27 08 2015

"koku avcısı..."

koku avcısı... |  görsel 1

 

 

“Canı ava çıkmak istiyordu.Dünyanın en büyük av yatağı açılmıştı önüne:Paris şehri.

gerek sokakta gerek rutubetli kanallardaki hava kıpırtısız duruyor,kokulardan geçilmiyordu.

İnsan kokuları,

Hayvan kokuları,

Yemek,

Hastalık,

Su ve taş,

Kül ve deri,

Sabun ve

Taze pişmiş ekmek ve sirkede haşlanan yumurta,

Makarna ve yeni ovulup parlatılmış pirinç,

Adaçayı ve bira ve gözyaşı,

Yağ,taş ve kuru ot buğuları

Birbirine karışıyordu.

Çoğu zaman bir evin duvarına yaslanıp ya da bir köşeye büzülüp gözleri kapalı,ağzı yarı açık,burun kanatları şişmiş,sessizce duruyordu büyük,karanlık,yavaş yavaş akan bir suda duran yırtıcı bir balık gibi.

Ütülenmiş ipeğin kokusu,

Yaban kekiği çayının kokusu,

Gümüş işlemeli bir parça brokarın kokusu,

Ender bir şarabın şişesinden çıkan mantarın kokusu,

Bir bağa tarağın kokusu.

Böyle henüz tanımadığı kokuların peşindeydi Grenouille…

Deniz,içinde suyu,tuzu ve soğuk bir güneşi zapt etmiş,şişkin bir yelken gibi kokuyordu…Denizin kokusu öyle hoşuna gitti ki,onu günün birinde saf ve katışıksız olarak ve içinde boğulabileceği kadar çok ele geçirmeyi diledi.

Araba girişlerinin demir parmaklıklarından araba derisinin,

Hizmetkarların perukalarındaki pudranın kokusu geliyor,

Yüksek duvarların üzerinden bahçelerdeki katırtırnaklarını,

Gülleri,

Yeni budanmış kına ağaçlarını kokluyordu.

Grenouille’un asıl anlamıyla parfüm kokusunu ilk alışı da buralarda oldu:

Çiçek yağı,

Teber,

Jonoguille nergisi,

Yasemin ya da tarçın yağıyla karışık misk ruhu kokuları.

Av gezilerinin amacı,dünyanın koku adına sunduğu her ne varsa ele geçirmekti,tek koşulu da kokuların yeni olmasıydı…yaratıcılığının bir ilkesi olmadan oynayan bir çocuk gibi.

Duymuştu kokuyu.Yakaladı…bu kokuda bir tazelik vardı ama

Limon ya da turunç tazeliği değil,

Mür ağacı,

Tarçın yaprağı,

Kıvırcık nane,

Huş ağacı,

Kafuru,

Çam iğnesi,

Mayıs yağmuru,

Ayaz ya da kaynak suyu tazeliği…de değil.

…kokuyu izlemediğini,kokunun kendisini tutsak aldığını,direnemeyeceği biçimde kendine doğru çektiğini seziyordu.

…”

 

*

KOKU

*

Patrick SÜSKIND

*

Çeviren:Tevfik TURAN

*

CAN yayınları

*

 

 

 

 

 

 

 

 

 

0
0
0
Yorum Yaz