28 06 2014

'dinleneceğiz...dinleneceğiz...dinleneceğiz'

dinleneceğiz...dinleneceğiz...dinleneceğiz |  görsel 1

    Söylemesi ayıp, İlgimi çekip de ‘Kasaba’nın, ‘Uzak’ ın falan D&R’dan dvd’lerin i satın aldığım zamanlardan beri Nuri Bilge Ceylan filmlerini izlerim de, aklıma Çehov’a ‘selam çaktığı’ gelmezdi; benim cahilliğim. Ben genellikle bir Nuri Bilge Ceylan filmi izlediğimde,N.B.Ceylan (aynı kişiler) filmi izlemiş sayardım kendimi. Film eleştirmenlerini,özellikle de Ömür Gedik yazıları falan okuyunca başka gözle bakmaya başladım. Oysa filmlerin sonunu bekleyip jeneriği okusaymışım ben de anlayacakmışım mevzuyu. Neyse,geç olsun güç olmasın;Çehov öykülerini keşfetmiş oldum. Tabii yine koştur koştur yine D&R’a. Ama bu kez Nuri Bilge Ceylan filmi almak için değil de, ‘selam çaktığı’ Çehov’u almak için. Vanya Dayı oyununu okudum;çok iyiydi. Doktor Astrov’un diktiği birağacaın örneğin yüz yıl sonra insanların hayatını kolaylaştıracağını düşünüp, Şimdiden mutlu olacağını söylemesi,Topçu Kışlasını hatırlattı (!) Peki Sonya’nın dayısı Vanya’yı teselli ettiği sözler: “Ne yapabiliriz? Yaşamak gerek! Yaşayacağız Vanya Dayı. Çok uzun günler, boğucu akşamlar geçireceğiz. Alınyazımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız. Bugün de, yaşlılığımızda da, dinlenmek bilmeden, başkaları için çalışıp didineceğiz. Ecel saati gelip çatınca da uysalca öleceğiz ve orada, mezarın ötesinde, çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı şeyler yaşadık diyeceğiz… Ve Tanrı acıyacak bize ve biz seninle, canım dayıcığım, parlak, güzel, sevimli bir hayata kavuşacağız ve buradaki mutsuzluklarımıza sevecenlikle, hoşgörüyle g&uum... Devamı

28 06 2014

'ruhu bir başka gelişir...'

ruhu bir başka gelişir... |  görsel 1

“Kamuran Şipal çevirisiyle Cem Yayınevi’nden çıkan ‘Çağdaş Alman Öyküleri Antolojisi’nde Jeannie Ebner’in ‘Büyülenmiş Birinin Günlüğü’ adlı öyküsü, ‘Eminim ki her gün dalgalı sular üzerinden gemilerin geçtiğini gören kimsenin ruhu bir başka doğrultuda gelişir ve nomalden daha uzgörülü nitelik kazanır” diye başlıyordu. … Adadan geçen gemileri izlerken Baumann’ın Versus’tan çıkan “Yaşam Sanatı” adlı kitabında, bir ağacın kökleşmesiyle bir geminin demir atması arasındaki farklardan yola çıkarak kimlik meselesini ele aldığı bölüm geldi aklıma. … Dünya küçük küçük adalardan oluşan bir gezegen olsaydı, İçimizdeki deliler hapis hayatı yaşamaz,özgür ve onurlu bir yaşam uğruna ağır bedellerin ödenmesine gerek kalmazdı belki de… Herkes,her şeyleşmez,gemiler rota için kaptanlara ihtiyaç duymaz, martıları takip ederlerdi…” * Bülent USTA * BİRGün-25 Haziran 2014 * Devamı

17 06 2014

'Çatı...'

'Çatı...' |  görsel 1

Muhalefet partileri Cumhurbaşkanlığı seçiminde destekleyecekleri çatı adaylarını açıkladı bugün: Eski İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri, Ekmeleddin İhsanoğlu. İsim tartışma yarattı. Haklılar, Etrafta çağdaş,sosyal demokrat,sonra,efendime söyleyeyim %80 oy alacak O kadar aday varken,hiç olacak iş mi? (!) Bu arada, Adı Hüseyin olan biri, Hüseyin Barack Obama,Amerika’ya başkan adayı olduğunda dahi bu kadar Tartışma çıkmamıştı. Kadri Gürsel’in twitter’da paylaştığı görüşüne katılıyorum: ‘Bir çatı adayında uzlaşılması ve bunun #İhsanoğluolması, seçim nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın demokrasi için büyük kazançtır.’ Devamı

15 06 2014

'Kupa,siyaset,Breitner...'

Kupa,siyaset,Breitner... |  görsel 1

#tarih *   ‘En büyük futbol organizasyonu olan Dünya Kupası da ‘Futbolun ideolijisi yoktur’ sözünü yalanlayan birçok siyasi olaya tanıklık etti. * Siyasi etkilere ilk olarak faşizmin Avrupa’da yükselişe geçtiği 1930’larda rastlıyoruz.1934 ve 1938’de  yapılan iki turnuvada da şampiyon olan İtalya’nın faşist başbakanı Mussolini Dünya Kupası’nı –Hitler gibi- çok başarılı bir propaganda aracı olarak kullanmıştı.   1942 ve 1946 turnuvaları 2.Dünya Savaşı nedeniyle yapılamadı.   1950’nin ev sahibi Brezilya oldu. Türkiye’nin katılmaya hak kazanıp seyahat masraflarının yüksekliği nedeniyle çekildiği 1950 Dünya Kupası da 1954 ve 1958 ve 1962’deki turnuvalar gibi siyasi açıdan daha sakin geçti.   1950’de başlayıp 1953’te fiilen sona eren Kore Savaşı da 1966 Dünya Kupası’nda etkili oldu.   1970 Meksika Dünya Kupası’na katılma mücadelesi veren ve eleme maçlarında eşleşen El Salvador ile Honduras arasında oynanan üç maç, tarihe ‘Futbol Savaşı’ olarak geçen savaşın başlamasına neden oldu.   8 Haziran 1969’ta oynanan maçı Honduras 1-0 kazanmıştı. İki ülke arasında göçmen sorunları nedeniyle yaşanan gerilim bu maçla birlikte en üst noktaya çıkmıştı. 15 Haziran 1969’da El Salvador’da oynanan maçı El Salvador 3-0 kazandı. Üçüncü ve son maç ise 26 Haziran 1969’da tarafsız saha Meksika’da oynandı. El Salvador’un uzatmalarda attığı golle 3-2 kazandığı maçtan sonra iki ülke arasındaki gerilim artarak devam etti ve 14 Temmuz 1969’da resmen savaş çıktı. 100 sa... Devamı

11 06 2014

'zaman olmadı tabii....'

zaman olmadı tabii.... |  görsel 1

IŞİD adıyla bilinen Irak Şam İslam Devleti örgütü militanları Irak'ın Musul Kentini ele geçirmiş. Bu arada,ekmeğinin peşindeki 28 Türk kamyoncuyu da kaçırmış. Televizyonda yine Ortadoğu uzmanları boy göstermeye başladı.IŞİD militanlarının neden kafa kestiğini falan tartışıyor. Türkiye El Nusra'yı terör örgütü listesine almış. Yeni ev alacaklar için tavsiye niteliğinde bir atasözü vardır:Ev alma,komşu al,derler. Ülke için ne diyeceksin? Üç gün sonra neleri tartışıyor,ya da hangi tartışmaları izliyor olacağız acaba? Gezi Parkı'nı ya da Taksim Meydanı'nı kapatmaktan,kafayı çevirip bunlara bakmaya zaman olmadı tabii. Sen de haklısın.Canım benim.   Devamı

11 06 2014

'sürgünde bir yazar mıydı?'

sürgünde bir yazar mıydı? |  görsel 1

  SELÇUK ALTUN   (KİTAP iÇİN)     *     ‘Tedavi uzun, hayat kısa’     *   “Ahmet Dikmen’in anısına ve örnek eş Gülsün Dikmen’e”     *     3301- Son romanım nedeniyle Cumhuriyet Kitap’a “kapak konusu” olunca aklıma geldi. 2002’de, ikinci romanım (Bir Sen Yakınsın Uzakta Kalınca) çıkınca da orada “milli” olmuştum. Turhan Günay o tarihte de Cumhuriyet Kitap’ın yayın yönetmeni, ben ise bankacılığa devam ediyordum. Semih Gümüş ekürisinden(?) bir hazımsız, Turhan’a, “Bu adamı niye kapağa koyuyorsun?” diye hesap sormaya kalkışmıştı. Turhan’ın yanıtı:”Bırak yazdıklarını, ben Selçuk Altun’u yalnızca okudukları için bile kapağa koyarım!”     3302- İlk iki romanım YKY’den çıktığında aynı yayınevinin Yönetim Kurulu Başkanı’ydım. (2004’ün başlarında görevden ayrıldığımda, iki kitabım toplam 18 baskı yapmıştı.) O hazımsızın aleyhimde atıp tuttuğunu ortak dostlarımızdan duyardım. Hazret, kitaplarıma göz bile atmadan onlar hakkında fikir beyan ediyordu; bana torpil geçildiği görüşündeydi. Kitabımı okuyup beğendiği için onunla tartışan Mahir Öztaş’a, “Arkadaşın olduğu için kitabını övüyorsun” diyecektir. Mahir’in yanıtı: “Sen de arkadaşımsın ama senin herhangi bir kitabını övdüğümü gördün mü?” O kişiyle konuşmuşluğum bile yoktur. Birkaç yıl önce İstiklal Caddesi’nde karşılaştığımızda birden karşımda hazır ol vaziy... Devamı

02 06 2014

'Germinal'de verildi son büyük kavga...'

Germinalde verildi son büyük kavga... |  görsel 1

KARA ÜLKENİN SEFALETİ       Cesur erkekler,kadınlar Düşmüşler eline sefaletin Nice yiğit,işinin ustası insanlar Kölesi olmuşlar kömür senyörlerinin     Yokluk içindeler Açlık ve soğuk Hepsinden beter Sendikaya,derneğe güven yok     Er sabahla Alacakaranlıkta,tan vakti Düşerler sarp yollara Yaşayan ölüler gibi     Ezilmiş,horlanmış bir halk Yaşar madenci mahallelerinde Yazgıları olmuş karanlıkta ayağa kalkmak Gülümserler yine de hüzün içinde       Bilindiği gibi Germinal'de verildi son büyük kavga Onların umudu yüceltti Hayatı kara vatanda     Unutma Karanlıktır kutsallaştıran Aydınlığa olan inancı     *       Henri RAIMBAU     *   Çeviren:A.Kadir PAKSOY   *   (Madenci ozan olarak bilinir.1933'te Flers les Lille'de doğdu.1944'te Marles madenlerine geldi. Bugün artık Fransız ozanları arasında adı anılan biridir.)   Cevat ÇAPAN   Şiir Atlası   *         Devamı

02 06 2014

'kapa çeneni bukowski!...'

kapa çeneni bukowski!... |  görsel 1

“Dünya hepimizi doyurmaya yeter, ama açgözleri doyurmaya yetmez. ”   Gandi   *   Hatırlıyorum; GDO'yu büyükşehir belediyesinin bir kuruluşu sandığımız yıllarda, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G.Kırıkkanat; televizyonda ve gazetedeki köşesinde tehlikeye karşı uyarırdı. Şöyle derdi mesela: "Bir zamanlar, bizim sert Anadolu buğdayımız vardı... francalamız,Fransız bagetinin çıtır tadındaydı. Yerine, sünger gibi ekmekler, kaynar suya atılır atılmaz ölmüş solucana dönen makarnalar, toz kıvamında, yoğunluksuz un veren ve zaten “tohumluk” vermeyen, dolayısıyla bir ekimden ötekine soyunu sürdüremeyen, çiftçiyi her yıl yeniden çokuluslu şirketlerin geliştirdiği tohumları almak zorunda bırakan buğday cinsi ekiliyor Anadolu’ya... Bu çokuluslu şirketlerin en büyükleri, Monsanto, Cargill, Bung, DuPont, Syngenta ve Bayer adlarını taşıyor ve adlarından tahmin edebileceğiniz gibi, bazıları kimya ve ilaç sanayii devleri." "2009'da yazdığı yazıyı bugünkü köşesinde tekrarlamış ve sonucu açıklamış: O gün bugündür, GDO çocukları Türkiye’nin tarımını ele geçirdiler. Bu işgalin apaçık sonuçlarını görmek istiyorsanız, kanser ve alerji patlamasına bakın, yeter."   *   BirGün Gazetesi spor yazarı Ziya Adnan'ın,2014 Dünya Kupasına katılacak takımları tanıttığı yazısında okudum: İngiltere'nin en çok satan bulvar gazetesi 'The Sun',2010 Dünya Kupasında Almanya karşısında yaşana hezimet sonrası şu manşeti atmış: "Eğer İkinci Savaşında İngiltere Milli Takımı gibi savunma yapmış olsaydık şimdi hepimiz Almanca konuşuyor olurduk."   *   Hürriyet... Devamı

02 06 2014

'vapur ve martı...'

'vapur ve martı...' |  görsel 1

Kadıköy vapurunda, birden karşıma çıktı manzara. Acelesi var gibiydi; vapurun ve martıların.   Devamı

31 05 2014

'böyle başladı...'

böyle başladı... |  görsel 1

  "Her şey,parkını korumak için çadırlarında uyuyan insanlara sabahın 5'inde gaz bombası atılmasıyla başladı;   Unutulmasın..."   *   kutup zencisi   *   ‏@kutup_zencisi   Devamı

31 05 2014

'FITRAT'tandır...'

FITRATtandır... |  görsel 1

Eylem ALAS   *     "... Zulmün olduğu yerde ses çıkarmak FITRAT’tandır.   Gezi'nin haritası;   - Üç beş ağaç, - Kırmızılı kadın, - Duran adam, - Baret, - Talcid, - Viks, - Süt, - Kararlı vicdanlar ve boyun eğmeyen halk, - Gaz maskesi, - TOMA, - POMA, - Çarşı, - Tazyikli su, - Kızlı - erkekli oluşum, - Tencere tava, - Penguen, - Kepçe, - % 50, - Biber gazı, - Çapulcu, - Melih Gökçek.   Hayatını halka ödünç verenler;   Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ahmet Atakan, Medeni Yıldırım, Mustafa Sarı. 7 polis intihar etmiş. Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan. Gezi Parkı bir ruhtur ve tarih onu hep hatırlayacaktır.   Duman adlı müzik grubu, 1 Mayıs için "Eyvallah" adında bir şarkı bestelemiş, tesadüfen bu Gezi’nin şarkısı haline gelmiştir. ..."   *   http://blog.radikal.com.tr/gezi_parki_direnisi/gezi-parkinin-kahramanlari-61619   *   Devamı

24 05 2014

'sessizce oturun...'

sessizce oturun... |  görsel 1

Dila Karam   *   * @dilakaram   * Kızılay İstanbul Şube Başkanı’ymış İlhami Yıldırım. Makam sahibi bir zat. Bir diğer makamsal özelliği de eski bakan Binali Yıldırım’ın kardeşi olması. Daha şahane bir özelliği de şöyle twitler yazabilmesi: “Eğer arpanız fazla geldiyse o arpayı önünüzden almayı da biliriz! Arpa taşıyanları da biliriz” “Ya bu Ülke de eşşek gibi sessizce yaşayacaksınız ya da defolup gideceksiniz! Sizlere her kim destek oluyor, yüz veriyorsa o da şerefsizdir!” “Biz bu ülkeyi Molotofla, tabancayla, havai fişekle, taş, sopayla değil, NENE hatunlarla, yırtık ayakkabıyla savaşarak kurduk! Size mi vereceğiz” Ancak emin olun ki en mükemmel özelliği, yazdığı bu twitleri sonradan silebilmesi. Takdir ediyorum.   Şimdi biraz soru cevap gidelim, bakalım ne olacak..   Soru: Kim ki bu adam? Çok mu önemli söyledikleri? Cevap: Yok yahu normal şartlarda önemli değil elbette, ancak neylersiniz ki şartlar hayli zamandır normal değil. İlhami Yıldırım kim demişsiniz, hemen özet geçeyim; kendileri 1983 doğumluymuş, genç yaşında (muhakkak ki bakan ağabeyinden bağımsız olarak) hızla yükselmiş, makam mevki sahibi olmuş, başarılı bir vatandaş. Soru: Ne demiş yani tam olarak? Cevap: Arpa demiş anacım. “Eşşek” de demiş ama bana sordunuz madem söyleyeyim, arpa demesi daha mühim bi hadisedir. Arpanız fazla geldiyse demiş seviyesine hayran olduğum. Sonra bir de tehdit etmiş önünüzden almasını da biliriz diye. Yani elbette biz daha iyi bilecek değiliz bu arpa koyma kaldırma işlerini. Soru: Bakıyorum hemen atladın konuşmanın tarzı üsüne? Cevap: E ama haksız mıyım? Ne zaman bu “onu da biliriz, bunu da sizden öğrenecek değiliz” türü şeyler duysam ister i... Devamı

23 05 2014

"Hoş bir şiir okuyayım sana dinlersen..."

Hoş bir şiir okuyayım sana dinlersen... |  görsel 1

  "Hoş bir şiir okuyayım sana dinlersen"   *   BİR YİĞİTLİK ANI   *   Dostoyevski, Petersburg, Semenovski Alanı, 22 Kasım 1849     *     Onu gece yarısı uykusundan uyandırıp Sürüklediler kışlanın avlusuna Kılıç şakırtıları ve buyruklar arasında. Sisler içinde heyula gölgeleri titreşiyor Arada bir Esneyen bir kuyu ağzı seçiliyor karanlıkta Karanlığı kadar derin, derinliği kadar karanlık. Çekilen bir sürgüsesi, bir kapı gıcırtısı. Birdenbire gökyüzüve Alnına inen kırbacı dondurucu soğuğun. İtiyorlar onu, Tekerlekli bir lahit sabrı ile bekleyen arabaya, Arabada, demirle kaynaşmış gibi dokuz yoldaş daha, Yüzler solgun, ağızlar kenetli, Çünkühepsi biliyor nereye götürüldüğünü, Ve hayatının altında dönüp duran tekerleklere bağlı olduğunu. İşte durdu gürültüden kıyameti koparan araba, Kapılar gıcırdadı, Açık duran parmaklıktan, Mahzun, uykulu, hayret dolu bakışlarla bakıyor, Karanlık bir dünya parçasına. Damları kirli, alçak evlerle çevrili Karla kaplı bir alan. Kurşuni bir bez parçası ve sis Yüce mahkemeyi süslemekte. Kilisenin altın kubbesinde kanayan tan ışıltıları.     Hiçkonuşmadan yaklaşıyorlar, Bir teğmen hakkındaki kararı okuyor: “Barut ve kurşunla yapılan ihanetin karşılığı ölümdür.” Ölüm! Bu söz, ağır bir taş gibi, Düşüp parçalıyor sessizliğin aynasını. Bir ezgi duyuluyor, mezara seslenir gibi, Yankılanıp düşüyor. O, düşte gibi, Ama duyumsuyor olup biteni, Ve biliyor öl&uum... Devamı