07 03 2014

'3 şey...'

3 şey... |  görsel 1

Resat Calislar ‏   *   @resatcalislar   *   Yolsuzluktan daha tehlikeli 3 şey:     1.Nepotizm (Akraba kayırma)   2.Kronizm (Eş-dost kayırma)   3.Partizanlık (İktidara yakın çevreleri kayırma)     *   Devamı

06 03 2014

'edebiyat yanbakanı...'

edebiyat yanbakanı... |  görsel 1

‘Cenneti hep bir tür kütüphane olarak düşlemişimdir’   * “Bedia Dalokay Hanımefendi’nin anısına”   * SELÇUK ALTUN   *   3251- Milyarder işadamı ve filantropist   Michael R. Bloomberg (doğ.1942) üç dönem New York belediye başkanlığı yaptı. Önce 2.7 milyon dolar olan yıllık maaş ve lojmandan vazgeçti. On iki yıl süren “bağımsız” başkanlık döneminde kent ve belediye çalışanları için cebinden 650 milyon dolar harcadı. Tasarrufa inanan, insana ve çevreye saygı duyan bir başkan oldu.   Adı, valilik ve başkanlık için gündeme geldi ama o umursamadı. New York’un 108. belediye başkanıydı, nöbeti bitince metroyla evine döndü…   (Oysa Sığlıkistan’da nice belediye başkanının çulsuz gelip, milyoner gittiğini duymaz mıyız?)   * 3252- New York’un yeni belediye başkanı Bill de Blasio’nun da (doğ.1961) başarılı olacağına inanıyorum. Bunun için karısı Chirlane McCray’i özetlemek yeterli olabilir. O bir zenci, “emekli” lezbiyen, şair ve “eylemci.” Yirmi yıldır böyle çok yönlü bir kadınla birlikte olabilen bir kişi, New York’un da üstünden gelmez mi?   *   3253- Cumhuriyet’in köşe yazarlarından Nilgün Cerrahoğlu’nun 04.01.2014 tarihli ve “Ertuğrul Günay’ın Pişmanlığı” başlıklı yazısının finalidir: “Türk siyaseti ve medya dünyası, gazozuna ilaç konularak kandırılan aydınlarla dolu… Ertuğrul Günay, Hasan Cemal, Ahmet Altan diye başlayıp giden önümüzde upuzun ... Devamı

04 03 2014

'dinmeyen gözyaşları...'

'dinmeyen gözyaşları...' |  görsel 1

  "Bir halk düşünün, tarihi sembolleri hiç dinmeyen gözyaşları olsun… Kırım Tatarlarının en ünlü tarihi anıtı bu: Gözyaşı Çeşmesi! ... Bir yeryüzü cenneti Kırım’a üç kez gittim. Her seferinde Bahçesaray ve bu çeşmeyi gördüm. ... Yeryüzünde hiçbir yer “savaş” fikriyle bu kadar büyük tezat teşkil edemez. ... Ukrayna krizinin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ama Kırım’ın kaderi malum. Büyük devletlerin hiçbiri belli ki “Kırım” için Rusya ile çatışmayı göze almayacak. Obama’nın liderliği zayıf. Avrupa bölünmüş, siyasi pigme konumunda. Enerjide Rusya’ya bağımlı. Suriye’den Ukrayna’ya uzanan Batı-Doğu hattı boyunca muazzam bir güç boşluğu var. Boşluğu Putin dolduruyor. Kartlar ondan yana. Kırım Tatarlarının elinden bu durumda kim tutacak? Yolsuzluk skandallarına saplanan bir hükümetin, “sıfır sorun”cu dışişleri bakanı Davutoğlu mu? Güldürmeyin diyeceğim ama trajedinin çapı karşısında ayıp kaçacak...  "   * Nilgün CERRAHOĞLU (4 Mart 2014-Cumhuriyet)   *   http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/46945/Kirim_Tatarlarina_Gene_Gozyasi_Var.html * Devamı

03 03 2014

'okurun canını sıkarsan...'

okurun canını sıkarsan... |  görsel 1

    Digiturk'ün festival kanalında rastladığım 'Evde' filminde edebiyat öğretmeni, yazmaya hevesli yetenekli öğrencisine,bir yandan yazdıklarının okurun ilgisini çekmesi için ne yapması gerektiğini anlatırken, diğer yandan da bunu yapamaması halinde okurun göstereceği tepkiyi şöyle anlatıyordu:   'Okuyucu Şehrazat'taki Sultan gibidir. Canını sıkarsan,kellen gider.'   Devamı

03 03 2014

'o oluyor da...'

o oluyor da... |  görsel 1

Gezi olayları sırasında çok sayıda insan can havliyle Divan Oteli'ne sığınmış, otel yetkililileri de sığınanlara kapısını açıp yardımcı olmuştu. Sonrasında,otelin sahibi Koç ailesinin ticari faaliyetlerine yönelik denetimlerin sıklaştırılıp, para cezaları uygulanmasında Divan Oteli'nin payı olduğu konusunda yaygın bir kanı hakim.   Mustafa Koç,Hürriyet'te Cansu Çamlıbel'le röportajında ilginç bir noktaya değinmiş:   '500 bin Suriyeliye kapımızı açmışız ülke olarak. O oluyor da, bunda ne var?' Devamı

26 02 2014

'neden?'

neden? |  görsel 1

“Ama ne yazık ki, şu andan itibaren benim için söz bitmiştir! … Mantıklı her insan gibi, böyle bir pisliğe neden bulaştıklarını, o paralara sahip olmayı“NEDEN?” istediklerini sorup duruyorum kendime. Rüşveti, yalancılığı, irtikâbı, hîleyi yasakladığına inandığım bir dinin mensubu olarak, yine aynı dinin mensubu olan birilerinin bunları nasıl yapabildiğini, nereden CEVAZ bulduğunu soruyorum kendime. Bulabildiğim tek cevap, savaş ortamlarında düşmana karşı normal zamanda caiz olmayan tutumların caiz olarak kabul edilişi geliyor. Maalesef bu “TAKTİK” diyelim, “GÜC”e talip olan Müslümanların bir noktadan sonra ayağını kaydıran bir şeye dönüşmüştür; çünkü ortada ne fiilî bir savaş hali, ne de açıkça düşman diye tanımlanabilecek birileri vardır. Bu yüzden, taktik icabı yapılan şeyleri açıklayabilecek MEŞRU BİR ZEMİN bulunmamaktadır.” * Hidayet Ş.TUKSAL * http://serbestiyet.com/sey-edebiyatinin-sahicilige-delaleti/ * Devamı

26 02 2014

'yazdıklarımız...'

yazdıklarımız... |  görsel 1

“Genç yazar,yazdıklarının nasıl olduğunu merak ediyor ve bunun karşılığı iyi mi,kötü mü değil yalnızca, bunun çok ötesini arıyor o.   Kendisi karar veremiyor daha,bunu yapabilseydi,soruyu başkasına değil,kendisine soracaktı elbette.Asıl amaç iç eleştiri gücüne sahip olmak,o olduğunda da,yazdıkları bambaşka görünecektir,bambaşka olmuştur da.Değil mi ki yazınsal bir metnin nasıl olması gerektiğini görmeye başlamıştır,yazdıklarının niteliği de bu arada kendiliğinden yükselmiştir.İşte o iç eleştiri gücüne,başkalarının düşüncelerine gerek kalmadan kendi yazdıklarını değerlendirecek düzeyde eleştirel donanıma sahip olana dek,yazdıklarının tamamlanması olanaksızdır. … Bir başka kişiye başvurmuş olsaydınız,belki bambaşka bir yol önerecekti size ve böylece kime başvurmuşsanız,kendi seçimlerimizin dışında,o kişinin ustalığı yanı sıra öznelliğiyle de belirlenen bir yola girmiş,kendinizin değil de başkalarının edebiyat anlayışının,beğenisinin gölgesine sığınmış olacaktınız. … Kolektif çalışma olanağı,bire bir ilişkilerden daha geniş,esnek,dolayısıyla daha olması gerektiği gibi çalışma fırsatları sunar.   Seçtiğiniz konu yeterince size ait mi,yoksa başkalarının da hemen aklına gelip yazdıklarını mı yineliyorsunuz; Kullandığınız sözcükler konuşma dilinin kısıtları içinde mi kalmış,yoksa her sözcüğü ölçüp biçerek mi kullanıyorsunuz; Yaratmaya çalıştığınız kişi gereksiz konuşup duruyor mu,yoksa konuşma cümleleri onun kişiliğine göndermeler yapacak tutumlulukta mı; Yalın bir dille yazdığınızda bile farklı anlamları yoğunlaştırıyor musunuz,yoksa söylenecek her sözü yayarak dümdüz anlatmayı mı seçtiniz; Diliniz kendinize yakın gördüğ... Devamı

25 02 2014

'istihbarat...'

istihbarat... |  görsel 1

Eray Özer ‏   * @ErayOzer   * Bizde İstihbarat "haber"den, haber almaktan geliyor. Adamlarda Intelligence "zeka"dan ve "anlamak"tan. Yeterince açıklayıcı değil mi?   * Devamı

21 02 2014

'vasatın zaferi...'

vasatın zaferi... |  görsel 1

Yekta Kopan   *   @yektakopan   *   Bir kitaptan yola çıkarak: memleketin şairlerini bile tanımadan Kültür-Sanat Şefi olanlar, bize ancak "vasatın zaferi"ni gösterir.   * Devamı

21 02 2014

'anlarsın...'

anlarsın... |  görsel 1

"Son vapura yetişemeyince, beklenen gol gelmeyince ve “o “ insanı bir daha hiç göremeyecek olduğumuzun farkındayken zaman dişlerini sivriltir ve tüm sinir bozuculuğu ile karşımıza çöreklenir. O zaman anlarız zamanın nasıl geçtiğini, O’nun herkese ayrı muamele eden pragmatik bir öğretmen olduğunu."   *   Ali Servet ETKİN (Zamanın rakibi olmak-T24)   *   Devamı

21 02 2014

'havaya,suya,toprağa...'

havaya,suya,toprağa... |  görsel 1

'...19 Şubat'ta ilk cemre havaya düşüyor. Düşer diyoruz ama gören yoktur,düşen bir şey de yoktur aslında. Bu bir inanıştır ama sanıldığı gibi öylesine boş ve saçma bir inanış da değildir. Arkasında koskoca bir insanlık tarihinin tecribesi vardır.   ...cemrenin düştüğüne inanalılan günlerde,bir-iki gün sapmayla,hava sıcaklığının mevsim normallerinin üstünde olduğu tespit edilmiştir. Ve yine istatistiklere göre,cemreler arasındaki günlerde hava sıcaklığı düşmektedir.   ...   Cemrenin meteorolojiyle ilişkisi dışında bir de sözcük anlamından kaynaklanan felsefi yönü vardır. Cemre,Arapçada ateşli kömür parçası yani kor demek. Havayı ısıtan da zaten bu ateştir. Cemre ve düştüğü yerleri sıralarsak eğer; ateş,hava,su ve toprak dötlüsünü elde ederiz... Bazı filozoflara göre kainatta gördüğümüz ne varsa,hepsinin temelinde bu dört unsur vardır.   ...   Antik Yunan Filozoflarından Empedokles, ortak temel olan maddelerin dört adet olduğunu ve diğer maddelerin de bu maddelerden türediğini söylemişti. Bu ortak ve her şeyde olan madde arayışı insanlığı atom fikrine görmüştür.   ...   Hayatın,insan ve evrende gördüğümüz her şeyin meydana gelmesi için bu dört unsurun birlikte olması gerektiğine inanıyorsanız eğer, cemreyi de ateş yerine koyup havaya,suya ve toprağa düşürürsünüz.   Bundan dolayıdır ki, cemre baharın,doğanın uyanmasının ve hayatın simgesidir.'   *   Tayfun ER (Karşı Gazetesi)   *... Devamı

21 02 2014

'resimdeki koku...'

resimdeki koku... |  görsel 1

'İlk kez,Akyavaş'ın resimlerinden taş ve toprak kokusu devşirdiğimi söylemek istiyorum. Onlar,yapılalı beri oradaydılar da,ben yeni eriştim.   Nereden geliyor olabilir kokular? Besbelli renklerden. Her renk bir alaşımdır sonuçta,boyaların arkasında zaten taş vardır,toprak vardır.   Ve ağaç.Unutmamalı:Erol Akyavaş kağıdı ölesiye severdi. Hindistan'dan hem kağıt toplamıştı hem renk. Zamanla bir koku ötekini artırmış olabilir. ...'   *   (Enis BATUR-Akyavaş'ta Koku)   *   Devamı

21 02 2014

'Galina...'

Galina... |  görsel 1

'Galina Gregoryevna Kolesnikova... Kısaca “Galya”... Nâzım’ın “Kanaryacık”ı... “Güllü hanım”ı... “Galuşka”sı... ... “Benimle kalsa daha uzun yaşardı” demişti o görüşmemizde Galina..."   * (Can Dündar) Devamı