMLİ ERKEKLERDEN “ OLUŞUYOR VE YİNE BU MECLİSLERDE SÖZ SAHİBİ OLMAK İÇİN”HERŞEYDEN ÖNCE BELLİ BİR SERVET SAHİBİ OLMAK”GEREKİYOR

YÖNETİMLE İLGİ OLARAK DA;

“YOKSUL İNSAN YIĞINLARI DA SEVİLEN VE KENDİLERİNE TAHIL VERİP ARADA BİR EĞLENCE DÜZENLEYEN HER İNSANA BAĞLNIRDI”İSA’NIN DOĞUMUNDAN 130 YIL ÖNCE .KİM HALKA ÇOK VE GÖRKEMLİ ŞENLİKLER DÜZENLERSE VE BOL TAHIL GETİRİP DAĞITIRSA KENTTE PEK SEVİLİR,BÖYLECE DİLEDİĞİ HER ŞEYİ YAPMA İMKANINA KAVUŞURDU.BAZAN BİRİ KENDİ YANINA ORDUYU VE SOYLU ROMALILAR’I ÇEKER ,ONLARI KULLANARAK SAYGINLIK SAHİBİ OLMAK İSTERDİ. BAZILARI DA YANLARINA KENT HALKINININ ÇOĞUNLUĞU İLE YOKSUL KÖYLÜ YIĞINLARINI ÇEKİP BU İŞİ DENERLERDİ."

NE KADAR BENZER ŞEYLERİ YAŞADIĞIMIZIN UMARIM FARKINDASINIZDIR ,İSA’NIN DOĞUMUNDAN 130 YIL ÖNCESİ İLE...

HER GÜN TELEVİZYONLARDA EĞLENCE, ALANLARDA FESTİVAL VE ŞENLİKLER VE DAĞITILAN KUMANYA VE YİYECEKLER...

İNSANLA İLGİLİ OLARAK DA;

“BİR TELLAL SOKAĞA ÇIKIP DAVULUNA VURA VURA “EY AHALİ ,ŞİMDİ YEPYENİ BİR ÇAĞ BAŞLIYOOOOOR” DİYE BAĞIRSA VE BİZ DE YENİ BİR DÖNEME GEÇTİĞİMİZİ BİLSEYDİK NE İYİ OLURDU DEĞİL Mİ? OYSA ZAMANIN DEĞİŞİKLİĞİ BÖYLESİNE ÇABUK OLMUYOR .İNSANLAR GÖRÜŞLERİNİ,ANLAYIŞ VE DAVRANIŞ BİÇİMLERİNİ DEĞİŞTİRİRKEN BUNUN HİÇ FARKINA VARMIYORLAR”

LEONARDO DA VİNCİ,KENDİSİNE BİR ZINDIK DENİLMESİNİN VERDİĞİ ÜRKÜNTÜDEN ÇOK,BİR BAŞKA NEDENLE DE OLAĞANÜSTÜ BULUŞLARINI KENDİNDEN BAŞKA KİMSENİN BİLMEMESİNİ İSTEMİŞTİR.O İNSANLARI ÇOK İYİ TANIMIŞTI; BULUŞLARINI İNSANLARIN BİRBİRİNİ BOĞAZLAMALARI İÇİN KULLANABİLMESİNDEN KAYGI DUYUYORDU. BU DÜŞÜNCENİN ETKİSİ ALTINDADIR Kİ LEONARDO’NUN NOTLARI ARASINDA ŞÖYLE BİR İFADE OKUYORUZ.” İNSANLARIN SUALTINDA UZUN ZAMAN NASIL KALABİLECEĞİNİ BİLİYORUM.AMA BU DÜŞÜNCEMİ NE YAYINLIYORUM NE DE KİMSEYE SÖYLÜYORUM.ZİRA İNSANLAR KÖTÜDÜR VE BENİM BİLDİĞİM BU SANATI BİRBİRLERİNİ DENİZ ALTINDA DAHİ ÖLDÜRMEK İÇİN KULLANABİLİR.ÖRNEĞİN GEMİLERİN DİBİNİ OYUP İÇİNDEKİ BÜTÜN İNSANLARLA BİRLİKTE BATIRABİLİRLER.”

ŞİMDİ SORMAK GEREK;

LEONARDO KORKMASINDA HAKSIZ MI?

 

 


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 27.2.2009 - Küçük Şeyler" üzerine...

Kategori: Konuk Yazar

Gönderen:Hakan Karayavuzoğlu

 

KÜÇÜK ŞEYLER;

ÜSTÜN DÖKMEN’İN KİTAPLARINA VERDİĞİ İSİM “KÜÇÜK ŞEYLER”;İLGİNÇ DEĞİL Mİ ? KOCAMAN BİR YAŞAMI KÜÇÜK ŞEYLER ÜZERİNDEN SORGULAMAK VE KURMAK. ASLINDA KÜÇÜK MUTLULUKLAR NASIL BİRİKEREK BÜYÜK MUTLULUKLARI OLUŞTURUYORSA,KÜÇÜK MUTSUZLUKLARDA BÜYÜK MUTSUZLUKLARI BÜYÜK ÇATIŞMALARI OLUŞTURMAKTADIR.

KİTABI OKURKEN KÜÇÜK ŞEYLERDEN NELER ÇIKARDIĞIMIZI GÖRÜYORUZ,GÖRÜYORUZ DA YAŞAMDA UYGULAYAMIYORUZ SORUN BURDA GALİBA.”KÜÇÜK ŞEYLER 2 “ KİTABINDAN ALINTILARLA YOLUMUZA DEVAM EDELİM.

ÇOCUKLARA YENİ GÖZLE BAKMAK;

EVİNİZE MİSAFİR GELİR, ÇOCUĞUNUZ OYUNCAK AYISINA SIKI SIKI SARILIR, MİSAFİR ÇOCUĞA ELLETMEZ.NE YAPARSINIZ?ÇOĞUNLUK HEMEN “HADİ YAVRUM, KARDEŞLE PAYLAŞ”DER.

ŞİMDİ BU OLAYA BİRİNCİ BAKIŞ TARZI ŞU OLABİLİR:”PAYLAŞ” DİYEREK ÇOCUĞA PAYLAŞMAYI ÖĞRETİYORUZ,PAYLAŞMAK ÖNEMLİ BİR TOPLUMSAL DEĞERDİR. ANCAK OLAYA BİR DE ŞU AÇIDAN BAKABİLİR MİYİZ:

ÇOCUK OYUNCAĞINI NİÇİN PAYLAŞSIN? ŞART MI?BİZ YETİŞKİNLERİN,EN AZINDAN BAZILARIMIZIN,EVLERİMİZ,ARABALARIMIZ VAR.BİZ BUNLARI İHTİYACI OLAN GARİBAN KARDEŞLERİMİZLE PAYLAŞIYOR MUYUZ?EVİMİZDEKİ FAZLA ODAYI BİR ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİNE VERİYOR MUSUNUZ?ÇOCUK NİYE PAYLAŞSIN?ÜSTELİK HAYATTAKİ TEK MAL VARLIĞI O AYICIK.VERGİ VERMEK İÇİN ELİ CEBİNE ZOR GİDEN,KAZANCINI ÜLKESİYLE PAYLAŞMAYA HEVESLİ OLMAYAN NİCE YETİŞKİN ,ÇOCUKLARIN KARŞISINA GEÇİNCE BİR AHLAK ABİDESİ KESİLİR;”ÇOK AYIP,KARDEŞİNLE PAYLAŞ” DER.”ÖNCE SEN PAYLAŞ DA ÇOCUĞA ÖRNEK OL”DEMEK İSTERİM BÖYLELERİNE.

YAŞAM MUHASEBESİ:

DADAŞIN OTOBÜSÜ;

ÜZERİNDE “DADAŞ TURİZM” YAZAN OTOBÜS MOLA YERİNDE DURMUŞ,YOLCULARDAN BİR DADAŞ ÇAY İÇMEK İÇİN ÇAYHANEYE GİRMİŞ.ÇIKTIĞINDA BİR DE BAKMIŞ Kİ DADAŞ TURİZME AİT BEŞ OTOBÜS DAHA PARK ETMİŞ.PLAKAYA BAKMADIĞI İÇİN ALTI OTOBÜSTEN HANGİSİNİN KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU BİLEMEMİŞ.TAM O SIRADA OTOBÜSLER KALKMAYA HAZIRLANDIKLARI İÇİN TELAŞA KAPILMIŞ,HEMEN ÖNÜNDEKİ OTOBÜSE ÖN TARAFTAN BİNİP YÜZÜNÜ YOLCULARA DÖNMÜŞ VE YÜKSEK SESLE “DADAŞ HELE BİR BAKIN BAKAYIM BEN BU OTOBÜSÜN YOLCUSU MUYUM?DİYE SORMUŞ.

YUKARIDAKİ HİKAYE BELKİ GERÇEK,BELKİ DEĞİL.ANCAK BENİ BİR NOKTADA ETKİLEDİ SANIRIM.BU DÜNYADA ZAMAN ZAMAN O KADAR KÖTÜ ŞEYLER,İNSANA,İNSANLIĞA YAKIŞMAYAN,EN AZINDAN BANA TERS GELEN ÖYLE İĞRENÇLİKLER OLUYOR Kİ,BAZAN ORTAYA ÇIKIP DÜNYAYA DOĞRU;

“HELE KARDAŞ ,BAKIN BAKAYIM,BEN BU DÜNYANIN İNSANI MIYIM?

DİYE SORMAK GELİYOR İÇİMDEN

KİŞİSEL GELİŞİM GERÇEKTEN GEREKLİ Mİ, KİMİ GELİŞTİRİR?

KÖY TAVUĞU MUSUNUZ,MAKİNE TAVUĞU MU?

BİR SÜREDİR HEM İLGİNÇ GELEN HEM DE BENİ RAHATSIZ EDEN BİR ŞEY DÜŞÜNMEYE BAŞLADIM.İKİ TÜR TAVUK VARDIR:BİRİNCİSİ KÖY TAVUĞU.KÖY TAVUĞU OLMAK BİRAZ RİSKLİDİR AMA EĞLENCELİDİR.SİZİ KEDİ KOVALAYABİLİR,AÇ KALABİLİRSİNİZ AMA AYNI ZAMANDA ÖZGÜRSÜNÜZDÜR,GÜNLERİNİZ KEYİFLİ GEÇER,SAĞDA SOLDA DOLANIP DURURSUNUZ. BİR DE MAKİNE TAVUĞU VARDIR.MAKİNEDE , ANNESİNİN TÜYLERİ ALTINDA DEĞİL,LAMBALARIN ALTINDA GÖZLERİNİ AÇAR DÜNYAYA,KARDEŞLERİNİZLE BİRLİKTE PEŞİNDEN GİDECEĞİNİZ BİR ANNENİZ YOKTUR.ÇOK SIKIŞIK BİR DÜZEN İÇİNDE HIZLA BÜYÜMEYE BAŞLARSINIZ,YİYECEK SORUNUNUZ YOKTUR,SAHİBİNİZ SİZİ İYİ BESLEMEKTEDİR,KİŞİSEL GELİŞİMİNİZE ÖNEM VERMEKTEDİR.ANCAK BU SIKIŞIK ORTAMDA SİZE ÖZGÜRLÜK YOKTUR,PİLİÇ DOLU ALANIN ÖTEKİ UCUNA GİDİP YENİ ARKADAŞLARLA TANIŞAMAZSINIZ.TEK DOSTUNUZ ,SÜREKLİ KANAT KANATA DURDUĞUNUZ ÇEVRENİZDEKİ BİRKAÇ PİLİÇTİR.ANCAK ONLAR DA SÜREKLİ OLARAK KİŞİSEL GELİŞMEYE ÇALIŞTIKLARINDAN SİZİNLE FAZLA İLGİLENMEZLER.ŞİMDİ,ACABA BEN NEYİM,SİZ NESİNİZ?KÖY TAVUĞU MU,MAKİNE TAVUĞU MU?

SUNAY AKIN; OKUMAKLA İLGİLİ ŞÖYLE YAZIYOR;

İÇERİYE TEMİZ HAVA GİRSİN DİYE CAMI AÇIP ,AÇIK DURMASI İÇİNDE ARASINA BAZAN KİTAP KOYARIZ,CAMDAN GİREN TEMİZ HAVA ODAYA DOLAR VE KİRLİ HAVA TEMİZLENİR.KİTAP OKUMAKTA BEYNİN OKSİJEN,TEMİZ HAVA GEREKSİNİMİNİ GİDERİR.ONUN DAHA İYİ ÇALIŞMASINI SAĞLAR.

YAZIMI ÜSTÜN DÖKMEN’İN “KÜÇÜK ŞEYLER 2”KİTABININ OKUMAK BÖLÜMÜNDE Kİ BİR ALINTI İLE BİTİRMEK İSTİYORUM;

“OKUMAK İÇİN İKİ ELİ BİR ARAYA GELMEYEN MİLLETLERİN

İKİ YAKASI DA BİR ARAYA GELMEZ.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 22.2.2009 - Aşkın Diğer Yüzü...

Kategori: Konuk Yazar

“AŞK KÖPEKLİKTİR”/Ahmet/ÜMİT

 

Konuk Yazar:PETEK

Bu kitapta Aşk; yaşamı sıradan olmaktan kurtaran bir detay olarak anlatılıyor.Her aşk birgün biter .
Aşk insanı KAREKTERLİ bir duruştan uzaklaştırıp,ONURSUZ bir hayata sürükler,işte insan burada insanlığından çıkar.Oysa sevgi insanı insan yapan,yücelten, karşılıksız ve içtendir.
'' Aşk bir özentidir'' isimli öykü oldukça çarpıcı:Makam ve statü ne olursa olsun bir ÖZENTİ ve sönen bir hayatı hatta birkaç hayatı anlatıyor.Mükemmel gibi görünen bir ilişkinin hiç de öyle olmadığını büyük bir yıkımla anlamak çok acı olsa gerek.
AŞK VE SEVGİ birbiriyle karıştırılmamalı.Hayatımızda sıradan gibi görünen birçok şey de bizi mutlu edebilir.Soluk almak ,sevdiğin müziği dinlemek,yürümek ,koşmak,dostluklar vb.
Amet Ümit'e göre AŞK:YALAN: ''Aşkın görünen kısmı çok küçük bir bölümdür.Ama o aysbergin görünen kısmı çok küçük bir bölümüdür.O aysbergin üstünde kalan kısmı o kadar pırıltılı anlatılıyor ki ... oysa geride büyük acılar, yıkımlar var''.
Kitapta AŞK ve CİNAYET hayatımızdaki sıradanlığı değiştiren iki fiil olarak birlikte sunuluyor.

&

(Arka Kapak:

Aşk, imkânsızı ümit etmektir. Ahmet Ümit, “Aşk Köpekliktir”de bu derin gerçeği anlatıyor: aşkın göz kamaştıran yanılsamasını, muhteşem bencilliğini, karanlık cesaretini, görkemli yıkıcılığını…
Kitaptaki öykülerde aşk bir kavramlar galerisi olarak yer alıyor. On ayrı öyküde, aşkın on ayrı yüzü sergileniyor. Aşk, kimi zaman kanlı bir cinayet için kâfi delil oluyor, kimi zaman bir mucize, kimi zaman çözümsüz bir problem, kimi zaman bir ütopya, çoğu zaman da köpeklik. Aşkı anlatırken gerçeklerden yola çıkıyor yazarımız. Abartısız, basit, yalın ama insanı sarsan gerçeklerden. Aşkın büyüleyici güzelliğinin yanında insan benliğini yok sayan çirkinliğini de dile getiriyor. İnsanı rüyalara sürükleyen heyecanı kadar, ruhumuzu karanlık labirentlerde koşturan kör coşkusunu da gözler önüne seriyor. Aşkın ne olduğunu tarife kalkmıyor yazarımız, ama bu duyguyu okurla tartışıyor.)


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 15.2.2009 - "MORRİE İLE HER SALI (bir film ,bir yaşam hikayesi)..."

Kategori: Konuk Yazar


Konuk Yazar:PETEK

MORRİE İLE HER SALI (bir film ,bir yaşam hikayesi)

Yönetmen

Mick Jackson

Senaryo Yazarı

Thomas Rickman

Oyuncular

Jack Lemmon (Morrie Schwartz), Hank Azaria (Mitch Albom), Wendy Moniz (Janine), Caroline Aaron (Connie), Bonnie Bartlett (Charlotte), John Carroll Lynch (Walter), John Billingsley

Müzik

Marco Beltrami

&

Bir insanın yaşam felsefesi;
-Eğer ölmeyi bilirsen,yaşamayı da bilirsin...
-Birbirimizi sevelim yoksa bırakın ölelim
-Önemli olan aşık olmak değil,aşık olunmaktır.başkalarının hayatının bir parçası olabilmek;başka biriyle hayatı paylaşmak, ona birşeyler verebilmektir.

* * * * *
Unutma bugün o gün onu mutlu et...
senin için bu kadar önemli ise zaman yarat...
Dokun sadece dokun hiç birşey söyleme bırak
Anlamını bulsun zaman

* * * * *
kimse yalnız varolamaz;
ne yoksul, ne de polis...
açlık kimlik tanımaz
birbirimizi sevelim ya da bırakın ölelim...


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Bağlantılar


» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv
» Arkadaşlarım
» e-posta
» Blog RSS

Kategoriler



Arkadaşlar »
>

EkleBunu RSS Ekle Butonu
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |