 Son günlerde Eugene Ionesco’nun “Gergedanlar” oyununa çeşitli vesilelerle göndermede bulunuluyor... Ionesco'nun Nazi Almanyası’ndaki totaliterleşmeyi eleştirmek için yazdığı oyun aynı zamanda "galip gelene" yanaşmak için yanıp tutuşanların da öyküsü... & “Şehirde herkes Gergedan olmaya başlayınca, önce bu dönüşüm korkuyla karşılanır, halktan tepki ve lanet gelmeye başlar. ‘Gergedan’a dönüşüm’ artınca halk (giderek) bunu benimsemeye, bunun o kadar da fena bir şey olmadığına karar verir. Sadece Berenger bu saçmalığa karşı çıkar ve halkı uyarır, ama nafile! Her geçen gün (‘gergedanlaşanların’ sayısındaki) artış devam eder. Sıra (Berenger’in) en yakın dostlarına gelmiştir. Onlar da malum dönüşüme ayak uydururlar. (En son ‘gergedan’ olmayı seçen) sevgilisi Daisy’nin de gidişiyle, Berenger’in ‘Herkese karşı, kendimi savunacağım, herkese karşı, kendimi savunacağım! Son insanım ben, sonuna kadar da insan kalacağım!’ sözleriyle oyun sona erer…” “Gergedan”ın ikinci perdesinde, ibretlik bir dönüşüm anı vardır… Önceleri şehirde giderek artan “gergedan” sayısı karşısında paniğe kapılan Berenger’in en yakın arkadaşı Jean da -yakın dostunun gözleri önünde yavaş yavaş- “gergedanlaşır”… Jean’ın önce beti benzi, “rengi atar”! Giderek alnında gergedan boynuzuna dönüşecek bir “çıkıntı” belirir. Derken “derisi kalınlaşmaya başlar”… Ve “ses tonu değişir”. Bundan böyle Jean’ın yeri göğü inleten sesiyle, tümüyle tanınmaz hal alması; fazla zaman almayacaktır… Berenger’in yakın arkadaşının, alnındaki “boynuz” uzayabileceği kadar artık uzamıştır… Jean; “sürüye katılmamakta” ısrar eden, “insan kalmakta direnen” arkadaşına “Gergedanlığı seçmemekte aptallık ediyorsun; eninde sonunda senin de aklın başına gelecek. Gelecek artık gergedanların!” mesajını vermek namına; “Sen budala bir duygusalsın!” diyecektir: “İnsanlığın son kullanım tarihi bitti!” ‘Galip gelenle birliktelik’ erdemi Eugene Ionesco; arkada bıraktığımız yüzyılın başyapıtlarından sayılan “Gergedan”ı; “değişen zamanlara ayak uydurmak” anlamında “gönüllü yolla benimsenen bir tek tipleşme serüveninin” alegorisi olarak kaleme almış… Geçmiş dönemin “otorite figürleri” aşınıp, yıprandıkça; “gergedanlaşmanın erdemini keşfedenlerin sayısı” artıyor. Ve oyun sonunda; sahnede “tek insanın” kaldığı ana dek, katlanarak artan bir “sürüleşmenin” “sosyolojik tahliline” dönüşüyor… " (Nilgün Cerrahoğlu-Cumhuriyet-6 Eylül 2009) & (Eugène Ionesco, 26 Kasım 1912 tarihinde Romanya'da doğdu. Öğrenim yılları Fransa’da geçti, 1936’da Bükreş lisesinde Fransızca öğretmenliği yaptı. Sonra Paris’e döndü. Sorbonne’da doktora çalışmalarına başladı. 1938’de öğrenimden vazgeçti, kesin olarak Paris’e yerleşti. Uzun süre bir deneme çağından sonra tanınmış bir oyun yazarı oldu. Eugene Ionesco; usdışı tiyatro, karşıt-tiyatro deyimlerinin tanımladığı bir oyun türünün yaratıcısı olarak dünya ölçüsünde ün kazandı. Alışılmış kurallara karşı çıkan tiyatro anlayışı içerisindedir. Çağımızı alaycı, eleştiren bir gözle inceleyerek yansıtır. Yazar, 1994 yılında öldü…kaynak:iz edebiyat) |