05 01 2015

"şiir her yerde.."

şiir her yerde.. |  görsel 1

Elin batılısı iyi bir şiir gördüğünde, ‘sen batısın,bilimsel bak,teknolojik düşün’ diye kasmıyor kendini. İcabında alıyor onu, en baba bilimkurgu filminin göbeğine yerleştiriyor; Interstellar (Yıldızlararası ) filminde olduğu gibi. Dylan Thomas’a ait şiirin tamamını www.antoloji.com adresinde buldum, filmde kullanılan çeviri de böyleydi. Ne yazık ki, çevirenin adını bilmiyorum.   * Gitme O Güzel Geceye Kibarlıkla   Gitme o güzel geceye kibarlıkla  İhtiyarlık yanmalı ve söylenmeli gün kapandığında;  Öfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında.  Akıllı adamlar, bilmelerine rağmen karanlığa gömüleceklerini sonunda,  Sözleri şimşek çaktırmamış olduğu içindir ki onlar  Gitmezler o güzel geceye kibarlıkla.  İyi insanlar, son defa ellerini sallarlar, öylesine ateşli bağırarak.  Faydasız işleri, yeşil bir koyda dans ediyor olabilir ama onlar da,  Öfkelenirler, öfkelenirler ışığın ölümünün karşısında.  Güneşi uçarken yakalamış olan vahşi insanlar,  Ve öğrenen, çok geç, yas tuttuklarını onun yolunda,  Gitmezler o güzel geceye kibarlıkla.  Kör gözlerin göktaşı gibi alevlenip ve şenlenmesini  Kör eden bir görme gücüyle gören ağır hasta adamlar da  Öfkelenirler, öfkelenirler ışığın ölümünün karşısında.  Ve sen, benim babam, hüzünlü tepede, orada  Yalvarırım, lanetle ve kutsa beni şimdi acımasız gözyaşlarınla.  Ama gitme o güzel geceye kibarlıkla.  Ö... Devamı

05 01 2015

"torpilli sevap..."

torpilli sevap... |  görsel 1

  Önceki gün gazetelerde yine bir politikacının,dini siyasete alet edişiyle ilgili ibret verici bir haber vardı. Habere göre milletvekilimizle,yerel bir televizyonda yapılan söyleşide; “atamalarda akrabalarınızın kayırılması,torpil yapılması konusunda ne diyorsunuz” mealinde bir soru sorulmuş, Vekilim de cevaben: "Akraba olduğu için atanma olmaz ama şunu da söyleyeyim; biz inançlı insanlarız değil mi; cuma namazına gittiğimizde her hafta hutbede ne okunur; 'akrabalarını koru kolla' der."  Sunucunun "O zaman sizin yaptığınız bu? Öyle mi oluyor?"sorusuna bir süre sessiz kaldıktan sonra, "Vallahi sen Allah'ın ayetine bile karşı geliyorsan ben sana ne diyeyim" ,demiş. Merak edip,ayetin Türkçesini araştırdım;her Cuma namazında duyduğumuz Nahl Suresi,90.Ayet’ten söz ediyormuş: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” Vekilim o kadar cimri ki,ayeti;”Yakınlarına torpil yap,devlet parasıyla kıyak geç,milletin vergisiyle sevap işle” olarak yorumlamış. Pes!                   Devamı

05 01 2015

"ağız da dağılıyor,ağızda..."

ağız da dağılıyor,ağızda... |  görsel 1

Hiçbir yazım kuralı onlar kadar,yanlış yazıldığı uyarısı almamıştır herhalde:”de,da” kardeşler. Ayrı yazsan bir dert,yazmasan başka… Kuralları bilenler için hava hoş,ama kafası karışıklar için eziyet  olabiliyor. Hızını alamayıp,“de,da”yı bırak, “te,ta” yı bile ayrı yazanlar var. Sağlam olsun diye herhalde. Bu konuda okuduğum en güzel yazılardan birine, http://www.kaanfakili.com.tr/de-da-eki-ve-deda-baglacinin-yazimi/ internet sitesinde (N. Kaan FAKILI) rastladım. Yazı aşağıda:   * “Bugün güzel Türkçemizin içinde bulunduğu vahim durumun aslında bir nedeni de dilimizi düzgün kullanmamamızdan kaynaklanıyor. Biz ne kadar güzel kullanırsak, dilimizin kurallarına ne kadar riayet edersek, dilimizi o kadar sağlam temeller üzerinde tutarız. Türkçede yapılan en büyük hata bağlaç olan “de/da” ile ek olan “-de/-da” nın yazımıdır. Bildiğiniz gibi birisi ayrı yazılır, birisi ise bitişik. Bağlaç olan “de/da” ayrı yazılır. Ek olan “-de/-da” bitişik yazılır. Sanırım buraya kadar herkes neyi nasıl yazacağını öğrendi. Fakat burada problem teşkil eden nokta hangi “de/da” nın bağlaç, hangisinin ek olduğu. Şimdi bu konuda küçük bir ipucu ile konuya açıklık getirelim. Kullandığınız cümlede “de/da”yi çıkardığınızda anlam eğer bozuluyor ise bu “de/da” ek olan “-de/-da” dir. Eğer anlam bozulmuyor ise bu “de/da” bağlaç olan “de/da” dir.Örneğin : Kaan’ın da ayakkabısı var. Bu cümlede “da” yı çıkardığımızda şöyle oluyor : Kaan’ın ayakkabısı var. Yani anlamda bir bozukluk olmuyor. Yani buradaki “de/da” bağlaç o... Devamı

29 12 2014

"emanete sahip çıkmak..."

emanete sahip çıkmak... |  görsel 1

    Maliye Bakanlığı, 1 Milyon liranın üstünde borcu olanların isimlerini yayınlamış, Bakan da bilgi vermiş: “Bu kişileri herkes tanımalı,bunlar 77 milyona borçlu.” Haklı,hatta dahası var; Kazanıp da vergisini vermeyeniiiin… Kendisine ülkenin vergisi emanet edilip de ona sahip çıkmayanıııın… … Listesini yayınlamak gerek tabii!   Devamı

29 12 2014

'ayağını sıcak,başını serin/bir iş bul,düşünme derin...'

'ayağını sıcak,başını serin/bir iş bul,düşünme derin...' |  görsel 1

      Cumhuriyet Gazetesi yazarı Nilgün Cerrahoğlu, son günlerde mafya filmleri platosuna dönen Nişantaşı’nda yaşananları,aynı zamanda mahalle sakini tanıklığıyla anlatmış. Sicilya tecrübesi ve bilgisiyle de uyarıda bulunmuş… * “Folklor dendiğinde bizde genelde hep “halk müziği” ve “halk oyunları” anlaşılır.  Oysa “folklor”, kapsamlı olarak “benimsenmiş, yaygın ve özgün halk kültürü”demektir.  Halkın kendi kültürüne ait olan her şeyi dışa vuruş ve ifade ediş şekli bu yüzden geniş genel “folklor” diye adlandırılabilir.  Bu bağlamda öyle anlaşılıyor ki mafya artık damardan “yerli folklorumuzun” parçası haline geldi.  Şöyle bir dizilere bakıyorum da…  Nerdeyse hemen hepsinde karizmatik bir “Baba” figürü var.  Çoğu kez üstelik “Baba”ların ev halleri gayet halim selim, pozitif, “saygılı” ve de“saygın” bir profille tanımlanıyor.  Karılarına örneğin son derecede saygılı oluyorlar.  Eşleriyle diyalogları hiç istisnasız eski Osmanlı beyefendileri uslubu ile _“Ziya Bey-Kıymet Hanım”; “Necip Bey-Zümrüt Hanım”; “Aziz Ağa-Mahur Hanım”…_ aktarılıyor.  “Ağa”lık ve “mafya babalığı” sanki hemen aynı şeymiş gibi, geçişken biçimde kullanılıyor. “Baba” ailelerine ait cenazeler, Holywood’un Sicilya mafyası cenazelerinde gördüğümüz üzere şatafatlı, görkemli tasvirlere konu oluyor. Örnek derseniz.. birkaç sezon öncesinin -misal!-Firar dizisine bakabilirsini... Devamı

22 12 2014

"o,pop müziğin orhan veli'si..."

o,pop müziğin orhan velisi... |  görsel 1

    “Almancanın bazı Avrupa dillerine göre kulağa daha kaba geldiğini iddia edenler var. Ne zaman bu zırvayı duysam aklıma Alman şarkıcı Falcon’un (1957-1998) “Jeanny” adlı parçası gelir. (YouTube’dan dinlemenizi öneririm.) (cemedib’in notu: http://www.youtube.com/watch?v=Urw-iutHw5E)   * Nuri Bilge Ceylan’ın başyapıtı “Kış Uykusu”,diyalogların akışı ve yoğunluğu açısından bana Eric Rohmer’in (1920-2010),”Komediler ve Atasözleri” serisini anımsattı.” * Sırası bir türlü gelmeyen aforizmalar demeti: >İnsan sadece tamamen ele geçiremediğine aşık olur. (Marcel Proust) >Tarihe olan bir borcumuz da onu yeniden yazmaktır. (Oscar Wilde) >Bana göre sanat ruhumuzdan bir alıntı yapmaktır. (Mark Rothko)   * Entegre yetenek Sezen Aksu (d.1954)  kırk yıllık kariyerinde 323 şarkı sözü yazıp. 245 beste yapmış. 25’i albüm olmak üzere 65 çalışması var. Sayısız konser verdi ve sanatçı yetiştirdi. Eylül ayında yaptığı açıklamaya göre önümüzdeki yıl müziği bırakıyor. Umarız doğru değildir. Sezen Aksu her kesimden müziksevere hitap ederdi. Bence o,pop müziğin Orhan Veli’siydi. * MASLAK-KALSAM * Selçuk ALTUN * Cumhuriyet kitap *             Devamı

18 12 2014

"ne yazdığına dikkat et..."

ne yazdığına dikkat et... |  görsel 1

    “… Şeffaf plastik bir bot. Giydiğinde içinden çorabı görülüyor. Üzerinde ‘Don’t  afraid of rain’ yazıyordu. İngilizce,’Yağmurdan korkma!’ diyor,daha doğrusu demeye çalışıyor. …üçümüz birden baktık,’Ya bu cümlede bir tuhaflık var!’dedik. Nedir? Hep bir ağızdan ‘Fiili yazmayı unutmuşlar’ diye bağırdık. ‘To be’ filli yok. ‘Don’t be afraid of rain ‘yazması lazım. … Binlerce İngilizce laf yanlış yazılıyor bu ülkede,tabelalarda,mağazalarda… Ne yapıyoruz,gülüp geçiyoruz. Betül Mardin ne yaptı? Kutuyu eline aldı,adrese baktı…yetkili kişiyi buldu. Ve hiç kırmadan,kibarca dedi ki, ‘Evladım,bu vahim bir hata! Kutusunda böyle bir yanlışı olan ayakkabıyı,ben güvenip almam. Senin kaliteni belirliyor. İtibarını zedeliyor.Bunu düzelt! …” * Ayşe Arman * Hürriyet *       Devamı

17 12 2014

"kırmızı pazartesi ve fuat avni..."

kırmızı pazartesi ve fuat avni... |  görsel 1

    “… ‘Kırmızı Pazartesi’ kaderciliği  Peki sen bu işlere ne diyorsun derseniz…  “Tehlikenin farkında mısınız?” manşetleri attığımız tarihten bu yana ben kendimi yazgısı değiştirilemeyen bir Kırmızı Pazartesi romanı içinde hissediyorum.  Gabriel Garcia Marquez’in ünlü romanını okuyan bilir…  Gerçek bir olaydan alınan romanda, kurbanın, tüm kasaba halkının cümleten malumu olan şahıslarca öldürüleceği bilinir.  Cinayet saatinin tıkır tıkır çalıştığının, herkes önceden farkındadır.  Ama kimse, cinayeti önlemek için bir şey yapmaz.  Herkes topluca hipnoz olmuş da basireti ve eli kolu bağlanmış gibidir.  “Kırmızı Pazartesi” bu yüzden, kaçınılmaz sonu önceden malum olan bir öyküdür.  Kahredici bir kaderciliği anlatan kitabın orijinal adı bu sebeple gerçekte “Önceden ilan edilen bir ölümün anlatısı/Cronica de una muerte anunciada”dır. Şimdi Fuat Avni menşeli her mesaj bana işte büsbütün bu “önceden ilan edilmişlik halini” anımsatıyor.  Her “Fuat Avni ne yazmış?” notu okuduğumda ve “Fuat Avni bu kez de bildi!”değerlendirmesi duyduğumda, tüylerim resmen diken diken oluyor ve olayların salt seyircisi konumundaki Marquez karakterlerini hatırlıyorum.  Kamuoyu, fişi çekilen demokrasinin sonuçları ile değil, son kertede hâlâ “arkası yarın” kıvamında Fuat Avni tweet’leriyle meşgul...  …”   * Nilgün CERRAHOĞLU * Cumhuriyet *  ... Devamı

11 12 2014

"böylesi bir daha ne zaman gelir?"

böylesi bir daha ne zaman gelir? |  görsel 1

    “yetmiş yıllık alçakgönüllü kardeşim Talat Halman’ı yitirdik… … Rumi’yi Türkçeleştirdi.Yunus Emre’yi (Anadolu tadını bozmadan) İngilizceye çevirdi. Laz fıkralarını bile şiirle anlattı. Tüm Shakespeare sonelerinin Türkçesi onundur. Saymakla bitmez. Yazdıklarının yalnız başlıklarının sıralandığı ayrı bir cilt var. İki büyük acı yaşadı. Biri Boğazlar Komutanı amiral babasının bir ameliyattan sağ çıkmayışı ve Seniha’yla onun gepgenç oğullarının bir New York penceresinden düşmesi. İkincisinden sonra bana yazdığı bir mektupta şöyle diyordu:”Artık ölümü Yaşıyorum.” Ama bu iki olay dışında şiir cennetindeydi. Fazıl Say nasıl müzikle yaşıyorsa,Talat da şiirle yaşıyordu. Böylesi bir daha ne zaman gelir?” * (Prof.Dr.Türkkaya Ataöv/cumhuriyet) *       Devamı

02 12 2014

'dünyayı kurtaracak güzellik...'

'dünyayı kurtaracak güzellik...' |  görsel 1

CNN Türk’te Mirgün Cabas’ın sunduğu ‘Her Şey’ isimli programda, Yakışıklı bir çocuk ve annesi vardı. Delikanlı otizmliymiş ve eğitimiyle ilgili sorun yaşıyormuş. Sanırım 8 yaşlarında falan. Annesi Sedef Eken, Oğlunun Türkiye’de eğitim hakkının ihlal edilmesi nedeniyle AİHM’ne dava açmış ama 3 yıldır sonuçlanmamış. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde Strasbourg’ta AİHM’in önünde kuracağı çadırla, oğlunun ve eğitim hakları engellenen çocukların sesini Avrupa kamuoyunda duyurmayı amaçlıyor. Annenin programda,otizmlilerin karakteriyle ilgili söyledikleri çok etkileyiciydi: “dünyayı otizmliler yönetse ortalık barıştan geçilmez. Yalan bilmezler,riyakarlık yoktur,kötülük düşünmezler.” Başarılar,yolunuz açık olsun.           Devamı

02 12 2014

"aleyküm selam..."

aleyküm selam... |  görsel 1

  @birpacavra : Şöyle bir oturup konuşamadığımız insanlara selam olsun.. Devamı

27 11 2014

"öğretmenin hedefi öğrencinin yolu..."

öğretmenin hedefi öğrencinin yolu... |  görsel 1

Hürriyet Gazetesi’nin eğitimin bütün tarafları hakkındaki yazılarıyla bilinen yazarı Nuran Çakmak’çının,Öğretmenler Günü’ndeki yazısı başucu rehberi gibiydi… * “24 Kasım Öğretmenler Günü kutlanırken, birçok gencin başarısının arkasında fedakâr, bilgili ve öğrencisine ‘ulaşabilen’ eğitimciler yatıyor: Uzmanlara göre işte, “Her şey öğretmenim sayesinde, o bana inandı ve benden asla vazgeçmedi” dedirten, başarılı öğretmenlerin 25 farkı... 1- Belli hedeflere sahip olur  Uluslararası alanda ünlü bir eğitim sitesi olan teachthought. com’a konuşan uzmanların bu konudaki ilk maddesi, öğretmenin hedefinin olması. Bir yere araçla seyahat ederken, yol işaretlerine dikkate eder, GPS ya da haritadan faydalanırız. Eğitimde de öğretmenin amaçları öğrenciler için bir yol tabelası, öğretim planlarıysa bir harita gibi. Bu nedenle öğretmenin hedefleri öğrencinin gideceği yolu belirler. Başarılı bir öğretmen plan yaparken ders müfredatında yaratıcılığa yer vermeyi asla unutmaz. 2- Amacının bilincindedir  Amacının bilincinde olan öğretmen büyük resmi görür, sıkıcı ve zor günlerin üstesinden gelebilir. Onun gözleri bugünlerin ardında yatan başarıyı ve geleceği seçebilir. 3- Yaptıkları takdir edilmese de vazgeçmez Hiçbir şey bir ders planının başında ter döküp öğrenciler için çalıştıktan sonra takdir edilmemekten daha kötü olamaz. Ancak öğrencilerden, yapılanlar için hemen olumlu tepki beklemek yanlış. 4- Öğrencilerini dinlemeyi ve cevaplamayı bilir Bu öneri, öğrenci değerlendirmeleriyle ilgili. Bazen öğretmenler ne zaman, hangi durumda ne söylemeleri gerektiği konusun... Devamı

15 11 2014

'amazon'dan kendi kitabını sipariş edebilir...'

amazondan kendi kitabını sipariş edebilir... |  görsel 1

Kitap İÇin...   *   Selçuk ALTUN   *     ‘Ben devamlı doğruyu söyleyen bir yalancıyım’   *   “Geleceğin yazarı Ali Nikraman için”     *     3426- Mini-Londra-Güncesi:   15.08.2014: Avrupa’nın en büyük kitabevi Waterstone’s Piccadilly’de, Haruki Murakami’nin son kitabını (Colorless Tsukuru Tazaki…) alana kitabevinin kafesinde bir bardak bedava kahve veriyorlardı. Okurluğumdan, yazarlığımdan utandım; kitabın içeriğinden kuşkulandım. Çıkıp yol üzerindeki butik kitabevi Hatchards’tan rüşvetsizinden bir adet alıp o akşam okumaya başladım. /   16.08.2014: Şair, yazar ve sahaf Marcus Kociejowski gözde sahafım Peter Ellis’te çalışır. Bu sefer, Javier Marias ile ülkemizde ıskalanan Edmund White’tan imzalı iki kitap aldım. Marcus bir de, son kitabı “God’s Zoo”yu imzalayarak verdi. /     18.08.2014: National Portrait Gallery’de “Virginia Woolf-Art, Life and Vision” sergisini gezdim. ( İlk fırsatta bir imzalı Virginia Woolf kitabı edinmek istiyorum.) Çıkışta galerinin hediyelik eşya reyonundan, Oxford Üniversitesi tarafından hazırlanan CD’yi almadan edemedim: “Music For Book Lovers” (Kitapçokseverler İçin Müzik) /     19.08.2014: Yaşgünü yemeğimi The Wolseley’de yedik (Nur, ben ve o sırada Londra’da bulunan önemli şair Tuğrul Tanyol.) Tuğrul, Nobelist Yorgo Seferis’ten imzalı “Poems”i armağan ederek geceye damgasını vurdu. /       20.08.2014: Dö... Devamı

15 11 2014

'çanak-çömlek,uzay vs...'

'çanak-çömlek,uzay vs...' |  görsel 1

Kısa adı ESA,açılımı Avrupa Uzay Ajansı olan 17 ülkenin katılımıyla oluşan bilimsel örgüt tarafından, 2 Mart 2004 tarihinde fırlatılan Rosetta isimli uzay aracı, 6 milyar kilometre mesafeyi tamamlayıp; "67P/Churyumov-Gerasimenko" isimli kuyruklu yıldızın kuyruğuna,Philae isimli iniş aracını (uzay kapsülü) 12 Kasım 2014'te indirdi. Tam da bizim, Manisa/YIRCA köylülerinin zeytin ağaçlarını;mahallelinin Validebağ Korusu'nu korumaya çalıştığı haberlerini izlediğimiz sırada. Anladığım kadarıyla bu uzay macerasında yer alan bütün nesnelerin bir adı var: Üzerine konulan kuyruklu yıldız:67P/Churyumov-Gerasimenko Dünyadan fırlatılan uzay mekiği:Rosetta Rosetta'dan ayrılıp 67P/Churyumov-Gerasimenko'nun  kuyruğuna konan uzay kapsülü:Philae Philae'nin 67P/Churyumov-Gerasimenko üzerinde iniş yaptığı yeri adı:Agilkia Bütün bu isimlerin de bir anlamı varmış meğer: Arkeologlar 1799 yılında,Mısır'da yaptığı çalışmalar sonucunda Rosetta Taşını bulmuşlar. Bu taşın üzerinde Mısır Hiyeroglif yazısının şifresi varmış ve bu sayede şifre çözülmüş,ölü bir olarak kabul edilen dil anlam kazanmış. Philae ve Agilkia ise, Nil nehri üzerinde bulunan ve antik döneme ait uygarlıkların aydınlatılması bakımından önemi bulunan iki adanın adıymış. Yani;tarihi,insanlığın ortak mirasını,çanak çömleği önemsemeden uzay muzay da yok.   Devamı