12 03 2015

‘çok satayım derken çok alçalan roman mühendisleri...’

‘çok satayım derken çok alçalan roman mühendisleri...’ |  görsel 1

SELÇUK ALTUN

 

 

*

 

 

‘Çok satayım derken çok alçalan roman mühendisleri’

 

*

 

“Çanakkale Savaşları şehidi, büyüğümüz Ahmet oğlu Ahmet ve arkadaşlarının aziz anısına”

 

*

 

3526- Son on yılda, sığlık katsayımızda düşündürücü bir artış olduğu görüşündeyim.

Benim için ilk gösterge trafikteki kural tanımazlık ve saygısızlıktır. (En

iticisi de ters yönden gelenlerin el

kol hareketleriyle yolda öncelik iddia

etmeleri.)

 

Dindarlık yoğunlaştırılmak istenirken Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk

iddialarının kıskacında kalmamız trajiktir. Bu süreçte trajikomiklikler de eksik olmuyor.

Fatih Çekirge 20.12.2014 tarihli Hürriyet’teki

yazısında diyordu ki:

 

“Noel denilen şahsiyet, eğer çok makbul

bir şahsiyet olsaydı… evlere bacadan değil

kapıdan girerdi…”

Duyunca inanamadım…

Bir müftü söylüyor bunu… Ciddi ciddi

demeç vermiş. Sonra toparlamaya çalışıyor.

Adını vermiyorum… Biliyorum ki, Noel

Baba’yı öğrendiğinde o da gülecek kendisine…

Aklıma Cem Yılmaz geldi…

Nasıl kaçırmış bunu… Çok gülerdik doğrusu…

O yüzden diyorum; Cem bulsun bu müftüyü.

Kim bilir daha neler vardır…”

 

*

3527- Duygu ve birikimsizlik sömürüsü yapan kitaplar giderek popülerleşiyor. O tür kitaplara bakıyorum, bir Yaratıcı Yazma kursunda

eğitmen olsam yazarlarını derhal sınıftan

kovarım; oysa onlar yüzbinler satarak

çok satan listelerini de rencide ediyorlar.

 

Şiir kitaplarının satış rakamlarından yola

çıkan Memet Fuat, “Bu ülkede şairler bile

birbirlerini okumuyor” dermiş. Yazarlarımız

ya okumuyor ya da nitelikli okur değiller.

Yazar ve eleştirmenlerin katıldığı “yılın en iyi

kitapları” anket sonuçlarına bakıyorum içim

kararıyor..

 

(METÜST’den izinle: Okuduğun kitaplar kadarsın!)

 

*

3528- “Cin Kontrol Noktası” – k. İskender,SEL:

 

“Yapış yapış, mukavva ve plastik insanlardan

bıktım – klişe sosyalistlerden, klişe

Müslümanlardan, bir bok bilmeyenlerden

bıktım – ota alkole gömülüp özgürleştiğini

sananlardan bıktım – çok satayım derken

çok alçalan roman mühendislerinden,

muhafazakâr şairlerden, cemaat-hükümet

çatışmalarından, gözümüzün önünde çocuklarımızın

öldürülmesinden/sakat bırakılmasından/

komalara sokulmasından bıktım

– dünya kültürünün, gazetecilerin, öğrencilerin,

yargılanmasından bıktım – adalet diye

sokuşturulan taraftarlıktan, çağdaşlaşma

diye yutturulan betonlaşmadan, cinsel

ayrımcılıktan, homofobiden ve takım ruhu

yaratan feminizmden, hayvan katliamlarından,

biber gazından, tuz ruhundan, milliyetçilikten,

tanrıdan ve ‘milli’ eğitimden bıktım

– anlıyor musunuz – bıktım – sizden bıktım

kısaca. Çekilin önümden. Size benzemiyorsam

benzemem için direnmeyin – bırakın da

gideyim buralardan – uzaklaşmama mani

olmayın hiç değilse.”

 

*

3529- Yılın nitelikli Türkçe ve İngilizce kitaplarını irdelediğim yazımda (Cumhuriyet Kitap, 25.12.2014), “Sergei Dovlatov ile

Andres Neuman’ın damak tadımıza uyacağı kanısındayım” demiştim.

 

Behlül Dündar o gün yolladığı e-postada,

“Dovlatov’dan Pushkin Hills, Jaguar’dan çıkacak.

Andres Neuman’ın opsiyonu da bende

ama mali duruma göre karar vereceğim.

Ayrıca Dag Solstad’ı basacağız. Son kitabını

Murakami Japonca’ya çeviriyor” diyordu.

 

Behlül profesyonel turist rehberidir.Bibliyofildir ve maddi birikimiyle Jaguar

Yayınları’nı tek başına yaşatmaktadır. Nihayet,

Güven Turan’dan sonra rastladığım

en sıkı çağdaş Anglo-Amerikan edebiyatı

takipçisidir.

 

(Norveçli Dag Solstad (doğ. 1941) ise –

bence – sessiz, sessiz Nobel’e doğru yol

almaktadır.)

 

*

 

3530- Peyami Safa’ya adını Tevfik Fikret,

Tuğrul Tanyol’a ise Yahya Kemal Beyatlı

bahşetmişlerdir.

 

*

 

3531- (S)AKLAMAK … (K)AYIP

 

(05.01.2015 tarihinde TBMM malum komisyonunun

kararına tepki yerine!)

 

*

 

3532- Küresel kültürazzi:

 

Japon yazar Yukio Mişima’nın gerçek

adı Kimitake Hiraoka idi. Edebiyattan nefret

eden babasından gizlenmek için seçtiği

takma adın anlamı, “Ölüm takıntılı gizemli

şeytan” idi. /

 

Yukio Mişima (1925-1970)

soylu bir aileye mensuptu. Biseksüeldi ve

modernliğe karşıydı. Ekibiyle birlikte intihar

etmişti, üç kez Nobel’e aday gösterildi

denir ama 1968 Nobel’i, üstadı Yasunari

Kawabata’ya verilmişti. /

 

Andre Gide,

Somerset Maugham, D.H. Lawrence,

Gustave Flaubert, Marcel Proust, Stendhal

ve Norman Mailer annelerine tutkuyla

bağlıydılar. (Adı listelenenler, eşcinsel değilse

biseksüeldiler, kimisi sıkışınca şiddete

sığınırdı.) /

 

Kırbaçlanmak bir (z)amanların

popüler cezasıydı; Fyodor Dostoyevski ile

Jean-Jacques Rousseau’nun bu cezadan

hoşlandıkları iddia edilirdi. /

 

Samuel Beckett

II. Dünya Savaşı başlarken Dublin’deydi.

Derhal Paris’e gitti, “Savaşan Fransa’yı

Barıştaki İrlanda’ya” yeğlerim demişti. /

 

“Zührevi Hastalıklar ve Önlenmesi” adlı

kitabını, Felix R. Leblanc karısına, “muhabbetle”

diyerek ithaf etmişti. /

 

Aynı zamanda bir uzak yol kaptanı olan Joseph Conrad’a

göre Moby Dick’in yazarı Herman Melville,

“Deniz hakkında hiçbir şey bilmiyordu.” /

 

 

Bir zamanlar ABD edebiyatının altın çocuğu

bellenen John Dos Passos (1896-1970)

güneş gözünü aldığı için otomobiliyle

önündeki kamyona çarptı. Karısı Katy ön

camdan dışarı fırlayarak öldü, kendisinin

bir gözü kör oldu. /

 

Jean Cocteau’ya göre Victor Hugo, “Kendisini Victor Hugo sanan

bir deliydi.” /

 

Graham Greene (1904-1991)

Oxford Üniversitesi’nde öğrenciyken, depresyondan

çıkmak için tabancasıyla Rus

ruleti oynardı derler…

 

*

 

3533- Sait Maden’in (1931-2013) Charles Baudelaire’den “Les Fleurs Du Mal”ı Türkçeye çevirmesi (“Kötülük Çiçekleri”) 50 yıl sürdü.

 

Üstadın çevirisi 1996’da yayımlandı.

 

Oysa Ahmet Necdet (1933-2010), aynı yapıttan

“Kırk Kötülük Çiçeği” adıyla bir seçkiyi,

1991’de yayınlamıştı. O, kitabının ikinci

baskısından bir adedini, “Çok değerli Sait

Maden dost’a” diyerek imzalamış.

 

Sait Maden ise ithafın yer aldığı sayfaya

kurşun kalemle, “Dahleden dinimize bari

Müslüman olsa” şerhini düşmüş. Kitabın

içinde de aynı kalemle düzeltmeler ve soru

işaretleri var.

 

O kitabı nereden mi edindim? Sait Maden

kitaplığından.

 

*

3534- W.H. Auden’ın (1907-1973) dağarcığından:

 

-Aynanın kalbi yoktur ama nice fikri vardır.

Malcolm de Chazal

 

-Çekmecedeki yazılar ya çürür ya da olgunlaşırlar.

Maria Von Ebner-Eschenbach

 

-Şiirden değil de mantıktan üretilseydi,insanlığa bir dil yeterdi.

Hebbel

 

-Diktatörler öldürüldüklerinde çok geç kalınmıştır, olayın tek özürü budur.

E.M. Cioran

 

-Tüm halk sınıfları yönetim özürlüdür.

Lord Acton

 

*

3535- 1978 ürünü “Sözcükler”i Melih

Cevdet Anday, “Sevgili kardeşim, dostum,

çok kıymetli düşünür, yazar Fethi Naci’ye

Sevgilerle” diyerek imzalamış.

 

Usta şairimizin, 100. yaş yılında, anısına

saygıyla.

 

 

Serçe

 

Çamaşır asılı ipte

Duran küçük serçem

Bana acıyarak mı bakıyorsun?

Hâlbuki ben güneşin

Ve ilk beyaz yaprakların altında

Senin uçuşunu seyredeceğim.

 

*

 

3536- “Akan Zaman, Duran Zaman -1” –Melih Cevdet Anday:

 

“…Kimlikler saptanırken komiser, toplantıda

başka kimsenin bulunup bulunmadığını

sormuş. “Ankara’dan gelen bir arkadaş da

vardı” demişler.

 

-Adı ne onun?

 

-Melih Cevdet Anday.

 

-Necidir bu Melih Cevdet Anday?

 

-Şair.

 

-Ünlü bir şair mi?

 

-Hayır.

 

Komiser, ifadeleri makinede yazan polise

dönmüş:

 

-Yaz oğlum, demiş, meşhur olmayan şair

Melih Cevdet Anday’ın da bulunduğu bu

toplantıda her ne kadar Figaro diye bağrıldıysa

da bunun General Figaro (General

Franko ile karıştırıyor) olmayıp…

 

İşte benim ünlü bir ozan olmadığım böylece

devlet kayıtlarına geçmiş bulundu.”

 

*

 

3537- Bir cümleden uzunsa komik değildir:

 

-Tanrı iyileştirir, ücretini doktor alır.

Benjamin Franklin

 

-Düşmanlarınızı affediniz ama onlar asıldıktan sonra.

Heinrich Heine

 

-Televizyonun eğitici olduğu görüşündeyim;ne zaman birisi onu açsa yan odaya geçip kitap okurum.

Groucho Marx

 

 

-Bilgisayar beni satrançta yendi, ama boksta ona dersini verdim!

Komedyen Emo Phillips

 

*

3538- Ekonomist Jim O’Neill Brezilya, Rusya, İndonezya ve Çin’i bir takım olarak ifade etmek üzere 2001’de BRIC akronimini

üretmişti.

 

2010’daysa Meksika, İndonezya, Nijerya

ve Türkiye için MINT’i önerdi. Ancak bu,

birincisi gibi kabul görmedi.

 

*

 

3539- Kitap =Sevişmek! / Elektronik Kitap= Mastürbasyon…

 

*

3540- İstanbul’da açılacak Kazak kahvehanesine ad önerisi: KAZAKİSTANBUL.

 

*

3541- Oxford Üniversitesi’nin hazırladığı “Music For Book Lovers” (Kitapseverler İçin Müzik) CD’sinde yer alan parçalar:

 

A Midsummer Night’s Dream, Nocturne –F. Mendelssohn /

 

Peer Gynt Suite, Solveig’s Song – E. Grieg /

 

Romeo and Juliet, Scherzo– H. Berlioz /

 

Evensong – E. Martin /

 

Rosamunde, Entr’acte No 3 – F. Schubert /

 

Symphony No. 2 (Hymn of Praise),

 

AdagioReligioso – F. Mendelssohn /

 

Faust, Menuetof Wandering Lights – H. Berlioz /

 

Harmoniesdu soir in D flat – F. Liszt / Pastorale – R.Hammer /

 

To A Wild Rose – E. Macdowell /

 

Eugene Onegin, Introduction – P.I. Çaykovski/

 

By the Sleepy Lagoon – E. Coates…

 

*

 

3542- Anımsıyorum…1960’ların Samsun’unda simit 10 kuruştu,5 kuruşa yarım simit de verirlerdi. (Bu esnek uygulamaya başka yörede rastlamadım.)

Günümüzde nüfusu 540 bine ulaşan kent, o

zaman 184 bin kişiden mürekkepti.

 

Kentte tek tük otomobil vardı, sahipleri

bilinirdi. İki Volkswagen (kaplumbağa) araç

anımsıyorum; plakaları 55 AC 001 ve 55 AC 055 idi. Biri işadamı Ahmet Baskan’a diğeri

o dönem Samsun Ulusoy’un başında bulunan

Yılmaz Ulusoy’a aitti.

 

Tüm Ulusoy otobüsleri sarı-lacivertti, bir

Hitit aslanı şirket logosuydu.

 

(Ah ne hüzünlü günlerdi onlar, yaşamımızın

en güzel günleri – G. Bufalino)

 

*

3543- “Türk Plastik Sanatlarında İlkler” –Oğuz Erten, Artam Kültür Yay.

 

Modern anlamda afiş yapan ilk sanatçı İhap Hulusi’ydi (1898-1986). /

 

İlk heykel sergisini Zühtü Müritoğlu (1906-1932) açmıştı. /

 

İlk sanat müzesi, 1936’da İstanbul’da açılan Resim ve Heykel Müzesi’dir. /

 

İlk uluslararası sanat tüccarı Selahattin R.Sırmalı’dır (1930’lar). /

 

İlk soyut ressam Nejad Melih Devrim’dir (1923-1995). /

 

İlk sanat galerisi, 1950’de açılan Maya Sanat Galerisi’dir (Adalet Cimcoz). /

 

İlk seramik sergisini Füreya Koral (1910-1990) açmıştır. /

 

Cumhuriyet döneminin ilk sanat koleksiyoneri Kemal Erhan’dır (1950’ler)…

 

*

 

3544- Kitap önerileri:

 

Gelibolu Günlükleri – Jonathan King (Çev.Ali Önsan) İş Kültür /

 

Gökkuşağı Günleri– Antonio Skarmeta (Çev. Pınar Savaş), Kırmızıkedi/

 

Büyülü Bir Yay Çalışması – Koray Feyiz, Mühür Kitaplığı /

 

Dokuzuncu Haşmet– İbrahim Yıldırım, Doğan Kitap /

 

Gelecek Günlerin Şarabı – Tuğrul Tanyol, YKY /

 

Pas –Ömer Erdem, Everest…

 

(Her yeni İbrahim Yıldırım romanı benim

için bir edebi şölendir.)

 

*

3545- Bir portre:

 

Ömer Lütfü Paşa Michael Lattas 1801’de Hırvatistan’da doğdu. Gençliğinde, bir kadın yüzünden girdiği

düelloda rakibini öldürünce Osmanlı’ya

sığındı.

 

Bir tüccarın yanında çalışırken, 1830’da Ömer Lütfü adıyla Müslüman oldu.

Seraskerlik’te çalışırken Hüsrev Paşa’nın

gözüne girdi, önerisiyle II. Mahmud’un oğlu

Şehzade Abdülmecid’in hocalığına getirildi.

 

Abdülmecid 1839’da tahta çıkınca Ömer Lütfü’nün yıldızı parladı. 1841-1851 yıllarında

çıkan dört ayaklanmayı bastırarak 3. Ordu

Müşirliğine (mareşal) atandı.

 

Kırım Savaşı başlayınca Osmanlı ordusu başkomutanlığına getirildi. Karizmatik, soylu, sportmen,

cesur ve dürüsttü. İngiliz kraliyet ailesi ve

komutanlarının sempatisini kazandı. Kırım’da

Rusları bozguna uğrattı. Sonra önemli askeri

görevlerde bulundu. 1871’de öldüğünde

Hassa müşiriydi. Özel hayatı hakkında doyurucu

bilgi yok gibidir.

 

Nâzım Hikmet’in annesi Celile Hanım, Oktay Rifat, Mehmet Ali Aybar,Ali Fuat Cebesoy ve şair Halide Nusret Zorlutuna

onun soyundandır derler.

 

(Kendime not: İvo Andriç’in “Ömer Pasha

Lattas”ını derhal bul!)

 

*

 

3546- 22.12.2014! Okumayazma evime yılın sanat armağanı geldi: Finansbank’ın

sponsorluğunda hazırlanan Nejad Melih Devrim kataloğu.

 

319 sayfadan mürekkep yapıtı kotaran Galeri Nev ekibi ve Finansbank

Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Aras’ı kutlar,

teşekkür ederim.

 

Bu kataloğun soyut resmin öncü ustası

Nejad Melih Devrim (1923-1995) için önemli

bir referans olacağı görüşündeyim.

 

Altını çizdiğim cümlelerden:

 

“15 Eylül’de (1946) Fransa’ya vardım. Ondan sonra Paris’e geldim. Renkler Fransa’da başlar,

mesela kahvelerdeki tentelerin renkleri. O

zamanlar Paris’te çok müşfik insanlar vardı.

Çok ressam yoktu. İnsanlar ressamlara kollarını

açıyordu. Hayat çok ucuzdu. Herkes

harpten sonra çok mutluydu.”

 

*

 

3547- Kişiye özel giyim kuruluşu LA

MİSURA’dan gelen yılbaşı kartının ön yüzündeki,

“Doğa ekip kültür biçin! En az 7 ağaç

dikin…” uyarısına göre bir insan, bir yılda

yaklaşık 7 ağaç tüketiyor.

 

 

Kartın arka yüzündeyse, “7 Ağaç

Ormanları’nda oluşturduğumuz La Misura

Korusu’nda isminize özel fidanınız da yeşerecek”

muştusu yer alıyordu.

 

(La Misura bu anlamlı projeyi ÇEKÜL

Vakfı’yla birlikte yürütüyor.)

 

*

 

3548- “Küreselleşmiş Türk yazar ve sanatçıların küreselleşmemiş Türk’lerden başka düşmanı yoktur.”

 

(26.12.2014 tarihli bir

gazetede, Orhan Pamuk’un son başyapıtı

“Kafamda Bir Tuhaflık” hakkında bazı yazar

ve eleştirmenlerin düzeyi tartışılır görüşlerini

okuduktan sonra aklıma ilk gelen.)

 

*

3549- Amerikalı Lenore (Lee) Israel (1939-2014) başarılı bir araştırmacı-yazardı. Başta Estee Lauder olmak üzere kimi ünlülerinyaşamöykülerini yazdı. Ancak alkolikti ve

geçimsizdi, işsiz kalınca bakın ne yaptı:

 

Dorothy Parker, Eugene O’Neill, Noel Coward,

Humphrey Bogard, Lillian Hellman gibi ünlülerin

imzalarını taklit ederek, onların kullandığı

daktilolardan 400 sahte mektup yazdı ve

yapıtlarını uygun fiyatlardan sattı.

 

Üşenmezse kütüphane arşivlerinden seçtiği mektupların

fotokopisini çekiyor, fırsatını bulursa mektupların

aslını çaldığı da oluyordu.

 

1993’te yargılandı; altı ay hapse mahkûm

edildi, cezası ertelendi. Ölüm haberini okuyunca

sahtekârlık sürecini anlattığı kitabını

(Can You Ever Forgive Me?) ısmarladım,

bekliyorum. Dört kitap yazmıştı ama yazdığı

sahte mektupları, başyapıtı bellemişti…

 

*

3550- İngilizceye çevrilen kitaplarımın online satış zinciri Amazon’daki performanslarına ara sıra bakarım.

 

03.01.2015 sabahı “The Sultan Of Byzantium”

İngiltere’de elektronik kitaplarda,

çok satanlar listesinde kendi kategorisinde

69.’ydu. Ağustos ayında bir Amerikan radyosuyla

yaptığım söyleşiden 48 saat sonra

kitap ABD’de 6. sıraya çıkmıştı. İngiltere’deki

bu sıçramanın nedenini düşündüm, Noel

Baba’dan başkası aklıma gelmedi. (3526.

maddedeki müftüden özürle.)

 

(2,5 yaşındaki torunum Ali Noyan; Noel

Baba’yı, Noyan Baba belledi.)

 

*

Selçuk ALTUN

 

*

Kitap İçin

 

*

Cumhuriyet Kitap (3 Mart 2015)

 

*

0
0
0
Yorum Yaz