02 05 2013

'hastasıyız abi...'

http://www.youtube.com/watch?v=GRxofEmo3HA

 

Kitap İçin...

*

‘Anadolu onların değil, onlar Anadolu’nun malı olmuş’

*

SELÇUK ALTUN

*

“Usta tiyatro sanatçısı ve örnek Fenerbahçeli METİN SEREZLİ’nin anısına”

*

18.02.13! Yeni romanım için Nur’la birlikte Mardin ve Kızıltepe’ye gittik. Rahmetli babam “şark hizmetini” Mardin’in Derik ilçesi kaymakamı (1961-64) olarak tamamlamıştı. Derik Merkez İlkokulu’nu bitirmiştim. 49 yıl sonra oraya uğradık, hiçbir köşesini anımsayamadım; hafıza sorunum yok, ilçe tamamen yeniden yapılanmıştı. (Derik, duayen politikacı Ahmet Türk’ün memleketidir.)

Bilahare iki yıl Diyarbakır Maarif Koleji’nde okudum. Babam 1970-75 yılları arasında Hakkâri Valisiydi, üç yaz karış karış gezdim o “vahşi güzellikler” beldesini. Derken askerliğimi Hozat’ta (eski Dersim) yaptım. Güneydoğu coğrafyasını ve insanını iyi bilirim ve benimserim.

AK Parti hükümetinin yazarlar arasında yaptığı Kürt açılımı toplantısına çağrılınca da gittim (yarıda çıktım). Ankara’dan öteye geçmemiş bazı solcu ve liberal dostlarım tarafından eleştirilmiş ve hiç umursamamıştım.

*

“Neler mi okumak isterdim?” başlıklı 2991. maddemde, “Gonca Özmen’den bir ilk roman” demiştim.

Şair Gonca Özmen 11.02.13 tarihli e-postasında, “Eğer bir gün dışarı kaçışmak isteyen daha çok sözcüğüm olursa ve o ilk roman yazılırsa bilin ki onu size adayacağım” demiş.

Yanıtın şiirselliğine bakar mısınız?

*

Enis Batur’dan “üçüncü” turfanda şiir:

İLK GÜN

Bir tarafta güneş, öbüründe gri siyah bulutlar

Sahne: Yağmurun fotoğraf çektirmek istemesi

Zaman: Belli belirsiz kış süzülmeleri

Yer: Haritadan silinmiş şehrin yıkıntıları.

*

Benim için ilk çeyreğin en doyurucu kitabı, 58 insan portresinden mürekkep, Ümit Bayazoğlu’nun Hatırda Kalmaz Satırda Kalır’ıydı.

Bayazoğlu 2003’te YKY’ye, Hatay Meyhanesi Defterleri başlıklı “özel baskı” kitabı da hazırlamıştı.

YKY’ye öneri: Hatay Meyhanesi Defterleri yeniden ve ciltsiz olarak basılamaz mı?

(İngilizcede gözdem, Javier Marias’tan The Infatuations idi. Umarım METİS onu çeviri tezgâhına sokmuştur.)

*

En kötü Amerikan icadı/ihracı mı? Tabii ki, neredeyse osuruk kadar kötü kokan, gürültü kirliliği yayan ve sinemalarda satılan o pop-corn (patlamış mısır)!

*

 Küresel Kültürazzi:

Ömer Hayyam aslında matematikçi ve astrologdu. /

ABD’nin yüzde altmışı, ergenlikten itibaren baştan sona bir kitap bitirmemiştir. /

Toscanini galasında La Bohem’i yönettiğinde 29 yaşındaydı. Derken onu 50. yıl kutlamasında da yönetti. /

Ressam Mark Rothko 1970’te intihar ettiğinde 67 yaşındaydı. Cenazesinde şair Stanley Kunitz bir konuşma yaptı. Kendisi 2006’da öldüğünde 101 yaşındaydı. /

Bedri Rahmi Eyüboğlu 1960’larda Mark Rothko’nun sergi kataloğuna aldığı notlarla bir röportaj yaptı ve sonra kataloğu ona imzalattı. (O, artık Selçuk Altun koleksiyonundadır.) /

Diderot bir sohbet sırasında çariçe Katerina’nın kalçalarını şakayla tokatlamış. Çariçe’nin bundan hoşlandığı rivayet edilir. /

Nikos Kazancakis filozof Henri Bergson’un öğrencisiydi. /

Sokrates’in babası bir heykeltıraştı. /

Pollock, De Kooning, Frank O’Hara, Ad Reinhardt, Jean Stafford ve Maggie Oldring, East Hampton’da aynı mezarlıktadırlar. /

Erje Ayden (asıl adı Erce Aydıner) onlardan De Kooning ve Frank O’Hara’nın dostuydu. /

El Greco, Titian’ın öğrencisiydi. /

Haydn’ın son sözleri, “Çocuklar rahat olun, ben iyiyim.” /

Beethoven’in cenazesine 30 bin kişi geldi…

*

11.02.13 tarihli International Herald Tribune’a göre Almanya’da Eğitim Bakanı Annette Schavan, doktora tezinde intihal yaptığı iddia edilince derhal istifa etti.

(Bizdeyse, intihal yaptığı için ceza da alan müsteşar Ömer Dinçer Milli Eğitim Bakanı olmuştu.)

*

26.02.13 tarihli International Herald Tribune’a göre sonbahardan itibaren küresel gazetenin 125 yıllık adı değiştirilerek, INTERNATONAL NEW YORK TIMES olacakmış.

N’apalım, alışırız.

*

1513’te demek ki tam 500 yıl önce oldu bunlar:

Nikolas Kopernik, dünya ve diğer gezegenlerin güneş etrafında döndükleri kuralını açıkladı. /

Niccolo Makyavelli, La Mandragola adlı oyununu bastırdı. /

Mikelanj, II. Julius’un anıtkabirinde çalışmaya başladı. /

Vasko Nunez de Balboa, Büyük Okyanus’u ilk gören Avrupalı oldu…

*

Kaç Yıl Oldu? 2013’ten: Fırat Budacı

- Murat Bardakçı nükleer santralları eleştiren Pelin Batu’ya, “Eğer derdiniz nükleer atıklarsa, Afrika orada. Verirsiniz biraz para atıkları alırlar” cevabını vererek tarihe geçeli 3 yıl,

-Tansu Çiller Malatya’da tören kıtasını denetlerken mavi üniformalı havacıları görünce, “Merhaba polis!” diye bağıralı 18 yıl,

- Tansu Çiller kendisini törenle karşılayan zabıta memurlarına, “Merhaba asker!” diye bağıralı 20 yıl,

- Süleyman Demirel, Tuzla sahilinde mayolu fotoğraflarının çekildiğini fark edince elleriyle göğüslerini kapatalı 25 yıl,

- Canlı yayında telefonla konuşan Mahmut Tuncer, “Yahu benim arabayı çekiyorlarmış, ben gidiyorum!” diyerek konuk olduğu programı terk edeli 5 yıl olmuş…

*

82 Söz – Kemal Sümer

-Asıl kötülük örgütlü olandır.

-Yaşlılardan edinilen en temel bilgi, yaşlanılmaması gerektiğidir.

-İntihar bir yaşam biçimidir.

-Tarihçi, farklı türde bir define avcısıdır.

*

Coşkuyla Ölmek’ten – Şule Gürbüz: Akılsız Adam’ın (girişi)

“Şimdi diyeceksiniz ki aklın olsa zaten oğul uşak sahibi olmazdın; ama bunu da kim diyecek, siz mi? Siz bunu diyecek, diyebilecek adamlar olsanız ben şunları yazacak ıssızlıkta, mecburiyette olmazdım. Aslı bu. Ama hep de hakikat makamından gidecek değilim, elbet bazen biraz kaykılacağım.

Oğlumun akılsız fikirsizin teki olmasından kendimi sorumlu tutuyorum; buna onu imal etmek de, bu hale getirmek, yetiştirmek de dâhil. Her şeyden ben sorumlu ve suçluyum. “Mal ve evlatlar fitnedir” ayetinin kulağıma küpe oluşu bir çift kirazın küpeliğinden farksızmış ki kulağımda az sallandırıp, az ilgi çekip, pek de umduğumu bulamayınca oturup yemişim; üstelik doymadan.”

(Şule Gürbüz, Coşkuyla Ölmek şiddetinde bir kitap daha kotarsın, Selçuk Altun onu “usta” belleyecektir.)

*

İstanbul’da nice dükkânın kapı veya vitrininde, “Kredi kartı geçerlidir” ibaresini görürsünüz. Ne demek istediğini anlarsınız ama ifade yanlıştır. Bir kredi kartının geçerli olup, olmadığını ilgili banka belirler, dükkân yetkilisi yalnızca “Kredi kartı kabul edilir” demek istemektedir.

Bu nokta Mardin’de, vitrininde “Kredi kartı kabul edilir” yazan bir kuruyemişçi görünce aklıma takıldı.

Tüm Anadolu’da olduğu gibi Mardin’de de lira, altı sıfır atılmadan telaffuz ediliyor. (01.01.05’ten beri direniyorlar.)

*

Anadolu yakasında yeni açılan bir AVM’deyiz. Bir yürüyen merdivende herkes sağa çekilmiş; bıyıklı, iriyarı ve orta yaşlı adamsa -inadına mı- sol kenarda bekliyor. Arkadan gelen kadın yürümek için izin isteyince bizimki yüksek sesle yakınıyor, “Yürüyen merdivende insanlar neden yürür ki?”

*

08.02.13! Türk(iye) dostu ve entegre yetenek Prof. Maureen Freely ile uzun bir cafe sohbeti yaptık. Dev Anglo-Amerikan yayınevlerinin roman türünde, edebi yapıt basmaktan artık ürktüğünü söyledi. Öylelerine quiet book (sessiz kitap) deniyormuş ve onları artık bağımsız yayınevleri sahipleniyormuş.

*

14.02.13! Seçkin ve hayırsever işadamı Yılmaz Ulusoy’un 72. yaş gününde, çocukları Pınar, Pelin ve Mehmet ona anlamlı bir yıldönümü armağanı verdiler.

Devlet adamı, üst düzey bürokrat, iş adamı, sanatçı, yazar, ressam, gazeteci ve kadim dostlarından mürekkep 275 kişiden topladıkları özel yazılar, “İşHayatında 55. Yıl – Dostlarının Kaleminden Yılmaz Ulusoy” başlığıyla yayımlandı. Şık kitap, Four Seasons Bosphorus’taki sürpriz partide dağıtıldı. Ben, yeni bir yazı yazmak yerine Yılmaz Ağabey’in 70. yaş gününde, KİTAP İÇİN’de çıkan yazımla katıldım.

Pınar, Pelin ve Mehmet’i; mütevazı duruşları ve mazbut yaşam tarzları nedeniyle de takdir ederim.

*

Kitap önerileri:

Rüştü Onur; Bilinmeyen Mektupları Ve Şiirleri – Haz. L. Şahin; I. Tığ, Kaynak Yay. /

Aşk Kırgınları – Nedim Gürsel, Doğan Kitap /

Akıl Pis Kokar – C.K. Williams, (Haz. Efe Murad), 160. Kilometre /

Sözcüklerin Vicdanı – Emin Özdemir, Bilgi /

Sıradan Kadınlar Düşü – Samuel Beckett (Çev. H.Ö. Süloş), SEL /

“Biraz Daha Işık” – Muhsin Kızılkaya, İletişim /

Doğu Batı Mimesis – Kader Konuk (Çev. Can Evren), İletişim /

Sarah Bernhardt – A. Gold /

R. Fizdale (Çev. Fadime Kâhya), İş Kültür /

Thomas Bernhard – Hans Höller (Çev. Bünyamin Kasap), Merdiven…

*

Mavi ve Kara’dan – Sabahattin Eyüboğlu, 1967

Bizim Anadolu

“Bu memleket niçin bizim? Dörtyüz atlıyla Orta Asya’dan gelip fethettiğimiz için mi? Böyle diyenler gerçekten benimsemiyor, ana yurt saymıyorlar bu memleketi. Gurbette biliyorlar kendilerini yaşadıkları yerde. Hititler, Frigyalılar, Yunanlılar, Farslar, Romalılar, Bizanslılar, Moğollar da fethetmişler Anadolu’yu. Ne olmuş sonunda? Anadolu onların değil, onlar Anadolu’nun malı olmuş.

Bu memleket bizim olduğu için bizim, fethettiğimiz için değil. Aramızda dışarıdan gelmeler çoğunluk olsa bile – ki değil elbette – kaynaşmış, halleşmiş hepsi. Fetheden de biziz artık, fethedilen de. Eriten biziz, eriyen de. Biz bu toprakları yoğurmuşuz, bu topraklar da bizi. Onun için en eskiden en yeniye ne varsa yurdumuzda öz malımızdır bizim.”

*

Kompozitörler ve enstrümanları (Doğan Hızlan ve Tuğrul Tanyol’dan desturla):

Bach: Org, keman /

Dvorak: Keman, viola ve org /

Haçaturian: Tuba /

Rossini: Piyano, viola, trompet ve (SES) /

Telemann: Keman, obua, org ve zither /

Verdi: org ve piyano /

Vivaldi: Keman /

Weber: Gitar ve piyano…

*

02.03.13! Üsküdar iskelesine gitmek üzere Capitol Taksi’den araç istedim. Şoförüm Rizeliydi ve kasetçalarda Vivaldi dinliyordu. Bunun ilk kez başıma geldiğini söyledim, “Hastasıyız Abi” diye diklendi. İnerken taksimetrenin yazdığının iki katını -zorla- ödedim.

*

En iyi film müziği Oscar’ını kazanan Skyfall adlı melodi, benim için son elli yılın da en iyisiydi.

Time dergisine göre Billie Holiday’den Strange Fruit geçen yüzyılın en iyi parçasıydı.

Youtube’dan bir önerim olabilir mi? Adı güzel Matia Bazar’dan Vacanze Romane.

*

Yazar İskender Pala’nın kısa özgeçmişinde nükte tadında damlalar var:

“Divan Şiirini Sevdiren Adam olarak da tanındı… Hemşerileri tarafından ‘Uşak Halk Kahramanı’ seçildi… Romanlarının baskıları yüz binlere ulaştı… Pek çok ödül aldı… Türk Patent Enstitüsü tarafından marka ödülüne layık görüldü ve adı tescillendi.”

*

Mimar ve önemli fotoğraf sanatçısı komşum Sıtkı Kösemen’in oğlu entegre yetenek Mehmet Kösemen’den (doğ.1984) KİTAP İÇİN’de bahsetmiştim. Londra’da önemli sanat ve iletişim okulu Goldsmith’s College’da master derecesi almadan önce Altıkırkbeş Yayınları’ndan çıkan Tarihimizde Hayali Varlıklar’da palaeontolojik dönemden bazı hayvanları ve masal yaratıklarını resmetmişti. O halen reklamcılık şirketi Medina Turgul’da çalışıyor ve Empire Gallery’nin kayıtlı sanatçısı. Viyana ve Contemporary İstanbul fuarında resimleri sergilendi.

Nihayet iki arkadaşıyla birlikte dinozorlar konusunda, görüş ve teorilerini yansıtan bir nitelikli kitap kotardılar (All Yesterday’s). Bu kitap Anglo-Amerikan âleminde ilgiyle karşılandı.

Devam Mehmet devam!

*

Sözcüklerin Vicdanı’ndan – Emin Özdemir:

Acının Tarihine Geçen Üç Şaire Mektup’tan

Şu son günlerde bir alışkanlık gelişti bende; bir şeye canım sıkılsa, kızsam, öfkelensem kendimi dar atıyorum kitaplığıma. Kitaplara el sürmek, onların karşısında durmak iyi gelir bana. Bir süre sonra öfkem yatışıyor, sıkıntımın uçup gittiğini duyumsuyorum.

Dün de öyle yaptım. Bir siyasa adamı konuşuyordu televizyonda. Onu dinliyordum. Sözcüklere yalan söyletmek için nasıl da ezip büküyor, nasıl da kirletiyordu onları. Buzulsu bakışlarına, yılansı ses tonuna sevecenliğin maskesini giydirmeye çabalıyor, zorlanıp duruyordu. Yüzünden içtensizlik akıyordu. Konuştukça çürük yumurta kokusunu anıştıran pis bir koku doldurmaya başladı odayı. İçim bulandı, daha fazla dayanamadım. Kitapların arasında aldım soluğu. (Sığlık sürecinde kitapların varlığı benim de iksirim.)

*

Mardin seferimizin asıl nedeni Türkiye’yi bir süre ayağa kaldıran bir olguyu irdelemekti. (Mardin’in K. ilçesinde 14’ü kamu görevlisi 30 küsur kişi, yaşı küçük N.Ç.’ye -para karşılığında- tecavüz etmişlerdi. Adliyeye intikal eden dava dokuz yıl sürmüş, sanıklar asgari cezalarla kurtulunca ülke sonuca tepki göstermişti. Tepki, sanırım Yargıtay’ın kararı onamasınaydı. Basın bu kuru gürültüyle yetinmişti. Olayı, gidip yerinde inceleyen gazeteci olduğunu duymamıştım. Bu olay yeni romanımda bir yan öykü oluşturacak.)

08.03.13! Analarımızın, bacılarımızın, karılarımızın ve kızlarımızın Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Bu vesileyle okuma tutkumu ateşleyen canım annem Necibe Altun’un anısı önünde saygıyla eğilirim.

*

SELÇUK ALTUN (Cumhuriyet Kitap-2 Mayıs 2013)

*

 

0
0
0
Yorum Yaz