10 12 2008

"101..."

“Türkiye’de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken”            101  ŞEY “ÇÖZ HALATLARI…” Kitabın başında Mark Twain’in bir sözü var: “Bundan 20 yıl sonra yapmadığın şeyler seni yaptıklarına nazaran daha çok üzecek.O yüzden çöz halatları.Güvenli limanlardan uzaklara yelken aç.Rüzgarları yakala.Araştır.Hayal et.Keşfet!” Yazar Kitabın kılavuz niteliğinde olduğunu,yani sadece okunmak üzere değil,kullanılmak üzere yazıldığını belirtmiş ve önerdiği hususların yanına zorluk derecelerini gösteren simgeler koymuş…Böyle de okursever bir yazarJ Gelelim,”yapmadan ölme” ya da "Ölmeden önce yap" denilenlere: 1-Bir Büyük Hayalin Olsun. 2-Her Yıl 7 Ağaç Dik. 3-Dede Dopraklarını Ziyaret Et … 6-Osmanlı’nın 7 harikasını gör. 16-Yedi Tepeli Şehrin 7 Zirvesine Çık. 17-İskele Meyhanelerinde Rakı-Balık Yap. … 23-Her şeyin Başına Sağlığı Koy. ... 28-Açık Havada Sezen’i Dinle. … 35-İzafiyet Teorisini Öğren. ... 42-Bir Hafta Sonunu Koca Sinan'a ayır. ... 44-Kenetsel Doku Neymiş,Midyat'ta Öğren. ... 55-Dünyanın İlk 7 kilisesini Gör. ... 62-Dünyanın En Eski Aşk Şiirni Gör. ... 65-En güzel filmleri izle. … 89-En güzel kitapları oku. … 101-Kendi Listeni Hazırla. * Diğerlerini de kitaptan okuyun,bir zahmet:) ... Devamı

10 12 2008

"yakın-uzak..."

Hrant Dink’in “Uluslararası Hrant Dink Vakfı Yayınları”ından çıkan ilk kitabı “İki Yakın Halk İki Uzak Komşu”…TESEV için yaptığı çalışma daha sonra kitap haline getirilmiş…. “ADARKEN” başlığı altında yazdığı önsözde şöyle diyor H.Dink: “… Asıl sorun bugün bizim bu beyaz sayfaları nasıl dolduracağımız. Geçmişte yaşanan büyük felaketin sorumluları gibi mi davranacağız,yoksa o yanlışlardan ders alarak yeni sayfaları bu kez uygar insana yakışır şekilde mi yazacağız? Bu önümüze konmuş en büyük sorumluluk. … Bu mütevazı çalışmayı,beyaz sayfaların sorumluluğunu üstlenen tüm barışçı kesimlerle paylaşıyor,binlerce yıldır bu topraklarda üretken bir halk olarak yaşayan,ancak o acı dolu yıllarda yaşadıkları topraklardan koparılarak,yaşamla ve yarattıkları uygarlıkla ilişikleri kesilen Ermeni halkına ve o dönemde yaşamını yitiren Ermeni,Türk ya da Kürt masum Anadolu insanının anısına ithaf ediyorum.”   Kitaptan bazı bölümler: “…Suriye’nin Hatay bölgesininin kendisine ait olduğunu iddia etmesine rağmen ve hatta PKK lideri Abdullah Öcalan ve PKK yıllarca Suriye’de mevzilenmesine rağmen,Türkiye bu ülkeyle sınırları kapatmadı…” “…Yunanistan’la bir dizi kıta sahası ve Kıbrıs gibi çetrefil sorunlar olmasına rağmen bu ülkeyle de sınırını kapatmadı.Bu açıdan bakıldığında Ermenistan’a sürdüğü şartların aslında ne kadar suni ve anlamsız olduğu ortada…” “…Tarihin çözülecek bir yanı yok,sadece anlaşılacak bir yanı var.Anlama ise zamana yayılmış bir çaba gerektirir,günübirlik devlet kararlarıyla sağlanamaz…” “Gelin ö... Devamı

09 12 2008

'68...

   “PARİS ’68: BİR DEVRİM DENEMESİ”   HIFZI TOPUZ...  Hem kırk yıl önce Paris’te,68 Mayıs’ında tanık olduğu olayları, Hem de 1968’de dünyanın diğer ülkelerinde ve Türkiye’de yaşananları anlatıyor...   Kitap sanatçı Tülay German’ın önsözüyle başlıyor... Tülay German’da o yıllarda Pariste’dir ve yaşananların içindedir...    “Ne istiyoruz?Her şeyi!” Paris’in en canlı günleri...Gençler kaldırım taşlarını söküp caddelere barikat kuruyorlar... Havada gözyaşı bombalarının genizleri yakan kokuları...   Duvarlarda asılı pankartlarda sloganlar:   *yasaklamak yasaktır. *Gerçekçi olun, imkansızı isteyin. *kahrolsun tüketim toplumu *ne istiyoruz?her şeyi...   &   Gençler neden başkaldırdılar?   1965 yılında Amerika’da Vietnam Savaşı’nı protesto eden gençler  Fransa’da öğrencilere esin kaynağı oldular...   Japonya’da, Almanya’da, İtalya’da, İspanya’da, Polonya’da, Çekoslovakya’da, Latin Amerika’da VE... Türkiye’de ....1968 ‘de neler yaşandı?   ’68 baharında Paris’te yaşananların anlamı neydi?   1968 Bir özgürlük yangını mıydı?   Hiç kimsenin tanımadığı Sarkozy’de on beş-on altı yaşlarında bir lise öğrencisi olarak De Gaulle’cülerin gösterisindeydi...   Mayıs ’68 bir başkaldırı mıydı yoksa bir ihtilal mi?   68’in efsane liderleri bugün nerede.hangi saflarda?”              ... Devamı

09 12 2008

Uğur Yücel'i överken...

Denemevari kitaplarında ya da Radikal’deki yazılarında; bu ülkede olan-olmayan  her şeyden haberdarmış izlenimi veren Perihan Mağden, 9 Aralık 2008 tarihli yazısında bu topraklara daha dün bir Ufo’dan düşmüş gibi davranıyordu...  Atv’de yayınlanmaya başlayan “Canım Ailem “dizisinde oynayan Uğur Yücel’in performansını överken,harbiden bu ülkeden kopuk gibiydi...Bir yandan Uğur Yücel’in oyunculuğunu övüyor,diğer yandan “Allah Allah...Nasıl da farketmemişim?...Şener Şen hastasıyım ya,gözüm bir şey görmüyorJ” falan dedi...Oysa Şener Şen'le ilk filmini 20,son filmini ise 10 küsur yıl önce çevirmiş adam... Daha iki yıl önce Hırsız Polis gibi bir diziyle bizi ekrana mıhlamış (Erol Günaydın’ın hiç konuşmadan mükemmel bir oyunculuk sergilediği dizi),Karanlıkta Koşanlar,Alacakanlık’ta oynamış...Ve artık yönetmenlik,senaristlik yapmaya da başlamış bir oyuncuyu böyle övmek dövmekten beter...... Devamı

08 12 2008

Karaköy İskelesi Neden Battı?...

"İSTANBULLULAR BİR SABAH KARAKÖY İSKELESİNİN YERİNDE YELLER ESTİĞİNİ GÖRÜNCE ŞAŞIRDILAR!KOSKOCA İSKELE GECE BİR KAÇ SAAT İÇİNDE BATMIŞTI!ABRA KADABRA!NE SİHİRDİR NE KERAMET!NASIL OLMUŞTU BU İŞ?İDO'YA GÖRE GEMİYİ (İSKELEYİ-blog-cemedib) ŞİDDETLİ LODOS BATIRMIŞTI!AMA BU GÖRÜŞÜ İDO (İSTANBUL DENİZ OTOBÜSLERİ) DIŞINDA PAYLAŞAN YOK.ÇÜNKÜ LODOS KARAKÖY İSKELESİNİ FAZLA ETKİLEMİYOR!DERKEN ANLAŞILDI Kİ,İSKELENİN BATABİLECEĞİ DAHA BİR YIL ÖNCEDEN BİLDİRİLMİŞTİ,DUBALAR ÇÜRÜMÜŞ,SU ALMAYA BAŞLAMIŞ VE POMPALARLA BOŞALTILMAYA ÇALIŞILMIŞTI!YANİ LODOS BAHANE,YÖNETİMSİZLİK VE BİLİMSİZLİK ŞAHANE!" (Reyhan OKSAY-Cumhuriyet Bilim Teknik-5 Aralık 2008-sayı:1133) "KARAKÖY İSKELESİ'NİN HAZİN HİKAYESİ"Bilim yoksa doğaya yenilgi kaçınılmaz!Süleyman Savaş,Gemi mühendisi,GMO eski başkanı1984 yılında Karaköy'de Vapurların yanaşıp kalkması için kullanılmak üzere sökülüp takılabilir 8 adet duba yapılır. Sökülüp takılabilirin anlamı;Her duba bağımsız olarak sökülüp iskele hizmetini aksatmadan dengeli olarak ikişer ikişer bakım tutumlarının daha kolay yapılabilmesine olanak sağlanmasıdır.  Sonra üst binalarınyapılmasına geçilir.Dubaların üzerine gelecek tüm çelik yapılar taşerona ihale edilir ve imalatları yaptırılır. Hesap kitap yapılmadan imal edilen bu çelik yapılar dubaların üzerine konulduğunda,bu yapıların ağırlığını dubaların kaldıramayacağı,eğer üzerine konulursa dubaların batabileceği tespit edilir.Çare aranır... Sonunda aklı evvel birisi bir çözüm ortaya atar.Dubaların arası saç ve kaynakla kapatılacak,tank haline getirilecektir.Bu tanklar da duba vazifesi görecek,böylece dubaların kaldırma kuvveti artacak ve üst binaları kaldırabilecektir.Hemen tatbikata geçilir ve işle... Devamı

04 12 2008

"Divan..."

  GÜMRÜK MUAYENE MEMURLARI DERNEĞİ’NİN YAYIN ORGANI DİVAN’IN SON SAYISINDA YİNE İLGİNÇ VE ÖĞRETİCİ KONULAR VAR… Gümrük mevzuatı ile ilgili değerlendirmelerin yanında eski futbolcu Ünal Karaman ve UND eski başkanı Çetin Nuhoğlu ile röportajlar da derginin içerikleri arasında… Gümrük Muayene Memuru Barbaros Sarı’nın “TRANSİT YOLUYLA YAPILAN AKARYAKIT SEVKİYATINDA HABUR” başlıklı yazısı,akaryakıt kaçakçılığı ile mücadele eden birimler için yol gösterici bilgiler içeriyor… http://www.gumrukmuayene.org.tr/   ... Devamı

03 12 2008

"hayalcinin mumu..."

Osman Ulagay,Milliyet  gazetesindeki3 Aralık 2008 tarihli yazısında,ABD resesyona girer dediği için kendisini alaya alan Deniz Gökçe için; "Kendisine “Biraz sabırlı ol, 2008 bitmeden ABD’nin resmen resesyona gireceği açıklanacak” dedim ve haklı çıktım. Bizim, yüzümüzdeki kızarıklığı gizleyecek sakalımız yok" dedi İşte o yazıdan bir bölüm: Osman UlagayDünya Gözü-Milliyet Hayalcinin mumu resesyona kadar yanar 3 Aralık Çarşamba 2008 "Kim gerçekçiymiş? Bu yüzden bize “karamsar” diyenler oldu. Deniz Gökçe dostumuz, ABD ekonomisinin yılın ilk iki çeyreğindeki aldatıcı büyümesine bakarak bizim gibi “ABD resesyona girecek” diyenleri alaya almaya kalkıştı. Kendisine “Biraz sabırlı ol, 2008 bitmeden ABD’nin resmen resesyona gireceği açıklanacak” dedim ve haklı çıktım. Bizim, yüzümüzdeki kızarıklığı gizleyecek sakalımız yok. Krizin inişe geçtiğini müjdeleyen Sayın Başbakan’ın sahip olduğu bilgi ve verilere de sahip değiliz ama iyi - kötü dünyayı izlemeye gayret ediyoruz, benzeri yaşanmamış gelişmelerin yarattığı karmaşık tablodan sonuç çıkartmaya çalışıyoruz. Bize sorarsanız küresel finans krizi henüz bitmedi, reel ekonomideki krizin gerçek sancılarını ise asıl bundan sonra yaşayacağız, 2009 bizim için de çok zor bir yıl olacak. Kasım ayı ihracatındaki % 22’lik düşüş ve İş-Kur’a başvuranların sayısındaki % 134’lük artış yaklaşmakta olan fırtınanın habercileri. Başbakan Erdoğan, kimlerin etkisi altında ve nasıl bir ruh hali içinde bilmiyorum ama bu çok boyutlu krizi hafife alarak halka moral verme çabasının tam bir fiyaskoyla sonu&... Devamı

02 12 2008

“kalbimin kuzey kapısı..."

  Çiğdem Sezer, “KALBİMİN KUZEY KAPISI TRABZON” isimli kitabında, Doğup büyüdüğü şehri yıllar sonra şair duyarlılığı ile anlatıyor… Bir Trabzon fanatiği Hakan Karayavuzoğlu’nun ,“kalbimizi ve Trabzon” u sevelim dileğiyle hediye etiği kitap, Rize,Giresun hatta Samsunlular tarafından bile keyifle okunabilirJ * 1960 yılında Trabzon’da doğan Çiğdem Sezer aynı zamanda bir hemşire ve Sağlık Meslek Lisesi öğretmeni…Şair…Yazar… Kanadı Atlas Kuşlar, Çılgın Su, Kapalı Gişe Hüzünler, Bir Şehrin Hatıra Fotoğrafından, Dünya Tutulması…isimli şiir kitapları var…Ödülleri kitaplarından daha fazla:Dünya Kitap Dergisi Şiir Ödülü,Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü,Arıburnu Şiir Ödülü ve Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü… * 2005 İnkılap Kitapevi Roman yarışmasında ödül alan “Aşk ve Baharatlar” isimli romanı da yayımlandı… * Kitabın arka yüzünde; Kentlerin insana verdikleri kadar, veremedikleri de etkili olur yaşantı üzerinde.Hatta kentin verdiklerinden çok, veremedikleridir belirleyici olan.İstemeyi, ummayı, hayal etmeyi, hayallerin ardından gitmeyi öğretir insana yokluklar, yoksunluklar…Trabzon bana, dünyaya dair ilk ipuçlarını veren kent oldu: Eşsiz doğası be yağmuru ile bereketi, Dik yamaçları ile direnci, Türküleri ile şiiri, Deniziyle de sonsuzluğu gösterdi.Olduğum yerde kalkmak a da bana gösterilen sonsuza doğru, bir insan ömrünün elverdiğince yol almak benim tercihimdi.Şimdi oturmuş bunları düşünür – yazarken, ilk adımlarımı atıp ilk sözcüklerimi söylediğim Arafilboy’u, okumayı – yazmayı öğrendiğim Zeytinlik’i ilk oyunlarımı oynadı... Devamı

01 12 2008

Hindistan'da terör...

  Serdar Akinan-01.12.2008-AkşamOlağan şüpheli: Pakistan   Hindistan’da meydana gelen eşzamanlı saldırılarda 172 kişi öldü, yüzlerce yaralı var...Bu saldırı için “Hindistan’ın 11 Eylül’ü’’ benzetmesi yapılıyor.Hindistan, saldırıyı gerçekleştiren militanların Pakistan’la bağlantılı olduğuna dair ellerinde kanıt olduğunu açıkladı.Zamanlama ayrıca çok önemli zira Hindistan’la Pakistan arasındaki sorunlu Keşmir bölgesinde de yerel seçimler yapılıyor.Şimdi burada durup bir adım geri çekilip büyük resme bakalım.Amerika Irak’tan çekilme takvimi açıkladı. Ancak İran’dan ötürü mutlak bir çekilme imkansız.Birçok istihbarat kaynağına göre Afganistan-Pakistan sınır bölgesi Taliban ve El Kaide açısından tam bir cennet...Binlerce militan bu dağlık bölgede barınıyor. Kabileler bölgesindeki binlerce medresede ise on binlerce Taliban yetişiyor.Pakistan Ordu İstihbaratı (ISI) Rusya’nın Afganistan’ı işgal ettiği dönemde CIA fonlarıyla mücahitlerin direnişini desteklemiş ve konrol etmişti.Şu anda da Pakistan derin devleti Taliban üzerinde sanılanın çok ötesinde bir etkiye sahip.Bir yandan da Pervez Müşerref sonrası dönemde Amerika’nın Pakistan yönetimi üzerinde eskisi kadar etkili olduğunu söylemek mümkün değil.Bugün Pakistan ordusunun başında bulunan General Eşfak Kayani de ISI Başkanlığı yaptı ve Amerikanın Pakistan topraklarından insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği saldırılardan rahatsız olduğu biliniyor.Obama’nın masasında iki önemli dosya var...Biri içeride: Ekonomik krizle başa çıkmak...Diğeri dışarıda: Pakistan...Dolayısıyla Dekkan Mücahitleri denen bu örgütün gerçekleştirdiği saldırıyı Paki... Devamı

01 12 2008

"tetikçi..."

Yeni bir kitap değil…ilk baskısı 2005 yılında yayımlanmıştı…yeni olmamakla beraber güncel sayılabilir,özellikle şu kriz günlerinde…Venezuela Başkanı HUGO CHAVEZ, BBC Televizyonu''na verdiği röportajda John Perkins tarafından yazılan Bir Ekonomik Tetikçinin itirafları isimli kitaptan söz ederek, bu kişilerin kendisiyle de ilişkiye geçtiğini anlatmıştı… Chavez ayrıca,Ülke üzerinde gözetleme uçuşları yapılmasını ve Â.B.D. danışmanlarının varlığını kabul etmesi halinde kimi fonların kullanımına açılacağının teklif edildiğini açıklamı,. Bu teklifleri reddetmesine rağmen ekonomik tetikçilerin vazgeçmediğini, zayıf devlet memurları, parlamento üyeleri, hatta kendi çevresindeki ordu mensuplarına baskı yapmaya çalıştığını söylemişti. Chavez, Perkins''in kitabında anlattığı gibi ekonomik tetikçilerin başarısız olmasının ardından çakalların geldiğini, askeri darbe ve suikast komplolarına giriştiğini de söylemişti basın toplantısında… Kitabın yazarı John Perkins kendini Ekonomik Tetikçi (ET) olarak nitelendiriyor..Ve şöyle diyor kitabın girişinde; “Ekonomik tetikçiler (ET’ler),yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası,ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ve diğer yabancı “yardım” kuruluşlarından” büyük şirketlerin kaslarına ve gezegenimizin doğal kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar.Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar,hileli seçimler,rüşvet,zorbalık,seks ve cinayet bulunmaktadır.Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eski olmasına rağmen,günümüzde küreselleşme sürecinde yeni ve korkutucu bir boyuta ulaşmıştır. ... Devamı

30 11 2008

"hindistan..."

   ELİF ŞAFAK -30 Kasım 2008     Hindistan'ın sesleri                                                       ... Devamı

28 11 2008

"6 ay..."

Alev  Coşkun, "Samsun'dan Önce Bilinmeyen 6 AY İşgal,Hüzün,Hazırlık" isimli kitabında, Atatürk'ün Samsun'a hareketinden önce İstanbul'da yaşadığı 6 ayın nefes kesen öyküsünü anlatıyor... Atatürk'ün Samsun'a hareket etmeden önce İstanbul'da geçirdiği ve fazla bilinmeyen zaman diliminde yaşananlar... Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan iki hafta sonra,13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul'a gelen Mustafa Kemal, 16 Mayıs 1918 tarihinde Bandırma Vapuru ile Samsun'a çıkmak üzere İstanbul'dan ayrılmıştı... Anadolu'da yapacağı eylem,İstanbul'da kaldığı bu 6 ayda biçimlendi...6 ayda neler yaşandı? Bu 6 ayda siyasetle de uğraştı,ama siyasetin acımasız ve hain yüzüyle karşı karşıya geldi, ateşi ve ihaneti gördü...  Atatürk bu dönemde Harbiye bakanı olmak istiyordu.Neden? Bu dönemde gerçekten Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'la evlenmek istedi mi?Yoksa,padişah mı,Mustafa Kemal'i saraya damat almak istiyordu? İstanbul'da eski politikacılar,askerler, İttihat ve Terakki liderleri İngilizlerin baskısıyla Osmanlı hükümeti tarafından tutuklanırken Mustafa Kemal neden tutuklanmadı?Bu işten nasıl kurtuldu? .... Bu sorular ve bunun gibi birçok sorunun yanıtı Alev Coşkun'un kitabında... Devamı

27 11 2008

Azami Ücret...

Meral Tamer'in 27 Kasım 2008 tarihli Milliyet'te,Galatasaray Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim üyesi Ahmet İnsel'le yaptığı sohbetten bir bölüm...Prof.Dr.Ahmety İnsel, "Azami Ücret" kavramından bahsediyor...E,krizi çıkartan,yaratan,göz yumanlar asgari ücretliler değil azami ücretliler olduğuna göre bir bedeli olmalı..."Prof. İnsel diyor ki:“Siyaset sosyolojisinde bir kural vardır. Bir kurum diğerini kurtarıyorsa, o kurumun üzerinde hâkimiyet kurar. Artık devlet, piyasa ekonomisinde bir aktör olacak; mesela Citigroup’taki toplu sözleşmelerde pazarlık masasına oturacak. Ya da otomotivde az benzin tüketen araba mı, yoksa 4 çekişli ciplerin mi üretileceğine karar verecek.Kapitalizmde büyük bir dönüşüm bu. Sermayenin devlet tarafından denetlenmesi dönemi başlıyor. Demokrasi işlemiyorsa, taraftar kapitalizmi tehlikesi var.Amerika’da devlet, şirketlere yaptığı yardımın karşılığında, yöneticilerin ücretlerine tavan getirmeye başladı bile. Ücret hangi seviyeden itibaren ahlaki olmaktan çıkar? Bundan sonra bunun tartışması da başlayacak. Asgari ücret tasarlanıyor da, azami ücret neden tasarlanmasın?” Devamı

27 11 2008

"Cern..."

Devrim Sevimay’ın,ODTÜ fizik bölümü öğretim üyesi Prof.Dr.Mehmet Zeyrek ile CERN’deki (sörn) fizik deneyinin nasıl bir şey olduğunu anlamak için yaptığı söyleşi 15 Eylül 2008 tarihli Milliyet’te yayımlandı.7-8 milyar dolarlık maliyeti olan deneyi anlamaya çalışan soru-cevaplardan bir bölümü şöyle: * "CERN" ne demek? Türkçesi, "Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi." İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1954'te İsviçre'de kuruluyor. … Kimler kuruyor? Gerçek üyeleri 20 Avrupa ülkesi. En son üye Bulgaristan.  Türkiye? CERN'in kuruluşunun hemen ardından "gözlemci ülke" oluyoruz. Erdal İnönü'nün katkısı büyük. Tabii hemen söyleyelim ABD, Japonya, Kore ve Çin de gözlemci. … Fakat asıl öncelikli amaç ne? En önemli amaç elimizdeki "standart model" dediğimiz modeli doğrulamak.  Ne modeli? Aslında bizim konuştuğumuz bu bütün her şey bir model. 1964'te Peter Higgs ve arkadaşları toplanıyorlar ve "Kütle nasıl olur", "Niçin bazı maddelerin kütlesi 5 çıkar da bazılarının ki 20 çıkar" diye soruyorlar.  Niye soruyorlar, Newton bulmuş kütleyi? Newton klasik fizikte buluyor kütle çekimini ama kütlenin Kuantum fiziğindeki sebeplerini bulamıyor. Maddenin niye bir kütlesi var, bunu bilmiyor. Bunu şimdi biz bulmaya çalışıyoruz. … Evren bir patlamayla başladı Öğrenme dürtüsü, bilimsel hırs falan hepsi iyi güzel de kütlenin sebeplerini bulmak bize neyin şifresini çözdürecek? İnsanlığın en büyük sorusunun şifrelerini çözeceğiz: Biz nasıl var olduk... Devamı

26 11 2008

"hakikatli..."

Ahmet Kaya,Magazinciler Derneği'nin düzenlediği ödül töreninde "Kürtçe bir klip çekmek istiyorum” sözünden sonra Türkiye'yi terk etmek zorunda kalmış, geçirdiği kalp krizi sonrasında 26 Kasım 2000 tarihinde Fransa'da hayatını kaybetmişti. Ahmet Kaya ile ilgili en güzel yazıyı 20.11.2008 tarihli Taraf Gazetesi’nde Cihan Aktaş yazdı…Bugüne kadar hiç kimsenin  Ahmet Kaya ile ilgili kullandığı sıfat,bu güzelliğe yaklaşamadı…”Hakikatli bir insan”   Hakikatli bir insan: Ahmet Kaya "Yokluklarıyla eksikliklerini duyurtan insanları, başka pek çok olumlu sıfatla birlikte, ‘hakikatli’ olarak da nitelendirebiliriz. Kelimeyi açmaya çalışırsak, ‘namuslu’ kavramına da ulaşabiliriz kısa yoldan. İkinci sınıf yeteneklerin oluşturduğu ittifakı tedirgin eder namuslu insanlar, dürüstlükleri ve açık sözlülükleri nedeniyle... Hele hakiki sanatçılar, keskin sezgileri nedeniyle yalanla doğruyu daha kolay ayırt edebildikleri için, açık sözlülüklerinin bedelini ödemeye zorlanırlar gün gelir. O yüzden işte, sürgünde, toprağını arayan bir çiçek gibi, yalnızlık tarafından solmaya terkedilirler. Bakarsınız, ülkelerinde ne yaşanırsa yaşansın hoş vakit geçirmeye, gönül eğlendirmeye dönük bir hayat tarzı sürdüren bir güruhun kaba ve sığ hayat görüşleri olmuştur, onları yollara düşürten. 12 Eylül darbesinin liderince ‘Kart-Kurt’ olarak adlandırılmış kişi artık Kürt sayılıyor. Kürtçe konuşanlar üzerindeki eski baskı işlevsizleşmekte. Ahmet Kaya’nın sürgünde ölmesinin nedeninin Kürtçe bir şarkı okuyacağı... Devamı