29 04 2015

"prens küçük,mevzu büyük..."

prens küçük,mevzu büyük... |  görsel 1

    Son zamanlarda kitapçı raflarında yer alan, çeşitli yayınevleri tarafından basılmış,farklı çevirmenler tarafından çevrilmiş “Küçük Prens”  enflasyonunun bir hikmeti varmış:  Sahibinin ölümünün üzerinden 70 yıl geçen eserlere telif ödenmek zorunluluğunun olmaması. Daha doğrusu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 27.maddesinde bu konu; “Koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve Ölümünden itibaren 70 yıl devam eder. Bu süre, eser sahibinin birden fazla olması durumunda, hayatta kalan son eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl geçmekle son bulur.” şeklinde düzenlenmiş. Elbette Küçük Prens gibi çok güzel bir hikaye, keşke ülkenin en ücra yerindeki evine kadar girse. Yeter ki yazarının, Antoine de Saint Exupery’nin yazdığı kelimelerin anlamını yansıtıyor olsun. Cumhuriyet gazetesinin her pazar biraz daha dolu yeni eki SOKAK’ın, 26 Nisan tarihli sayısının bir sayfası bu konuya ayrılmıştı. İlke GÜRSOY imzalı. Yazının başlığı da manidar: “Prens küçük ama mevzu büyük.” Yazıya vesile olan şey,ortamlarda yürütülen bir polemik: Mesele dergisinin  nisan sayısında, Agora Kitaplığı editörü Osman Akınhay bir yazı kaleme alır. Yazısında Agora Kitaplığı’nın yayımladığı Küçük Prens’in çevirmeni Erhan Kayaalp’in cümlelerine yer verir: Şöyle demiş çevirmen Erhan Kayaalp: “Bir eseri çeviriden okuyorsa insan,eserin yazarından çok çevirmenini okumak zorunda kalıyor kimi zaman. Sizlere bu kitapta,kısa bir süre için çevirmenliğe soyunmuş Erhan ... Devamı

18 04 2015

"en zayıf halka..."

en zayıf halka... |  görsel 1

  Bir zamanlar Türkiye versiyonu Kanal D’de de yayınlanan (sunucusu Hülya Uğur Tanrıöver),  BBC’nin ünlü yarışma programı  'En Zayıf Halka”nın efsane sunucusu Anne Robinson hayatında ilk defa porno film izlemiş ve Guardian gazetesinde konuya ilişkin görüşlerini yazmış. Bunu da,izlediği 2 porno filme dayandırmış. Bunlar; >”Good heavens” ve >”Hard Double Anal 3” Filmleri. Şimdilerde 70 yaşında olan ünlü sunucunun, Good Heavens için değerlendirmesi “Devasa memeleri olan bir kadın var” şeklinde iken, Hard Double Anal 3 için değerlendirmesi ise “sürtünen adam gerçekten hamur yoğuruyor gibi görünüyordu” şeklinde olmuş. Daha iyi karar verebilmek için 3.bir film daha izlemeye karar vermiş ve bu sefer, >‘18 Abused’ filmini tercih etmiş. Bu filmle ilgili değerlendirmesi ise,“Bu kadarı çok fazla” olmuş. Değerlendirmeleri samimi değil mi bilemem.Gerçekten ilk defa mı izlemiştir,ara sıra mouseun ucu yanlışlıkla (!) gitmiş midir?Onu da bilemem.   Ama samimi olduğunu ve filmlerin sonunda, Can Yücel’in “Kibar Hırsızın Türküsü” nü mırıldandığını yakıştırdım kendisine:   “Şiir fenerimle de baktım,son çığlık! Aşk yokmuş sizde beş paralık! Gidiyorum ben boşçakallar Sıçmışım ortalık yerinize Kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık.”    ... Devamı

07 04 2015

"Halil Serkan Öz Kütüphanesi..."

Halil Serkan Öz Kütüphanesi... |  görsel 1

  Halil Serkan Öz, Yalova Termal Fen Lisesi’nde matematik öğretmeniydi. Yazılanlara göre, TÜBİTAK ödüllü,iyi bir matematik öğretmeniymiş. Yetmemiş,kendini öğrencilerine de çok sevdirmiş. Sosyal medyada öğrencileriyle şakalaşırken fotoğrafları vardı, Bir de vapurda kitap okurken. & Hürriyet’te Kanat Atkaya’nın güzel bir yazısı vardı,ardından yazdığı, “Affedersin hocam,kırdık kalbini” başlıklı: “Ah hocam… Kırdı kalbini ve öldürdü işte seni o kitaplardan tanıdığımız kötülük. Ne desek boş,affedersin hocam…” diyordu. & Bir gün çalıştığı okula Vali geldi… Kentin en büyüüük mülki amiriii! Devletin sağladığı “büyüklüğün” gücüyle, Öğrencilerinin önünde hoyratça azarladı Halil Serkan hocayı… & Ama bu yazıda valiye maliye yer yok. & Allah rahmet eylesin, Nur içinde yat. Adın unutulmayacak ama,ilaveten Yalova’da, İçinde,öncelikli olarak öğrencilerine önerdiğin altmış kitabın yer aldığı, Bir halk kütüphanesinde yaşar umarım: “Halil Serkan Öz Halk Kütüphanesi” *         Devamı

21 03 2015

"düşlerden gerçeğe...’

düşlerden gerçeğe...’ |  görsel 1

    CELÂL ÜSTER   *   ‘Çocuğunuzun 16 yaşına kadar okumasını istediğiniz 50 kitap...’   *   Düşler dünyasından gerçek dünyaya     *   Türkiye’de yayın dünyası,kitaplar, yazarlarla ilgili böyle araştırmalar, anketler yapılıyor mu,bilmiyorum. Geçenlerde okudum: İngiltere’de düzenlenen bir ankette, iki bin anne ve babaya, “Çocuğunuzun on altı yaşına kadar okumasını istediğiniz elli kitap hangileri” diye sorulmuş.     Dünya Kitap Günüdolayısıyla düzenlenen ankete verilen yanıtlara bakılırsa, Roald Dahl’ın “Çarli’nin Çikolata Fabrikası” adlı kitabı birinci sırada.     Tam beş yapıtı ilk elli kitap arasında yer alan Roald Dahl ise en gözde yazar. Dahl’ın, “Çarli’nin Çikolata Fabrikası”nın yanı sıra,   “Dev Şeftali”(6.), “Koca Sevimli Dev”(7.), “Matilda”(12.) ve “Ahmaklar”(30.) adlı yapıtları, anababaların çocuklarının on altı yaşına kadar okumalarını istedikleri elli kitap arasında.   İlk elli arasında Türkiye’de de yıllardır okunan pek çok klasik var. Örneğin, 19.yüzyılda Lewis Carroll imzasıyla yazan İngiliz romancı, matematikçi ve mantıkçı Charles Lutwidge Dodgson’ın, yalnızca çocuklar değil yetişkinlerce de ilgiyle okunan “Alice Harikalar Diyarında”adlı klasiği ikinci sırada.     Yapıtları hem çocuklar, hem de yetişkinler tarafından okunan kalem ustalarından İskoçşair ve yazar Robert Louis Stevenson’ın 1881’de yayımlanan “Define A... Devamı

20 03 2015

"Körleşme..."

Körleşme... |  görsel 1

METİN CELÂL   * Elias Canetti, Kafka’nın özellikle Dönüşüm’ündeki dilden etkilenmiş, onun kadar yalın yazmaya çalışmış ama sonuçta ortaya 565 sayfalık dev bir yapıt çıkmış. “Körleşme”, modern romanın başyapıtlarından biri olarak tekrar tekrar okunmayı, hakkında konuşmayı, tartışmayı hak eden bir roman.     *   Elias Canetti’nin başyapıtı, tek romanı “Körleşme”nin kahramanı Prof. Peter Kien, çoğu kitap tutkununun hayal ettiği biçimde 25 bin kitabı ile beraber yaşıyor. Kendine kalan miras sayesinde geçim derdi yok. Zamanını sadece kitaplarıyla geçiriyor. İstediği kitabı satın alabiliyor. Dışarıdan bakıldığında bir kitap tutkununun ideali olabilecek bu yaşam biçimi aslında kahramanının kendi kendini hapsettiği hapishanesi olmuştur. Peter Kien insanlarla ilişkisini en alt düzeye indirmiştir.     Eşi, dostu yoktur. Tek akrabası olan kardeşi ile de görüşmez. Çok ünlü bir sinolog olmasına rağmen uluslararası toplantılara katılmaz, meslektaşlarıyla görüşalışverişinde bulunmaz. İnsanlarla ilişki kurmamak için elinden geleni yapar. İlişki kurmak zorunda kalırsa da küfredip, itip kakacak kadar kaba davranır.     Sokağa sadece günün erken saatlerinde ilgisini çekecek yeni kitap var mı diye kitapçı vitrinlerine göz atmak, kitapların kokusunu içine çekmek amacıyla çıkar. Gününüevinde kitap okuyarak, araştırmalar, başta Çince olmak üzere Doğu dillerinden çeviriler yaparak, makaleler yazarak geçirir.     Prof. Kien’in yaşam biçimi fildişi kulesindeki ... Devamı

20 03 2015

'yetersiz bakiye..."

yetersiz bakiye... |  görsel 1

          Rastlamışsınızdır;   belediye otobüsünde,yetersiz bakiye uyarısının iğrenç sesiyle zınk diye kalan yolcu,çaresizce etrafı keser,   kısa bir tereddütten sonra,   Şener Şen'in "domatez,domatez" nidasına benzer bir sesle,   "akbili olan var mı?"   diye sorar.   Dolu otobüste,soru havada kalır.   Kimsenin akbili yok mu lan,mına koduklarım diyemez tabii.   Şoforün yanındaki demire dayanarak,bir sonraki durakta binecek tedarikçisini bekler.   Şahsi kanaatim:   dolu otobüste,"akbili olan var mı?" sorusunu havada bırakan bir toplum,millet olma vasfını kaybetmiştir:(         Devamı

12 03 2015

"#BerkinElvan"

#BerkinElvan |  görsel 1

  29 Kasım 2012 tarihinde attığı tek tweette,sevdiği kıza sitem ediyordu çocuk sevecenliğiyle:     "O iki günlük kişiyi secdi sözde geçen seneden beri beni seviyomuş"   *     >16 Haziran 2013 tarihinde,   >Gezi Parkı olayları sırasında,   >polis tarafından atılan gaz bombası kapsülü başına isabet ettiğinde;   >14 yaşındaydı.   *   >Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı,   >269 gün komada kaldı,   >11 Mart 2014 tarihinde hayatını kaybettiğinde;   >15 yaşındaydı ve,   >16 kilo kalmıştı.   *   >Anne-Babanın acılarını yaşamalarına bile yasak konulacaktı neredeyse,   >acılı bir aileye bir dolu çirkinlik reva görüldü,   >Ama bu arada,   >bir taraftan onca hayt hoyt sürerken,   >diğer taraftan,vuranların, korkularından, yargı önüne çıkarılmaması için,   >türlü perdelemeler sürüyor.   *   Can Dündar ‏   @candundaradasi   yazmış bugün:   "Ölümünle,milyonlarca vicdanı havalandırdın sen çocuk.   Umudu uçurdun.   Katillerin bulunana dek ayaktayız."   #BerkinElvan   * Nur içinde yatsın.   *  ... Devamı

12 03 2015

‘çok satayım derken çok alçalan roman mühendisleri...’

‘çok satayım derken çok alçalan roman mühendisleri...’ |  görsel 1

SELÇUK ALTUN     *     ‘Çok satayım derken çok alçalan roman mühendisleri’   *   “Çanakkale Savaşları şehidi, büyüğümüz Ahmet oğlu Ahmet ve arkadaşlarının aziz anısına”   *   3526- Son on yılda, sığlık katsayımızda düşündürücü bir artış olduğu görüşündeyim. Benim için ilk gösterge trafikteki kural tanımazlık ve saygısızlıktır. (En iticisi de ters yönden gelenlerin el kol hareketleriyle yolda öncelik iddia etmeleri.)   Dindarlık yoğunlaştırılmak istenirken Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk iddialarının kıskacında kalmamız trajiktir. Bu süreçte trajikomiklikler de eksik olmuyor. Fatih Çekirge 20.12.2014 tarihli Hürriyet’teki yazısında diyordu ki:   “Noel denilen şahsiyet, eğer çok makbul bir şahsiyet olsaydı… evlere bacadan değil kapıdan girerdi…” Duyunca inanamadım… Bir müftü söylüyor bunu… Ciddi ciddi demeç vermiş. Sonra toparlamaya çalışıyor. Adını vermiyorum… Biliyorum ki, Noel Baba’yı öğrendiğinde o da gülecek kendisine… Aklıma Cem Yılmaz geldi… Nasıl kaçırmış bunu… Çok gülerdik doğrusu… O yüzden diyorum; Cem bulsun bu müftüyü. Kim bilir daha neler vardır…”   * 3527- Duygu ve birikimsizlik sömürüsü yapan kitaplar giderek popülerleşiyor. O tür kitaplara bakıyorum, bir Yaratıcı Yazma kursunda eğitmen olsam yazarlarını derhal sınıftan kovarım; oysa onlar yüzbinler satarak çok satan listelerini de rencide ediyorlar.   Şiir... Devamı

09 03 2015

"Yaşar Kemal Türkçesi..."

Yaşar Kemal Türkçesi... |  görsel 1

      "İnce Memed'i ilk elime aldığımda, hiç ara vermeksizin iki kez okumuştum.   Böyle bir dil olabileceğine inanmamıştım.   Böylesine destansı bir anlatımın günlük hayatın gerçeklerini böylesine inandırıcı dile getirebileceğine inanmakta da güçlük çekmiştim.   Yaşar Kemal, Shakespeare’in İngiliz dilinde gerçekleştirdiği edimin son derece benzerini bizim dilimizde gerçekleştirdi.   Tarihiyle, mitler dünyasıyla Türk dilinin kaynaklarından yola çıkarak bir “Yaşar Kemal Türkçesi” inşa etti.   Bu Türkçe, günümüzde dilimizin içine düştüğü sığlık ve yozlaşmışlık uçurumundan kurtulmaya günün birinde ciddi olarak karar verdiğimizde, sanırım en değerli yardımcılarımızdan olacaktır."   *   Ahmet CEMAL   *   Cumhuriyet   *     Devamı

04 03 2015

"yüksek düzeyde günlükler listesi..."

yüksek düzeyde günlükler listesi... |  görsel 1

      '...bir gayret "yüksek düzeyde günlükler listesi" için onluk bir öneri dökümü yapayım hiç değilse:     1-Gustave Herling   2-Max Frisch   3-Franz Kafka   4-Werner Herzog   5-Tomris Uyar   6-Virginia Woolf   7-Thomas Mann   8-Musil   9-Goethe/İtalya Yolculuğu   10-Kierkegaard       Hayır:Bu liste kesin bir görünüş taşıyor diyemem.Goethe sayılmazsa,şair günlüğü yok listede.   Coleridge'in Notebooks'u,Valery'den Cahiers önem verdiğim toplamlar ama,   onları günlük saymak ne kadar doğru olur?   Konuyu tartmayı sürdürmemin kestirme yolu ikinci onlık desteyi düşünmekten geçiyor sanıyorum.   Deneyeceğim:     11-Paul Klee   12-Ataç   13-Gombrowicz   14-Seferis   15-Jean Clair   16-Strindberg   17-Montherlant   18-Pessoa   19-Benjamin   20-Brecht   ...'   *   Enis BATUR   *   Pervasız Pertavsız   *   Cumhuriyet Kitap-19 Şubat 2015   *          ... Devamı

03 03 2015

"İnce Memed:yazarını kaloriferli eve taşıyan kahraman..."

İnce Memed:yazarını kaloriferli eve taşıyan kahraman... |  görsel 1

(Çizim:İsmail GÜLGEÇ)   *   "Yıl 2003...   Yaşar Kemal...   DÜNYA edebiyatında bir fenomen olan İnce Memed için o röportajda bakın neler anlatmıştı?   Her zaman anımsanması,bilinmesini istediğim bir bölümü buraya aktaracağım,   çünkü İnce Memed'i okuyanlar ve yeni kuşaktan okuyacaklar,bir ebedi zaferin yaratıcı serüvenini bilmelidirler:"   *   "İnce Memed'i yazdığımda Cumhuriyet'te çalışıyordum ve hemen hemen hiç param yoktu,   öyle ki Serencebey'de oturduğum ev sobalıydı,ama odun alamıyordum.   1953'te muazzam bir kış olmuştu,hatırlarsınız Boğaz'ı buzlar kaplamıştı,odunum olmadığı için birkaç ceketi üst üste giyip eldivenlerle yazdım İnce Memed'i.   Hayat Dergisi'ne gittim,Iraz'ın öyküsünü götürdüm;okudular sonra da elli lira verdiler.   Bu parayla bir aylık odun aldım.   Daha sonra 11.tefrikada Kemal Film benden İnce Memed'in film hakkını beş bin liraya satın aldı.O zaman için çok paraydı.   Kurtuluş'ta kaloriferli bir apartman dairesi kiraladım.   Ama Kemal Filmin senaryosu sansürden geçmedi.1964'e kadar sansür engeli sürdü.   Daha sonra 20th Century Fox istedi filmi 1964'te ve 8000 sterlin verdi,ancak gene sansüre takıldı.   Filmi çekmesi için bana beş yönetmen ismi verdiler,   Elia Kazan ve Akira Kurosava da bunların içindeydi.   Ben Joseph Losey'i seçtim,bazı filmlerini görmüştüm çünkü.Türkiye'den hep engel çıkıyordu,Süleyman Demirel'le bile konuştular,ama ç... Devamı

02 03 2015

"benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsın..."

benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsın... |  görsel 1

  Türk Edebiyatının “Dağ” ismi Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015 tarihinde, Tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Resmi ifade ile; “tüm müdahalelere rağmen… Saat 16.49’da…”   *   Çok sevilen bir edebiyat ustasının ölümünden farklı, Ülkeyi biraz daha yalnızlaştıran bir ölüm bu. Tamam,92 yaşındaydı... Dünyaya kazık çakmayacaktı…Sıkılırdı zaten. “Demirciler Çarşısı Cinayeti” nde  hayatın bu doğal gerçeğini hepimizi sakinleştirecek kadar sade bir şekilde anlatmıştı üstelik:   “Herkesin,her şeyin yaşaması,ölümsüzlüğü var,insanın yok. Ağaç,kuş,otlar,böcekler,yılanlar,çıyanlar,hiçbirisi,hiçbirisi yok olmuyor. Ama insan yok oluyor. Çünkü insan kendinde başlayıp kendinde bitiyor…”   Gönüllerin Nobelistiydi. Gerçek şu ki,alan ne kadar iyi romancı olursa olsun,ona verilmeyen Nobel’e, hiçbir Türk yazar da tam anlamıyla layık görülmedi.   Devlet buba ona taaa gençlik yıllarından itibaren baskıyı,hapisleri falan reva görse de, O bu toprakların iyiliğini istemekten, Yurtseverliğinden bir şey kaybetmedi. * Notos Öykü’nün bir sayısında Hakan İşcen şöyle anlatmıştı “Yaşar Kemal” sevgisini: "Ben Yaşar Kemal'i,   [Uzun bacaklı Çukurova yağmurları]   dediği için severim.   Satırlarında şiir gizli olduğu için,şiirlerinde bir öykü,öykülerinde eski bir masal,masallarında Emin Amcamı anımsatan bir efsane, efsanelerinin sonunda daima iyi bir insan um... Devamı

19 02 2015

"Erendiz Atasü..."

Erendiz Atasü... |  görsel 1

    Bir edebiyat bilimi kitabı     *   Günümüz Türk edebiyatı edebiyat bilimcilerinin ilgisini yeni yeni çekebilmektedir. Kitap tanıtma yazılarındansa, ciddi, bilimsel eleştirilere ihtiyacımız vardır. “Erendiz Atasü Edebiyatı” bu ihtiyaca cevap veren, şu an için sayılı kitapların önemli bir örneğidir.   *   Feride SABUNCUOĞLU   *   Yeni Yüzyıl Üniversitesi,peş peşe üç yıl “kadın yazarlar” sempozyumları düzenledi. Bu sempozyumlarda edebiyat bilimciler, Ayla Kutlu (2011), Erendiz Atasü (2012) ve Suat Derviş’in (2013) eserlerini çeşitli açılardan derinlemesine incelediler, eleştirdiler. İlk iki sempozyumun bildirileri kitap olarak yayımlandı (1, 2). Suat Derviş kitabı da yayına hazırlanmakta.       Feminist edebiyat bilimciler kadın yazarların (yazarların kendilerini feminist olarak tanımlamaları gerekli değil) konu seçimlerinde, konulara yaklaşımlarında ve üsluplarında farklar bulunduğunu ileri sürerler. Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin seçtiği üç yazardan yalnızca Erendiz Atasü kendisini feminist olarak tanımlar. Üniversitenin yazar seçimi tesadüfi değildir. Yazarlara baktığımızda, Ayla Kutlu’nun, tarihin akışında sıradan kadınların izini sürdüğünü görürüz. Alışılmış tarihsel anlatıların çoğu erkekler üzerinedir. Ayla Kutlu tarihe kadınların açısından yaklaşır.       Benzer bir tutuma Erendiz Atasü’de de rastlarız. Erendiz Atasü’de, kentli, eğitimli kadının muhafazakâr toplumda düştüğü açmazı da görürüz. Suat Derviş bildiğimiz ... Devamı