15 03 2016

"kalbimdeki çivi izi..."

kalbimdeki çivi izi... |  görsel 1

Nehir’in yazısı çarptı beni.Henüz 13 yaşında. Hayatımızdaki “Kırgınlık”ların içimize akıttığı zehrin farkına varmamızı öneren, harika bir yazı. Eline sağlık. * Nehir ÜNAL YILLARIN BİRİKİMİ    “KIRGINLIK” Kırgınlık, kaçış planlarıyla ve kalbindeki sevgiyle gecenin soğuğunda, sevdiğini içindeki tek parça kıvılcımın sana soğukta verdiği aydınlık ve umutla beklemek fakat ellerin boş, gözlerin yaşlı dönmektir. Belki bir mağaradan belki de bir köprüden. Bazen ağlamak istemeyiz fakat gözlerimiz bizi dinlemez. Peki ya sonra? Sonra zaman geçer. İçindeki kin yıllarca kanında dolaşır. Yüzleşmek istemezsin ama dünya küçük derler elbet bir gün çıkar karşına istemediğin her şey. Belki bugün, belki de yarın. İçindeki kinden artık kurtulmak istersin. Hayatına yeni bir perde çekersin, ama unutamazsın. Affedersin ama kurtulamazsın. Bu duvardaki bir çiviye benzer. Affedince o çivi düşer, her şey bitti zannedersin fakat çivinin izi hala oradadır. Hiçbir şey bitmemiştir. Hatta kalbindeki o çukuru tekrar kazmaya, her şeyi yeniden başlatmaya kararlıdır. Eğer sen o zehri kabul edersen hayatın boyunca kendini bulamazsın.      Devamı

09 03 2016

"meşguliyet..."

meşguliyet... |  görsel 1

  kanat atkaya   *   @katkaya   * Bu sabah bir arkadaşım Tanpınar'ın şu cümlesini hatırlattı: "Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânı vermiyor." Devamı

08 03 2016

"BinDokuzYüzSeksenDört..."

BinDokuzYüzSeksenDört... |  görsel 1

Meraklısına Celal Üster çevirisiyle...   http://www.kitabsiz.az/imageDisplayer/displayPdf?photoPath=%2Fusr%2Fbooks%2Fbook%2F&photoName=e09b8e1a-123c-4564-a8f7-e61f9934fce2.pdf         Devamı

02 03 2016

"Curry..."

Curry... |  görsel 1

... Devamı

02 03 2016

"bilmediğini bilmek..."

bilmediğini bilmek... |  görsel 1

Pelin Kesebir   *   @PelinKesebir   * Bilgelik bilmediğini bilmekte, okuya okuya soru işaretine dönüşmekte. (Başlığın tercümesi: "Bir Bilgenin Evrimi"). Devamı

01 03 2016

"rastlarsa birine biri,çavdarlar arasında..."

rastlarsa birine biri,çavdarlar arasında... |  görsel 1

Önyargıyla okumaya başladığım (biraz da isminin etkisiyle sanıyorum.neyse buna da şükür,ya ‘Gönülçelen’ olarak kalsaydı)J.D.Salinger’ın “Çavdar Tarlasında Çocuklar” romanını sevmekle kalmadım,etkilendim de.Bir ergenin maceralarından öte bir şey. Neyse,onu anlatırım bir ara.Okuyanlar bilir,romanda bol şarkı-şarkıcı,film,kitap-yazar,tiyatro oyunu ismi geçiyor. İnternette dolaşırken,hayırsever bir okurun kitaptaki şarkıların listesini yaptığını gördüm. Ben de romandaki kitap-filmlerle ilgili bir deneme yaptım; aşağıda. & *Afrika’nın Dışında (galiba bu takma adıymış ve asıl adı Karen Blixen’mış;üstelik Benim Afrikam filminin senaryosu da bu kitaptanmış)> Isak Dinesen   *Yuvaya Dönüş> Thomas Hardy (Thomas Hardy’nin Yuvaya Dönüş’ündeki bizim Eustacia Vye gibi…)   *Hayat Hüzünleri>Somerset Maugham   *Romeo ve Juliet>William Shakespeare   *Beowulf (destan)   *Grendel (destan)   *Lord Randal benim Oğlum (balad)   *Hamlet>William Shakespeare   *Oliver Twist>Charles Dickens   *Rupert Brooke   *Emily Dickinson   *Muhteşem Gatsby>F. Scott Fitzgerald   *Silahlara Veda> Ernest Hemingway   *Ring Lardner   *Robert Burns> >”o şarkıyı biliyor musun,hani,yakalarsa birini biri,çavdar tarlasında,diye?ben işte…” >”o öyle değil,rastlarsa birine biri,çavdarlar arasında,olacak!şiir bu,Robert Burns’ün.” >”Robert Burns’ün şiir olduğunu ben de biliyorum.” >Doğru söylüyordu.Doğrusu,”rastlarsa birine biri,çavdarlar arasında,olacaktı.demek ki bilmiyormuşum.”... Devamı

26 02 2016

"bir an bile durmadılar..."

bir an bile durmadılar... |  görsel 1

  Pelin Kesebir     @PelinKesebir   Ne içli ve güzel: "Her daim rüzgarlar esiyor,her daim sular kıpırdıyor.Yaratılıştan beri bir an bile durmadılar." Devamı

25 02 2016

"atar yuvasında..."

atar yuvasında... |  görsel 1

      KALP   Kalp özenle hareket ederek atar yuvasında, Bir yangına gereksinim duyar. Ancak bu yangın için Mutlaka başka bir kalple birleşmesi gerek.   * Eşref FAYAD * Çeviren:Metin FINDIKÇI * Eşref Fayad,1980 Filistin doğumlu. Suudi Arabistan Fayad’ı bir kitabı yüzünden dinsizlikle suçlayarak 1 Ocak 2014’te tutukladı. 4 yıl hapis ve 800 kırbaç cezası,af dilemediği için Suudi Arabistan’daki şeriat kanunları gereğince idam cezasına çevrildi. (Cevat ÇAPAN) *   Devamı

25 02 2016

"madde kaybolunca geride söz kalır..."

madde kaybolunca geride söz kalır... |  görsel 1

“Marquez, Yüzyıllık Yalnızlık’ın kahramanlarına gönderme olan, aşk, tutku ve sevdanın simgesi “sarı güller” ve “kelebekler”le uğurlanmıştı...  Eco’ya da “beyaz güller” ve kır çiçekleriyle veda edildi.  Dünyanın en büyük “best seller”larından olan “Gülün Adı”nın yazarı için en sofistike jest, bir okurun yazarın evinin önüne bıraktığı bir “gül” oldu.  Okur, gülün yanındaki karta, Eco’nun ünlü romanının, ünlü bitiş cümlesini yazmıştı:  “Stat rosa pristina nomine, nomina nuda tenemus/adıyla var bir zamanlar gül olan, salt adlar kalır elimizde...”  Bu cümleyle tam ne kastettiğini Eco son verdiği söyleşilerden birinde şöyle açıyor.  “Meramım şu” diyor İtalya’nın bilge yazarı: “Madde kaybolunca geride sadece ‘söz’kalır. Benim yaptığım bu (Latince) alıntıya, Shakespeare’in (‘Adın ne değeri var? Gülün adı gül değil, başka bir şey olsaydı aynı güzellikte kokmaz mıydı?’) yorumunu getirenler, yanılır. Shakespeare sözün anlamı yoktur, ‘gül’ başka bir adla da anılsa..., gene ‘gül’dür diyerek benim söylediğimin tersini söyler...” Özetle Eco’nun lafı “Her şeyin ölçüsü ‘insan’dır!”a bağladığını anlıyoruz.  “Söz”ün sahibi de neticede insan.  Geride “gülün adı” makamından kalan insanın şeylere kendi atfettiği değerler ve ölçüler oluyor.  … Eco için en etkileyici sözleri “... Devamı

25 01 2016

"Hayat zalimdir;ama sen şefkatli olmayı dene..."

Hayat zalimdir;ama sen şefkatli olmayı dene... |  görsel 1

  Özen YULA’dan  tweet’ler…   * @ozenyula   *   Sabahın huzuru başka olur. Dünya terk edilmiş bir yer sabahları. Erkenden birileri onu devralır ve hikâyemiz başlar. Sağlıkla günaydın. * Öyle bir nokta geliyor ki affetmekle affetmemek arasında bir fark kalmıyor. Anlayın ki o zaman, bitmiş ve kendi yolunuzu çizin. * Adile Naşit'in vaktiyle oynadığı bir filmi izliyorum TV'de. Aslında filmi değil Adile Naşit'i izliyorum. O kapasitede ve sempatide biri yok! * Dünyanın terazisi hep değişir. Bunu unutmamakta fayda var. Yarına bakarak yaşayın bugünü. * Geçecek durumlara öfkelenmeyin. Dünya daha rahat yaşanacak bir yer olabilir. Prensip sahibi veya zeki olmak, suratsız olmak anlamına gelmez. * Bir sussanız duyacaksınız. Susmak sizin sessizliğinizdir. Oysa sessizlik konuşur. Ancak susunca anlarsınız. * Yaşamak bir dut ağacının gölgesine sığınmak gibi. Ama gölgelikte çok kaldığın zaman kirlenmeye başlarsın. Tabiat öyledir. Duranı kirletir. * Sevmenin farklı biçimleri var, ölçüye vurulmaz. O sebepten her birimiz kendimizce severiz. Denenlere kulak asmayın, kalbinizi dinleyin. * Şu an güzel bir şey yapmalı.Örneğin sakince Asaf Hâlet Çelebi'nin"Misafir" ya da "Nûrusiyâh"şiirlerini okumalı Rabih Abou Khalil eşliğinde. * Netameli insanlarla ömür geçmez. İnsan dediğin rahat olmalı;ferahlık vermeli karşısındakine.Bu başarılacak bir şey değil; olması gerekendir. * Bazen de yara sarılmamalı, saklanmamalı ki iyileşsin. Bazı yaralar açıkta iyileşir. * Kalp bazen sahibine rağmen kendini korumaya alır. Onun için sevin, korkmayın. Sevenden korkulmaz. * Ümmü Gülsüm'ü seviniz, Gö... Devamı

20 01 2016

"kimse ayıplamaz..."

kimse ayıplamaz... |  görsel 1

  “Ağla Samsun, ağla kimse ayıplamaz”   * Misket Elif Çongur   *   “Biz çocukken, genç ölmek meseleydi.  Çok büyük meseleydi. Genç ölümlerin öyle hemen üstesinden gelinemezdi. Hayat, öyle hiç bi şey olmamış gibi devam edemezdi. O zamanlar büyükler yas tutmayı da isyan etmeyi de bilirdi.  Biz çocukken, genç ölmek meseleydi. Çok büyük meseleydi. Üstünden atlanıp geçilmezdi. Ağır ağır yürünür;ağrısı, sancısı, acısı efendi gibi yaşanırdı. Öyle gördük. O yüzden çok derindir bizim kuşakta genç ölümlerinin bıraktığı izler.  20 Ocak 1989 günü, babamın yasını ve gözünün yaşını gördüğüm gündü. Ajansı seyrediyordu. Seyretmek olur mu ajansı alıyordu. “Şekerpancarı yüklü kamyon” diyordu ajansta. “Olacak şey değil. Facia bu” dedi babam, dondu kaldı televizyonun karşısında.  Yıkıldı demek daha doğru sanırım. Kimseciklerin ilan etmesine filan gerek yoktu, o kuşak, kendi yasını kendisi ilan ederdi. Annem hiç ellemedi, beni yanından aldı, içeri gittik.  On iki yaşındaydım. On iki yaş, ölümden konuşmak için uygun bir yaş değildi o zamanlar.  On iki yaş, ölmek için uygun bulunuyor hâlbuki bu zamanlalar. Sonradan öğrendim, o sabah Samsunspor kafilesi Malatyaspor maçı için yola çıkmıştı. Aynı sabah, aynı saatlerde, aynı şehrin takımı olan Çarşambaspor’un Diyarbakır deplasmanı için çıktığı gibi. İki takım otobüsü; yolda ara ara karşılaşıyor, otobüsten otobüse eller sallanıyor, selamlar veriliyor, şakalaşılıyordu. Sonra, yol hali, aralarına mesafe gi... Devamı

14 01 2016

"Gerçekten bu kadar çok kitap okuyor muyuz?..."

Gerçekten bu kadar çok kitap okuyor muyuz?... |  görsel 1

Gerçekten bu kadar çok kitap okuyor muyuz? *   Metin Celal *   “2015 yılında kişi başına 8 kitap düştü” haberi hafta sonu bazı gazetelerde gözünüze çarpmış olabilir. Türkiye Yayıncılar Birliği (TYB) yıllardır Türkiye’deki kitap üretimi verilerini açıklıyor. 2015’in verilerini de TYB ikinci başkanı Fahri Aral Çukurova Kitap Fuarı basın toplantısında açıkladı. Bu yıl toplam 620 milyon 751 bin 618 adet kitap üretilmiş. Geçen yıla göre üretilen kitap adedinde yüzde 10.6 artış olduğu görülüyor. Kişi başına düşen kitap adedi de geçaen yıl 7.3’müş, 8 olmuş. Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ISBN Ajansı 2015 verilerini henüz açıklamadığı için bilemiyoruz ama yayımlanan yeni kitap çeşidinin de yüzde 9 oranında arttığı tahmin ediliyor. 2014’te 50 bin 752 çeşit yeni kitap yayımlanmıştı. Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin (IPA) 2015 verilerine göre Türkiye dünyanın en büyük 11. yayıncılık sektörü ve üretilen yeni kitap çeşidinde de 11. sırada yer alıyor.  Kendimizi küçümsemeyi severiz. Sevindirici rakamlar söylendiğinde inanmaz, kuşkuyla yaklaşırız. Yayıncılık verileri konusunda bu kuşku dönemini aştığımızı umuyorum. Şimdi kötümserler daha ayrıntılı sorular sormaya başladılar. 620 milyon kitabın 238 milyonunun ders kitabı olduğu, bunların kitaptan sayılıp sayılmayacağı sorgulanıyor örneğin. Tüm dünyada yayıncılık verileri hesaplanırken ders kitapları da dahil ediliyor. Çünkü eğitim yayıncılığı yayıncılık sektörünün temel taşı. Üstelik insanların çoğunun öğrenmek amacıyla kitap okuduğunu söylediği göz ön&uu... Devamı

25 12 2015

"Sezen Aksu yazıyor..."

Sezen Aksu yazıyor... |  görsel 1

    SEZEN AKSU       “Bir yol var: Yaşamak ve yaşatmak..”   İzmir’deyim. Gözümü annemin üzerinden ayırmadan oturuyorum. Dayımın tabiri ile “bağ arası” gözlerini araladığında içim taşarak... Biraz evin havasından, biraz da saksıyı durduramadığımdan pek konuşmak gelmiyor içimden. Bir haber kanalı sürekli açık. Kaygılıyım, acı çekiyorum. Annem için... Memleketim için... İkisi tuhaf bir şekilde birbirine karışıyor. Telefon çalıyor. Ülkenin bu çok zor ve sert gündeminden payını orantısız alan Cumhuriyet gazetesinden Selin Ongun, “Röportaj yapabilir miyiz?” diyor. Durumumu anlatıyorum. Ama mevcut koşullarda kafamı toparlayabilirsem, bir yazı yazabileceğimi söylüyorum. Her zamanki kibarlığı ve anlayışıyla, “Elbette” diye cevap veriyor. Aşağı yukarı neler sormak istediğini soruyorum. Kırık dökük bir ses tonuyla “özetle biz nereye gidiyoruz böyle”yi içeren ve içimi titreten ifadelerle anlatıyor derdini... İnsanlığın köprüden atlayışı Telefonu kapatır kapatmaz, olayın gerçekleştiği günden beri yakamı bırakmayan o kısa not, beni ele geçiriyor yine. Hatırlayanlar, bilenler vardır. Doğu’da ve Güneydoğu’da araştırmalar yapan sosyolog Dicle Koğacıoğlu’nun kendini Boğaziçi Köprüsü’nden atarak intihar ettiğinde bıraktığı not: “Annem, babam, kardeşim. Beni affedin, çok acı var. Dayanamıyorum.” Ne oldu, ne gördü, neye dayanamadı da gencecik bir kadın kendini Boğaziçi Köprüsü’nden atacak hale geldi? Ardından yazılanlardan anlaşıldığı kadarıyla enerjik, coşku dolu bir insanken... Moda tabiriyle sözde değil özde, büyük bir gönül bağı... Devamı