cemedib



» 5.11.2009 - seyahat halleri...

 

"Kış tam olarak ne zaman geldi, söylemesi zor.Sonbaharın bitişi ve kışın amansız gerçekliğiyle şehre hükmedişi,tıpkı bir insanın göze çarpmayacak kadar yavaş ve günbegün yaşlanması gibi adım adım oldu.Önce akşamlar serinledi,sonra sağanak yağmurlar başladı,bunları Atlantik rüzgarları,sis,yaprak dökümü ve günlerin kısalması izledi.Gerçi hala bazı rahatlama anları yaşanmıyor değildi,kimi sabahlar gökyüzü parlak mavi oluyor ve sıkı giyinmeden sokağa çıkabiliyordu insan...”

 

"Yaşamımıza hükmeden mutluluk arayışıysa,bu arayışın dinamiklerini bütün harareti ve paradokslarıyla) açığa çıkaran nadir etkinliklerden biri seyahatlerimizdir.Seyahatler dolaylı da olsa,iş ortamının ve ayakta kalma mücadelesinin ağır koşullarından sıyrıldığımızda nasıl bir yaşamımız olacağını,istediğimiz gibi yaşamaktan ne anladığımızı ortaya koyar..."

 

"Nereye gitmemiz gerektiği konusunda bize tavsiyede bulunan çoktur ama neden ve nasıl gideceğimizi söyleyen yoktur.Oysa seyahat sanatının doğal olarak akıllarda uyandıracağı sorular bu kadar basit ve önemsiz değildir,üstelik seyahat sanatı üzerine yapılacak araştırmalar,Yunan filozoflarının eudaimonia ya da mutluluk diye adlandırdıkları anlayışa mütevazı bir katkı sağlayabilir."

&

"Mutluluk,bizim beklentilerimizdeki gibi kesintisiz ve uzun süren bir memnuniyet duygusu değildir.Aksine,aklın ve bilincin de işin içinde olduğu,kısacık ve tesadüfi bir olgudur:kısa bir süre için dünyayı çok net algılarız;geçmişin ve geleceğin olumlu düşünceleri bir araya gelir ve endişeler ortadan kaybolur.Fakat bu durumun on dakikadan daha uzun sürdüğü pek nadirdir..."

 

"Seyahat bitip de eve döndüğümüzde,seyahat boyunca bizi ara ara yoklayan gelecek endişesi unutulur gider.Acaba tatilimizin kaçta kaçını geleceği düşünerek geçirmişizdir?Seyahatimizin kaçta kaçını,o anda olmadığımız bir yerde olduğumuzu hayal ederek harcamışızdır?Bu sorular cevapsız kalır,üstelik eve döner dönmez hafızamızdan ilk silinecek meseleler bunlar.Bir yere gitmeden önceki beklentilerimiz ve o yerden döndükten sonraki anılarımız müthiş bir saflık taşır:bir yer,en saf haliyle,beklentilerde ve anılarda varolur."

 

"Ufacık bir küskünlüğün,güzel bir otelin yaşatacağı o koskoca hisleri nasıl yerle bir ettiğine şaşırıyorsak eğer,bu şaşkınlık,ruh halimize nelerin şekil verdiğini yanlış anlamamızdan kaynaklanır.Evdeyken hüzünlüyüzdür çünkü hava kötüdür ve binalar çirkindir;ancak tropikal bir adada (hurma ağaçlarının ve masmavi bir gökyüzünün altında yaşanan acı bir tartışmadan sonra) gökyüzünün durumunun ya da yaşadığımız yerin görünümünün bizi tek başına mutluluğa sürüklemeyeceğini ya da durduk yerde sefil etmeyeceğini öğreniveririz"

&

"...Baudelaire'in yaşamöyküsünde bir ayrıntı çarpar gözümüze:yaşamı boyunca limanlar,rıhtımlar,tren istasyonları,trenler,gemiler ve otel odaları gibi seyahat mekanlarına karşı büyük bir ilgi duymuştur,bu fani seyahat mekanlarında kendini evindeymiş gibi rahat hissetmiştir,üstelik yaşadığı yerde hissetmediği kadar.Ne vakit Paris'teki atmosferden bunalsa;dünya,gözüne "tekdüze ve küçük" görünse alır başını gider,yaşadığı mekanı yalnızca "terk etmek adına erk eder" ve bir limandan ya da bir tren istasyonundan acı acı seslenir:

 

  Ey vapur,beni de götür yanında!Ey gemi,çal beni buradan!

Uzaklara,çok uzaklara götür!Burada çamura dönüyor bütün gözyaşları!..."

&

(Alain de Botton/seyahat sanatı/çeviren:ahu sıla bayer)

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Bağlantılar


» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv
» Arkadaşlarım
» e-posta
» Blog RSS

Kategoriler



Arkadaşlar »
>

EkleBunu RSS Ekle Butonu
SayfaKayıt Güncel Sayfa: Toplam:
Son Sayfa | Sonraki Sayfa