 "Tarih sahibi" Sadrazam Cevat Paşa'nın kardeşi,tarihçi-yazar Mehmet Şakir Paşa Girit'te sefirken eşi İsmet hanım,16/17 Nisan 1890 gecesi bir oğlan doğurdu. Çocuğa, anasının o gece düşünde Musa Peygamber'i görmesi dolayısıyla "Musa",amcasının ve babasının adlarından ötürü "Cevat Şakir" adları verildi." "Kendisi,kendini bildi bileli denizci olmak istiyordu.Ama ailesinin ısrarı üzerine İngiltere'nin Oxford Üniversitesi'ne gönderildi.Orada "Yakın Çağlar Tarihi" bölümünde öğrenim gördü.Bu arada,Oxford'un ünlü kitaplığından yararlandı." "Resimli Hafta" dergisinin 13 Nisan 1925 günlü sayısında,"Hapishanede İdama Mahkum Olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Giderler?" başlığı ve "Hüseyin Kenan" imzasıyla yayımlanan yazısı yüzünden üç yıl kalebentlikte Bodrum'a sürüldü.Cezasının son yarısını İstanbul'da geçirdikten sonra yeniden döndüğü Bodrum'da yaklaşık çeyrek yüzyıl kaldı. Bodrum'un Karia çağındaki adından esinlenerek "Halikarnas Balıkçısı" takma adını kullanır oldu." & "...Dostoyevski,Budala adlı eserinin başında bir adamı uzun uzun konuşturur.Ben onu okurken lafı neden bu kadar uzatıyor diye şaşardım.Şimdi neleri anlatmak istediğini anladım. Dostoyevski,az daha idam edilecekken edilmeyen bir adamdı.Yazar,böyle bir tehlikeyi geçiren adamın hayatla ilgisinin,her günkü hayatı yaşayan bir insanınkinden bambaşka olduğunu anlatmak istiyordu. Biz o sayfaları okurken,her günkü hayatı yaşayan bir adamın havasında okuyorduk o romanı..." & "Eh,üç yıllık kalebentlik süresinin bir buçuk yılı geçmişti.Bir buçuk yıl sonra denize açılabilecektim.Ondan sonra da ölünceye kadar Bodrum'da kalmayı kurmuştum.Ne var ki, İstiklal Mahkemesi -masum olduğumu bildiği için olacak-lütfedip,geri kalan kalebentliğimi İstanbul'da geçirmekliğime karar verdi.Bodrum'a gönderilmem felaket suratlı bir lütuftu, ama şimdiki lütuf da mutluluk suratlı bir felaketti.Asıl cezayı şimdi görüyordum." & "Şu toprak ne tuhaf şeydir,bir çuval dolusu alıyordun,şimdi bir çuval dolusu portakal,biraz sonra bir çuval dolusu türkü,bir çuval dolusu yumuşak kürk,bir çuval dolusu ışık, birdenbire bir çuval dolusu sevdiğin canın canın insan olur da,ona harıl harıl gönül verir,derken yine aslına döner çakılı çepeliyle bir çuval dolusu toprak olurdu.Başka zamanda yine iki insan olur,birbirine iki gönül olur." "...İnsanda aşkla yanmak bir mecazdır.Çiçekte gerçektir,çünkü damat adayları kendi ağırlıklarının birkaç misli oksijen yakarlar.Güzel koku olur,sıcak bir tütsü gibi bakireyi sarar yalvarışları. ...Bunu insanlar duyuyor galiba,çünkü çoğu kere portakal,limon ya da turuncun karbeyaz çiçeklerinden geline çelenk yaparlar." & (halikarnas balıkçısı/mavi sürgün/bilgi yayınevi)
|