19 02 2014

'görürsünüz...'

görürsünüz... |  görsel 1

Cumhıurbaşkanı'nın kamuoyunda tedirginlik yaratan HSYK ve İnternet düzenlemeleriyle ilgili olarak söylediği, 'Yasa önüme gelsin,ne yapacağımı görüsünüz' açıklamasının Nasredin Hoca'nın kaybolan heybesini hatırlattığını düşünenler vardı. Fıkraya göre, Hoca'nın konuk olarak gittiği köydeki evde heybesi kaybolur. Heybemi bulamazsanız ne yapacağımı görürsünüz,der. Sonunda heybe bulunur,ama köylüler de merak eder: Hocam,bulamasaydın ne yapacaktın? Hiç canım,der Hoca; evdeki kilimden yeni bir heybe yapacaktım. Devamı

19 02 2014

'taht...'

taht... |  görsel 1

"Halkın büyük çoğunluğu Şehzade Mustafa'nın,babası Kanuni Sultan Süleyman tarafından öldürüldüğünü 461 yıl sonra bir televizyon dizisi sayesinde öğrendi. Evet ironi ama gerçeklik payı da oldukça yüksek.Nitekim ertesi gün Şehzade Mustafa'nın türbe ziyaretine gidenler olmuş. Hürrem Sultan'a beddua edenleri okudum.İstanbul Valisi bile Mustafa'nın katline üzüldüğünü iletmiş. Durum,Hz.İsa'nın kimler tarafından katledildiğini yeni öğrenen Karadenizli vatandaşın fıkrası gibi.   ...   Osmanlı sonuçta bir din devletiydi ve örfi hukukun uygulaması olan bir kanunun şer'i hukuka da uyması gerekiyordu.gereken dini destek,fetva ve onlara taban olan ayetlerle sağlandı. Böylece hepimizin aşina olduğu devletin bekası kavramı adına çok sayıda cinayetin hukuki yolu da açıldı.   Bu uygulamanın isteyerek ya da istemeyerek ortaya çıkan bir sonucu da hanedanlık denen ve hukuki bir statüsü olan çevreyi çok dar tutmasıdır.   Padişahın torunundan sonrası hanedan mensubu değildir.Bu da padişah kökenli bir aristokrat sınıfım doğmasına engel olmuştur.   O yüzden son günlerde ortaya çıkıp padişahların mallarından miras isteyen kişiler için hanedan üyesi denmesi büyük bir yanlıştır. Hanedanlık defteri kapanmıştır.Ortaya çıkan kimseler sadece akrabadır.   ...   Hanedanın kanını akıtmak örfe uymadığı için şehzadeler yay kirişi,ip,kement vs. ile boğularak öldürüldü.İstisnası III.Selim’dir,cellatlarına karşı elindeki neyle direnirken Baş edilemeyince hançerlenmiştir.”     *   Tayfun ER (Karşı Gazetesi)   *... Devamı

13 02 2014

'hayır siz yaptınız...'

hayır siz yaptınız... |  görsel 1

"Picasso'nun ünlü Guernica tablosu İspanya İç Savaşı'nda Nazi Almanyası'na ait bombardıman uçaklarının yerle bir ettiği   Guernica kasabasını resmeder.   Söylentiye göre Paris İşgal edilince Nazi askerleri Picasso'nun evini basarlar.   Gestapo subayı,ressamın evinde asılı Guernica'yı görünce,   'Bunu siz mi yaptınız?" diye sorar   ve Picasso'dan,   "Hayır,siz yaptınız" cevabını alır."   *   (Erdal EMRE-Karşı gazetesi)   * Devamı

12 02 2014

'lobiciler...'

lobiciler... |  görsel 1

Şimdi de 'Porno Lobisi' çıktı. Her defasında yeni bir lobi adı üretileceğine, bunlar bir federasyon etrafında örgülense de,kısaca kendilerine; 'LobFed' denilse daha zahmetsiz olmaz mı?   * Porno lobisi demişken, ünlü bir müteahhidin basında ve internet medyasında yer alan,söylediği iddia edilen söz: 'Bu milletin ..mına koyacağız!' Bu arkadaş porno lobisinin lideri olabilir.   * Ahmet İnsel de 11 Şubat tarihli Radikal'deki, 'Ahlak ve Maneviyat Her Şeyden Önemlidir' ironik başlıklı yazısında, milletin bir yerine koyacağını iddia eden iş adamıyla ilgili değerlendirmesinde şunları söylemiş: "konsorsiyumda önde yer alan bir iş yaratığı da pamuk ellerini cebe atmanın acısını,nasıl olsa milleti becermeye devam edeceği güveniyle hafifletiyor."   *   Medya kuruluşlarının yayın  akışına müdahalenin simge hitabı; 'Alo Fatih' oldu. Alo Fatih aşağı,Alo Fatih yukarı. MHP'nin Genel Başkanı'nı grup toplantısında yaptığı konuşma sırasında izledim, Alo Fatih hattı kurulmasını öneriyordu.   *   "Bana öyle geliyor ki,"iyi kafa" ile "dolu kafa" yı tokuşturmakta indirgeyici bir anaboyut var: Her şey gelip akla dayanmıyor,onun için de dayandırılmamalı.Akıl değilse ne peki?Akıl değil demiyoırum ben:Yanısıra fıtrat ya da karakter,huy genleri ya da yetişme koşulları,bir başka canalıcı denklemin vazgeçilemeyecek asal öğeleri.   Hümanist düşünürler,bütün bunları en ince ayrıntılarına dek yönelerek düşünmüşlerdi kaldı ki.Erasmus'un "adagio" ları,Montaigne'nin her denemesi,Utopia işte şurada.   İyi kafa kadar:İyi yapı,iyi kalp,iyi yaşam."   (Enis Batur) ... Devamı

12 02 2014

'bu kadar olur...'

'bu kadar olur...' |  görsel 1

@DunyayiGorun   * Bir ağaç ancak bu kadar renkli olabilir. (Rainbow Tree, Gökkuşağı Ağacı)   * Devamı

09 02 2014

'hem netten,hem olay yerinden...'

hem netten,hem olay yerinden... |  görsel 1

  Hükümetin internete sansür uygulanmasını kolaylaştıracak yasa düzenlemesini protesto etmek için,insanlar Taksim Meydanı'ndaydı... Protestolara karşı polis yine bildik müdahale yöntemlerini uygularken, göstericilerin de ilginç görüntüleri vardı.   Fotoğrafı özetleyen tweetle birlikte:   *   @nilsuozgr   Hem netten hem olay yerinden savunuyor herif ülkeyi!   *   Devamı

09 02 2014

'a yelloz!'

a yelloz! |  görsel 1

"...   Kuşlar hep bir ağızdan ötüşüyorlar,"Evet!Evet!" diyorlar,"Unut artık!"   Çocukken bilhassa hanımların yanımda bağıra çağıra konuştukları kuş dilini bir türlü öğrenememiştim ama,şimdi hakiki kuşların şimdi hakiki kuşların söylediklerini açık seçik tercüme edebiliyorum. Mesudum.   Asabım bozuk kalktım.Zira yelloz,cesaretimi kırmak için "Bu 'büyük ümitler',Charles Dickens'ın Büyük Umutlar'ını çağrıştırıyor" diyecek.Adım gibi biliyorum.Memleketimizde kelimeler,taa Reji idaresinden beri,yabancının tekelindedir.   ...   Yellozlar ve et kafalı oğlanlar yazdıklarımı boyuna gözetliyorlar.Yayınevleri onlara teslim edilmiş.Alnımın kara yazısı. Yelloz,tek kaşı kalkık soracak:Nedir bu yazdıklarınız?! Hayatımdan hakiki hayat sahneleri. Kara cahillere Reji İdaresi'ni anlatmak,açıklamak gerekecek. Dickens (1812-1870),para ve şöhret hırsıyla,ikinci sınıf okurların taleplerini göz ardı etmez;kapısına yapışıp kalmış matbaacılardan talepleri tek tek öğrenmeye çalışır,bu talepler çervesinde orta malı şeyler yazardı.Zannım odur ki,bugünün çok satan muharrileri de aynı metodu uyguluyorlar.   A yelloz!A et kafalı oğlan!Peşinen yanlış tercüme etmişsiniz:Umutla bekleyiş aynı şey değildir.Umutla bekleyiş,beklenti vardır ama,her bekleyiş umutlu değildir.Esasen bütün bekleyişlerim ümütsizdi.   İçim kapkaranlık. Vaktiyle bu yellozlardan biri bana "Hayatın güler yüzünü yazınız" demişti.Bugünün okuru karanlık,karmaşık metinlerden hoşlanmıyormuş.   Bizde vaftiz ve aforozun olmayışına oldum bittim üzülürüm."   * "Bir de şunu ekleye... Devamı

08 02 2014

'acı veren güzellik...'

acı veren güzellik... |  görsel 1

"1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf,Vistoria Çağı'nın tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı.Annesi de babası da daha önce başkalarıyla evlenmişler,dul kalınca da bir araya gelmişlerdi.Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı.   Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi ünlü romancı Thackeray'ın kızıydı.Thackeray'ın eşi akıl hastası olduğundan Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura,anneannesine çekmiş,yirmi dışında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı.   ...   Çağın çoğu aileleri gibi çok çucuklu olan Stephen'lar,özellikle varlıklı sayılmamakla birlikte yüksek orta sınıftandı.(Bilindiği gibi,İngiltere'de orta sınıf,yüksek orta sınıf ve aşağı orta sınıfa bölünür;bunlar arasında dağlar kadar fark vardır.)   ...   Gelgelelim Virginia doğduğu sırada elli yaşında olan Sir Leslie Stephen,çocukları gibi biizm yüzyılımızın insanı değil,Victoria Çağı'nınn insanıydı.Gerçi o dönemin çoğu babalarından farklı olarak,kızının,evlerinin her yanını dolduran binlerce kitap arasında istediğini okumasına izin veriyordu;ama Thomas Hardy'nin güzel romanı The Return of Native'i  (Yerlinin Geri Dönüşü) "fazlasıyla tutkulu" buluyor,yönettiği dergide tefrika etmeye yanaşmıyordu.   Çocuklarına hiç de baskı yapmamakla birlikte,herkeste fazla saygı uyandıran bu baba,hiç farkına varmadan,salt kişiliğinin ağırlığıyla kızını eziyordu.Babasına duyduğu garezin,Virginia'nın feminizminin başlıca nedenlerinden biri olduğu hiç kuşku götürmez.Virginia Woolf,1904'te kendisi yirmi iki yaşındayken ölen babasından,insanı üzen bir kinle söz eder.   Annesi kalabalık ailesine bakmak için fazla did... Devamı

08 02 2014

'M...'

M... |  görsel 1

Latife Tekin   *   @TekinLatife     * Manidar, montaj, manipülasyon derken manivela, muallak, muamma.. Memleketi M harfinin titreşim alanına sokacak mübarekler...     * Devamı

07 02 2014

'belki de...'

belki de... |  görsel 1

  Peyami Kalender ‏  * @BROYtr  * “Bir daha dünyaya geldiğinde belki sokaktaki köpek olacaksın; belki şu köpek insan olarak gelip sana yemek,su verecek.”   * Devamı

07 02 2014

'baba ve oğlu...'

'baba ve oğlu...' |  görsel 1

Van'ın Gürpinar İlçesi'ne bağlı Yalınca Köyü'nün Çeli Mezrası... Coğrafi uzaklığı okurken bile hissettiren bir cümle... Ve hadi itiraf edelim; il,ilçe,köy ve mezra isimleri,okumak için duraksamayacak kadar her şeyin kanıksandığı şeyleri çağrıştırıyor. Bu tür haberler zaten 'Oralar'a mahsustur; 'Oralar' adeta,bu tip haberler için yaratılmıştır. Ama artık eşeğin şeyine su kaçırdınız;bu söz de bizim 'buralar'dan...   Çeli Mezrası,bağlı olduğu Yalınca Köyü'ne 16 kilometre uzaklıkta; Gürpinar İlçesi'ne ise 80...   7 kişilik Taş ailesi Çeli'de yaşıyordu. Ailenin 3 yaşındaki çocukları Muharrem,akşama doğru aniden rahatsızlanır. Yüksek ateş ve öksürük vardır. Ateş düşmeyip,öksürük kesilmeyince çocuklarını hastaneye götürmek isterler ancak kar yolları kapatmıştır. Karakolu arayarak ulaşım için yardım isterler. Geliyoruz derler,gelemezler.   Durum Van'da yaşayan yakınlarına bildirilir. Gece yarısı yola çıkanlar,sabaha karşı Yalınca Köyü'ne ulaşır;Çeli'ye ulaşmak için ise 4 saat daha yürümeleri gerekecektir.     Bu arada 3 yaşındaki Muharremcik yüksek ateş ve öksürükle baş edemeyince hayatını kaybeder. Baba, Muharrem'in cenazesini bir çuvala koyup sırtına yüklenerek, ve muhtemelen, ihmalin gelmişine-geçmişine rahmet okuyarak, önce yaya olarak 16 km.ötedeki Yalınca Köyü'ne, oradan da Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne götürüp teslim eder.       ... Devamı

06 02 2014

'karpuzlu natürmort...'

karpuzlu natürmort... |  görsel 1

Selçuk ALTUN *   ‘Yaşamak mı okumak mı derseniz, okumayı seçerim’   * “Kitabistan’ın ‘dinamosu’Nermin Mollaoğlu için”   *   3226-Tüccar-yazar, iletişim ve pazarlamada sınır tanımaz Elif Şafak o “acemi gazeteci üslubuyla”kotardığı son romanında güya Mimar Sinan’ı irdeliyor.   Aklıma 2681. maddemdeki alıntı geldi. Ahmet Hakan en fazla “gıcık kaptığı”on kişi arasında, beşinci sırada yer alan Elif Şafak için demişti ki:   “O, derinlikten söz ettikçe ben yüzeyselleşmek istiyorum. O, ağlar gibi baktıkça ben gülmek istiyorum. O, eski solcuların ‘Nâzım’demesi gibi ‘Şems’dedikçe ben Konya’dan uzaklaşmak istiyorum. O, mana dedikçe ben anlamsızlaşmak istiyorum. O, hep aynı cümlelerle aynı röportajları verdikçe ben sayfaları atlamak istiyorum. O, çok sattıkça ben almak istemiyorum.” Bir ekleme yapabilirsem: “O, Mimar Sinan dedikçe utancımdan ben Usta’nın camilerine bakamıyorum.”   * 3227- Ayşe Arman’ın Barbaros Altuğ ile söyleşisinden (02.02.2013):   A.A.: Elif Şafak’la alıp veremediğin ne? B.A.: Dünya çapında bir yazarsan, bazı şeylere tenezzül etmemelisin diyorum. A.A.: Ederse etsin sana ne! B.A.: Beni ilgilendiriyor… A.A.: Neden? B.A.: Çünküokuruna vaat ettiği dünyayla yaptığı şey zıt. Shop and Miles reklamına çıkarsan, “Ben Mevlevi’yim”dememelisin! Dersen de aldığın parayı Mevlana Dergâhı’na bağışlamalısın. Çünkünetice olarak sen bir yazarsın, şarkıcı ... Devamı

06 02 2014

'ergen sırları...'

ergen sırları... |  görsel 1

“Doğu toplumlarına mahsus bir şema var.Bizde herkes çok iç içe. Herkes herkes hakkındaki her şeyi biliyor ve birbirine konuşma hakkını kendinde görüyor. Halbuki birey olmanın ön koşulu sırlara sahip olmaktır. Batı toplumlarında anne babanız sırlarınıza saygı gösterir,kendilerinden uzaklaşmanızı saygıyla karşılar; Siz de mecazi anlamda,birey olabilmek için evden uzaklaşırsınız. Şimdi bunu topluma uyarlayalım:Gücü elinde tutanlar,ailedeki çocuklardan birinin kendi istediği gibi gelişmesine hiçbir şekilde izin vermiyor. Karışıyor,müdahale ediyor, “Benim sözümden dışarı çıkamazsın,izin vermediğim hiçbir yere gidemezsin” diyor.” * (Alper Hasanoğlu-hürriyet Pazar) * Devamı