30 01 2015

"iki Poe kitabı arasında,senelerce senelerce evveldi..."

iki Poe kitabı arasında,senelerce senelerce evveldi... |  görsel 1

 

‘Sherlock Holmes:

Hiç yaşamayan ve asla

ölmeyecek adam’

 

*

 

“Osman Çetin Deniztekin’in

anısına”

 

*

3476- Edebiyatistan’ın

cumhurbaşkanı Doğan

Hızlan, 19.11.14 tarihli yazısında

diyordu ki:

 

“Türk romancısı, özel kitap koleksiyoneri,

kitapsever ve kitabın

kırkambarı Selçuk Altun’un bir kitabının

İngilizce çevirisi de Edgar Allan

Poe’nun kitapları arasına katıldı!

 

Nasıl mı?

 

Bu serüveni size aktarayım:

 

Altun, 2013 sonbaharında New York’ta olduğu sırada, The Morgan

Library and Museum’da “Edgar Allan Poe: Terror Of The Soul”

başlıklı bir sergi olduğunu öğrenince soluğu orada alıyor.

 

Sergideki objelerin çoğu ve en vurucuları,

470 parçadan oluşan zenginliğiyle

dünyanın bir numaralı Edgar Allan

Poe koleksiyoneri Susan

Jaffe Tane’e aitmiş. Tane,

aynı zamanda The Edgar

Allan Poe Müze Vakfı’nda

görevliymiş.

 

Altun,İstanbul’a dönünce, kendisine

bir tebrik mektubu

yazıp 2009’da, Poe’nun

doğumunun 200. yılında,

İngilizcede “Many

And Many A Year Ago” adıyla yayımlanan

Senelerce Senelerce Evveldi romanını eklemiş.

 

Sebebi ortada; kitapta, Poe tutkunu

genç bir adam onun gibi yaşarken, romanın

içinde görünmeden, bir kukla oynatıcısı

gibi karakterleri idare ediyordu.

 

11 Kasım 2014 akşamı postadan irice bir paket almış

Selçuk Altun, içinden Susan J. Tane’in yeni

sergi kataloğu “Evermore: The Persistence

Of Poe” çıkmış. Koleksiyonundaki tüm

objeleri, New York’taki The Grolier Club’ta

sergiliyormuş bu kez. İçindeki ithafı ise

şöyleymiş:

 

Romanını, kütüphanemin çağdaş

kurmaca kısmında, iki Poe kitap tutacı

(bookend) arasında saklıyorum. Umarım

kitabımı, senin kitabını sevdiğim kadar çok

seversin.”

 

*

 

3477- Anekdot 12.11.14 tarihinde, Bilgi

Üniversitesi kantininde anlatıldı, YKY’nin

kurmayları Tülay Güngen ile Aslıhan Dinç’le

birlikteydik. O akşam, gönüllerimizin Nobelisti

Yaşar Kemal’e fahri doktora unvanı

sunulmuştu.

 

Romanlarımın içinde en çok, “Senelerce

Senelerce Evveldi”nin ıskalandığını düşünürüm;

yurtdışında bile.

 

Bazen bir roman bir özel okur için yazılır.

Örneğin, İbrahim Yıldırım’ın son iki yapıtını

benim için yazdığını düşünmüşümdür.

“Senelerce Senelerce Evveldi” de demek ki

Susan J. Tane için kaleme alınmış.

 

Bayan Tane’in koleksiyonunda E.A.

Poe’nun (1809-1849) bir tutam saçı ve tabutundan

bir parça da yok değil…

 

*

3478- Londra’da geçen güz Şehir

Müzesi’nde açılan serginin adı, “Sherlock

Holmes: The Man Who Never Lived And

Will Never Die.”

 

(“Sherlock Holmes: Hiç

Yaşamayan ve Asla Ölmeyecek Adam”)

Şiirsel değil mi?

 

*

3479- “Van” – Fikret Ürgüp, 1966:YOLCULUK

 

Bizim eşek ihtiyar değildi ama birisini, bir

şeyini kaybetmiş olacak, ölmeye karar verdi.

Yemedi içmedi, gittikçe küçüldü, kurudu,

sıska bir köpeğe döndü. Bizim bahçede

kalmayıp ne olsa gidecekti.

 

Karlı bir gün, üşümesin diye boynunu,

göğsünü, kahverengi bakkal kâğıtlarıyla sardık.

Bacaklarından başka, her tarafı sargılar

içinde yolcu ettik.

 

Kahverengi sargılarıyla çamurdan bir

heykel gibiydi. Arkasında bir kızak, içinde

yiyecekler vardı. Biz akıl etmiştik, ne olur

ne olmaz, belki ölmekten vazgeçer de karnı

acıkır, diye.

 

Kulakları bir düşüyor, bir kalkıyordu. Kulaklarını

da kâğıda saramamıştık. Kapıdan

çıktı. Uğurladık. El salladık. Geri döndü.

-Hadi hadi, diye, yeniden uğurladık. Biraz

yürüdü karda. Geri döndü. Gitsin istiyorduk.

Ayrılamıyordu. Gözlerinden yaşlar akıyordu.

 

Gözyaşları karın üzerine koskoca delikler

açıyordu. Bu kadar hazırlıktan sonra geri

dönmekten utanır gibiydi. Alışılmış bir şeydi

yaşamak.

 

Ürküttük. Kovaladık. Gitti. Arkasına bakmadan.

Asil bir şekilde.

 

*

3480- Fikret Ürgüp’ten (1914-1977) imzalı

“Van” öykü kitabını bana emanet eden Enis Batur, onun ıskalandığı görüşündedir. Geçen

yıl, 100. yaşını ıskalamadık mı?

 

*

 

3481- Türk Plastik Sanatlarında İlkler –

Oğuz Erten, Artam Kültür Yayınları:

 

Modern anlamdaki ilk sanat koleksiyoneri:

Halil Şerif Paşa (1831-1879) /

 

Sanat tarihi alanında yazılmış ilk kitap: Mecmua-i

Tesavir-i Osmaniye (Arif Paşa, 1860’lar). /

 

Uluslararası sergilere plastik sanatlar alanında

ilk katılım: 1867’de Paris Sergisi. /

 

Heykelini yaptıran ilk padişah: Sultan Abdülaziz,

1871. /

 

İlk güzel sanatlar okulu: Beyoğlu

Kalyoncu Kulluk Sokağı’nda “Desen ve

Resim Akademisi, 1874. /

 

İlk Türkçe sergi tanıtım ve incelemesi: Osmanlı gazetesi,

1880. /

 

Osmanlı Devleti’nin ilk Müslüman

heykeltıraşı: İhsan Özsoy (1867-1944)…

 

*

 

3482- İstanbul’da açılacak bir pul ve efemera

dükkânına ad önerisi: İSTAMPUL

(Stamp: Pul)

 

*

 

3483- 2014’teki gözde iki pop parçam:

Chandelier – Sia / Song For Someone – U2.

(Halen açıksa, YouTube’dan dinleyebilirsin

iz.)

 

*

3484- Bazı GS’li dostlarım fırsatını buldukça

kulunuzu (t)aciz ederler. Onlara

yolladığım, beste ve güftesi bana ait GS

geyiklerini sunuyorum. Kaynak göstererek

kullanabilirsiniz.

 

(Dikkat: Aşağıdakiler espri denemesidir,

rencide amacı taşımaz.)

 

1) Galatasaray’a her iki maçta da 4 gol

atan Dortmund’un adı, Dörtmund olarak

değiştirilmiş!

 

2) Uluslararası maçlardan sonra

Başakşehir’den de 4 yiyince, bazı GS’liler

“4” rakamının iptali için imza topluyorlarmış.

(Fark etmez, biz gerektiğinde zevkten 4

yerine 5 köşe olmayı da biliriz.)

 

*

 

3485- Küresel kültürazzi:

 

Filozof G.E. Moore (1873-1958),

Cambridge’te derslerine terlikle girerdi. /

 

George Edward adından nefret ettiği için

kendisine G.E. denilen üstat, Cambridge’in

20. yüzyıldaki en büyük üç filozofundan

biriydi. Diğerleri mi? Bertrand Russell ve

Ludwig Wittgenstein. /

 

Holigan, İrlandalı bir

sosyal problem kaynağı kişi, Shrapnel ise

şarapnelin mucidi İngiliz generaldi. /

 

Filozof ve iktisatçı P.J. Proudhon’a (1809-1865)

göre, bir ayakkabı tamircisi topluma, Homer

ve Plato’dan daha faydalı olmuştur. /

 

“Genç ölmek bir facia ama yine de birçok şeyden

zaman tasarrufu” görüşündeydi öykücü

Grace Paley (1922-2007). /

 

Müzisyen Charles Ives (1874-1954) Pulitzer Ödülünü kazanınca

aldığı para ödülünü dağıttı. Çünkü

onlar, “Vasatlığın rozetiydi.” /

 

“Hollywood, bir öpücüğe 1000 dolar, ruhunuza yarım dolar

ödenen bir yerdir” görüşündeydi Marilyn

Monroe. /

 

Ingrid Bergman’a göre “Mutluluk,

sağlıklı bir yaşam ve sağlıksız bir hafızadan

ibarettir.” /

 

“Her gün günlük tutmak,

kişinin her gün kusmuğuyla karşılaşmasına

benzer” derdi politikacı Enoch Powell. /

 

Herman Melville, “Moby Dick”i Nathaniel

Hawthorn’e; Joseph Conrad, “Gizli Ajan”ı

H.G. Wells’e ithaf etmişlerdi. /

 

Stendhal mahlasıyla tanınan M.H. Beyle (1783-1842),

“Parma Manastırı”nı yazdıktan sonra bir

fahişeden frengi kapmış, bu hastalık onun

için nice ölümcül hastalıkların tetikleyicisi

olmuştu. /

 

Marquis de Sade, Napolyon’u

hicveden bir karikatürü yüzünden 1801’de

15 gün hapis yattı.

 

*

3486- 2014’ü, kitap koleksiyonum açısından

en verimli yıl ilan edebilirim. Sonbahar

ganimetlerinden: Reşat Nuri Güntekin

1924 ürünü (ve eski Türkçe) “Dudaktan

Kalbe”sini, Muhsin Ertuğrul’a H. 1340’ta

(M. 1924), “Kıymetli ve muazzez arkadaşım

Muhsin Bey’e hürmet ve muhabbetle” diyerek

imzalamış.

 

 

İsmail Hami Danişmend (1899-1967),

“İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi”nin 4.

cildini babasının bahsi geçiyor diye II.

Abdülhamit’in kızı Şadiye Osmanoğlu’na

(1886-1977); Şadiye Hanım Vehbi Bilimer’e;

Vehbi Bey kızı Hûma Noyan’a, bibliyofil

Hûma Hanım da Selçuk Altun’a emanet etti.

Hûma Noyan takdim yazısını, “Bu kitap,

son durak olarak sizin kitaplığınızda yer bul-

duğuna çok seviniyor olmalı” diyerek bitirmiş.

(O artık bir kutsal emanetimiz.)

 

*

 

3487- “Yaşadığım Günler”den – Kâzım

Taşkent (1894-1991), 1980:

 

-İnsanlar yaşlarını, arkalarında bıraktıkları

yıllarla değil, anlamlı yaşadıkları yıllarla ölçmelidirler.

(08.08.43)

 

-Azgelişmiş insanlar, gelişmemiş insanları

ya zor ve korku, ya da aldatarak yönetirler.

(05.03.69)

 

-Gazetelerdeki ölüm ilanlarının büyük

ve gösterişli olanlarına bakıp, insanların en

kolay ve en ucuz biçimde değerbilirlik gösterme

yollarındaki zekâlarına şaşırıp kalırım.

(06.06.76)

 

*

3488- (B)AYILMAK.

 

*

 

3489- “Açık Kapı” – Tozan Alkan, Islık

HEYELAN

 

Bir ağzın konuşamadıklarından

okunur niyeti gecenin

uyku karanlıktır, dağılır

tılsımlı sesinle

kimselerin değilse

içimizde biriken heyelan

sarhoşlar fahişeler sokak köpekleri

kimselerin değilse

çıkar yüzünü ıssız odalardan

kaldır eteğini

bir suç al üstüne

dökülsün tenin.

 

*

 

3490- Adı veya soyadı “A” ile başlayan

yazar ve şairlerin birinci baskı kitaplarından

mürekkep bir kütüphane…

 

*

 

3491- “Rahibinden Satılık Kilise” – k. İskender,

SEL

 

-Komünisttir yağmur, herkese eşit payda

yağar.

 

-Benimle sevişebilmek için yeşil reçeten

olmalı.

 

-Şair, işbirlikçi değil, işbitiricidir.

 

-Sevgilim gelirse siz öldürün!

 

*

 

3492- Aralık yazımda, 3466. maddemde

Sezen Aksu için, “Bence o, pop müziğin

Orhan Veli”siydi demiştim.

 

Meraklısına ek, “Bence pop müziğin Oktay

Rifat’ı ise Mazhar Alanson”dur.

 

*

3493- Kitap önerileri:

 

Oktay Rifat’a Doğru – Enis Batur, SEL /

 

Ungenach – Thomas Bernhard (Çev. Fatih

Özgüven), YKY /

 

Güneş Topla Benim İçin –

Ülkü Tamer, Islık /

 

Açık Kapı – Tozan Alkan,

Islık /

 

Turgut Uyar’ın Çocuklarıyız – Haz.Derviş A. Akkoç, İletişim /

 

Nasıl Yaşıyoruz– Mehmet Serdar, Sözcükler /

 

Paris’te Bir Türk Ressam – Hıfzı Topuz, Remzi Kitabevi/

 

Onbinlerin Yürüyüşü – Ali Soysal, Tarihçi Kitabevi /

 

Zaten Hayat Hep Böyledir – HakanYılmaz, Edebi Şeyler /

 

Dekadans ve Ölüm – Orçun Ünal, Edebi Şeyler /

 

Çizgilerle Nâzım Hikmet – M. Gezen / S. Dinçel, Ka Kitap /

 

Oktay Akbal’a Mektuplar – Haz. Hikmet

Altınkaynak, İş Kültür /

 

*

 

3494- Bir Cümleden Uzunsa Komik Değildir:

 

-Ölümden sonra yaşama inanmasam da

yanımdan yedek iç çamaşırlarımı eksik etmem.

Woody Alen

 

-Komando giysileri satan dükkâna giren

genç, “Kamuflaj pantolonu” sorar, satıcı

içini çeker, “Var ama bulamıyoruz.”

Anonim

 

-Amerikan kadınlarını severim, Rus kadınlarının

yapmadıklarını da yaparlar; duş

almak gibi. Yakov Smirnoff

 

-Aman çocuklarınıza iyi davranın, ileride

huzurevinizi onlar seçecektir. Anonim

 

*

3495- Küresel ressam Bedri Baykam’ın

(doğ. 1957) altı yaşındayken harika çocukluğu

tescil edilmişti. O, elli yıllık (1963-2013)

sanat yaşamıyla ilgili bin sayfalık kitaptan

bin adet bastırdı.

 

“0006” no.lusunu, 10 Kasım akşamı bana imzaladı. Kitap onun

hakkında değişik dillerde yapılan seçme haberlerden

mürekkep.

 

Sayfalarını çevirirken elli yıllık bir zaman tünelinde safariye de çıkmıştım.

Özgün yapıtta ilgimi çeken bir kupür

1966 tarihli Perde dergisine ait. Türkân Şoray,

bir anket yanıtlarken “10 önemli insan”

olarak; Atatürk, Kennedy, Roger Vadim,

Adamo, Sophia Loren, Can Bartu, Muhammet

Ali Clay, Münir Nurettin Selçuk, Napolyon

ve Bedri Baykam’ı sayıyor.

 

*

3496- Rahmetli babam Fahamettin Altun;

Hakkâri, Samsun, Kırklareli ve Giresun illerinde

valilik (1970-1987) yaptı. İstanbul cadde

ve sokaklarında, o illerin trafik plakasını

taşıyan araçlar görünce heyecanlanırım.

İlk kez 09.10.14 tarihinde, Ihlamur

Yokuşu’nda Hakkâri plakalı bir Peugeot

otomobil gördüm. İnip ona sarılasım geldi…

 

*

 

3497- Isaac B. Singer ile Elias Canetti’yi

Nobel aldıktan sonra tanıdım, gözde yazarlarım

oldular.

 

2014 edebiyat Nobelisti Patrick

Modiano’yu (doğ. 1945) benimseyeceğimi,

ona ödül verme gerekçelerini okurken biliyordum,

içinde “gizem” sözcüğü geçiyordu.

 

Ulaşabildiğim yapıtlarını zevkle okuyorum…

Modiano reklam ve sosyal iletişimden

hoşlanan bir yazar değil. Zoraki yaptığı

söyleşide Nobel’i aldığını öğrenince ne hissettiği

sorulduğunda, “Sanki benimle aynı

adı taşıyan bir başkası o ödülü almış gibi”

diyecektir.

 

*

 

3498- Yazar ajansı Barbaros Altuğ’un

gazete ve dergilerde polemik dokulu yazıları

çıkardı. Onun derken bir öykü kitabı yayımlandı.

Altuğ, iki çoksatar yazarın da temsilcisidir.

Kitabını onlarınkilerle karşılaştırınca vardığım

sonuç; ikisinden de yetkin!

 

*

 

3499- Eğitmen, çevirmen, ressam, gezgin

ve bibliyofil Füsun Elioğlu’nu 1970’ten beri

tanırım.

 

Füsun baba tarafından İstanbul’un renkli

ailelerinden, Tüccarbaşıoğlu’lardandı. Anadolu

yakasında bu adı taşıyan hâlâ bir cami

ve otobüs durağı vardır.

 

Adlarından da anlaşılacağı

üzere oldukça varsıllarmış, ancak iki

birikimli büyük dede, serveti sıfırlamak için

adeta yarışmışlar.

 

Füsun, baba ve annesinin aile tarihlerini

(Kimlerdensiniz?) yüz sayfaya sığdırmış ve

onu torunlarına ithaf etmiş. Üslubu sürükleyici

ve kitap titiz bir araştırma ürünü. Kitabını

sınırlı sayıda bastırıp aile, akraba ve yakın

dostlarına dağıttı; amaç öncelikle torunlarına

köklerini tanıtmak. İnce kitaptan bir roman

da yazılabilir ve Füsun isterse, o işin üstesinden

de gelir.

 

İstanbul’da nice köklü aile var, onlar da

tarihlerine bir şekilde sahip çıkmalılar.

 

*

 

3500- 15.11.14! Kızımın yaş gününde bitirdim

“Buraları Rüzgâr, Buraları Yağmur”u.

 

Geçen yıl yayımlanan “Sol Omzuna Güneşi

Asmadan Gelme”nin devamı şeklinde ve

anlatıcısı 90 yaşındaki Suner Aykan.

 

Kapağı,çizgilerin efendisi Semih Poroy’a emanet.

Kısa romanı kotarırken az eğlenmedim

ve son noktayı koyduktan sonra o malum

hüzün havasını yine yaşadım; ailenden, mahallenden

birden kopmuşluğun acısı…

 

*

Selçuk ALTUN

 

*

 

Kitap İçin

 

*

Cumhuriyet Kitap-1 Ocak 2015

 

*

 

0
0
0
Yorum Yaz