12 11 2014

'hizaya gel...'

hizaya gel... |  görsel 1

    ‘Öncesinde yazdığım her şeyi 1973’te yok ettim!’   *   Enis Batur’un dört ciltte toplanacak “Edebiyat ve Sanat Üzerine Denemeler”inin, 1979-1994 arasında yayımlanmış yazılarından oluşan ilk iki kitabı, “Son Modernler- Edebiyat Üzerine Denemeler I” ve “Yazının Sınır Boyuna Yolculuklar: Edebiyat Üzerine Denemeler II” yayımlandı.   Üçüncü cilt, “Sanat Üzerine Denemeler”, dördüncüsü, “Edebiyat ve Sanat Üzerine Denemeler” başlıklarında yayımlanacak. Batur’un aynı zamanda “Dalgınlık Kursları”, “Davalı” ve “Mürekkep Zaman” kitapları da raflarda. Batur’la kitaplarını konuştuk.   *   Gamze AKDEMİR   *   -“Edebiyat ve Sanat Üzerine Denemeler”inizin ilk iki cildindeki yazılarınızda, başlıca imledikleriniz arasında eleştiri konusu da geliyor. Eleştirinin pek az kişinin gözünde yazınsal bir tür olduğunu vurguluyorsunuz.   - Eleştiri ister istemez, bir üst dil olarak tanımlanmış, edebiyat eseri üzerine bir edebiyat eseri. Hem yararlı hem de kaçınılmaz bir yazı etkinliği eleştiri. Zaman içinde akademik bir boyut aldığı, üniversitenin ortamında gelişen bir yazı türü olduğu için edebiyatın kendisini üretenler tarafından da mesafeli durulmuş bir etkinlik.     Öncelikle bir değerlendirme, yorumlama, çözümleme uğraşı olmasına rağmen bizde genellikle yermek için kullanılan bir kavram eleştiri. Bu da şairin, öykü, roman ya da deneme yazarının; eleştirmenin uğraşını küçümseyerek yergisini... Devamı

07 11 2014

'bikini..."

bikini... |  görsel 1

      “Bikini   İKİ anlamına gelen bi-önekiyle Batı dillerinde yapılan tonla bileşik kelime var. Bisiklet (iki tekerçe), Biseksüel (iki cinstenci), Bikarbonat (iki karbonat molekülü kimyasal bileşik), Bigami (iki eşlilik), Bienal (iki yıllık ya da iki yılda bir), Biped (iki ayaklı), Bizonal (iki bölgeli), Bilingual (iki dilli), Vesaire.   Bikini bunlardan biri DEĞİL.Pasifik Okyanusu’nda bir mercan adasının adı.Yerel Mikronezya dilinde Pikinni  ‘hindistancevizi düzü’ demekmiş,ben de bu vesileyle bakıp öğrendim. Amerikalılar 1946 yılında yerli halkı boşaltıp bu adada bir dizi nükleer bomba patlatmışlardı. O günlerden itibaren dünya basın jargonunda bikini “nükleer patlama” anlamında kullanılmaya başlamış. Misal:”Başkan Truman’ın konuşması bikini etkisi yaptı.”   Aynı yılın ağustosunda Fransız dergileri o ara Riviera plajlarını kasıp kavuran iki parçalı mayolara da bikini adını uygun görmüşler, “yakıyor bunlar!” gibisinden. İsim tutmuş ama dünyada bu modanın yaygınlaşması 1960’ların başıdır. Çocukluğumdan hatırlıyorum,1962 veya 63 olmalı,Kınalıada’da ressam İhap Hulusi’nin eşi Naşide Hanım bikini giymişti de epey mevzu olmuştu.   Eyvah,bunak köşe yazarları gibi yazmaya başladım galiba,daha güncel olmalıyım.”   *   Sevan Nişanyan   * Kelimebaz-1 (everestyayınları) *      ... Devamı

03 11 2014

"çiçekler solmadan..."

çiçekler solmadan... |  görsel 1

    “Bu sene ‘Macbeth’ oyunu Devlet Tiyatroları’nın programından çıkartıldı. Oyun, iktidar hırsıyla suç işleyerek yükselen ‘Macbeth’in paranoyaklaşarak aklını yitirmesi ve trajik sonunu anlatıyor.  … ‘Macbeth’, 1940’lı yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkçe yayımlanmıştı. Cumhuriyet gazetesi de bu kitapları okurlarına hediye etmişti. ‘Macbeth’teki bu bölüm o kitaptan:  “Ah zavallı ülkem! Kendini tanımaktan adeta korkuyor. Ona anamız değil ancak mezarımız denir: Orada her şeyden habersiz olanlardan başka gülümseyen yok; orada ahlar, iniltiler, göğü yırtan ağlayışlar sürüp gidiyor, duyan yok, fark edilmiyor bile. Büyük üzüntüler günlük kaygılar olmuş; ölüm çanı çalarken kime diye soran pek olmuyor; iyi insanların ömrü başlarındaki çiçeklerden önce geçiyor, çiçekler solmadan onlar ölüyor.” …” * Özgür MUMCU * (3 Kasım 2014 cumhuriyet) *     Devamı

21 10 2014

'doğrula beni..'

doğrula beni.. |  görsel 1

          "Doğrulama eğilimi bütün düşünce hatalarının atasıdır; yeni bilgileri var olan teorilerle,dünya bakışıyla ve inançlarla uyumlu olacak şekilde yorumlama eğilimidir. Başka sözlerle ifade edecek olursak halihazırdaki görüşlerimizle çelişen yeni bilgileri (doğrulamayan kanıtları) eleriz. Bu çok tehlikelidir. 'Sırf onları görmezden geldiğimiz için hakikatler ortadan kalkmaz' demişti Aldous Huxley. Ama tam da aynen bunu yaparız. Büyük yatırımcı Warren Buffet de bunu  farkındaydı:"İnsanların en iyi becerdiği şey,yeni bilgileri var olan görüşler işler durumda kalacak şekilde filtrelemektir." Buffet'in bu derece başarılı olmasının sebebi doğrulama eğilimi tehlikesinin bilincinde olarak kendini farklı düşünmeye zorlamasıdır muhtemelen."   * Hatasız Düşünme Sanatı (NTV yayınları)   * Rolf DOBELLI   *   Devamı

21 10 2014

'oldu o zaman...'

'oldu o zaman...' |  görsel 1

    Lig maçlarında taraftarlar stadlara gitmesin....Kalabalık yapmasın....Sokaklarda bir araya gelme olanağı bulmasın...   Ama....   Milli Takım'ın maçı olduğunda,   herkes bayrağını,atkısnı alıp stada koşsun...   Tribünleri hınca hınç doldurup takımı deteklesin...   Ergen tabiriyle;   İnş cnm yaaa. Devamı

21 10 2014

'Wesley Sneijder..."

'Wesley Sneijder... |  görsel 1

    Wesley Sneijder;   18 Ekim Cumartesi günü Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena Stadı'nda oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçının 89 ve 90+1.dakikalarında olmak üzere tam iki kez, Volkan Demirel'in koruduğu (!) kalenin sağ ve sol köşelerine, Türkiye liglerinde eşi-benzerine endeeeeer rastlanır şekilde birine 109 km,diğer 104 km hız vererek sokak lambası takar gibi golleri tavana iliştirmiş... bizim çok bilen futbol yorumcularımız bla bla konuşmaya devam ediyor. efendim sadece gol varmış daaaaa....futbol yokmuş daaaa.... Yorumcum sanki her hafta böyle gollere tanıklık ediyor ayaklarında.   Anı yaşa!                 Devamı

11 10 2014

"Ebola..."

Ebola... |  görsel 1

Ebola Salgını Yayılıyor   *   Ergin YILDIZOĞLU   *   Öldürücü ebola salgını yayılmaya devam ediyor. Tam bu sırada hac mevsimi başladı; çeşitli ülkelerden yaklaşık 2-3 milyon Müslüman beş gün için Mekke’de toplanıyor. Suudi Arabistan, hac boyunca ebola riski olmadığını söylüyor. Ancak, bu son salgına yakından bakınca kaygılanmamak elde değil.     3000’den fazla kurban ve artmaya devam ediyor   Bu son ebola salgını, mart ayında Gine de patlak verdi. O günden bu yana esas Gine, Monravia, Liberya, Sierra Leon, Nijerya, Senegal, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gabon’u etkileyen, Amerika’ya sıçrayan salgının esas olarak Batı Afrika’da yoğunlaştığı görülüyor. Ancak geçen hafta ABD’de Dallas’ta bir vaka görüldü; hastanın ailesi evlerinde karantina altına alındı; Washington’da da bir hasta olduğu söyleniyor (Foreign Policy, 03/10). Ugandalı bir doktorun da tedavi için Almanya’ya getirildiği bildiriliyor.   Ebola virüsü ilk kez 1976 yılında, Zaire’de Ebola Nehri yakınında saptanmıştı. Bu son salgın, esas olarak kırsal topluluklarda patlak veren önceki ebola salgınlarından önemli farklılıklar sergiliyor. Birincisi ilk kez kentsel, nüfus yoğunluğu yüksek alanları etkilemeye başlamış olmasından dolayı öldürme oranı, hastaya bakılmazsa yüzde 90’a, bakılırsa yüzde 70’e ulaşabilen bu virüs salgını mart ayında patlak verdiğinden bu yana, 7 bin 500 kişiye bulaşmış, bunlardan 3 bin 400’ü ölmüş.   ABD Salgın Hastalıklar Merkezi kaynaklı, geçen hafta Londra’da toplanan uluslararası ebola zirvesinde de tekrarlanan bir açıklamaya göre, bu hastalık henüz denetim altına alınamadı,... Devamı

03 10 2014

'bellekte derin boşluklar..."

bellekte derin boşluklar... |  görsel 1

    “Esat Mahmut Bey’in  (1902-1977) romanının ismi Erikler Çiçek Açtı. Şimdi benim ‘Leylak ağaççığı silme çiçek açmış’ımı bu isimden yürüttüğümü çıkanlar olabilir mi?   Fevkalade canım sıkıldı.Zira hiçbir zaman kimseden tek satır yürütmedim.Yazdıklarım bana aittir,orijinaldir.Yazdıklarıma alın teri döktüm. Üstelik,ortalıkta götürücüler kaynarken.(Bazan yazarken telaşa kapılıyorum:Ortalık götürücülerle kaynarken demek daha mı doğru olacak?)   Bütün gün canım sıkıldıktan sonra,bugünkü nesilden hiçbir et kafalının,hiçbir yellozun Erikler Çiçek Açtı’yı hatırlayabilecek dinazorlar ise birer ikişer dünyalarını değiştiriyorlar.   …   Her sabah belleğimde derin boşluklarla uyanıyorum.Eskiden hiç değilse belleğin çocukluğumda,yeniyetmeliğimde biriktirdikleri,bellek torbasından zıp zıp sıçrayarak çıkardı. Şimdi onlar da romatizmalı ihtiyarlar gibi,inildeye inildeye,güç bela çıkıyor.   Hatırlamayışlar bazan öğlene kadar sürüyor,bazan öğleden sonra,akşam,taa ertesi sabaha kadar. Bazan da hafızam birdenbire boşalıyor. Tam filancayı açık seçik gözümün önüne getirebilmişken bu filanca kim diye bir saat düşünüyorum. Derken,kim olduğunu çözemediğim filancanın yüzü gözü,vücudu,hali tavrı,kılık kıyafeti,oturup kalkışı da siliniveriyor,bu defa deminki hayal varlık neydi endişesiyle baş başa kalıyorum.”   * Selim İleri (Mel’un-Bir Us Yarılması/Everest yayınları) *      ... Devamı

02 10 2014

'müthiş kadın veda etti...'

müthiş kadın veda etti... |  görsel 1

  Ann Ercan’ın adını ve hikayesini, Hürriyet Gazetesi’nin 11 Ağustos 2014 tarihli Pazar ekinde yayınlanan bir Ayşe Arman röportajından öğrendim. 38 yaşında genç bir kadın, Hastalığının son evresinde olduğunu ve kısa bir ömrü kaldığını öğrendiğinde bunu hastanelerde Kemoterapiyle geçirmek yerine kocası,çocukları ve yakınlarıyla yaşamayı tercih edişini, Ama daha da çarpıcısı,bir yandan hayata öylesine sevgiyle bağlıyken diğer yandan ölüme kendini nasıl hazırladığını anlatıyordu. Ölümün belirsiz bir gelecekte ve hayatın olağan zamanında sizi bulacağını bilmek ve bunu kabullenmek başka bir şey, Genç bir yaşta birkaç ay sonra geleceğinden emin olarak sağlam durmak başka… Mutlu yaşadığı her kelimesinden belliydi. Röportajı okuduğumda çarpılmıştım. Böyle bir direnci ve güçlülüğü yaşayabilmek için geride oldukça donanımlı ve bilinçli bir hayat bırakmış olmak gerekli. Hiç kolay değil. Ya da şu sözleri söylemek:  “Hayatın bana verdiği güzel şeyleri sorgulamadım, şimdi neden bana oldu diye de sorgulamam.” Dün okudum; Bu cesur yürek kadın hayatını kaybetmiş. Geride müthiş  bir cesaret öyküsü ve yaşama sevinci bırakarak. Nur içinde yatsın.     Devamı

12 09 2014

'boğazda...?'

boğazda...? |  görsel 1

(fotoğraf:murat emre yardibi)   Valisinin ölüme coşkulu güzelleme yaptığı bir kentte,boğaz kıyısında çay içmeyi mi düşünür insan,boğaz köprüsünden atlamayı mı?Sorumsuz sorumlu.   * İzlanda 2008 krizinde iflas eden bir ülke.Bizimkilerin primiyle icradan kurtulur.   * Ticari hayatlarını kanunsuzluk,kuralsızlık,usulsüzlük üzerine kurmuş kadayıf adamlar utanmadan çalışanlar kurallara uymaz diskuru çekiyor   *   Kapitalizmin ağababaları bile 'çalışanların hayatını iyileştirelim yoksa bizi yabayla kovalayacaklar' derken sen neye güveniyorsun embesil.   * Flaş!6-7 Eylül 1955'de göçe zorlanan Rum,Ermeni ve Yahudilerin mallarını gasp edip sermaye yapanların tam listesi yayınlanmış!(şaka la şaka)   * Sağcı politikacıların sol aydınlar için yaptığı boğazda viski suçlaması yanlıştı zaten.CHP düzeltti,doğrusu rakı.   * Milliyet kimsenin takmadığı bir gazete oldu iyice/(Fikret Bila'nın TRT'deki zor anlarını izleyince…)   * "Kamyon şoförü şuursuz da,kenti yönetenler çok mu şuurlu.Bir köprü düşünün ki osursan yıkılacak." (Fatih Altaylı)   * İntihar haberi yazacak cümleyi kuramayan embesillerin gazetecilik tasladığı 'deyyuslar' sisteminde,çıkış yolu bulamadı demek ki,intihar eden>> SadrettinŞaşkın   *   Okuduğum en tutarlı/namuslu gazetecilerden Sedat Ergin'in genel yayın yönetmenliği,hürriyet'in kuyruğu dik tutma tercihi gibi.   *   İlkel toplumlar gibi deneme yanılmayla.baraj kapağını açınca piknik yapan insanlar suya kapılıp ölüyor.bunu gördü,artık açmayacak.   ... Devamı

11 09 2014

'tek gerçeği var dünyanın...'

tek gerçeği var dünyanın... |  görsel 1

(fotoğraf:Utku Sarıöz) Devamı

11 09 2014

'dünyanın bütün dillerinde yazılmış kitaplardan kütüphane...'

dünyanın bütün dillerinde yazılmış kitaplardan kütüphane... |  görsel 1

Selçuk ALTUN   *   “Leyla Erbil’in ölümünden sonra düzyazımızın kraliçesi bana göre AYFER TUNÇ’tur (doğ.1964). Yalnızca yazdıklarının gücüyle ilgi toplar.Mayıs ayında,yazarlık sürecinin 25.yılında Mimar Sinan Üniversitesi’nde ona bir saygı değerlendirme toplantısı yapıldı. (Bu vesileyle,etkinliklerin ‘ateşleyicisi’ Prof.Dr.Handan İnci’yi tebrik ederim.) Ne zaman kapağı bile şaibeli kitabıyla göz göze gelsem,canım Ayfer Tunç okumak ister.”   * “Kısa roman (novella);hem yazar hem de okur için zor bir edebi türdür. Yazarın 300 sayfada anlatılacakları 100 sayfaya indirme yükümlülüğü vardır. Okur birikimli olacak,yazarın verdiği ipuçlarından çözümleme yaparak ilerleyecektir. …”   * “Küresel kültürazzi:   ‘Yatağa atacak sayısız kadın bulabilirim;benim derdim el yazımı okuyabilecek bir sekreter bulabilmek’ derdi Thomas Wolfe.   Gulliver’in Seyahatleri’nin yazarı Jonathan Swift (1667-1745) yaşamı boyunca iki kez gülmüş,ikisinde de yalnızmış.   Marcel Proust mızmızdan öte evhamlıydı,kalemi yere düşse mikrop kaparım korkusuyla ona bir daha dokumazdı.   * Antonio Porchia’dan (1885-1968) Aforizmalar:   -Hepimiz bir anı olmayı umarak yaşarız. -Doğruyu söylüyorsan hiçbir şey anlatmıyorsundur. -Acı bizi takip etmez.Önümüzde gider.   * Babil Kulesi,dünyanın yedi harikasından biri sayılan Babil’in Asma Bahçeleri içinde yer alırdı. Semavi din kitaplarında adı geçer. Onu Tanrı Marduk adına Sümerlerin kotardığı ve yerle göğü birleştiren kuts... Devamı

11 09 2014

'toplum buna hazır değil...'

toplum buna hazır değil... |  görsel 1

    ALENGİRLİ ŞİİR     Ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil Nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan. Belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü Biraz Nietzsche biraz Kant falan karışmış belki Parlıamanet’i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı? Pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı! Kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi İyi kitaplar okudum bir boka yaramadı.     Ben seni severim aslında da Düzenim bozulur diye korkuyorum Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar Sinemaya gitmeye el ele tutuşmaya falan kalkarız İşin yoksa çiçek al,saç tara,parfüm sık Küsmesi,barışması,ayılması,bayılması Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması Meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı! Güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi Bir sürü güzel kadın girdi hayatıma Hepsi ağzıma sıçtı.     Ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil. Her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister Seninle benim yan yana oturacağımız çekyata Ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik İçime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim Ben seni severim sevmesine de İş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim.     ALİ LİDAR   * (OT dergisi-Eylül 2014)   *      ... Devamı

19 08 2014

'şehrin kaderi...'

şehrin kaderi... |  görsel 1

@ducane (Dücane Cündioğlu) :       Bir şehrin kaderini sadece yönetenlerin ufku ve kalitesi değil,   yönetilenlerin kültür ve eğitim düzeyi de belirler. Devamı