02 03 2015

"benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsın..."

benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsın... |  görsel 1

  Türk Edebiyatının “Dağ” ismi Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015 tarihinde, Tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Resmi ifade ile; “tüm müdahalelere rağmen… Saat 16.49’da…”   *   Çok sevilen bir edebiyat ustasının ölümünden farklı, Ülkeyi biraz daha yalnızlaştıran bir ölüm bu. Tamam,92 yaşındaydı... Dünyaya kazık çakmayacaktı…Sıkılırdı zaten. “Demirciler Çarşısı Cinayeti” nde  hayatın bu doğal gerçeğini hepimizi sakinleştirecek kadar sade bir şekilde anlatmıştı üstelik:   “Herkesin,her şeyin yaşaması,ölümsüzlüğü var,insanın yok. Ağaç,kuş,otlar,böcekler,yılanlar,çıyanlar,hiçbirisi,hiçbirisi yok olmuyor. Ama insan yok oluyor. Çünkü insan kendinde başlayıp kendinde bitiyor…”   Gönüllerin Nobelistiydi. Gerçek şu ki,alan ne kadar iyi romancı olursa olsun,ona verilmeyen Nobel’e, hiçbir Türk yazar da tam anlamıyla layık görülmedi.   Devlet buba ona taaa gençlik yıllarından itibaren baskıyı,hapisleri falan reva görse de, O bu toprakların iyiliğini istemekten, Yurtseverliğinden bir şey kaybetmedi. * Notos Öykü’nün bir sayısında Hakan İşcen şöyle anlatmıştı “Yaşar Kemal” sevgisini: "Ben Yaşar Kemal'i,   [Uzun bacaklı Çukurova yağmurları]   dediği için severim.   Satırlarında şiir gizli olduğu için,şiirlerinde bir öykü,öykülerinde eski bir masal,masallarında Emin Amcamı anımsatan bir efsane, efsanelerinin sonunda daima iyi bir insan um... Devamı

19 02 2015

"Erendiz Atasü..."

Erendiz Atasü... |  görsel 1

    Bir edebiyat bilimi kitabı     *   Günümüz Türk edebiyatı edebiyat bilimcilerinin ilgisini yeni yeni çekebilmektedir. Kitap tanıtma yazılarındansa, ciddi, bilimsel eleştirilere ihtiyacımız vardır. “Erendiz Atasü Edebiyatı” bu ihtiyaca cevap veren, şu an için sayılı kitapların önemli bir örneğidir.   *   Feride SABUNCUOĞLU   *   Yeni Yüzyıl Üniversitesi,peş peşe üç yıl “kadın yazarlar” sempozyumları düzenledi. Bu sempozyumlarda edebiyat bilimciler, Ayla Kutlu (2011), Erendiz Atasü (2012) ve Suat Derviş’in (2013) eserlerini çeşitli açılardan derinlemesine incelediler, eleştirdiler. İlk iki sempozyumun bildirileri kitap olarak yayımlandı (1, 2). Suat Derviş kitabı da yayına hazırlanmakta.       Feminist edebiyat bilimciler kadın yazarların (yazarların kendilerini feminist olarak tanımlamaları gerekli değil) konu seçimlerinde, konulara yaklaşımlarında ve üsluplarında farklar bulunduğunu ileri sürerler. Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin seçtiği üç yazardan yalnızca Erendiz Atasü kendisini feminist olarak tanımlar. Üniversitenin yazar seçimi tesadüfi değildir. Yazarlara baktığımızda, Ayla Kutlu’nun, tarihin akışında sıradan kadınların izini sürdüğünü görürüz. Alışılmış tarihsel anlatıların çoğu erkekler üzerinedir. Ayla Kutlu tarihe kadınların açısından yaklaşır.       Benzer bir tutuma Erendiz Atasü’de de rastlarız. Erendiz Atasü’de, kentli, eğitimli kadının muhafazakâr toplumda düştüğü açmazı da görürüz. Suat Derviş bildiğimiz ... Devamı

18 02 2015

"Özgecan Aslan cinayeti ve #sendeanlat kalkışması..."

Özgecan Aslan cinayeti ve #sendeanlat kalkışması... |  görsel 1

13 Şubat 2015...   "Sıradan bir Türkiye günü"ydü.   Gazetelerde,internet sitelerinde sıradan bir Türkiye günü haberleri vardı.   Öğlen saatlerinde jandarma tarafından;   Mersin'in Tarsus ilçesine bağlı,   Çamalan Köyü Alman Mezarlığı yakınlarında,Cin deresi yatağında genç bir kadın cesedi bulunduğu haberleri düştü internet sitelerine.   Bedeni yakılmıştı.Ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı:   1995 doğumlu,20 yaşında,üniversite öğrencisi bir genç kıza aitti.   Özgecan Aslan'dı adı.       Sıradan bir Türkiye gününde....   Sıradan bir "kadın cinayeti "haberiydi.   Artık kanıksanmış olan,   Göz ucuyla bir kere bakıldıktan sonra geçilen,yandaki maç haberine tıklanan haberlerden biriydi.   ....Ya da öyle olduğu sanılıyordu.       Özgecan Aslan'ın ölü genç bedeni,büyük bir tepkinin fitilini ateşledi.   Twitter'da,kapağını kadınların açtığı öfke seli yayıldı her yere.   Sonra cenaze namazında...   Kadınlar omuzladı Özgecan'ın tabutunu...   Çünkü,ifade edilenlere göre,   Özgecan'ın tabutu;   "Erkeklerin taşıyamayacağı kadar ağırdı."         Böyle zamanlarda hep olduğu gibi,   yine bazı medyatik tipler...hiç inanmadığı...yaşamadığı...   sadece ve sadece....birilerine yaranmak için öne çıkıp...tepki gösterenleri azarlayarak,aşağılayarak,küçümseyerek...   susturmaya,bastırmaya &ccedi... Devamı

14 02 2015

"Mont Blanc Meisterstück 149 üzerine bir tartışma..."

Mont Blanc Meisterstück 149 üzerine bir tartışma... |  görsel 1

      @UlviYaman:   Arzu nesnesi... Mont Blanc Meisterstück 149     @denizlodos3:   @UlviYaman  kaç lira bu ? :)       @UlviYaman :   @denizlodos3  650 pound   ‏@denizlodos3    @UlviYaman hössst ! (pardon)     @UlviYaman:   @denizlodos3  iphone 6 ya hösssst denilmeyen bir ortamda, çok da hössst değil kanımca, tercih meselesi       ‏@denizlodos3 :   @UlviYaman  yemişim ayfonu omrumde kullanmadim zaten param olsa tercihim kalem olur bittabii.Şahane görunuyor.           Devamı

11 02 2015

"yaşayan en iyi 20..."

yaşayan en iyi 20... |  görsel 1

ateş ilyas başsoy @SONSAYI   Anlamsız hayatımıza biraz anlam, biraz heyecan katmak için, yepyeni bir listeyle karşınızdayım (cılız alkış) Bu seferki listemizin mevzuu:   *   ateş ilyas başsoy @SONSAYI   Ne diyorduk? Listemizin konusu: Yaşayan en iyi yönetmenler. Herkes yönetmen olamaz ama herkes eleştirmen olabilir. İşte keyfime göre listem:   *     ateş ilyas başsoy @SONSAYI    Bir de not: Daha genç yönetmenleri biraz kayırdım, son zamanlarda filmleri çıkanları daha bir öne çıkardım.     *       1-QUENTIN TARANTINO Sinemayı kimse onun kadar sevmedi, son otuz yılda "anlatım"ı kimse onun kadar değiştirmedi. Aslanım, maymunum...     2-DAVID FINCHER Ha ben bunun Alien 3'te şu kadarcık olduğu zamanı bilirim. En zorlu senaryolardan şaheser çıkaran şahesercibaşı.     3-PAUL THOMAS ANDERSON Her filmi başyapıt, her filmi ders. Nasıl bir kafa var bu adamda. İn midir, cin midir, uzaylı mıdır?     4-ALFANSO CUARON Sinemanın gelecek zamanı.     5-MARTIN SCORSESE Bir çok listenin gedikli bir numarası. Çok sever sayarım ama son filmlerinin çoğu olmasa da olurdu. Yine de kralsın Martin     6-COEN KARDEŞLER (Joel, Ethan Coen) Onlar varken sinema okuluna gerek yok. Coen kardeşlerin filmlerini alın ve dikkatle izleyin, yeter.     7-LARS VON TRIER Erkeklerin sefil dünyasını ihbar eden, sinemanın tüm erkekliğini yok eden, her filminde izleyiciyi sopayla döven manyak     8-TERRENCE MALICK Sınırlı sayıdaki diğer filmleri kötü diyemem ama tek filmle (The Thin Red Line) listeye ilk ondan girdi ustamız.     9-MICHAEL HANEKE İnsanın i&ccedi... Devamı

06 02 2015

"oturmaya mı geldin..."

oturmaya mı geldin... |  görsel 1

Bozcaada sahiline vuran Mısır gemisi... (fotoğraf:cemedib) *   "Kara gemi Okeanos ırmağının  Akıntısından kurtulup tanrısal Denizde Ayaye adasına varınca Onu kumsala çektik ve uykuya Dalarak tanrısal şafağı bekledik. Sabah sisi içinde doğan Gül parmaklı şafak Elpenor' un yüzüstü yatan ölüsünü Bulmuştu ilk önce kıyıda. Martı  leşleri ve deniz kabukları arasına Törenle gömdük onu kederli Gönülle ve yanık yüzlü şaraptan İçerek dinledik Kirke'yi." * Melih Cevdet ANDAY   * Kolları Bağlı Odysseus Devamı

06 02 2015

"o ada senin,bu ada benim..."

o ada senin,bu ada benim... |  görsel 1

(fotoğraf:cemedib)   Bilmiyordum,öğrendim: Bozcaada’ya gitmek üzere  New York,Bakırköy,Bostancı ve Üsküdar’dan yola çıkan dört kişinin  en uygun buluşma yeri,Kazlıçeşme imiş. Neden?Çünkü Marmaray var. Dikkatimi çekti, hem eleştirip hem de bizim yaptığımız Marmaray’a binenler yüzünden vagonlarda sıkışıklık yaşanıyor,ayakta kalıyoruz. Bunlar bir de oturarak seyahat ediyor!!! Neyse,ocak sonu olmasına rağmen güneşli,güzel bir hava var. Yola çıkıyoruz bir an önce, Daha gidilecek Tekirdağlı ünlü köftehor yani köfteci Özcanlar var. * Doktor,günlüğü 70 liraya 2014 model bir kırmızı BMW kiralamış,pek konforluydu. Saat 11 falandı,Özcanlar’a ulaştık.Köfte için vakit uygunsuz olduğundan, kahvaltıyı kolesterolün dibine vuracak şekilde sipariş ederek telafi ettik. Menzilde Gelibolu Yarımadası vardı. Eceabat’a bağlı Kilitbahir’deki küçük iskeleden feribotla Çanakkale’ye geçmek istiyoruz. Zehir gibi bilgilerle donanmışız: >İstanbul Kilitbahir arası y341 kilometre,yaklaşık 4 saat 40 dakika, >Tekirdağ Kilitbahir arası  ise 201 kilometre,yaklaşık 2 saat 30 dakika. “Günlüğü 70 lira olan,2014 model kırmızı BMW uçuyorJ” Doktor New York’ta araç  kullanmış,haliyle İstanbul trafiğinde bocaladı ama,şehirlerarasında iyi. Mustafa Abi önde…Derin tecrübesi,mükemmel mühendisliği ile adeta; “otomobile sen kullanıyorsun ama kontrol bende” der gibiyken, Muzaffer abi arkada,cool: “hayatı fazla da ciddiye almayacaksın be doktor” diyecekmiş gibi. J * Eceabat’a geldik,5 km sonra da Klilitbahir’e. Feribot... Devamı

05 02 2015

"hurma çekirdeğinden tespih tanelerine..."

hurma çekirdeğinden tespih tanelerine... |  görsel 1

(fotoğraf:cemedib) Devamı

30 01 2015

"iki Poe kitabı arasında,senelerce senelerce evveldi..."

iki Poe kitabı arasında,senelerce senelerce evveldi... |  görsel 1

  ‘Sherlock Holmes: Hiç yaşamayan ve asla ölmeyecek adam’   *   “Osman Çetin Deniztekin’in anısına”   * 3476- Edebiyatistan’ın cumhurbaşkanı Doğan Hızlan, 19.11.14 tarihli yazısında diyordu ki:   “Türk romancısı, özel kitap koleksiyoneri, kitapsever ve kitabın kırkambarı Selçuk Altun’un bir kitabının İngilizce çevirisi de Edgar Allan Poe’nun kitapları arasına katıldı!   Nasıl mı?   Bu serüveni size aktarayım:   Altun, 2013 sonbaharında New York’ta olduğu sırada, The Morgan Library and Museum’da “Edgar Allan Poe: Terror Of The Soul” başlıklı bir sergi olduğunu öğrenince soluğu orada alıyor.   Sergideki objelerin çoğu ve en vurucuları, 470 parçadan oluşan zenginliğiyle dünyanın bir numaralı Edgar Allan Poe koleksiyoneri Susan Jaffe Tane’e aitmiş. Tane, aynı zamanda The Edgar Allan Poe Müze Vakfı’nda görevliymiş.   Altun,İstanbul’a dönünce, kendisine bir tebrik mektubu yazıp 2009’da, Poe’nun doğumunun 200. yılında, İngilizcede “Many And Many A Year Ago” adıyla yayımlanan Senelerce Senelerce Evveldi romanını eklemiş.   Sebebi ortada; kitapta, Poe tutkunu genç bir adam onun gibi yaşarken, romanın içinde görünmeden, bir kukla oynatıcısı gibi karakterleri idare ediyordu.   11 Kasım 2014 akşamı postadan irice bir paket almış Selçuk Altun, içinden Susan J. Tane’in yeni sergi kataloğu “Evermore: The Persistence Of Poe” çıkmış. Koleksiyonundaki tüm objeleri, New York’taki The Grolier Club’ta sergiliyormuş... Devamı

22 01 2015

"Ali Şeriati gibi olacağım dedim..."

Ali Şeriati gibi olacağım dedim... |  görsel 1

        Ahmet Hakan'ın çarşamba günleri Hürriyet gazetesinde yayımlanan   "Çarşamba Sohbetleri"nin bu haftaki konuğu,   İhsan Eliaçık'tı.   "İslam dünyasında yenilikçi önderler" den isimler vermiş:   *   "...   >Türkiye'den Mehmet Akif...Şöyle diyor:   "Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun/   Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun."   Hurafe tartışmalarına nefis bir cevaptır bu.   *   >Pakistan'dan Muhammet İkbal...   Çok önemli bir düşünürdür.     *   >Mısır'dan Hasan Hanefi...     *   >İran'dan Ali Şeriati...   *   >Fas'tan Muhammed Abid El Cabiri...     *   ..."             Devamı

21 01 2015

"20 Ocak 1989...Samsunspor"

20 Ocak 1989...Samsunspor |  görsel 1

Saygı ve Rahmetle... Devamı

17 01 2015

"ne demek..."

ne demek... |  görsel 1

(foto:cemedib) Devamı

17 01 2015

"basit..."

basit... |  görsel 1

15 Ocak 2015,   Büyük Şair Nazım Hikmet’in doğum yıldönümüydü.   Sosyal medyada,   #NazımHikmet113Yasında   tabelasına yazılanlarla anıldı,şiirleri paylaşıldı.   Bu arada,büyük ozanın şiirleri arasından kendilerine uygun bir şiir beğenemeyip (!) ,   Başkalarına ait şiirleri de O’nun şiiriymiş gibi paylaşanlar oldu.   Bunlardan biri de;   “basit yaşayacaksın basit.   sanki bir gün yaşamın sona erecekmiş gibi basit.   Çay,simit ve peynirle.”   dizeleriydi.   Oysa   Bu tahrif edilmiş güzel şiir,   Nazım Hikmet’in değil,   kendini “Düş Hekimi” olarak tanıtan,   diş hekimi   Yalçın Ergir’e aitmiş…   Bu,kime yakıştırılacağı bilinmeyen şiirin,   Aziz Nesin’lik de bir hikayesi varmış meğer.   *     Basit yaşayacaksın     Mesela susayınca su içecek kadar basit. Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.   Tek düğmesi olacak elindeki cihazın; tek bir düğme, tek bir cümle gibi; sevince lafı dolandırmadan söylediğin “seni seviyorum” gibi.   Basit bir öpücük yetecek sana; basit sıcak bir öpücük ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin. O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını, o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.   Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu.   El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın; hep yanında... Devamı

16 01 2015

"anatomi..."

anatomi... |  görsel 1

Şimdi konuşup ahkam kesmek kolay… Her yeri nasıl ele geçirdiklerini;devletin en kozmik odalarına bir bahaneyle girip,sırları nasıl edindiklerini… Ya da…yağmur altında beraber yürürken ıslanıp,sonra kurulanamadıklarını…falan. Her şey kabak gibi (tabak gibi de olabilir) ortaya döküldükten sonra…Atış serbest. Ancak…Çatışmanın ayak seslerini 2010’larda görüp…Üstelik risk alarak çalıştığı gazetedeki köşesinde yazmak,sıkardı biraz. Riskliydi. Ama  Orhan Bursalı yazdı; Taa 2010 yılında. Örneğin, 6 Haziran 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde şöyle diyordu:   “Gülen,AKP ile giderek yol ayrımına gelecektir. Kaderleri farklıdır ve Herkes kendi kaderini çizmektedir… … Neden şaşırıyorsunuz?”   Nasıl bildi,müneccim falan mıydı? Hayır,ama bir hatırlatma yapmakta fayda var; Gazetedeki Köşesinin adı, “Bilim ve Siyaset”.   Kitabının önsözünde değiniyor: “Cemaat ile RTE/İktidar arasındaki bu çatışmanın,bir taraf galip gelinceye kadar süreceği açık seçikti. Cumhuriyet gazetesinde “Bilim ve Siyaset” köşesinde Kasım 2011’den itibaren bu büyük çatılmayı haber veren ve peş peşe yayınladığım analizlerimi,hayat doğrulamaya başlamıştı. Ben de oturup 2012 ilkbaharında iktidar çatışmasının öyküsünü yazmaya başladım. … Dört yıllık adeta özel siyasi tarih.”   Kitabı okurken. Cemaat ve İktidar arasındaki en ürkütücü kavganın, Koltuk,arazi,ikbal kavgası olmadığını düşündüm. En korkuncu, Adamların kendilerine göre kurdukları eğitim sistemiyle, Başkalarının ... Devamı