 Anadolu yakasında, Koşuyolu'nda bulunan Validebağ Korusu; yeşil alanları abrakadabra yöntemiyle tüketilen İstanbul'un varlığını korumayı başarmış olağanüstü güzel yerlerinden biri... & Sultan Abdülaziz'in 1853 yılında kız kardeşi Adile Sultan adına yaptırdığı Adile Sultan Kasrı; Adile Sultan'ın Sultan Abdülaziz için yaptırdığı "Abdülaziz Av Köşkü" ile tarihi bir niteliği de var korunun... & Elma,armut,erik,ceviz ağaçları arasında sabah yürüyüşü yapan, böğürtlen toplayan,piknik yapan insanlar, izci kampı kuran öğrenciler, antrenman yapan sporcular, selam vermeden geçenleri "günaydın!" diye uyaran huzurevi sakini emekli öğretmenler, ağaçların altındaki serinliğe sığınıp patates-bira keyfi yapanlar; bu güzellikten yararlanmayı hak etmenin burayı korumak için mücadele etmekten geçtiğinin bilincinde elbette... & Merkezi ya da yerel yönetimlerin burayı iskana açıp rantiyerlere peşkeş çekme olasılığına karşı uyanık ve tetikte olan halk, "Validebağ Gönüllleri Deneği" adı altında örgütlenmişler... & Ali Sirmen'in 22 Ağustos 2009 tarihli Cumhuriyet'teki, "İstanbullular ve Parisliler" başlıklı yazısı, tam da Validebağ Gönülleri'nin mücadelesine uyuyor: "...O zaman anladım ki, Fransa’nın başkentini oluşturan, yalnızca o ülkenin birikimi, bilimi, sanatı, becerisi değil, Parislileriydi aynı zamanda. Onlar o kentin sahipleri olduklarının bilincindeydiler ve ona sahip çıkıyorlardı. Parisli kente yeni de gelmiş olsa üst kültür onu sarmalıyor ve Parislilik bilinciyle donatıyordu. Eskiden İstanbul da öyleydi. Gelenler kente ayak uydururlar, onun kendilerinin olduğunu kısa zaman sonra anlarlardı. Zaman içinde yoğun göç bütün bunları değiştirdi. Kentlilik bilinci gitti. İnsanların kent ile bütünleşmeleri kalmadı. Hatta kentin çoğunluğu içine girmeden, nimetlerinden yararlanmadan, varoşlarda yaşar oldu. Bunların İstanbul’a sahip çıkıp, yağmaya direnmeleri beklenemezdi. ... Yine de İstanbulluların haklarını yemeyelim! Burada, kent bilincine sahip gerçek İstanbullular yaşıyor. Ama onlar da artık azınlıktırlar ve güçleri köprü faciasından bütün Boğaz’ı değil, yalnızca Ortaköy’ü kurtarmaya yetmektedir." &  |