29 12 2014

'ayağını sıcak,başını serin/bir iş bul,düşünme derin...'

'ayağını sıcak,başını serin/bir iş bul,düşünme derin...' |  görsel 1

 

 

 

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Nilgün Cerrahoğlu,

son günlerde mafya filmleri platosuna dönen Nişantaşı’nda yaşananları,aynı zamanda mahalle sakini tanıklığıyla anlatmış.

Sicilya tecrübesi ve bilgisiyle de uyarıda bulunmuş…

*

“Folklor dendiğinde bizde genelde hep “halk müziği” ve “halk oyunları” anlaşılır. 
Oysa “folklor”, kapsamlı olarak “benimsenmiş, yaygın ve özgün halk kültürü”demektir. 
Halkın kendi kültürüne ait olan her şeyi dışa vuruş ve ifade ediş şekli bu yüzden geniş genel “folklor” diye adlandırılabilir. 
Bu bağlamda öyle anlaşılıyor ki mafya artık damardan “yerli folklorumuzun” parçası haline geldi. 
Şöyle bir dizilere bakıyorum da… 
Nerdeyse hemen hepsinde karizmatik bir “Baba” figürü var. 
Çoğu kez üstelik “Baba”ların ev halleri gayet halim selim, pozitif, “saygılı” ve de“saygın” bir profille tanımlanıyor. 
Karılarına örneğin son derecede saygılı oluyorlar. 
Eşleriyle diyalogları hiç istisnasız eski Osmanlı beyefendileri uslubu ile _“Ziya Bey-Kıymet Hanım”; “Necip Bey-Zümrüt Hanım”; “Aziz Ağa-Mahur Hanım”…_ aktarılıyor. 
“Ağa”lık ve “mafya babalığı” sanki hemen aynı şeymiş gibi, geçişken biçimde kullanılıyor. “Baba” ailelerine ait cenazeler, Holywood’un Sicilya mafyası cenazelerinde gördüğümüz üzere şatafatlı, görkemli tasvirlere konu oluyor.
Örnek derseniz.. birkaç sezon öncesinin -misal!-Firar dizisine bakabilirsiniz…

‘Mafya zihniyettir’


“Kanlı infaz”, bu mahallede gitgide azalan özel apartman sakinleri üzerinde unutulmayacak, derin etkiler yaratmış… 
Ama “ölenler ölür, kalan sağlar bizimdir” havasındaki işyerleri, kendisini artık her yerde dayatan genel bir yaşam yaklaşımına dönüşen bu “mafya folklorunu”önemsemiyor. 
“Sicilya röportajlarım” sırasında mafyayı vaktiyle aslında bana tam da böyle tarif etmişlerdi: 
“Mafya, öyle sandığınız gibi tekil, somut şahıslardan oluşan bir suç örgütünden ibaret değildir; kolektif bir zihniyet yapısıdır, bir düşünce biçimidir” demişlerdi: 
“Mafya tarzı düşünceyi toplum olarak bir defa kabullenip içselleştirdiğinizde; bu mücadeleyi asla kazanamazsınız.”…”

*

Aydın Engin ise yazısında,

son günlerin başka bir tartışma konusu olan “Türkçe felsefe” konusuna kendi üslubuyla değinmiş.

 

“Felsefe Yapma Lan!..

Valla billa kimseye laf çarptırmıyorum; mahalle kahvelerindeki sohbetlerden bir cümle aktardım o kadar. Diyeceğini uzun ve karmaşık cümlelerle dillendirenlere “Felsefeyapma lan. Sadede gel oğlum, sadede…” denir. 
Haksız da değiller. 
Felsefe dediğin epey derindir. O sularda kulaç atmak, birikimi “kahvehane kültürü”ile sınırlı olanlara birkaç numara büyük gelir.

Hele hele “Ayağını sıcak tut, başını serin, kendine bir iş bul, düşünme derin diyen ata öğüdünün pek yaygın kullanıldığı bir ülkedeyiz ve felsefe ne çare ki derin düşünmeyi gerektirir. 
Dahası dünyaya, olup bitene, yaşama sadece inancın penceresinden bakmayı yeğleyenler için sorgulamaya hem de sonuna kadar sorgulamaya dayanan felsefe ürkütücü hatta düşman bir alandır. 

…”

*

 

 

0
0
0
Yorum Yaz