06 04 2016

"Kameraya baktın Castro Abi..."

Kameraya baktın Castro Abi... |  görsel 1

Rıfat,günleri işe yarar bir biçimde biriktirebilmek için bir hikayeye ihtiyacı olduğuna karar verdi. * “Efendim?” diyor telefonun diğer ucundaki ses,”Kimsiniz?” diye soruyor.Cevap alamıyor ama hemen anlıyor arayanın beylik yıldızlarıyla kadifeden yastığında yatmaktansa gölün sularına dökülen gece olduğunu,çünkü edebiyat eleştirmenlerinin hep belirttiği gibi,hiçbir şey söylemeye çalışmaktan doğuyor şiir. * Fısıltılar yavaş yavaş denetimsiz seslere dönüşürken Rıfat,”Askerlikten ayrılan İkinci Yeni bir şair bulmamız lazım,” dedi.”O bize beylik tabancasını verir.”Bir sessizlik oldu.Sonra orada,karanlığın ve kitapların ortasında,asıl yapmaları gerekenin İkinci Yeni’yi yeniden kurmak olduğuna karar verdiler.Dağılmadılar. * Oysa Tanpınar diyor ki:”Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkanını vermiyor.” * Babası sözünü kesti:”İçimdeki canavarı oyalamak için onunla her gün pingpong maçı yapıyorum.” “Pingpong maçı mı?” diye sorabildi Rıfat. “Bazen top kayboluyor,maç duruyor,”diye devam etti babası kendi kendine konuşur gibi. “Top kaybolduğu zamanlar oğlumsun.” * “Gerçek şu ki,ahlaktan önce sevgiyi bulmalı insan.Yoksa ikisi de yok olup gidiyor.”Rıfat Albert Camus’nun bu sözünü okuduktan sonra gidip sebzeleri susuz pişiren bir tencere,yüksek emiş gücüne sahip bir elektrikli süpürge,güneş lekelerine iyi geldiği söylenen bir krem,penye eşofman takımı…” * Barış BIÇAKÇI * Seyrek Yağmur * İletişim Yayınları * 100 sayfa  ... Devamı

03 04 2016

"edebiyatın ikilileri..."

edebiyatın ikilileri... |  görsel 1

  KİTAP İÇİN * SELÇUK ALTUN * Yazarlarımızla sahaflarımızın ortak özelliği aklıma geldi: Kitabı çok sever ama pek okumazlar.” * Küresel kültürazzi: Noktalama işaretlerinin mucidi Bizanslı Aristofanes’ti.M.Ö.200’lerde anıtsal İskenderiye Kütüphanesi’nin kütüphanecisiydi./ Maltalı Ernie Roscouet 2004’te,bir kütüphaneden aldığı kitabı geri götürdüğünde 42 yıl gecikmişti.Okkalı bir ceza ödemeye hazırlanırken bir bardak çay ile ödüllendirildi./ * Tıkanmış trafikte araçlarının içinde saatlerce beklemek,İstanbulluların giderek bir kentsel hobisi mi olmaktadır? * Bir yazar/şair kabusu;ilk kitabıyla umut veren bir çıkış yapıp ondan sonra yazdıklarıyla ya-vaş ya-vaş tükenmek. * “Odysseia ve İlyada kesinlikle ayrı yazarlara aittir.” (u.eco/j.c.carriere) * Oscar Wilde benim için başestettir. “Tartışmalardan kaçınılmalıdır;her zaman bayağı ve genellikle inandırıcı olurlar,” buyurmuştur. * Batı edebiyatının ünlü ikilileri: Hansel ve Gratel/ Dante ve Virgil/ Lenny ve George(fareler ve insanlar)/ Sherlock Holmes ve Dr.Watson/ Vladimir ve Estragon (Godot’yu Beklerken)/ Batman ve Robin/ (Türk edebiyatından kaç isim aklınıza geliyor?Tısss değil mi?) * Cumhuriyet kitap *             Devamı

26 03 2016

"Beyaz Gölge..."

Beyaz Gölge... |  görsel 1

    Dizi filmlerin öyle iki saat falan sürmediği,adam gibi izleyip,bitirdiğin dönemlerdi. Bir de,kendini sevdirme kaygısı vardı. Neyse işte,o dönemlerden birine aitti,”Beyaz Gölge.” (Vikipedi’den baktım şimdi,1978-1981 yılları arasında gösterilmiş tv’de.) Eski bir NBA oyuncusu olan Ken Reeves (KEN HOWARD),geçirdiği sakatlık nedeniyle basketbolu bırakmış ve çoğunluğu siyahlardan oluşan bir okulun basketbol takımının koçu olarak çalışmaya başlamıştı. Beşbenzemezlerden oluşan topluluğu takım yapmış,oyuncularının sorunlarıyla falan da uğraşmıştı. Ben böyle toplumsal etkisi olan biz dizi hatırlamıyorum. Diziyle birlikte mahallelerde basketbol tutkusu da çığ gibi büyüdü. Sokak aralarında dandik çemberlerden potalar yapılıp,basketbol oynanmaya başlandı. Bilmiyorum,belki Beyaz Gölge izleyerek basketbolu sevip merak sarmış,sonra bu işi profesyonel olarak yapmış olanla da vardır. Efsaneydi. Sevilmesinde Ken Reeves’in katlısı çoktur. Mekanın cennet olsun,Koç. Güle Güle.     Devamı

22 03 2016

"ekosistem:canlı-cansız varlıklar arasındaki ilişki..."

ekosistem:canlı-cansız varlıklar arasındaki ilişki... |  görsel 1

(foto:cemedib)   Rahatı kaçan orman   *   Prof. Dr. ERDOĞAN ATMIŞ Ormancılık Politikası Uzmanı   *   Yetkililer her zamanki gibi içinde bulunduğumuz Ormancılık Haftası boyunca da ormanları nasıl koruduklarını, bir ağaç kesmişlerse 10 “ağaç” diktiklerini, ağaçlandırmada dünyada ilk üçe girdiklerini ballandırarak anlatacaklar. Nasıl olsa sorgulayan yok. Ya da sorgulayan olsa da sesi duyulmuyor. Bu yüzden rahatı kaçan ormanı biri anlatmalı. “Bir ağaç kesmişsek, 10 ağaç diktik” söyleminden başlarsak eğer; iktidar çevrelerinde en alttan en üst düzeye kadar yaygınlaşan, ormanı tek ağaç seviyesine indirgeyen bu yanıltıcı ifadenin, artık bütün “yatırımcı” işadamlarının dilinde olduğunu söylemek mümkün.   Doğal ekosistem Bu ifadeyi sarf edenler; ormanın sadece ağaçtan ibaret olmadığını, canlı ve cansız varlıklar arasındaki karşılıklı ilişkiye dayanan ve binlerce yılda hayat bulmuş doğal bir ekosistem olduğunu göz ardı ediyor, nereye dikilip dikilmediği, ileride bir ağaca dönüşüp dönüşmeyeceği bile belli olmayan fidanları önce ağaç, sonra da orman sayıyor olmalı. FAO’nun Küresel Orman Kaynakları Değerlendirme Raporu’nda 2010 ile 2015 yılları arasında orman varlığını arttıran ilk 10 ülke arasında Türkiye yok. Yılda 1.5 milyon hektar artışla Çin birinci, Fransa 113 bin hektarla onuncu sırada. Diğer yandan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu 2013 yılında; yılda ortalama 369 bin hektar ağaçlandırma yaptıklarını ve ağaçlandırmada dünyada ilk üçe girdiklerini iddia etmişti. Oysa 2003 ile 2014 yılları arasındaki 12 yıllık dönemde yapılan ağaçlandırma miktarı bakanlığının kendi kayıtlarına göre; topla... Devamı

15 03 2016

"kalbimdeki çivi izi..."

kalbimdeki çivi izi... |  görsel 1

Nehir’in yazısı çarptı beni.Henüz 13 yaşında. Hayatımızdaki “Kırgınlık”ların içimize akıttığı zehrin farkına varmamızı öneren, harika bir yazı. Eline sağlık. * Nehir ÜNAL YILLARIN BİRİKİMİ    “KIRGINLIK” Kırgınlık, kaçış planlarıyla ve kalbindeki sevgiyle gecenin soğuğunda, sevdiğini içindeki tek parça kıvılcımın sana soğukta verdiği aydınlık ve umutla beklemek fakat ellerin boş, gözlerin yaşlı dönmektir. Belki bir mağaradan belki de bir köprüden. Bazen ağlamak istemeyiz fakat gözlerimiz bizi dinlemez. Peki ya sonra? Sonra zaman geçer. İçindeki kin yıllarca kanında dolaşır. Yüzleşmek istemezsin ama dünya küçük derler elbet bir gün çıkar karşına istemediğin her şey. Belki bugün, belki de yarın. İçindeki kinden artık kurtulmak istersin. Hayatına yeni bir perde çekersin, ama unutamazsın. Affedersin ama kurtulamazsın. Bu duvardaki bir çiviye benzer. Affedince o çivi düşer, her şey bitti zannedersin fakat çivinin izi hala oradadır. Hiçbir şey bitmemiştir. Hatta kalbindeki o çukuru tekrar kazmaya, her şeyi yeniden başlatmaya kararlıdır. Eğer sen o zehri kabul edersen hayatın boyunca kendini bulamazsın.      Devamı

09 03 2016

"meşguliyet..."

meşguliyet... |  görsel 1

  kanat atkaya   *   @katkaya   * Bu sabah bir arkadaşım Tanpınar'ın şu cümlesini hatırlattı: "Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânı vermiyor." Devamı

08 03 2016

"BinDokuzYüzSeksenDört..."

BinDokuzYüzSeksenDört... |  görsel 1

Meraklısına Celal Üster çevirisiyle...   http://www.kitabsiz.az/imageDisplayer/displayPdf?photoPath=%2Fusr%2Fbooks%2Fbook%2F&photoName=e09b8e1a-123c-4564-a8f7-e61f9934fce2.pdf         Devamı

02 03 2016

"Curry..."

Curry... |  görsel 1

... Devamı

02 03 2016

"bilmediğini bilmek..."

bilmediğini bilmek... |  görsel 1

Pelin Kesebir   *   @PelinKesebir   * Bilgelik bilmediğini bilmekte, okuya okuya soru işaretine dönüşmekte. (Başlığın tercümesi: "Bir Bilgenin Evrimi"). Devamı

01 03 2016

"rastlarsa birine biri,çavdarlar arasında..."

rastlarsa birine biri,çavdarlar arasında... |  görsel 1

Önyargıyla okumaya başladığım (biraz da isminin etkisiyle sanıyorum.neyse buna da şükür,ya ‘Gönülçelen’ olarak kalsaydı)J.D.Salinger’ın “Çavdar Tarlasında Çocuklar” romanını sevmekle kalmadım,etkilendim de.Bir ergenin maceralarından öte bir şey. Neyse,onu anlatırım bir ara.Okuyanlar bilir,romanda bol şarkı-şarkıcı,film,kitap-yazar,tiyatro oyunu ismi geçiyor. İnternette dolaşırken,hayırsever bir okurun kitaptaki şarkıların listesini yaptığını gördüm. Ben de romandaki kitap-filmlerle ilgili bir deneme yaptım; aşağıda. & *Afrika’nın Dışında (galiba bu takma adıymış ve asıl adı Karen Blixen’mış;üstelik Benim Afrikam filminin senaryosu da bu kitaptanmış)> Isak Dinesen   *Yuvaya Dönüş> Thomas Hardy (Thomas Hardy’nin Yuvaya Dönüş’ündeki bizim Eustacia Vye gibi…)   *Hayat Hüzünleri>Somerset Maugham   *Romeo ve Juliet>William Shakespeare   *Beowulf (destan)   *Grendel (destan)   *Lord Randal benim Oğlum (balad)   *Hamlet>William Shakespeare   *Oliver Twist>Charles Dickens   *Rupert Brooke   *Emily Dickinson   *Muhteşem Gatsby>F. Scott Fitzgerald   *Silahlara Veda> Ernest Hemingway   *Ring Lardner   *Robert Burns> >”o şarkıyı biliyor musun,hani,yakalarsa birini biri,çavdar tarlasında,diye?ben işte…” >”o öyle değil,rastlarsa birine biri,çavdarlar arasında,olacak!şiir bu,Robert Burns’ün.” >”Robert Burns’ün şiir olduğunu ben de biliyorum.” >Doğru söylüyordu.Doğrusu,”rastlarsa birine biri,çavdarlar arasında,olacaktı.demek ki bilmiyormuşum.”... Devamı

26 02 2016

"bir an bile durmadılar..."

bir an bile durmadılar... |  görsel 1

  Pelin Kesebir     @PelinKesebir   Ne içli ve güzel: "Her daim rüzgarlar esiyor,her daim sular kıpırdıyor.Yaratılıştan beri bir an bile durmadılar." Devamı

25 02 2016

"atar yuvasında..."

atar yuvasında... |  görsel 1

      KALP   Kalp özenle hareket ederek atar yuvasında, Bir yangına gereksinim duyar. Ancak bu yangın için Mutlaka başka bir kalple birleşmesi gerek.   * Eşref FAYAD * Çeviren:Metin FINDIKÇI * Eşref Fayad,1980 Filistin doğumlu. Suudi Arabistan Fayad’ı bir kitabı yüzünden dinsizlikle suçlayarak 1 Ocak 2014’te tutukladı. 4 yıl hapis ve 800 kırbaç cezası,af dilemediği için Suudi Arabistan’daki şeriat kanunları gereğince idam cezasına çevrildi. (Cevat ÇAPAN) *   Devamı

25 02 2016

"madde kaybolunca geride söz kalır..."

madde kaybolunca geride söz kalır... |  görsel 1

“Marquez, Yüzyıllık Yalnızlık’ın kahramanlarına gönderme olan, aşk, tutku ve sevdanın simgesi “sarı güller” ve “kelebekler”le uğurlanmıştı...  Eco’ya da “beyaz güller” ve kır çiçekleriyle veda edildi.  Dünyanın en büyük “best seller”larından olan “Gülün Adı”nın yazarı için en sofistike jest, bir okurun yazarın evinin önüne bıraktığı bir “gül” oldu.  Okur, gülün yanındaki karta, Eco’nun ünlü romanının, ünlü bitiş cümlesini yazmıştı:  “Stat rosa pristina nomine, nomina nuda tenemus/adıyla var bir zamanlar gül olan, salt adlar kalır elimizde...”  Bu cümleyle tam ne kastettiğini Eco son verdiği söyleşilerden birinde şöyle açıyor.  “Meramım şu” diyor İtalya’nın bilge yazarı: “Madde kaybolunca geride sadece ‘söz’kalır. Benim yaptığım bu (Latince) alıntıya, Shakespeare’in (‘Adın ne değeri var? Gülün adı gül değil, başka bir şey olsaydı aynı güzellikte kokmaz mıydı?’) yorumunu getirenler, yanılır. Shakespeare sözün anlamı yoktur, ‘gül’ başka bir adla da anılsa..., gene ‘gül’dür diyerek benim söylediğimin tersini söyler...” Özetle Eco’nun lafı “Her şeyin ölçüsü ‘insan’dır!”a bağladığını anlıyoruz.  “Söz”ün sahibi de neticede insan.  Geride “gülün adı” makamından kalan insanın şeylere kendi atfettiği değerler ve ölçüler oluyor.  … Eco için en etkileyici sözleri “... Devamı