14 07 2015

"HaVet..."

HaVet... |  görsel 1

    Yunanistan’da yapılan 5 Temmuz referandumunda halkın %61’nin “OXI” diye haykırarak “Hayır” dediğini , bundan sonra alacaklılar düşünsün,dediğini sanıyorduk ama, aslında söylenen “HaVet” miş;hayır’la evet arasında bir şey. Troyka görünümlü Almanya Çipras’ın referandum yoluyla direniş göstermesinin intikamını, daha oxi’nin mürekkebi kurumada, önce Maliye Bakanı Varufakis’i  aforoz ederek,istifa etmesini sağlayarak almaya başladı. Çipras’ın da burnunu sürtmeye kararlıydı.Gelinen noktada Yunan Hükümeti sandıkta hayır çıkarttığı dediği borç ödetme planına evet dedi. Aşağıdaki yazıyı bugünkü Cumhuriyet’te Nilgün Cerrahoğlu yazmış: Yarın kimsenin başına getirilmeyeceğinin garantisi yok,oh olsun demeden önce bil istedim...2001’de direnmeden teslim olduğumuzu unutmayalım:( *   Grexit şantajına Düyunu Umumiye modeli Nilgün Cerrahoğlu “Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek...  Avro ülkelerinin 17 saat süren Brüksel zirvesinde yaptıkları tam bu oldu.  Atina’nın Avro’dan çıkması anlamına gelen “Grexit” tehdidini bir Demokles kılıcı gibi Yunan Başbakanı’nın tepesinde salladıkları zirveden, Düyunu Umumiye modeli çıktı. Avro grubunda “şahinlerin” başını çeken Alman maliye bakanı Wolfgang Schauble;Çipras’ı ilk andan itibaren “Avro’dan beş yıllık geçici çıkış” önerisiyle köşeye sıkıştırdı.  Brüksel’deki tarihi zirve arifesinde Alman medyasında bol bol, en ince detaylarına dek hazırlanmış “somut Grexit planlarına” ilişkin değerl... Devamı

09 07 2015

"nayır..."

nayır... |  görsel 1

    5 Temmuz 2015 tarihinde yapılan referandumdan çıkan “OXİ-Hayır” sonuçlarının  ne anlama geldiği konusundaki fikrim, hızlı okuma kurslarına giden Woody Allen’ın “Savaş ve Barış” hakkındaki özeti gibi: Olay Yunanistan’da geçiyor. Ama anlaşıldığına göre Yunan halkı sandıktan İktidardaki sol koalisyon partisi SYRİZA’nın istediği sonucu çıkardı:HAYIR. Kimine göre bu sonuç hayatın gerçekleri karşısında bir işe yaramayacak ve romantik sosyalistlerin burnu sürtecek… Kolay mıydı öyle kapitalist gerçeklik karşısında böyle numaralar. Kimine göre ise Yunan halkı,troyka denilen AB emperyalistlerinin şantajına boyun eğmemiş ve hadi len!demiştir. Cumhuriyet gazetesi yazarı ve dünyanın en iyi 500 ekonomisti arasında gösterilen Erinç YELDAN 8 Temmuz tarihli yazısında, Yunan halkının neye “Oxi” dediğini özetledikten sonra,bundan sonra ne olacağı konusunda temkinli: “Yunan halkı işte bu gerçeklere “Hayır” dedi. Sonuçları? Şimdilik ancak tarih sahnesini izleyebiliyoruz.” Yazıdan öğrendiğime göre bir başka şeye daha “hayır” demişler: 2045 yılına kadar kemer sıkmaya!     Devamı

28 06 2015

"sıyrılıp gel..."

sıyrılıp gel... |  görsel 1

  2015 Grup Yorum’un 30.yılı. Baskılardan,hapislerden,işkencelerden  “sıyrılıp gelen” 30 yıl. Grubun kemancısının gözaltında parmaklarının kırıldığı haberini okumuştum gazetede. Geride kalan 30 yılı beş ilde düzenleyecekleri konserle kutlamaya karar vermişler; İstanbul,Ankara,İzmir,Adana ve Elazığ’da. Adana’daki konsere 70 bin kişi katıldı, İzmir’de ise 400 bin kişi meydandaydı. Sıradaki 28 Haziran’da İstanbul,5 Temmuz’daki Ankara konserleri için başvurular yapıldı. Ancak bu valilikler konser için izin vermedi; Ama daha kötüsü buna kimse şaşırmadı:)) Normaldi buuuu… Bir müzik grubunun 30 yılında düzenlemek istediği konser etkinliğine nasıl izin vermez diye falan dumura uğramadık,oha falan olmadık yani. Ankara Valiliği acayip yasaklama gerekçesi tarihteki yerini şimdiden aldı bile. Gerekçeyi açıklıyorum: “Konserin bazı kesimlerin tepkisini çekme olasılığı!!!” Mesela aynı gerekçeyle, Orhan Gencebay’ın vereceği bir konsere, Toplumun klasik müzik seven kesiminin tepkisini çekme olasılığından dolayı izin verilmeyebilir. İstanbul Valiliğinin yasağını idare mahkemesi kaldırdı. İşin iyi tarafından bakarsak,  Zeki Alasya-Metin Akpınar’ın darbe dönemi 1980’lerin yasaklamalarını makaraya sardığı “Yasaklar” kabaresi geri dönüyor.         Devamı

18 06 2015

"hükümet kuruyoruz.."

hükümet kuruyoruz.. |  görsel 1

    7 Haziran 2015 genel seçim sonuçlarının ilk günlerdeki ateşli,keskin değerlendirmeleri yerini daha makul havalanmalara bırakacak gibi görünmüyor. Partilerin meydanlarda propaganda çalışmalarını yürütenlerin,kalabalıklar önünde gaza gelerek coşup,birbirlerinin yüzüne bakamayacak üsluplarının sonucu da buna eklenince… 7 Haziran öncesinin iktidar partisi önemli bir oy kaybına uğrayıp tek başına hükümet kurma olanağını kaybedip, 3 muhalefet partisinden ilk kez seçime gireni de  %10 barajını aşınca… Çarşı karıştı. İlk günlerde, daha önce meclis çoğunluğunu dolayısıyla iktidarı elinde tutan ancak şimdi tutamayan partinin taraftarları hatta daha mazbatasını bile almamış vekilleri halkı nankörlükte suçlayıp bir nevi “bidon kafa”,”göbeğini kaşıyan adam” muamelesi yapan ifadelerde bulundularsa da,yakın bir gelecekte tekrar seçim yapılması ihtimalini de göz önüne alarak bu tavırlarından vazgeçmiş gibi duruyorlar.Şu andaki tavır daha çok,sürünün fakirler,şeklinde. Müzmin muhalefet partilerinden büyük olanı oy oranını artıramamış olmasına rağmen,iktidardan düşen partinin başarısızlığından başarı çıkartırken… Küçük olanı,oy oranı ve milletvekili sayısında 2011 seçimlerine göre artış sağlamasına rağmen,ilk kez seçime giren diğer partinin barajı aşmış olmasından dolayı çok da sevinmemiş pozlarında. Meclisin yeni muhalefet partisi konumundaki, barajı aşmaması temenni edilip de aşanı ise,emanet edilen oyların farkında olduğunu belirten mütevazı açıklamalar yapmış olsa da,sözcü konumundaki vekilinin  dakka 1 gol bir çıkışı,bunlar zaten ulusalcı,kemmalisstt yaklaşımı,emanetçi... Devamı

10 06 2015

"kin gütmezdi..."

kin gütmezdi... |  görsel 1

 “Sait Faik İçin” – Yeditepe Yayınları,1956: Yayımcısı Yaşar Nabi onun ardından Varlık’ta demiş ki:   “Eli sıkı olduğunu yazdı arkadaşları doğrudur. Bunun yanında, bir de her zaman parasız görünmek merakı vardı: Fakir insanların hayatını severdi. Onlar gibi fakir olmadığı için vicdanı rahat mı etmezdi nedir, parasızlıktan sızlanmadığı günü pek yoktu… Bunun yanında, samimi olmadığı bir hevesi de iş arama iddiasıydı… Huysuzluğu ve geçimsizliği üzerine çok şey yazıldı. Ama iyi bir insan olduğuna da hiç şüphe yok. Kızdığı zaman açıkça söyler, tersler, kavga ederdi. Yalnız kin gütmezdİ. Çabuk geçerdi hırsı… Sinsi tabiatı yoktu. Olduğu gibi görünen bir insandı.” * Selçuk Altun/CumhuriyetKitap/4 haziran 2015 * Kitap İçin Devamı

04 06 2015

"Kara Kitap 25 yaşında..."

Kara Kitap 25 yaşında... |  görsel 1

  Orhan Pamuk'un ve Türk edebiyatının klasiklerinden 'Kara Kitap', yayımlanışının yirmi beşinci yılında özel bir baskıyla okur karşısında. Handan İnci,yirmi beşindeki 'Kara Kitap'ı yeniden okumak için 25 neden sayıyor... * Kara Kitap'ı (yeniden) okumak için 25 neden “Kara Kitap”, yayımlanışının yirmi beşinci yılında özel bir baskıyla okur karşısında. Orhan Pamuk'un büyük çoğunluğu hiçbir yerde yayımlanmamış el yazması sayfaları, çizimleri, ilk baskıya son anda ekleyip çıkardığı her biri birbirinden ilginç paragraflar, cümleler ile kitabın muamma ve bilmecelerini ortaya çıkaran yazı ve karalamalarıyla... Kara Kitap yayımlandığında doğanlar şimdi yirmi beş yaşındalar. O günlerde genç olanlar ise orta yaşı geçti, geçiyor. Yirmi beşinci yılı için yapılan özel baskı Kara Kitap’ı ilk defa okuyacak gençler için de, nicedir okunacaklar listesinde bekletenler için de güzel bir fırsat yarattı. Ama asıl tadı “yeniden” okuyanlar çıkaracak. Çünkü Kara Kitap tek okumayla üzerinden geçip gidebileceğiniz bir roman değil. Bir çiçek dürbününü her sallayışta yeni şekillere bürünmesi gibi Kara Kitap da her okumada yeni hayaller, düşünceler açıyor önümüze. Bu romanı hem bir an önce okumak hem de dönem dönem yeniden okumak gerek. Size bunun için en az yirmi beş neden sıralayabilirim: 1 Edebiyatımızda pek az roman tekrar okunacak güçte ve zenginliktedir. Bu tür kitaplar hakkında konuşurken “ilk okuduğumda…” diye kurulur cümleler, çünkü aradan bir süre geçtikten sonra yeniden okuma isteği uyandırırlar, tüketilemezler. Bunlara zaten “k... Devamı

26 05 2015

"ŞAMPİYON GALATASARAY"

ŞAMPİYON GALATASARAY |  görsel 1

Tebrikler Galatasaray.   Devamı

19 05 2015

"yolculuk..."

yolculuk... |  görsel 1

  Uruguaylı yazar,gazeteci Eduardo Galeano 13 Nisan 2015 tarihinde hayatını kaybetti. Ölümünün ardından yazılanlar arasında, Beşiktaşlı eski yönetici,spor yazarı,medya yöneticisi,iş adamı kimlikleri de olan İbrahim Altınsay’ın Cumhuriyet’in 26 Nisan tarihli Sokak ekindeki yazısı farklı bir bakış açısı ve yaklaşım içeriyor. Bir kere yazdıklarından,yazarın futbola yaklaşımı ve kendi hayatındaki kişisel tavrını Eduardo ile özdeşleştirmiş olduğunu anlayabiliyorsunuz. Örneğin,dünya gözüyle Brezilya’da Dünya Kupası’nın görmek isteyip bilet arayışına girişen ancak bu arayış sırasında ortada bol sponsorlu,reklamlı,tv için düzenlenmiş yapma bir şov olduğunu görünce vazgeçmesi gibi. Eduardo Galeano’nun “iyi futbol dilencisi” olduğu biliniyor. İbrahim Altınsay da 10 yıl önce Radikal’de futbol üzerine yazdığı köşesinin adını “Futbol Dilencisi” koymuş. Ancak Altınsay’ın yazısında vurguladığı asıl konu bu değil; Galeano’nun ölümünü “kültürün ölümü,bitişi” olarak görmesi. “Önce teknolojik değişim gelir;ateş bulunur,tekerlek yapılır.Sonra bunu üretim ve değiş tokuş ilişkileri,ekonomi izler, onu güç paylaşımı yani politika,onu toplumsal değişim, en sonra da kültür. Fakat günümüzde teknoloji yeniden üretim devrini o kadar hızlı tamamlıyor ki bu hız içinde gelişmeleri sindirip kültüre dönüştürmek,yaşam tarzı haline getirip yeniden üretmek güçleşiyor. Teknoloji birkaç devir atmışken,kültür sadece birkaç derecelik mesafe kat etmiş oluyor. Sonunda teknolojiyi tüketmeyi kültür üretmek sanıyoruz. En &c... Devamı

13 05 2015

#SomayıUnutmaUnutturma!

#SomayıUnutmaUnutturma! |  görsel 1

    13 Mayıs 2014 tarihinde, yani bundan  tam 1 yıl önce… Manisa’nın 105.518 nüfuslu, Wikipedia bilgilerine göre tahin helvası,cevizli lokumu ve… Ve maden ocaklarıyla ünlü, Soma ilçesinde… Soma Holding adındaki kuruluşa bağlı, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilen Maden Ocağında, öğleden sonra saat 15:30 sularında,tüm ülkenin yüreğini yakan bir yangın çıktı. Yangının başladığı ilk anlarda 20 kadar işçi madenden dışarı çıktı,bunlar arasında 1 işçi hayatını kaybetti. Ancak içerde kaç kişi olduğu tam olarak söylenemeyen onlarca işçi vardı. 200 diyen de vardı,300 diyen de… Korkunç gerçek sedyelerin üzerinde madenden dışarıya çıktı, 17 Mayıs 2014 tarihinde açıklandı: İçerde mahsur kalan 787 maden işçisinden 301 ‘i hayatını kaybetmişti. Karbonmonoksit gazından zehirlenerek hayatlarını kaybetmişlerdi. Gaz maskelerinin neden fayda etmediği de sonradan anlaşıldı. Gaz maskesi diye işçilere verilen paçavraların kendine faydası yoktu ve 2.Dünya savaşından kalmış gibi bir görüntüleri vardı. Yangının vardiya saatinde meydana gelmesi de facianın boyutunu artırmıştı. Çünkü daha çok…madenden daha daha çok kömür çıkarılabilsin,işler aksamasın diye,vardiya değişimi madenin içinde yapılıyordu. Üç günlük Ulusal Yas ilan edildi. Protestolar yapıldı, Protestocuların yerlerde tekmelenen görüntüleri dünya basınına yansıdı,yıllarca unutulmayacak izler bıraktı. ILO’nun maden ve inşaatlardaki iş güvenliği sözleşmesi apar topar imzalandı. Bu arada maden işletmeciliğinin  kendine has bir düzeni ol... Devamı

07 05 2015

"içinde olduğum tren,beni almadan geçip gidiyor..."

içinde olduğum tren,beni almadan geçip gidiyor... |  görsel 1

SELÇUK ALTUN   * Kitap İçin   *   “Tanburi Cemil Bey çalıyor eski plakta”   *   “Örnek insan Saffet Bozkurt Beyefendi’nin anısına”   *   3576- Yaşar Kemal ile Tilda Kemal’in birlikte imzaladıkları bir kitap hiç görmemiştim. Bir internetsel sahaf safarisinde, küresel yazar William Saroyan’a sundukları “The Wind From The Plains”i (Ortadirek) görünce derhal ısmarladım.     Kitap 1964’te, “William Saroyan’a – Bir Anadolulu’dan diğerine” diyerek imzalanmış. Ermeni asıllı Amerikalı William Saroyan’ın (1908-1981) babası Armanak Karaoğlanyan Bitlisliydi, 1905’te Amerika’ya göçmüştü. Yazdıklarında Türk düşmanlığı yapmayan yazar, 1964’te İstanbul’a gelmiş, Bitlis’e geçmişti. Sevecenliği ve pos bıyıklarıyla Saroyan, Türkiye’de hoş karşılanmıştı.     İstanbul’da Yaşar Kemal’le buluştuklarında,artık bana emanet edilen kitap kendisine armağan edilmiş olmalıydı. İngilizce kitaba şubatta ulaştım.     Aynı ay içinde, Saroyan’ın İstanbul’da bir baba ile kızına yine 1964’te imzaladığı iki kitap (“My Name Is Aram” ve “Yoksul İnsanlar”), Sahaf Turkuaz’da karşıma çıkmasın mı?   *   3577- “Arkadaşım Orhan Kemal ve Mektuplar”- Fikret Otyam, İş Kültür: Unkapanı, 2.6.1964     “Sevgili Fikret,   Sana hemen şunu esefle beyan edeyim ki, bütün ricalarına rağmen Mr. Saroyan’ı verdiğin telefon numaralarından arayamadım. Sebep bir değil birkaç.... Devamı

06 05 2015

"6 Mayıs 1972..."

6 Mayıs 1972... |  görsel 1

6 Mayıs 1972 Deniz&Yusuf&Hüseyin Saygı,Sevgi,Rahmetle… * “DENİZ’DEN KALANLAR Defterden çıkan şiir Deniz’e ait eşyalar, infazdan sonra, siyah bir torba içinde babasına teslim edildi. Torbada 31 kalem malzeme vardı: Yeni açılmış Birinci sigarası... İki tükenmez kalem.. Askılı atlet, fanila ve yün başlık… Kahverengi ceket ve pantolon… Haki renk bir yün gömlek… Füme terilen pantolon… Kendi yeşil, yakası beyaz, fermuarlı kazak… Bir küçük, bir büyük İngilizce lügat… Türkçe-Almanca sözlük… Brecht, Ahmet Arif, Memet Fuat’ın kitapları Babasından gelen mektuplar… Bir cep aynası, bir cep defteri… Ve cep defterinin kapak arkasına kendi el yazısıyla karaladığı, kimi satırlarını çizdiği bir şiir: “Yenilmişsem Elim kolum bağlı Boynumda yağlı ip Gelip dayanmışsam darağacına Dudaklarımda yarın Gözlerim yarınlarda Unutmak mı gerek seni? Kapılar kapalı Tutulmuşsa gece kapkara yollar Sıcacık bir sevgi sunmayacak mıyım insanlara? Bakmayacak mıyım yarınlara Seslenmeyecek miyim insanlara?” …” * Can DÜNDAR * 11 Kasım 2014 * Cumhuriyet *  ... Devamı