 "...şurasını biliyorum ki elektronik kitaplar çok yakında hayatımızı işgal değil altüst edecek ve çok mutlu olacağız.Binlerce kitap cebimizde dolaşacağız.Onları okuyacağız,üzerine notlar alacağız ve daha neler,neler.Bu koşullarda binlerce kitaba mahkum olarak yaşamak akıl işi değil,gönül işi de değil.Çünkü gönül işi de, akıl işi de seçmeye dayanır.Halbuki biz şimdi hiçbir ayıklama ve seçme yapmadan her elimize geçen kitapla birlikte yaşıyoruz,işte bu manik bir şey ve onu yenmesini bilmek gerekir. Neyse... Nasıl kitap konusu gitgide hazin bir hal alıyorsa,sahaflar da öyle.Onca işe yaramaz,hurdalık,sıradan kitap raflarda uyuyor.Eşindim o kadar gene de bir şey bulamayıp çıkmak üzereydim ki,Sait Faik'in Şimdi Sevişme Vakti isimli şiir kitabının Varlık Yayınları baskısını buldum,yok bir paraya aldım.Kitabı bana satan çocukcağızın Sait Faik'ten de,kitaptan da bihaber olduğu belliydi. Kitap beni derecesiz memnun etti.Yıllar önce bu kitap elimdeydi.Sonra kayboldu.Nereye gitti,aklım ermez...." & "...bir gün akşamüzeri,Adakale Sokak'taki evin salonunda,camın önünde bu kitap elimdeydi,anneannem merak etti,okumamı istedi."Şimdi Sevişme Vakti" şiirini şöyle bir okumuştum.Şimdi kitabı okurken o yılların mayıs ayları,bahar,ışıltılı sokaklar,kent sukuneti geliyor aklıma. Kentler,zamanlar,benler hatta,yitiyor,kitaplar ayakta." & (Hasan Bülent Kahraman/Varlık/Temmuz 2009) & ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ Çıplak heykeller yapmalıyım. Çırılçıplak heykeller Nefis rüyalarınız için Ey önünden geçen ak sakallı kasketli, Yırtık mintanından adaleleri gözüken Dilenci Sana önce Şiirlerin tadını Aşkların tadını Kitaplardan tattırmalıyım Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden... Şu oğlan çocuğuna bak Fırça sallıyor Kokmuş manifaturacının ayağına Dörtyüzbin tekliğinden On kuruş verecek. Seni satmam çocuğum Dörtyüzbin tekliğe. Ne güzel kaşların var Ne güzel bileklerin Hele ne ellerin var, ne ellerin Söylemeliyim Yok Yok... meydanlarda bağırmalıyım, Bu küçük Güllerin buram buram tüttüğü Anadolu şehri kahvesinde Kiraz mevsiminin Sevişme vakti olduğunu. Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım. Baygınlık getiren şiirler. Kiraz mevsimi, kiraz Küfelerle dolu pazar. Zambaklar geçiriyor bir kadın. Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını Belediye kahvesinde hala o eski, o yalancı O biçimsiz bizans şarkısı. Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem Nasıl etsem, nasıl yapsam da Meydanlarda bağırsam Sokak başlarında sazımı çalsam Anlatsam şu kiraz mevsiminin Para kazanmak mevsimi değil Sevişme vakti olduğunu... Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını, Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam Boş geçirdiğim bağırmadığım sustuğum günlere Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun Oğlu bir şiir okusa Karacaoğlan'dan Orhan Veli'den Yunus'tan, Yunus'tan... Sait Faik Abasıyanık
|