15 11 2014

'amazon'dan kendi kitabını sipariş edebilir...'

amazondan kendi kitabını sipariş edebilir... |  görsel 1

Kitap İÇin...

 

*

 

Selçuk ALTUN

 

*

 

 

‘Ben devamlı doğruyu

söyleyen bir yalancıyım’

 

*

 

“Geleceğin yazarı Ali Nikraman için”

 

 

*

 

 

3426- Mini-Londra-Güncesi:

 

15.08.2014:

Avrupa’nın en büyük kitabevi

Waterstone’s Piccadilly’de, Haruki

Murakami’nin son kitabını (Colorless

Tsukuru Tazaki…) alana kitabevinin

kafesinde bir bardak bedava kahve

veriyorlardı. Okurluğumdan, yazarlığımdan

utandım; kitabın içeriğinden kuşkulandım.

Çıkıp yol üzerindeki butik kitabevi

Hatchards’tan rüşvetsizinden bir adet alıp

o akşam okumaya başladım. /

 

16.08.2014:

Şair, yazar ve sahaf Marcus Kociejowski

gözde sahafım Peter Ellis’te çalışır. Bu sefer,

Javier Marias ile ülkemizde ıskalanan

Edmund White’tan imzalı iki kitap aldım.

Marcus bir de, son kitabı “God’s Zoo”yu

imzalayarak verdi. /

 

 

18.08.2014: National

Portrait Gallery’de “Virginia Woolf-Art, Life

and Vision” sergisini gezdim. ( İlk fırsatta

bir imzalı Virginia Woolf kitabı edinmek

istiyorum.) Çıkışta galerinin hediyelik eşya

reyonundan, Oxford Üniversitesi tarafından

hazırlanan CD’yi almadan edemedim: “Music

For Book Lovers” (Kitapçokseverler İçin

Müzik) /

 

 

19.08.2014: Yaşgünü yemeğimi

The Wolseley’de yedik (Nur, ben ve o sırada

Londra’da bulunan önemli şair Tuğrul

Tanyol.) Tuğrul, Nobelist Yorgo Seferis’ten

imzalı “Poems”i armağan ederek geceye

damgasını vurdu. /

 

 

 

20.08.2014: Dönerken

Haruki Murakami’nin romanını bitirmiş ve

vasat bulmuştum. Yayıneviyle kitabevlerinin

tüm gayretlerine rağmen kitap bestseller

olamadı. Yazarın son dört kitabıyla bir

inişte olduğunu düşünüyorum. Gezdiğim

tüm kitabevlerinde kitaplarımla raflarında

selamlaştım. Metin Celâl, “Kimse almazsa

bile gidip onları senin alacağını biliyorlar”

görüşünde…

 

 

*

 

3427- “God’s Zoo”, Londra’da sürgüne

mi çekilmiş 14 yazar, şair, müzisyen ve

sanatçının yaşamöyküsünden mürekkep.

İçlerinde en vurucusu; Ankaralı, Robert Kolejli

ve Fenerbahçeli Moris (Musa) Farhi’ye

aitti. Musa Abi’nin söyleşisini okurken ona

saygım arttı.

 

(Çevirmen dostum Feyza Howell, bana

Moris Farhi’nin 1964’te yazdığı “Farewell

Great Macedon” adlı oyunun 2009 ürünü,

anı baskısını armağan etti. Tanıtım yazısından,

Musa Abinin 1960-70 döneminde iki

James Bond ve bir Agahta Christie filminde

oynadığını da öğreniyoruz. O Agahta

Christie filminin (Şark Ekspresinde Cinayet)

İstanbul çekimlerinde, Selçuk Altun filmin

set fotoğraflarını çeken Lord Snowdon ile

Vanessa Redgrave’in çevirmeniydi.)

 

*

 

3428- Londra seferi Tuğrul Tanyol için

verimli geçti. Dört şiir kotardığını söylemişti.

 

Turfanda şiirlerden bir tadımlık:

 

Bir deriye benziyoruz hepimiz.

Ruhun altına sığındığı çatı.

Kendi benzerlerimizi ararken kayboluyoruz.

Kendi gözlerimizle arıyoruz çünkü kendimizi.

* * *

Aynaları sevmemiz bundan.

İçimizde Tanrı’dan kalan parçaya bakıyoruz

orada.

Orada yıkanıp durulanıyoruz günahlarımızdan.

Her şeyin tersi olan kendimize bakarken.

 

 

*

3429- İstanbul-Londra uçağında

Hürriyet’ten Türk futbolunun sembol

isimlerinden Galatasaraylı Turgan Ece’nin

(1923-2014) vefatını öğrendim. Oğlu Murat

Ece ile 1970’lerde aynı firmada çalışmıştık,

nükteli diyaloğumuz devam ediyor. Turgan

Abi’yle de tanışmıştım, yaşama sevincini

takdir ederdim.

 

 

Takdir ettiğim bir diğer özellikse o ailedeki

sanatçı kişilerin bolluğudur. Ece ailesi

o anlamlı soyadını, 1932 Dünya Güzellik

Kraliçesi seçilen piyanist Keriman Halis

Ece’den almıştır. Keriman Hanım, Turgan

Ece’nin ablasıydı. / Operet bestecisi Muhlis

Sabahattin Bey amcası, / Opera ve tiyatro

sanatçısı Melek Kobra amcasının kızı, /

bestekâr, güfteci ve tamburi Neveser Kökdeş

halası, / bariton Mete Uğur kuzeni, /

tiyatro ve dizi oyuncusu Deniz Uğur kuzeninin

kızı ve tiyatro ve dizi oyuncusu Kenan

Ece torunuydu.

 

 

Anılan sanatçıların nicesinin 1930 ve

1940’larda, yokluk ve yoksulluk dönemlerinde

etkin olması önemlidir. Anılarına

saygıyla…

 

 

*

 

3430- “Ben devamlı doğruyu söyleyen

bir yalancıyım.”

Jean Cocteau (1889-1963)

 

 

*

 

3431- Yalnızca kitaplar hakkında kitapların

birinci baskılarından mürekkep bir

kitaplık.

 

 

 

*

 

 

3432- “Yalnız Kitap”tan – Orhan Tüleylioğlu

Deniz’in (Gezmiş) edebi yönü çok zengindi.

Sinemayı, tiyatroyu, edebiyatı, şiiri

çok severdi. Hikâye yazarlığını severdi.

 

Şiire çok tutkundu. Tutkun olduğu için

belleğinde tutardı. Memet Fuat’ın çıkarttığı

Yeni Dergi isimli edebiyat dergisini sürekli

alırdı. Nâzım Hikmet’i zaten bilirdi. Oktay

Rifat, Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal

Süreya ve bunların ardından Özkan Mert,

Ataol Behramoğlu ve İsmet Özel’in şiirlerini

de bilirdi.

 

Deniz tam bir kitap kurduydu. O dönem

yayımlanan sol klasiklerin tümünü okumuştu.

Yüzlerce kitabını yatağının altında tutuyordu.

Çünkü kitaplığı yoktu, hiç olmadı…

Babasına hitaben yazdırdığı mektubun

son bölümünde şunları söylüyordu:

 

 

“…Taylan Özgür’ün yanına gömülmek

istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a

götürmeye kalkma, annemi teselli etmek

sana düşüyor, kitaplarımı kardeşime bırakıyorum,

kendisine özellikle tembih et, onun

bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle

uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak

da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda

yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı

belirtir, seni, annemi, ağabeyimi

ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi

ile kucaklarım.”

 

*

 

3433- Edebiyat dünyası 100. doğum

yıllarında Orhan Veli, Oktay Rifat ve Orhan

Kemal’e bence iyi sahip çıktı. 1915 ise Melih

Cevdet Anday ve Haldun Taner’in 100.

doğum yıldönümüdür.

 

*

 

3434- Ünlü dönek Hasan Cemal yapmacık

piyasa kitabının reklamında, “Benim

de anadilim yasaklansaydı… Benim de

kültürüm aşağılansaydı… Benim de kimliğim

inkâr edilse… Ben de dağa çıkardım!”

diyor.

 

(Gülmeden edemedim! Onu iyi tanıyanlara

göre o, dağa çıkmak yerine özel yatıyla

denize çıkardı, havada en hafif bir değişiklik

hissederse vazgeçer Paris’e veya New

York’a uçardı…)

 

 

*

 

3435- Joseph Joubert’ten (1754-1824)

aforizmalar:

 

- Bir dâhinin yapıtı, şiir veya nesir, bir

günde okunamıyorsa çok uzun demektir.

 

- Sessiz kalanları mı dinliyorsunuz?

 

- Gözler yüzün güneşidir.

 

- Çocuklar daima aynanın arkasını görmek

isterler.

 

- Rüyalara tapılan bir tapınak kuracağım.

(Joubert, Elias Canetti’nin ustası sayılmaz

mı?)

 

*

 

3436- Eylül ayında yitirdiğimiz Amerikalı

Joan Rivers (1933-2014) aykırı bir komedyen,

yazar ve televizyon sunucusuydu.

 

KİTAP İÇİN’de ondan sayısız alıntı yapmıştım.

2012 ürünü anı kitabında, cenaze töreninin

bir neşeli parti havasında geçmesini

istediğini yazmıştı. “Meryl Streep beş değişik

aksanla arkamdan ağlasın, üstümde

Valentino giysileri olsun, Bobby Vinton başımı

kucağına koyup “Mr. Lonely” şarkısını

söylesin ve tabutun içindeki bir püskürtme

makinesinin rüzgârıyla saçlarım Beyonce’ninki

gibi havalansın…”

 

(Neonlar içinde yatasın Joan Rivers.)

 

 

*

 

3437- Maggie Gee (doğ. 1949) benimsediğim

kadın yazarlardandır. (Üstelik

Londra’da aynı yayınevinin yazarlarıyız.)

 

“Virginia Woolf in Manhattan” adlı yapıtını

çıkar çıkmaz edindim. Romanda anlatıcı,

New York Halk Kütüphanesi’nde Virginia

Woolf ile karşılaşır, dost olurlar. Anlatıcı

Woolf’a, bir süre sonra Virginia Woolf üzerine

bir kongreye katılmak üzere İstanbul’a

gideceğini söyler. Roman bu ya, birlikte

kentimize gelirler.

 

 

Dolayısıyla, Maggie Gee’nin bir Türk(iye)

dostu olduğunu öğreniyoruz ve kitap, akademisyen

Mine Özyurt Kılıç ve İstanbul’daki

arkadaşlarına” ithaf edilmiş.

Romanın tutulmamasının bir nedeni de,

Virginia Woolf’un kaldığı oteldeki hizmetli,

kavruk Ahmet ile yatağa girmesi olabilir

mi?

 

 

*

 

3438- “İçi Sevda Dolu Yolculuk”tan –

Cahit Külebi, 1986:

 

-İkisi de (Cahit Sıtkı Tarancı, Necati

Cumalı) uyanmış yatakta yatıyorlardı. Kül

tablaları buğday teçleri gibi tepeleme dolmuştu.

Necati üzülüyor, Cahit utanıyordu.

Bir gece önce taksiyle eve gelmiş. Parası

çıkışmamış. Kolundaki som altın Zenith

saati altın bilekliğiyle şoföre vermiş, “Yarın

gel paranı al” demiş. Gelen olmadı.

 

 

- Cahit Sıtkı, Peyami Safa hayranıydı.

Fazıl Hüsnü gibi onu da Peyami Safa keşfetmiş,

ilk şiirlerini yayımlamıştı.

 

 

*

 

 

3439- Küresel Kültürazzi:

 

 

August Strindberg (1849-1912) zifaf gecesinin

devamında karısını boğmaya kalkar.

Kollarından kurtulan karısına, bir kâbus

gördüğünü ve onu eski karısı sandığını

belirtecektir. /

 

 

Öykücü Katherine Mansfield

(1888-1923) evlendiği gece, gençlik aşkıyla

kaçar. /

 

 

 

“Muhteşem Gatsby”nin kahramanı

Jay Gatsby, roman yazarı F. Scott Fitzgerald

ile içki kaçakçısı Max Gerlach’ın harmanlanmasından

mürekkeptir. /

 

 

Soru: 100 bin Sterlininiz olsaydı ne yapardınız? J.B.

Priestley (1894-1984): 100 bin Sterlinim

zaten var. Soru: Peki bir 100 bin Sterlininiz

daha olsa ne yapardınız? J.B.

Priestley: Bir 100 bin Sterlinim daha zaten

var. /

 

 

“Dante mezar taşları arasında şiir

yazan bir sırtlandır.” Friedrich Nietzsche. /

 

 

Raymond Chandler yazarken kedisi Taki

de yazı masasının üstünde uslu uslu otururdu;

Chandler onun için “sekreterim” derdi./

 

 

Percy B. Shelley (1792-1822) öldükten

sonra karısı onun kalbini bir ipek örtünün

içinde saklamaya başladı, onu yanından

hiç ayırmadı. /

 

Kompozitör Sir Edward Elgar

(1857-1934) 1905’te İstanbul ve İzmir’i

ziyaret etti. (Bilahare “In Smyrna” adlı bir

solo piyano parçası bestelemiştir.) Gemiyle

Korfu’ya hareket eder, ancak hava muhalefeti

nedeniyle Patras’ta iki gün kalır. Karada

beklerken bir mola sırasında üstat çayına

süt ister. İş bitirici garson yoldan geçen

keçi sürüsünden bir tanesini sağarak en

taze sütü ikram edince o çok şaşırır…

 

 

*

 

3440- Neden Hıristiyan Değilim:

 

“Sembolü iki tahta parçasına çakılı bir

adam olan bir grubun, asla üyesi olamazdım.”

“Ödüllü” komedyen George Carlin

 

 

*

 

3441- Üç ayda bir çıkacak özgün bir

dergi projesi:

Ünlü, önemli ve trajikomiklerin mektuplarından

mürekkep, ilan ve reklamların da

mektup biçeminde kotarıldığı…

 

 

*

 

3442- Arthur Koestler’den “Darkness At

Noon”ı 17.01.1991; Charles Osborne’dan

“W.H.Auden – The Life Of A Poet”i

10.11.1995 tarihinde almışım. İkisini de bu

yıl, Eylül ayında okudum. Bu da sürecin,

tuhaf bir serendipity’si!

 

 

*

 

 

3443- Kitap önerileri:

 

 

Huysuz Büyüyor..bari – Vivet Kanetti,

Everest /

 

 

 

Galata, Pera, Beyoğlu: Bir Biyografi

– Brendan Freely, John Freely (Çev.

Yelda Türedi), YKY /

 

 

Alıç Ağacı ile Sohbetler

– Hikmet Birand, İş Kültür /

 

 

Dalgınlık

Kursları – Enis Batur, Kırmızı Kedi /

 

 

İyi Doktor

– Damon Galgut (Çev. Kıvanç Güney),

YKY /

 

 

 

Sümbül Dağı’nın Karları – Cahit Kayra,

Tarihçi /

 

 

Sevgi S.’nin Gülüşü – Semra

Topal, Kafekültür /

 

 

Hotel Glasgow – Şavkar

Altınel, YKY /

 

 

Kâzım Taşkent, Yapı Kredi ve

Kültür Sanat – Hasan Ersel, YKY /

 

 

Orhan Kemal, Sessizlerin Sesi – Haz. Işık Öğütçü,

Everest /

 

 

Terk Edilmiş Manalar Cenneti –

Melih Esen Cengiz, Altın Kitaplar…

 

 

*

 

3444- 04.09.2014! Türk(iye) dostu, dostum

ve akademisyen / şair / çevirmen Sidney

Wade bu kez bir düğün için kızlarıyla

birlikte İstanbul’a geldi.

 

Sidney, Efe Murat ile birlikte çevirdikleri

Melih Cevdet Anday şiirleri için 2013’te,

“Meral Divitçi Çeviri Ödülü”nü kazanmıştı.

Sırada “Garip”in çevirisi (Strange) var.

O bir ara her yıl Türkiye’ye gelir, gözde

ülkesinin aklınıza gelmeyecek köşelerini

gezerdi. Bu kez İznik-Belgrad Ormanı hattında

tükenmekte olan kuşlarımızı izledi.

(Meral Divitçi (1920-2013?): Gazeteci,

şair. Çeviri ödülü oğlu ve gelini tarafından

anısına kuruldu.)

 

 

*

 

3445- Babasının öncü yazar Jack Kerouac

olduğuna mahkeme karar verdiğinde o

dokuz yaşındaydı. Babasını iki kez, birkaç

saatliğine gördü. Çocukluğundan itibaren

beladan, belaya koştu. Ebeveynleri gibi

esrarkeş oldu, psikolojik tedavi gördü.

Evinden kaçtı, çocuk yaşta hamile kaldı,

yaşayabilmek için garsonluk, dansözlük ve

fahişelik yaptı.

 

Özyaşamöyküsel (imzalı) iki romanını

okurken içim karardı. O, 44 yaşında sefalet

içinde öldü. Fotoğrafını iliştirdiğim Jan

Kerouac’ın güzelliğine bakar mısınız?

3446- Internetsel sahaf safarilerinden

de (abebooks.com) keyif alırım. Aradığım

yorgun bir kitabı Güney Afrika veya

Avustralya’da bulmanın gizemi katmerlidir.

Bu açıdan gerçek maden ABD’dir. Nedense

işimin düştüğü noktalar, genelde nüfusu

onbinden az ücra kasabalardaki, adı da

güzel sahaflardır. Roman kahramanı gücündeki

sahiplerini merak ederim. Yolumuz

bir gün kesişse bile kapanmış olma olasılıkları

içimi titretir.

 

 

“Michael Dirda’nın imzalı “Book By

Book”unu, Seattle açıklarındaki 10,624

nüfuslu Vashon adasındaki bir sahafta bulunca

aklıma gelen”

 

*

 

3447- “Öğrenciler, ders çalışmayın, kitap

okuyun!”

 

“Prof. Dr. Bedia Akarsu (doğ.1921) ile

nehir söyleşi kitabının epigramı”

 

 

*

 

 

3448- “Kaç Yıl Oldu? 2014” – Fırat Budacı:

 

-Hamileliği boyunca Atatürk’ün resmine

bakan Gülben Ergen, çocuğunun göbek

bağını Anıtkabir’e gömme fikrine ulaşalı 7

yıl,

 

 

-Kendisini dinlemeye gelen Fatih Terim’e

iltifat etmek isteyen Mahsun Kırmızıgül,

“Siz Türkiye’nin en iyi vantilatörüsünüz”

diye dili sürçeli 8 yıl,

 

 

-Bitlis Adilcevaz Belediyesi, itfaiye eri

olarak alacağı personele “felsefe mezunu

olma” şartı getirince, belediye Başkanı

A.G.’nin felsefe mezunu oğlu G.G.’ye büyük

şans doğalı 3 yıl olmuş…

 

 

*

 

3449- On-line alışveriş devi Amazon’dan

kitap alışverişi yaparsınız, geçmişteki

siparişlerinizi gözönünde bulundurarak

size kitap önerilerinde de bulunur.

11.09.2014’teki -bana- öneri listesinin

başında Selçuk Altun’dan “The Sultan Of

Byzantium” vardı.

 

 

*

 

3450- 08.09.2014! Bir yerel radyo istasyonundan

söyleşi için sevimli genç bir kız

geldi. Selçuk Altun’un birikimi ve filantropi

faaliyetleri hakkında hazırlıklıydı. İngiliz Dili

ve Edebiyatı Fakültesi’nde öğrenciymiş,

söyleşiden sonra okumayazma evimdeki

kitaplığı gezdi. İlgisini fark edince ona Nobelist

ve küresel yazarlardan imzalı bazı

kitaplarımı gösterdim, heyecanlandı. Giderken,

“Sizi edebiyat âleminin neden çekemediğini

şimdi anladım” demişti.

 

Aklıma rahmetli Leylâ Erbil geldi, “Cumhuriyet

Kitap’taki yazılarını okudukça ne kadar

az şey bildiğimi fark ediyorum” derdi de

büyüklüğünden bir şey mi kaybederdi?

 

 

*

 

SELÇUK ALTUN

 

*

 

Cumhuriyet Kitap (13 Kasım 2014)

 

*

 

 

 

0
0
0
Yorum Yaz