cemedib



» 19.12.2009 - entelektüel...


Show tv'deki “yetenek sizsiniz” programına katılan illüzyonist gencin gösterisini çok beğenen jüri üyesi Hülya Avşar,

"havada duran yüzük" numarasıyla ilgili olarak yarışmacıya hayretle sordu:

 

"Neyle ilgili bu,Arşimet Kanunu'yla mı?"

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 26.11.2009 - "hanımefendi-centilmen"


"Scarlett:Bayım,pek centilmen olduğunuzu söyleyemeyeceğim.

Rhett Butler:Siz de bayan,pek hanımefendi sayılmazsınız"

&

(Rüzgar Gibi Geçti-Gone with the Wind)

 

Bağlantı

» 22.11.2009 - "Nuh'un Gemisi ve made in China..."

Modern bir "Nuh Tufanı" hikayesi...Maya takvimine göre 2012 yılında "Dünyanın Sonu"nun geleceği varsayımı

müthiş bir görsellikle sunuluyor...

İnsanlığı kurtaracak geminin "Made in China" olmasının altında yatan ucuz işçilik

ve Çinlilerin her şeyi yapabileceği inancı mı?

ABD başkanının, gemiye kendi yerine bir bilim adamını göndermesi ve

"bir bilim adamı 20 politikacıdan daha önemlidir" sözü ise hiç de yabana atılacak gibi değil...


 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 25.9.2009 - "Berfin"


http://www.gunesigordum.com/gunes_tr.html
‘Güneşi Gördüm’
, Türkiye’nin Oscar aday adayı oldu. 1 Ekim 2008 ile 30 Eylül 2009 tarihleri arasında vizyona girmiş yapımlar arasından, 13 kişilik bir kurulun yaptığı seçimle belirlenen film, şimdi de 9 filmlik son aday adaylığı listesinde yer almak için Akademi’de yarışacak; ilk 5’e girerse ise Oscar adayı olmuş olacak. ‘Üç Maymun’ geçen yıl son aday aday listesine girmiş, ancak ilk 5’e kalamamıştı. Doğuda bir sınır köyünde mayınların arasında geçen film, zorunlu göç uygulaması nedeniyle köklerinden ayrılmak zorunda kalan Altun ailelerinin, bir bilinmeze doğru yola çıkışını konu alıyor.

&

Mayınların arasında, doğuda bir sınır köyü...

25 yıldır iki tarafın arasında kalan çaresiz insanlar...

Zorunlu göç uygulaması nedeniyle doğup büyüdükleri topraklardan, köklerinden ayrılmak zorunda kalan Altun aileleri, köklerinden koparak bir bilinmeze doğru yola çıkarlar.

Davut Altun, ailesiyle birlikte kaçak yollardan da olsa en kısa zamanda Norveç'e gitmeyi istemektedir. Haydar Altun ve ailesi içinse göç yolu İstanbul'a doğrudur...

Yolculuk başlamıştır...

Bitmek bilmez fıtınalardan geçip gelmiş, yollarını kaybetmiş, çaresizce bir çıkış arayan insanların, kendi güneşinden koparılmış ve geleceğin bilinmezliğinde kaybolmuş çocukların, bir göçün hikayesidir...

Her türlü ayrımcılığa ve ötekileştirmeye karşı duran, savaşın, kavganın, kendine benzemeyeni hor görmenin sorunun ta kendisi olduğunu söyleyen bu filmde anlatılan: hepimizin, memleketimizin, Türkiye'nin hikayesidir...

&

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 6.9.2009 - gergedanlaştırdıklarımızdan....

Son günlerde Eugene Ionesco’nun “Gergedanlar” oyununa çeşitli vesilelerle göndermede bulunuluyor...

Ionesco'nun Nazi Almanyası’ndaki totaliterleşmeyi eleştirmek için yazdığı oyun aynı zamanda "galip gelene" yanaşmak için yanıp tutuşanların da öyküsü...

&

“Şehirde herkes Gergedan olmaya başlayınca, önce bu dönüşüm korkuyla karşılanır, halktan tepki ve lanet gelmeye başlar. ‘Gergedan’a dönüşüm’ artınca halk (giderek) bunu benimsemeye, bunun o kadar da fena bir şey olmadığına karar verir. Sadece Berenger bu saçmalığa karşı çıkar ve halkı uyarır, ama nafile! Her geçen gün (‘gergedanlaşanların’ sayısındaki) artış devam eder. Sıra (Berenger’in) en yakın dostlarına gelmiştir. Onlar da malum dönüşüme ayak uydururlar. (En son ‘gergedan’ olmayı seçen) sevgilisi Daisy’nin de gidişiyle, Berenger’in ‘Herkese karşı, kendimi savunacağım, herkese karşı, kendimi savunacağım! Son insanım ben, sonuna kadar da insan kalacağım!’ sözleriyle oyun sona erer…”

“Gergedan”ın ikinci perdesinde, ibretlik bir dönüşüm anı vardır…

Önceleri şehirde giderek artan “gergedan” sayısı karşısında paniğe kapılan Berenger’in en yakın arkadaşı Jean da -yakın dostunun gözleri önünde yavaş yavaş- “gergedanlaşır”

Jean’ın önce beti benzi, “rengi atar”!

Giderek alnında gergedan boynuzuna dönüşecek bir “çıkıntı” belirir.

Derken “derisi kalınlaşmaya başlar”… Ve “ses tonu değişir”.

Bundan böyle Jean’ın yeri göğü inleten sesiyle, tümüyle tanınmaz hal alması; fazla zaman almayacaktır…

Berenger’in yakın arkadaşının, alnındaki “boynuz” uzayabileceği kadar artık uzamıştır…

Jean; “sürüye katılmamakta” ısrar eden, “insan kalmakta direnen” arkadaşına “Gergedanlığı seçmemekte aptallık ediyorsun; eninde sonunda senin de aklın başına gelecek. Gelecek artık gergedanların!” mesajını vermek namına; “Sen budala bir duygusalsın!” diyecektir: “İnsanlığın son kullanım tarihi bitti!”

‘Galip gelenle birliktelik’ erdemi

Eugene Ionesco; arkada bıraktığımız yüzyılın başyapıtlarından sayılan “Gergedan”ı; “değişen zamanlara ayak uydurmak” anlamında “gönüllü yolla benimsenen bir tek tipleşme serüveninin” alegorisi olarak kaleme almış…

Geçmiş dönemin “otorite figürleri” aşınıp, yıprandıkça; “gergedanlaşmanın erdemini keşfedenlerin sayısı” artıyor. Ve oyun sonunda; sahnede “tek insanın” kaldığı ana dek, katlanarak artan bir “sürüleşmenin” “sosyolojik tahliline” dönüşüyor… "

(Nilgün Cerrahoğlu-Cumhuriyet-6 Eylül 2009)

&

(Eugène Ionesco, 26 Kasım 1912 tarihinde Romanya'da doğdu. Öğrenim yılları Fransa’da geçti, 1936’da Bükreş lisesinde Fransızca öğretmenliği yaptı. Sonra Paris’e döndü. Sorbonne’da doktora çalışmalarına başladı. 1938’de öğrenimden vazgeçti, kesin olarak Paris’e yerleşti. Uzun süre bir deneme çağından sonra tanınmış bir oyun yazarı oldu.
Eugene Ionesco; usdışı tiyatro, karşıt-tiyatro deyimlerinin tanımladığı bir oyun türünün yaratıcısı olarak dünya ölçüsünde ün kazandı. Alışılmış kurallara karşı çıkan tiyatro anlayışı içerisindedir. Çağımızı alaycı, eleştiren bir gözle inceleyerek yansıtır. Yazar, 1994 yılında öldü…kaynak:iz edebiyat)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 29.8.2009 - "Tarantino Çetesi..."

Nazi'lerden intikam almak için plan yapınca,

haliyle kanlı oluyor...

 

1941...

Almanya'nın Fransa'yı işgalinin ilk yılı... Shosanna Dreyfuss'un ailesi naziler tarafından katledilir...

Shosanna kurtulur ve bir sinema işletmecisi olarak yeni bir kimlikle yaşamını sürdürür.Ancak,intikam almak için uygun zamanı kollamayı ihmal etmez...

 

Diğer tarafta ise "Soysuzlar Çetesi" olarak adlandırılan Teğmen Aldo Raine ve adamları

bir başka intikam şekli peşindedir.

 

Shosanna ve Raine'nin planları bir sinema salonunda çakışınca da

ortalık toz duman olur...

&

Serdar Turgut,28.08.2009 tarihli Akşam'daki yazısında;

"Ben tam herhalde "Pulp Fiction"dan daha eğlenceli film yapılmayacak diye

düşünürken Quentin Tarantino kendisini aştı ve beni şaşırtan bir filme imza attı"

diyor...

&

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 15.8.2009 - "Onur Ünsal..."

"Canım Ailem" dizisinin bitirim lise öğrencisi,

 

"Devrim Arabaları" filminin genç ve heyecanlı mühendisi,

 

"Eğreti Gelin" filminin "tecrübesiz" Ali'si,

 

"Pandora'nın Kutusu" filminin hayatı sorgulayan Murat'ı,

 

"Bir Varmış Bir Yokmuş" "Şaşkın" filmlerinin, "Ezo Gelin" dizisinin,

 

Haluk Bilginer'in sahibi olduğu Oyun Atölyesi'nde "Azrail'in Gözyaşları" ve "Hırçın Kız",

Tiyatro DOT'ta "Çok Uzaklarda" isimli oyunlarının

başarılı oyuncusu Onur Ünsal,

sağlam ilerliyor...

&

1985 doğumlu Onur Ünsal'ı izlemek gerçekten keyifli...

&

(cemedib)


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 31.5.2009 - "N'ayır n'olamaz"...ama sebebi var...

Eski Türk filmlerinin unutulmayan ve biraz da alay konusu yapılan repliklerinden "N'ayır,N'olamaz"ların bir nedeni varmış...

Yasemin Arpa'nın,

"400'e yakın senaryo yazarak Guinnes Rekorlar Kitabı'na 'en çok senaryosu filme çekilen senarist' olarak girmiş" Safa Önal'la

yaptığı nehir söyleşi, İş Bankası Kültür Yayınları tarafından "ne kadar gamlı bu akşam vakti" ismiyle yayımlandı...

 

Gamze Erbil'in Cumhuriyet Hafta Sonu'nda, Arpa ile yaptığı röportajdan:

 

"Örneğin o çok alay konusu edilen 'N'ayır,n'olamaz'ların seslendirme konusundaki kısıtlardan kaynaklandığını,

ses stüdyolarındaki yoğunluk sonucu,insanların ağır koşullarda çalışmasının sonucu dillerinin kaymasından

o hale geldiğini bilmek lazım."


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 15.5.2009 - "13.Gün"

Gerilmek isteyenler için...gerim gerim...

Yönetmen Marcus Nispel

Senaryo Damian Shannon, Mark Swift

 Oyuncular Jared Padalecki, Danielle Panabaker, Amanda Righetti, Travis Van Winkle, Aaron Yoo

 Filmin Türü Korku

Orijinal Adı Friday, the 13th

Filmin Süresi 97 dakika

Kayıp kızkardeşini aramak için Kristal Gölü ormanlarının yolunu tutan Clay, bölgeye hafta sonu tatili için gelen üniversiteli gençlerden Jenna adlı bir genç kızdan yardım ister...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 13.5.2009 - korku ve akıl...







"Korku akıllarımızı ninni söyleyerek uyutur."

(Persepolis filminden/Marjane'nın büyükannesi)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Bağlantılar


» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv
» Arkadaşlarım
» e-posta
» Blog RSS

Kategoriler



Arkadaşlar »
>

EkleBunu RSS Ekle Butonu
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:3
| Sonraki Sayfa