20 07 2015

"başın ağrımasın..."

başın ağrımasın... |  görsel 1

AHMET CEMAL

*

 

Çoğul ekleri ile kimlik üretmek...

 

“Müdür Bey daha gelmediler...” “Mehmet Bey biraz önce çıktılar...” 
“(Telefon yanıtı:) Efenim kendileri yerlerinde değiller...” 
Acaba içimizde var mıdır böyle yanıtlarla karşılaşmamış olan? Yoktur. Peki, ya böyle yanıtlar karşısında şaşıran? Sanırım öylesi de yoktur. Çünkü çabuk alışılır durmadan yinelenen yanlışlara. Hele dil yanlışlarına ve bizimkisi gibi bir toplumda. Burada “bizimkisi” derken, çoğunluğu açısından düşünme alışkanlığı bulunmayantoplumlardan söz ediyorum. Yani, duydukları üzerine düşünmektense, duymaya alıştıklarını çabucak benimseyen toplumlar. Çünkü duymaya alıştıklarını benimsemek, “Duyduğum doğru mudur, yanlış mıdır?” diye düşünmekten çok daha kolaydır! 
“En azından başın ağrımaz!” (Yani, böyle denir genelde yine bizimkisi gibi toplumlarda).

Baş ağrısından ne zaman korkulur?


“Bizimkisi gibi”den başladık, öyle devam edelim... 
Bizimkisi gibi toplumlarda baş ağrısından çok korkulur. Hele de baş ağrısı düşünmekten kaynaklanıyorsa! Çünkü normal baş ağrısı (toplumumuz genelinde böyle adlandırılıyor düşünme dışı nedenlerden kaynaklanan baş ağrıları) evet, normal baş ağrısı için bir ağrı kesici yutarsın, 15 dakika, bilemedin yarım saat sonra iş tamamdır. Oysa düşünmekten kaynaklanan baş ağrısına karşı bir hap yoktur. Ağrıyı geçirecek hap bir yana, düşündüğün için gelmişse baş ağrısı, o zaman ağrıya rağmen düşünmeyi sürdürmeyi, hatta bilinenlerden farklı “hapları yutmayı” bile göze almak zorunda kalabilirsin! İşte bu yüzden, duyduğun üzerinde düşünmemek en akılcı yoldur -duyduğun ne kadar akıldışı olursa olsun! “Mehmet Bey geldi mi?”- “Mehmet Bey henüz gelmediler?” Burada örneğin: “Kaç kişi ki bu Mehmet Bey?”diye düşünmeyeceksin. Belki sadece Mehmet Bey’lerin -makamlarına göre- kimilerinin tekil kimilerinin de çoğul olabileceğinin/olabileceklerinin bilincinde olacaksın, o kadar! Dahası, sorduğun Mehmet Bey aslında hiç kimse de olabilir, bütün sadece makamlarıyla varlık kazananlar gibi. Böylelerine çoğul eki takmazsan, onların hiç kimseliklerine atıfta bulunmuş olabilirsin ki bu da yakışık almaz!

Akademisyenler, sadece ‘giriş’ ya da çıkış yapabilirler...


Buraya kadar anlattıklarımın abartılmış bir örneğine de üniversite hocalığım sırasında rastlamıştım. Bir gün rektörü aradığımda, sekreter şöyle karşılık vermişti: “Sayın Rektör Bey henüz giriş yapmadılar?” - Bu karşılık üzerine tam kendime: “Ben rektör hakkında ne sormuştum ki?” diyecek iken kendime geldim. Karşılaştığım, makamlar ve çoğul ekleri ile kimlik yaratmanın akademik evrendeki haliydi. Üniversitelerde rektörler, dekanlar ve rektör yardımcıları genelde ya “giriş” ya da“çıkış” yapıyorlardı -onların dışında kalan ölümlülere ise sadece “gelmek” ya da“gitmek” düşüyordu... 
Bunları unutmazsanız, bu ülkede başınız ağrımaz!

*

Cumhuriyet Gazetesi/20 Temmuz 2015

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/325369/Cogul_ekleri_ile_kimlik_uretmek....html

 

0
0
0
Yorum Yaz