"Hepsi Alev"...Selim İLERİ...

2009-04-09 00:20:00



(Hepsi Alev / Selim İleri / Doğan Kitap / Ocak 2007 /188 sayfa.)

 

“Başka bir adaya götüreceklermiş beni.Nikeferos’un adamları “sürgün” kelimesini kullanmaktan kaçınıyorlar…

&

Her şeyden kopartılıp ahaliden uzak tutulmam için.Daha da uzak…

&

Adını gençken işittiğim.Irakta.Adını belki hiç işitmediğim bir adaya,Lesbos’a…

&

Aileme ait,aileme dair hiçbir şey hatırlamak istemem.Atina’ya gömdüm onları,annemi,babamı,kızkardeşlerimi,iki ağabeyimi.Yoksul olduklarını,yoksul kalacaklarını bile bile bir sürü çocuk sahibi olmuş o anababa.Teyzeler,halalar,amcalar,can çekişen kalabalık aile.Soyum sopum…

&

Var olmanın sırrını bir bakıma çözdüm.İnsanoğlunun kaç paralık olduğunu bilirim.Din adamlarını,askerleri,hadımları,herkesi satın aldım.Sır,parayla elde etmekse…

&

Uykularım bile kalp ağrısı,alev.

Tasvirlere duyduğum aşk,besbelli,bedenim toprağa karışıncaya kadar canımı yakacak..

&

…Handiyse yanımdan kaçıp gidecek…

&

Ölüm istemedim.Hiçbir zaman.

Öldürtmek zorunda kaldım.Alnıma yazılmış merhametsizliği zaman içinde okudum…

&

Saklamak gereksiz:Resimlere tapındım.Ancak sanat yükseltiyordu İsa’yı,Meryem’i,İncil müelliflerini…

&

Yasaklar yasakları kovalıyordu.Dini resim yapan büyük sanatkarlara,uğursuz!melun!dendi.Kutsal kiliseden bütün tasvirlerin atılması buyruldu…

&

Kaskatı.Hiç ağlamadım.Gemiye biniyorum.

Yüksek sanat kimseyi kurtarmayacak.

Doğu ve Batı  daha binlerce yıl birleşmeyecek.

 

Açık denizler.Ölümü özler gibi özlemişim açık denizleri.”

&..&…&

 

“İRENE 803 TARİHİNDE LESBOS ADASINA GÖTÜRÜLDÜ…BİR DAHA HİÇ KİMSEYLE KONUŞMADI…GELİŞİNDEN SEKİZ AY SONRA İNTİHARI ANDIRIR BİR İÇE KAPANIŞLA ÖLDÜ.ADAYA GÖMÜLDÜ….”

&&&

 

Asuman Kafaoğlu-BÜKE’nin romanla ilgili değerlendirmesinden bir bölüm:

 

“…

Değer verdiği bir başka şey de yoksullar. Ama bu konuda da ikilemlere düşmeden edemiyor. Bir yandan limanlarda çalışan yoksul halkın ayaklarını yıkayarak, peygamberlerin yaptığı gibi kendini, bir imparatoriçe olarak, hiçlemeyi göze alıyor fakat öte yandan bu yoksullardan tiksiniyor. Yoksul bir kadını anlatırken “Yüzü kırış kırış, canı yanmış. Yükseliyorum. Altın kartalların bezediği pabuçlarım; tekme atmak geçti içimden. Suratına. Yoksul kadının.” Bir yandan nasıl yoksulların ayaklarını yıkadığını anlatırken beraberinde tekme atma isteği duyduğunu da gizlemiyor. Aynı kadını anlatırken “Hissetmiş olmalı. Fakat inat etti: ‘Hangi anne…’ Götürdüler. Gübre Konstantinos’un zindanları gibi benim de zindanlarım. Başka çare yoktur. Zindansız iktidar yoktur.”


Her anlamda İrene ikilemlerle dolu bir kadın: “İnsanı birey kılmaya çalıştım. Sürü kalabalığa rağmen” demesine rağmen, gerçekten birey olmak isteyen oğluna bu şansı vermediğini de görüyoruz. Daha sonraki satırlarda “Bireylik ancak paranın, geçim imkânlarının sağlayacağı bir lükstür” diye ne denli gerçekçi olduğunu dile getiriyor.


“Hepsi Alev” kuşkusuz sadece ele aldığı konu ile değil, edebi değeri açısından da övgüye değer bir roman. Siyasi güç üzerine yazılmış en güzel romanlardan biri demek doğru olur. Romanın kapağında Edebiyatta 40. yıl üst başlığı yer alıyor. Selim İleri’nin 40. yılını taçlandıran bir eser çıkmış ortaya. Sadece son yıllarda yazdığı en güzel roman değil belki de tüm yazarlık serüvenin de başyapıtı.”

87
0
0
Yorum Yaz