cemedib



» 10.12.2009 - "yemek sonrası 69..."

Kategori: Yemek

Bu sabah radyoda Nihat Sırdar'dan dinledim:

Kız Kulesi'nde yemeğe giden bir arkadaş grubunun masasına,yemeğin hemen ardından garson bir kağıt getirir...

Müşteriler "biz hesabı istememiştik",falan derler...Garson "hesap değil,başka bir şey lütfen okuyun",der...Merakla okurlar:

Kağıtta, "69 TL öderseniz masada sigara içebilirsiniz" yazıyordur...

Etrafa bakarlar...Gerçekten de bazı masalarda sigara içenler vardır..

Anlamamış gibi sorar nikotinseverler:

Nasıl yani?...

Anladın sen onu...yakalanman durumunda payına düşen 69 TL'ye katlanırsanız,sigara serbest..

Parayı verip sigarayı içerler...Ama risk gerçekleşmemiştir,yani bir denetimde yakalanıp ceza yazılmamıştır...

69 TL restorana kalıyor...İyi iş değil mi?Devletin belirlediği 69 TL ceza tutarı üzerinden ticaret yapmak güzel bir duygu olsa gerek...

hisli...

 

Buna benzer bir bar haberi okumuştum...İngiltere'de geçiyordu...Ama oradaki işletmeci bizimkiler gibi pinti değildi...

Açık açık söylüyordu:"Sigara içmek serbest,yakalanırsanız ceza bana ait..."

Bizimkiler Temel gibi..."denk geldi, geldi....gelmedi,iki tane tüneliniz olur..."

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 16.11.2009 - "sofra hazzı..."

Kategori: Yemek

"Bugün kelimeye yüklediğimiz anlamıyla "öğün" kavramı,meyve ile beslenme dönemi bittiği zaman yani insan ırkının ikinci çağı döneminde başladı.Yemeğin hazırlanması ve dağıtılması zorunlu olarak tüm aileyi bir araya getirdi;babalar avdan kazandıklarını çocuklarına paylaştırdı ve büyüyen çocuklar da,yaşlanan ana babalarına aynı şeyi yaptılar.

 

Bu toplantılar,başlangıçta sadece yakın akrabalarla sınırlıyken yavaş yavaş komşuları ve arkadaşları da içermeye başladı.

 

Daha sonra,insan ırkı etrafa yayıldığında,yorgun seyyah da bu türden ilkel şölenlere katılmaya ve dünyanın uzak ülkelerinde neler olup bittiğini aktarmaya başladı.Böylelikle tüm kavimler için adil olacak biçimde konukseverlik doğdu,çünkü insani yasaların en güçlüsü,ekmeğini ve tuzunu paylaşan herhangi bir kişiye saygı gösterilmesini buyuruyordu.

 

Belki sürekli yinelenen bir ihtiyaç,belki de yemek ziyafetiyle gelen rahatlamanın verdiği güven duygusu ve gevezelik sonucunda,diller yemekler arasında doğmuş ve kusursuzlaşmış olmalı."

&

"Eşyanın doğasının gerektirdiği gibi,sofra hazlarını oluşturan unsurlar,zorunlu olarak bu hazzı önceleyen yeme hazzından ayırdedilmelidirler.

 

Yeme hazzı,bir ihtiyacı tatmin etmenin verdiği gerçek ve dolaysız bir histir.

 

Sofra hazları;yer,zaman,eşyalar ve yemeği çevreleyen kişilerin yarattığı farklı koşullardan kaynaklanan dolaylı bir histir.

 

Yeme hazzı hayvanlarda da ortak olan bir histir;sadece açlığa ve onu tatmin etmek için ne gerekiyorsa ona bağlıdır.

 

Sofra hazları sadece insan türüne özgüdür;yemeğin servisinde,yerin seçiminde ve konukların itinalı bir biçimde bir araya getirilmesinde gösterilen özenle ilişkilidir..."

&

"...Gerçek şudur ki,lezzetli bir yemeğin sonunda,hem beden hem de ruh,müstesna bir refahın tadını çıkarırlar.

 

Aynı zamanda fiziksel olarak da,yemek yiyen birinin beyni aydınlanır,yüzü canlanır,renklenir,gözleri parlar ve tatlı bir ısı tüm gövdesine nüfuz eder.

 

Manevi olarak da,zihnin kavrayış gücü daha da yükselir,hayalgücü çiçek açar ve dudaklarının arasından akıllı cümleler uçuşur:La Fare ve Saint-Aulaire'in gelecek nesillere hazırcevap yazarlar olarak miras kalmasının nedeni,her şeyden önce,zevkli birer sofra arkadaşı olmalarında yatar.

 

Tüm bunlar arasında en güzeli de,kusursuz girişkenliğin aramıza kattığı her küçük değişimin,aynı sofranın etrafında birleşebilmesidir:aşk,arkadaşlık,iş,spekülasyon,iktidar,sırnaşıklık,himaye,hırs,entrika;işte bu yüzdendir ki ziyafet,yaşayan her canlının bir parçasını oluşturur ve bu yüzden de her cinsten her tattan ürün verir."

&

(Brillat-Savarin/çeviren:özge açıkkol/yemek ve kültür dergisi/sonbahar 2008)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 21.2.2009 - Çarli...Dostum!

Kategori: Yemek

ACI'yla Gelen Mutluluk

 

(Gönderen:PETEK)

 

Biberde globelleşme;Globelleşmenin bir tatlı bir acı yanı var.ACI yanı,en ücra ülkeyi bile saran McDonald's ve starbacs'lar.Tatlı yanı ise,zamanın hayat tarzına uyum sağlayan modern ekonomi hacılarının,evlerindeki kültürü de yanlarında taşımaları.Globelleşmenin acı-tatlı yanı da biber tüketiminin artması;
Neden biber yiyoruz ki biz?

Biberde capsaicin denilen,kokusuz,tatsız bir kimyasal madde var.insan biber yediğinde,vücut derhal korumaya geçiyor:Terliyor, kan dolaşımı hızlanıyor, gözler yaşarıyor.Bukadar işkenceden sonra vücut birden bire endorfin salgılamaya başlıyor:Endorfin, insan vücuduna morfin kullanmış gibi bir 'kafa bulma' etkisi yapıyor.Ama bubun en güzel yanı geçici olması ve vücuda zarar vermemesi.

Sigaranın zararları belli.Hemde alışkanlık yapıcı;illa daha fazlası lazım.yoksa vücut artık endorfin salgılamıyor, tam tersine içilmeyince krize giriyor.Eh kafa bulmak için yasadışı yollara da başvuracak değiliz.
İyisi mi, herşeyde olduğu gibi, acının da dozunu kaçırmamak.Çok kullanmaktan değil , sık kullanmaktan bahsediyorum.Diyelim ki bugün işler ters gitti.Otobüsü kaçırdınız, sevgiliniz terk etti,bilgisayarınız çöktü. işte öyle ters bir günün akşamı,çok özenli bir yemek olmasa da olur.Dökün biberi.Bırakın vücudunuz alsın kontrolü eline:

“ÖNCE DİLDE BİR YANMA. Hatta UYUŞMA,sonra KIZARMA. Gözlerden süzülen YAŞLAR. Sonra ENDORFİN.MUTLULUK:Neydi PROBLEM? HATIRLAMIYORUM.”JJJ


(Lezzet Dergisi (Elif savaş Felsen))


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

» 27.12.2008 - "Yemekteyiz, Çok Pis Gerginiz!"...Fatih Melek...

Kategori: Yemek

Yemekteyiz, Çok Pis Gerginiz!

 

Fatih Melek-www.siyahkahve.com


Show TV’nin masum bir öğleden sonra programı olarak başlayan ve tekrarlarıyla benim gecemi şenlendiren Yemekteyiz, her tutan yerli program gibi karanlık tarafa geçmekte gecikmedi. Öncelikle prime-time’a kaydırılan şovun normal olarak süresi de uzadı. Sonra kavga dövüşün daha fazla konuşulduğunu görünce yemek masaları bildiğin horoz dövüşüne döndü. Artık sakız gibi uzamış, gerilimli, izlenmesi sabır isteyen bir program olmuştu anlayacağınız. Altın yumurtlayan tavuğu her seferinde kesip, bir kere bile ders almayan kanal sahipleri, ilk haliyle belki yıllar sürecek bir programı tek, maksimum iki sezondan fazla dayanmayacak bir programa çevirdi. Fakat ana meselemiz bu değil. Bayram için all-star bir hafta yapmayı uygun görmüş yapımcılar. Beş tane kazanan bu haftanın yeniden yarışmacıları oldular. Bugünün programı akıllara zarardı. Ondan bahsedelim.

İsimlerini hatırlamadığım ve özellikle not almadığım yarışmacıları Kızılderili yöntemiyle kodlayalım. Bu akşamın ev sahibi, bas bariton sesli hanım Deep Throat idi. Konuklar ise bir kilo dudak parlatıcısı ile Dudak Parlatıcısı, tümü kemikten 32 kiloluk bayan Asık Surat, sürekli özür dileyen Gay ve bir sıfat bulamadığım Beşinci İnsan’dı. Ev sahibimiz schnitzel gibi über-lüks bir ana yemek, kurban bayramı dolayısıyla kavurma ve lavaş, yufkadan cips, Türk Bayraklı pilav (ciddiyim), frambuazlı krem şanti, un helvası ve yanında nereden geldiği anlaşılamayan bol bol kıl servis etti. Yemek boyunca masadan sürekli kıl çıktı. Boş tabaklarda bile kıl vardı. Ev sahibi Deep Throat bulduğu bahanelerle beni ve ev halkımı yerlere sermeyi başardı ama kimseyi ikna etmeyi başaramadı maalesef. Çiçeklerden dökülmüş olabilir dedi, kavrulmuş incecik soğan olabilir dedi, uzaydan geldiğini bile iddia edecekti neredeyse. Kimsenin aklına kafasının arkasındaki tüylü toka veya yemekleri hazırlarken giydiği tüylü kazağı gelmedi niyeyse. Neyse programın formatı “yemek bahane kavgalar şahane”ydi zaten ama bu sefer kimse bir şey yemedi. Masa iyice arenaya döndü.


"Kıl çıktı!"

Önce Asık Surat sürekli bulduğu kıllardan dolayı rahatsız olup kalktı, sonra fenalaşıp koltuğa yığıldı. Tansiyonu ölçüldü ve elbette normal çıktı. O sırada bunu gören Dudak Parlatıcısı’nın sinirleri bozuldu ve kız ağlamaya başladı. Herkes “n’oluyor” derken ceketini çıkartırken özür dileyen Gay, Beşinci İnsan’
ı fena kızdırdı. Neye özür dileneceği hakkında sağlam bir tartışmaya giriştiler. Bu arada çıkan cümleler evlere şenlikti. “Türk Bayrağı, Atatürk… Bunlar benim çok sevdiğim şeyler”, “(Dudak Parlatıcısı’nı göstererek) Bu ağlamasın diye toparlamaya çalışıyorum, sen bana özür diledim diye kızıyorsun”, “Evde kedi yok, köpek yok, erkek bile gelmiyor, nerden kıl olacak?”, “(Övüyor) Sen çok içten pazarlıklısın, içinde hazırlayıp, dobra dobra söylüyorsun lafını” gibi başyapıtlar ve unuttuklarım ardı ardına patladı. Beş tane insan nasıl saçmalar, nasıl hiçbir manalı laf etmezler dersi almış oldum. Reklamlarda da “Haydi Gel Bizimle Ol”a bakmam ne büyük tesadüf.

Sonuçta ne oldu? Güzelim formatın nasıl heba olduğunu görmüş olduk. Gayet cin bir fikir (beş kişi haftanın birer günü yemek yapar, diğerleri değerlendirir) kavga dövüş merakımıza kurban gitti yine. Gerçek hayatımızda stresten çok uzak olduğumuz için televizyondan almak gerekiyor böyle şeyleri. Şaka bir yana önlerindeki yemeği alırken yüzlerini buruşturup, çok afedersiniz, bok yermiş gibi binbir eziyetle yiyen tiplere, o sahteciliğe katlanmak çok zor. Özellikle aralarındaki en berbat oyuncu Dudak Parlatıcısı idi, her aksiyondan sonra yönetmen “Kes!” demiş gibi boş boş etrafa bakışı ele veriyordu niyetini. Reklamlardan anlaşıldığı kadarıyla, bugün pek yakın olduğu sonunculuğa yarın kavuşacak. O zaman görün siz şamatayı.

Sevgili anne babalar. Çocuklarınızı cinsellikten, günlük konuşma ağzından başarıyla korudunuz ve televizyonu bu sayede “aptal kutusu”ndan “sıkıcı kutu”ya çevirdiniz. Bilmiyorum ne kadar tehlikelidir ama Show TV’de her akşam nasıl arkadan konuşulur, nasıl seviyesizce eleştirilir, masa düzeniyle kibarlık kasarken nasıl mahalle ağzıyla kavga edilir, sahte kibarlık nasıl olur, ikiyüzlülüğe giriş, abartılı tepkiler ve uygulamaları dersleri veriliyor. Keşke öncelikle bu gibi şeylere karşı dursaydınız. Belki o zaman rahat rahat sevişen, arada küfreden ama entrika çevirmeyi, arkadan konuşmayı marifet sanmayan bir toplum olurduk. Bir “Yemekteyiz” programından bunlar çıktı işte. Kafanız şiştiyse Gay’le beraber çok çok çok özür diliyoruz.




Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Bağlantılar


» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv
» Arkadaşlarım
» e-posta
» Blog RSS
» eradam
» saramago
» casas ros
» hanane aad

Kategoriler



Arkadaşlar »
>

EkleBunu RSS Ekle Butonu
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:1
Son Sayfa |