26 11 2014

"öğretmenin hedefi öğrencinin yolu..."

öğretmenin hedefi öğrencinin yolu... |  görsel 1

Hürriyet Gazetesi’nin eğitimin bütün tarafları hakkındaki yazılarıyla bilinen yazarı Nuran Çakmak’çının,Öğretmenler Günü’ndeki yazısı başucu rehberi gibiydi… * “24 Kasım Öğretmenler Günü kutlanırken, birçok gencin başarısının arkasında fedakâr, bilgili ve öğrencisine ‘ulaşabilen’ eğitimciler yatıyor: Uzmanlara göre işte, “Her şey öğretmenim sayesinde, o bana inandı ve benden asla vazgeçmedi” dedirten, başarılı öğretmenlerin 25 farkı... 1- Belli hedeflere sahip olur  Uluslararası alanda ünlü bir eğitim sitesi olan teachthought. com’a konuşan uzmanların bu konudaki ilk maddesi, öğretmenin hedefinin olması. Bir yere araçla seyahat ederken, yol işaretlerine dikkate eder, GPS ya da haritadan faydalanırız. Eğitimde de öğretmenin amaçları öğrenciler için bir yol tabelası, öğretim planlarıysa bir harita gibi. Bu nedenle öğretmenin hedefleri öğrencinin gideceği yolu belirler. Başarılı bir öğretmen plan yaparken ders müfredatında yaratıcılığa yer vermeyi asla unutmaz. 2- Amacının bilincindedir  Amacının bilincinde olan öğretmen büyük resmi görür, sıkıcı ve zor günlerin üstesinden gelebilir. Onun gözleri bugünlerin ardında yatan başarıyı ve geleceği seçebilir. 3- Yaptıkları takdir edilmese de vazgeçmez Hiçbir şey bir ders planının başında ter döküp öğrenciler için çalıştıktan sonra takdir edilmemekten daha kötü olamaz. Ancak öğrencilerden, yapılanlar için hemen olumlu tepki beklemek yanlış. 4- Öğrencilerini dinlemeyi ve cevaplamayı bilir Bu öneri, öğrenci değerlendirmeleriyle ilgili. Bazen öğretmenler ne zaman, hangi durumda ne söylemeleri gerektiği konusun... Devamı

14 11 2014

'amazon'dan kendi kitabını sipariş edebilir...'

amazondan kendi kitabını sipariş edebilir... |  görsel 1

Kitap İÇin...   *   Selçuk ALTUN   *     ‘Ben devamlı doğruyu söyleyen bir yalancıyım’   *   “Geleceğin yazarı Ali Nikraman için”     *     3426- Mini-Londra-Güncesi:   15.08.2014: Avrupa’nın en büyük kitabevi Waterstone’s Piccadilly’de, Haruki Murakami’nin son kitabını (Colorless Tsukuru Tazaki…) alana kitabevinin kafesinde bir bardak bedava kahve veriyorlardı. Okurluğumdan, yazarlığımdan utandım; kitabın içeriğinden kuşkulandım. Çıkıp yol üzerindeki butik kitabevi Hatchards’tan rüşvetsizinden bir adet alıp o akşam okumaya başladım. /   16.08.2014: Şair, yazar ve sahaf Marcus Kociejowski gözde sahafım Peter Ellis’te çalışır. Bu sefer, Javier Marias ile ülkemizde ıskalanan Edmund White’tan imzalı iki kitap aldım. Marcus bir de, son kitabı “God’s Zoo”yu imzalayarak verdi. /     18.08.2014: National Portrait Gallery’de “Virginia Woolf-Art, Life and Vision” sergisini gezdim. ( İlk fırsatta bir imzalı Virginia Woolf kitabı edinmek istiyorum.) Çıkışta galerinin hediyelik eşya reyonundan, Oxford Üniversitesi tarafından hazırlanan CD’yi almadan edemedim: “Music For Book Lovers” (Kitapçokseverler İçin Müzik) /     19.08.2014: Yaşgünü yemeğimi The Wolseley’de yedik (Nur, ben ve o sırada Londra’da bulunan önemli şair Tuğrul Tanyol.) Tuğrul, Nobelist Yorgo Seferis’ten imzalı “Poems”i armağan ederek geceye damgasını vurdu. /       20.08.2014: Dö... Devamı

14 11 2014

'çanak-çömlek,uzay vs...'

'çanak-çömlek,uzay vs...' |  görsel 1

Kısa adı ESA,açılımı Avrupa Uzay Ajansı olan 17 ülkenin katılımıyla oluşan bilimsel örgüt tarafından, 2 Mart 2004 tarihinde fırlatılan Rosetta isimli uzay aracı, 6 milyar kilometre mesafeyi tamamlayıp; "67P/Churyumov-Gerasimenko" isimli kuyruklu yıldızın kuyruğuna,Philae isimli iniş aracını (uzay kapsülü) 12 Kasım 2014'te indirdi. Tam da bizim, Manisa/YIRCA köylülerinin zeytin ağaçlarını;mahallelinin Validebağ Korusu'nu korumaya çalıştığı haberlerini izlediğimiz sırada. Anladığım kadarıyla bu uzay macerasında yer alan bütün nesnelerin bir adı var: Üzerine konulan kuyruklu yıldız:67P/Churyumov-Gerasimenko Dünyadan fırlatılan uzay mekiği:Rosetta Rosetta'dan ayrılıp 67P/Churyumov-Gerasimenko'nun  kuyruğuna konan uzay kapsülü:Philae Philae'nin 67P/Churyumov-Gerasimenko üzerinde iniş yaptığı yeri adı:Agilkia Bütün bu isimlerin de bir anlamı varmış meğer: Arkeologlar 1799 yılında,Mısır'da yaptığı çalışmalar sonucunda Rosetta Taşını bulmuşlar. Bu taşın üzerinde Mısır Hiyeroglif yazısının şifresi varmış ve bu sayede şifre çözülmüş,ölü bir olarak kabul edilen dil anlam kazanmış. Philae ve Agilkia ise, Nil nehri üzerinde bulunan ve antik döneme ait uygarlıkların aydınlatılması bakımından önemi bulunan iki adanın adıymış. Yani;tarihi,insanlığın ortak mirasını,çanak çömleği önemsemeden uzay muzay da yok.   Devamı

12 11 2014

'hizaya gel...'

hizaya gel... |  görsel 1

    ‘Öncesinde yazdığım her şeyi 1973’te yok ettim!’   *   Enis Batur’un dört ciltte toplanacak “Edebiyat ve Sanat Üzerine Denemeler”inin, 1979-1994 arasında yayımlanmış yazılarından oluşan ilk iki kitabı, “Son Modernler- Edebiyat Üzerine Denemeler I” ve “Yazının Sınır Boyuna Yolculuklar: Edebiyat Üzerine Denemeler II” yayımlandı.   Üçüncü cilt, “Sanat Üzerine Denemeler”, dördüncüsü, “Edebiyat ve Sanat Üzerine Denemeler” başlıklarında yayımlanacak. Batur’un aynı zamanda “Dalgınlık Kursları”, “Davalı” ve “Mürekkep Zaman” kitapları da raflarda. Batur’la kitaplarını konuştuk.   *   Gamze AKDEMİR   *   -“Edebiyat ve Sanat Üzerine Denemeler”inizin ilk iki cildindeki yazılarınızda, başlıca imledikleriniz arasında eleştiri konusu da geliyor. Eleştirinin pek az kişinin gözünde yazınsal bir tür olduğunu vurguluyorsunuz.   - Eleştiri ister istemez, bir üst dil olarak tanımlanmış, edebiyat eseri üzerine bir edebiyat eseri. Hem yararlı hem de kaçınılmaz bir yazı etkinliği eleştiri. Zaman içinde akademik bir boyut aldığı, üniversitenin ortamında gelişen bir yazı türü olduğu için edebiyatın kendisini üretenler tarafından da mesafeli durulmuş bir etkinlik.     Öncelikle bir değerlendirme, yorumlama, çözümleme uğraşı olmasına rağmen bizde genellikle yermek için kullanılan bir kavram eleştiri. Bu da şairin, öykü, roman ya da deneme yazarının; eleştirmenin uğraşını küçümseyerek yergisini... Devamı

07 11 2014

'bikini..."

bikini... |  görsel 1

      “Bikini   İKİ anlamına gelen bi-önekiyle Batı dillerinde yapılan tonla bileşik kelime var. Bisiklet (iki tekerçe), Biseksüel (iki cinstenci), Bikarbonat (iki karbonat molekülü kimyasal bileşik), Bigami (iki eşlilik), Bienal (iki yıllık ya da iki yılda bir), Biped (iki ayaklı), Bizonal (iki bölgeli), Bilingual (iki dilli), Vesaire.   Bikini bunlardan biri DEĞİL.Pasifik Okyanusu’nda bir mercan adasının adı.Yerel Mikronezya dilinde Pikinni  ‘hindistancevizi düzü’ demekmiş,ben de bu vesileyle bakıp öğrendim. Amerikalılar 1946 yılında yerli halkı boşaltıp bu adada bir dizi nükleer bomba patlatmışlardı. O günlerden itibaren dünya basın jargonunda bikini “nükleer patlama” anlamında kullanılmaya başlamış. Misal:”Başkan Truman’ın konuşması bikini etkisi yaptı.”   Aynı yılın ağustosunda Fransız dergileri o ara Riviera plajlarını kasıp kavuran iki parçalı mayolara da bikini adını uygun görmüşler, “yakıyor bunlar!” gibisinden. İsim tutmuş ama dünyada bu modanın yaygınlaşması 1960’ların başıdır. Çocukluğumdan hatırlıyorum,1962 veya 63 olmalı,Kınalıada’da ressam İhap Hulusi’nin eşi Naşide Hanım bikini giymişti de epey mevzu olmuştu.   Eyvah,bunak köşe yazarları gibi yazmaya başladım galiba,daha güncel olmalıyım.”   *   Sevan Nişanyan   * Kelimebaz-1 (everestyayınları) *      ... Devamı

03 11 2014

"çiçekler solmadan..."

çiçekler solmadan... |  görsel 1

    “Bu sene ‘Macbeth’ oyunu Devlet Tiyatroları’nın programından çıkartıldı. Oyun, iktidar hırsıyla suç işleyerek yükselen ‘Macbeth’in paranoyaklaşarak aklını yitirmesi ve trajik sonunu anlatıyor.  … ‘Macbeth’, 1940’lı yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkçe yayımlanmıştı. Cumhuriyet gazetesi de bu kitapları okurlarına hediye etmişti. ‘Macbeth’teki bu bölüm o kitaptan:  “Ah zavallı ülkem! Kendini tanımaktan adeta korkuyor. Ona anamız değil ancak mezarımız denir: Orada her şeyden habersiz olanlardan başka gülümseyen yok; orada ahlar, iniltiler, göğü yırtan ağlayışlar sürüp gidiyor, duyan yok, fark edilmiyor bile. Büyük üzüntüler günlük kaygılar olmuş; ölüm çanı çalarken kime diye soran pek olmuyor; iyi insanların ömrü başlarındaki çiçeklerden önce geçiyor, çiçekler solmadan onlar ölüyor.” …” * Özgür MUMCU * (3 Kasım 2014 cumhuriyet) *     Devamı

21 10 2014

'doğrula beni..'

doğrula beni.. |  görsel 1

          "Doğrulama eğilimi bütün düşünce hatalarının atasıdır; yeni bilgileri var olan teorilerle,dünya bakışıyla ve inançlarla uyumlu olacak şekilde yorumlama eğilimidir. Başka sözlerle ifade edecek olursak halihazırdaki görüşlerimizle çelişen yeni bilgileri (doğrulamayan kanıtları) eleriz. Bu çok tehlikelidir. 'Sırf onları görmezden geldiğimiz için hakikatler ortadan kalkmaz' demişti Aldous Huxley. Ama tam da aynen bunu yaparız. Büyük yatırımcı Warren Buffet de bunu  farkındaydı:"İnsanların en iyi becerdiği şey,yeni bilgileri var olan görüşler işler durumda kalacak şekilde filtrelemektir." Buffet'in bu derece başarılı olmasının sebebi doğrulama eğilimi tehlikesinin bilincinde olarak kendini farklı düşünmeye zorlamasıdır muhtemelen."   * Hatasız Düşünme Sanatı (NTV yayınları)   * Rolf DOBELLI   *   Devamı

21 10 2014

'oldu o zaman...'

'oldu o zaman...' |  görsel 1

    Lig maçlarında taraftarlar stadlara gitmesin....Kalabalık yapmasın....Sokaklarda bir araya gelme olanağı bulmasın...   Ama....   Milli Takım'ın maçı olduğunda,   herkes bayrağını,atkısnı alıp stada koşsun...   Tribünleri hınca hınç doldurup takımı deteklesin...   Ergen tabiriyle;   İnş cnm yaaa. Devamı

21 10 2014

'Wesley Sneijder..."

'Wesley Sneijder... |  görsel 1

    Wesley Sneijder;   18 Ekim Cumartesi günü Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena Stadı'nda oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçının 89 ve 90+1.dakikalarında olmak üzere tam iki kez, Volkan Demirel'in koruduğu (!) kalenin sağ ve sol köşelerine, Türkiye liglerinde eşi-benzerine endeeeeer rastlanır şekilde birine 109 km,diğer 104 km hız vererek sokak lambası takar gibi golleri tavana iliştirmiş... bizim çok bilen futbol yorumcularımız bla bla konuşmaya devam ediyor. efendim sadece gol varmış daaaaa....futbol yokmuş daaaa.... Yorumcum sanki her hafta böyle gollere tanıklık ediyor ayaklarında.   Anı yaşa!                 Devamı

11 10 2014

"Ebola..."

Ebola... |  görsel 1

Ebola Salgını Yayılıyor   *   Ergin YILDIZOĞLU   *   Öldürücü ebola salgını yayılmaya devam ediyor. Tam bu sırada hac mevsimi başladı; çeşitli ülkelerden yaklaşık 2-3 milyon Müslüman beş gün için Mekke’de toplanıyor. Suudi Arabistan, hac boyunca ebola riski olmadığını söylüyor. Ancak, bu son salgına yakından bakınca kaygılanmamak elde değil.     3000’den fazla kurban ve artmaya devam ediyor   Bu son ebola salgını, mart ayında Gine de patlak verdi. O günden bu yana esas Gine, Monravia, Liberya, Sierra Leon, Nijerya, Senegal, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gabon’u etkileyen, Amerika’ya sıçrayan salgının esas olarak Batı Afrika’da yoğunlaştığı görülüyor. Ancak geçen hafta ABD’de Dallas’ta bir vaka görüldü; hastanın ailesi evlerinde karantina altına alındı; Washington’da da bir hasta olduğu söyleniyor (Foreign Policy, 03/10). Ugandalı bir doktorun da tedavi için Almanya’ya getirildiği bildiriliyor.   Ebola virüsü ilk kez 1976 yılında, Zaire’de Ebola Nehri yakınında saptanmıştı. Bu son salgın, esas olarak kırsal topluluklarda patlak veren önceki ebola salgınlarından önemli farklılıklar sergiliyor. Birincisi ilk kez kentsel, nüfus yoğunluğu yüksek alanları etkilemeye başlamış olmasından dolayı öldürme oranı, hastaya bakılmazsa yüzde 90’a, bakılırsa yüzde 70’e ulaşabilen bu virüs salgını mart ayında patlak verdiğinden bu yana, 7 bin 500 kişiye bulaşmış, bunlardan 3 bin 400’ü ölmüş.   ABD Salgın Hastalıklar Merkezi kaynaklı, geçen hafta Londra’da toplanan uluslararası ebola zirvesinde de tekrarlanan bir açıklamaya göre, bu hastalık henüz denetim altına alınamadı,... Devamı

03 10 2014

'bellekte derin boşluklar..."

bellekte derin boşluklar... |  görsel 1

    “Esat Mahmut Bey’in  (1902-1977) romanının ismi Erikler Çiçek Açtı. Şimdi benim ‘Leylak ağaççığı silme çiçek açmış’ımı bu isimden yürüttüğümü çıkanlar olabilir mi?   Fevkalade canım sıkıldı.Zira hiçbir zaman kimseden tek satır yürütmedim.Yazdıklarım bana aittir,orijinaldir.Yazdıklarıma alın teri döktüm. Üstelik,ortalıkta götürücüler kaynarken.(Bazan yazarken telaşa kapılıyorum:Ortalık götürücülerle kaynarken demek daha mı doğru olacak?)   Bütün gün canım sıkıldıktan sonra,bugünkü nesilden hiçbir et kafalının,hiçbir yellozun Erikler Çiçek Açtı’yı hatırlayabilecek dinazorlar ise birer ikişer dünyalarını değiştiriyorlar.   …   Her sabah belleğimde derin boşluklarla uyanıyorum.Eskiden hiç değilse belleğin çocukluğumda,yeniyetmeliğimde biriktirdikleri,bellek torbasından zıp zıp sıçrayarak çıkardı. Şimdi onlar da romatizmalı ihtiyarlar gibi,inildeye inildeye,güç bela çıkıyor.   Hatırlamayışlar bazan öğlene kadar sürüyor,bazan öğleden sonra,akşam,taa ertesi sabaha kadar. Bazan da hafızam birdenbire boşalıyor. Tam filancayı açık seçik gözümün önüne getirebilmişken bu filanca kim diye bir saat düşünüyorum. Derken,kim olduğunu çözemediğim filancanın yüzü gözü,vücudu,hali tavrı,kılık kıyafeti,oturup kalkışı da siliniveriyor,bu defa deminki hayal varlık neydi endişesiyle baş başa kalıyorum.”   * Selim İleri (Mel’un-Bir Us Yarılması/Everest yayınları) *      ... Devamı

02 10 2014

'müthiş kadın veda etti...'

müthiş kadın veda etti... |  görsel 1

  Ann Ercan’ın adını ve hikayesini, Hürriyet Gazetesi’nin 11 Ağustos 2014 tarihli Pazar ekinde yayınlanan bir Ayşe Arman röportajından öğrendim. 38 yaşında genç bir kadın, Hastalığının son evresinde olduğunu ve kısa bir ömrü kaldığını öğrendiğinde bunu hastanelerde Kemoterapiyle geçirmek yerine kocası,çocukları ve yakınlarıyla yaşamayı tercih edişini, Ama daha da çarpıcısı,bir yandan hayata öylesine sevgiyle bağlıyken diğer yandan ölüme kendini nasıl hazırladığını anlatıyordu. Ölümün belirsiz bir gelecekte ve hayatın olağan zamanında sizi bulacağını bilmek ve bunu kabullenmek başka bir şey, Genç bir yaşta birkaç ay sonra geleceğinden emin olarak sağlam durmak başka… Mutlu yaşadığı her kelimesinden belliydi. Röportajı okuduğumda çarpılmıştım. Böyle bir direnci ve güçlülüğü yaşayabilmek için geride oldukça donanımlı ve bilinçli bir hayat bırakmış olmak gerekli. Hiç kolay değil. Ya da şu sözleri söylemek:  “Hayatın bana verdiği güzel şeyleri sorgulamadım, şimdi neden bana oldu diye de sorgulamam.” Dün okudum; Bu cesur yürek kadın hayatını kaybetmiş. Geride müthiş  bir cesaret öyküsü ve yaşama sevinci bırakarak. Nur içinde yatsın.     Devamı

12 09 2014

'boğazda...?'

boğazda...? |  görsel 1

(fotoğraf:murat emre yardibi)   Valisinin ölüme coşkulu güzelleme yaptığı bir kentte,boğaz kıyısında çay içmeyi mi düşünür insan,boğaz köprüsünden atlamayı mı?Sorumsuz sorumlu.   * İzlanda 2008 krizinde iflas eden bir ülke.Bizimkilerin primiyle icradan kurtulur.   * Ticari hayatlarını kanunsuzluk,kuralsızlık,usulsüzlük üzerine kurmuş kadayıf adamlar utanmadan çalışanlar kurallara uymaz diskuru çekiyor   *   Kapitalizmin ağababaları bile 'çalışanların hayatını iyileştirelim yoksa bizi yabayla kovalayacaklar' derken sen neye güveniyorsun embesil.   * Flaş!6-7 Eylül 1955'de göçe zorlanan Rum,Ermeni ve Yahudilerin mallarını gasp edip sermaye yapanların tam listesi yayınlanmış!(şaka la şaka)   * Sağcı politikacıların sol aydınlar için yaptığı boğazda viski suçlaması yanlıştı zaten.CHP düzeltti,doğrusu rakı.   * Milliyet kimsenin takmadığı bir gazete oldu iyice/(Fikret Bila'nın TRT'deki zor anlarını izleyince…)   * "Kamyon şoförü şuursuz da,kenti yönetenler çok mu şuurlu.Bir köprü düşünün ki osursan yıkılacak." (Fatih Altaylı)   * İntihar haberi yazacak cümleyi kuramayan embesillerin gazetecilik tasladığı 'deyyuslar' sisteminde,çıkış yolu bulamadı demek ki,intihar eden>> SadrettinŞaşkın   *   Okuduğum en tutarlı/namuslu gazetecilerden Sedat Ergin'in genel yayın yönetmenliği,hürriyet'in kuyruğu dik tutma tercihi gibi.   *   İlkel toplumlar gibi deneme yanılmayla.baraj kapağını açınca piknik yapan insanlar suya kapılıp ölüyor.bunu gördü,artık açmayacak.   ... Devamı