07 02 2013

'ünsüz ama değerli...'

'ünsüz ama değerli...' |  görsel 1

 

‘Edeb(iyat) ödülleri Hemoroite benzer’

*

“Hocaların hocası, özel insan ARMAN MANUKYAN Beyefendi’nin anısına”

*

24.11.12! Bursa’nın tarihi yapı(t)larını -hakkıyla- ziyaret etmek üzere Nur’la birlikte bir tura katıldık. Ekipte İstanbul’da yaşayan yabancılar çoğunluktaydı. Türk(iye) dostu ve kitapsever bir Amerikalı bayana ABD’de geçen yılın en iyi romanı bence Richard Ford’tan Canada demiştim.

Ertesi gün Yeşil Türbe avlusunda nitelikli okur, turfanda yayıncı ve rehber Behlül Dündar’la karşılaştım. “İlkbaharda Richard Ford İstanbul’a geliyor, ona ben rehberlik yapacağım. Tanışmak ister miydiniz?” demesin mi?

(ABD’nin yaşayan en önemli üç romancısı bence Philip Roth, Richard Ford ve Andre Aciman’dır. Aciman, İstanbul kökenlidir. SEL’den çıkan “Beni Adınla Çağır”ıöneririm.)

*

28.11.12 sabahı! İstiklal Caddesi’nden okumayazma evime dönerken ensemde bir ılıklık duyumsadım. Bir güvercin tarafından portatif tuvalet niyetine kullanılmıştım. Durumu kenardan izleyen delikanlı esas parçanın kasketime nakşedildiğini muştularken sırıtıyordu.

Çevremde bir Milli Piyango bayii aradım. Santimetre kareye en fazla gezgin bayi düşen caddede bir tane bile yoktu. Teselli ikramiyesi sayılırsa, ertesi gün fıtık ameliyatı oldum.

(Gel de, çölde kutup ayısıyla çarpışan bahtsız bedevi kıssasını anma.)

*

“Modern şiirden hiçbir şey öğrenemezsiniz. Belki şairin mutsuz veya mutsuz olduğunu sanan bir kişi olduğunu çıkarırsınız. Belki de o mutludur da modaya uyarak mutsuzluğunu abartıyordur.”

1978 Nobelisti Isaac B. Singer

*

“Edebiyat ödülleri hemoroite benzer. Her makatta bir hemoroit peydahlanması gibi sonunda her yazar bir ödüle konacaktır.”

François Ozon’un Swimming Pool adlı filminde, Charlotte Rampling

*

METin ÜSTündağ’ın sormasını unuttuğu sorulardan:

Organ nakli var orgazm nakli niye yok?

*

İnşaata Girmek Tehlikeli ve Mübahtır’dan - Yasemin Çongar

-Trenlerde ters oturan çocukların geçmişle ilişkisini seviyorum ben. Gözümün arkada kalmasını seviyorum ben.

- Açık denizler gibi hoyrat, tekinsiz, hayatla ölüm arasında, ama ölüme biraz daha yakın bir şey olsun okuduğum roman; okudukça fırtınaya tutulsun doğru bildiklerim…

- Her demlik dipsiz bir kuyu bu diyarda. Çay bardakları hiç boş kalmıyor, fark ettiniz mi? Allahım ne çok çay içiyoruz, ne çok konuşuyoruz

- Başka ihsan istemeyiz tanrılardan, gölge etsinler yeter. Gözlerimiz görebilmek için tezadı arar zira.

(Yasemin Çongar’a öneri: Hanımefendi, siz neden birinci-tekil-şahıs bir roman yazmıyorsunuz?)

*

M.Ö. 3000’lerde alfabeyi bulan Fenikelinin, sayı sistemini kuran Hintlinin adlarından vazgeçtim, 30 yıl önce interneti bulan Amerikalının adını bilenimiz var mıdır?

*

Dünya İnancı’ndan – Sami Baydar (1962-2012)

Mandalina Kabukları

Mandalina

kabukları

ve dostluk.

Dünyanın

kabukları

ve hayallerim.

*

Anglo-Amerikan melodiler:

a) Bir radyo programı sunsaydım anons müziğim “The Days Of Pearly Spencer” olurdu. (Youtube’dan Marc Almond versiyonunu öneririm.)

b) Ameliyatlı halimle güya sakal traşı oluyordum. Radyodaki çığırtkan solistten “I only miss you when I am breathing” (Seni yalnızca nefes alırken özlerim) dizesini duyunca yaşama sevincim kımıldar gibi mi oldu?

c) On yıl öncesinin bir Amerikan melodisinde, buğulu bir kadın sesi, “Seni bir çölün, yağmuru özlemesi gibi özlüyorum” demiyor muydu?

*

Küresel kültürazzi:

Velasquez, Raphael’i ressamdan saymazdı. /

Mozart bilardo tutkunuydu. /

Ressam Toulouse-Lautrec’in ayakkabılarını gönlünce boyatabildiği tek yer Paris geneleviydi. /

Opera bestecisi Gaetano Donizetti (1797-1848) çıldırarak öldü.

Selçuk Altun 06.11.04 tarihinde Dil-Tarih Sahaf’ta, onun kitaplığından ve imzasını havi İtalyanca kitabı (60 TL karşılığında) ele geçirirken zevkten çıldırdı. /

“Tanrı’nın sinekleri neden yarattığını ben bile anlamıyorum” derdi Aziz Augustine. /

Luciano Pavarotti nota okuyamazdı derler. /

Hesiod, Hölderlin, Gogol ve Yeats kendi kendileriyle konuşurlardı. /

Krallar kralı Şarlman okur ama yazamazdı; Jandark ikisini de yapamazdı. /

Adı erkek ama kadın romancı George Eliot evlendiğinde 59 yaşındaydı, kocası ondan 21 yaş daha gençti. Venedik’te balayındayken çıtır koca otel odasının balkonundan kanala atladı. /

Diva Maria Callas’a göre onun döneminin en büyük şarkıcısı Rosa Ponselle’di. (Adını duymuş muydunuz?) /

Horace’ın babası, Anton Çehov’un dedesi köleydi. /

Öncü ressam Sandro Botticelli (1444-1510) yaşamının sonunda sadakayla yaşar duruma düşmüştü.

*

Kitap Önerileri (yıl sonundan bakiye):

Salamina Askerleri – Javier Cercas (çev. Gökhan Arsoy), Jaguar /

Cathay – Ezra Pound (Çev. Ülkü Tamer), Jaguar /

Deniz Kokusu – Can Göknil, CAN / Ulysses, James Joyce (Çev. Armağan Ekici), Norgunk /

Mimarlık Zor Sanat – Doğan Tekeli, YKY /

Kar İzleri Örttü – Haz. İlknur Özdemir, Kırmızı Kedi…

*

Ünlü ve önemli yazar ve sanatçıların fotoğrafçısı Gisele Freund (1908-2000) Colette’in (1873-1954) fotoğraflarını 1939’da çekmeyi başardığında aykırı yazar altmışı devirmişti. Bir koşulu vardı; çekilen pozları ilk o görecek, onaylamadığı imha edilecekti.

Biseksüel yazar Freund’un Paris’teki atölyesine geldiğinde yanında genç bir adam vardı, ona dışarıda beklemesini buyurdu. Çekilen fotoğraflarını beğenince kapıdakine seslendi, “İçeri gel Maurice, bunları sen de görebilirsin.”

Çıtır Maurice yeni kocasıydı.

*

 Önemli yazar Selçuk Baran (1933-1999), 1984 ürünü Tortu’yu bakın nasıl imzalamış:

“Ömer’e,

Hukukçu, entelektüel, sanatsever, iyi bir anne, anneanne ve de yazar olan dostundan sevgiyle, alçak gönüllülükle…”

S.B. 15 Şubat 1985

(Finaldeki tek sıfatla oturaklı bir kinaye peydahlanmamış mı? Adaşım hanımefendinin 80. yaş yılıdır.)

*

Uzat Saçlarını Frigya’dan Cemal Süreya:

“…Bugün çok önemli bilinen bazı şairler sarsılabilir, hatta yıkılabilir ilerde. Ahmet Hamdi Tanpınar hiçbir zaman çok önemli olmadı, ama olduğu kadarıyla kalacaktır.”

*

Meslek bazında bakıldığında en sıkı okurlarım doktorlar mıdır? Bir şakayı hak ediyorlar:

“Doktorum bana altı ay ömür biçti. Ben vizitesini ödeyemeyince, süreyi altı ay daha uzattı.” Walter Matthau

*

Neler mi okumak isterdim?

Gonca Özmen’den bir ilk roman. /

Selçuk Demirel’in Paris, Ali Poyrazoğlu’nun sahne anılarını./

Mahir Öztaş’tan gizemli bir şiir demeti. /

Can Yücel’in yaşamöyküsünü. /

Şule Gürbüz’ün özyaşamöyküsünü…

*

-Şairin Günah Defteri’nden – Tozan Alkan, Şeref Bilsel:

-“Şiir, krallarla çobanları Tanrı’ya götüren yıldızdır.” Victor Hugo

-“Şiir, bilinen sözcüklerle bilinmeyen sözler oluşturmaktır.” M.C. Anday

-“Istırapların en büyüğü, eğer yanıtı yoksa şiirin kaynağıdır.” L.A. Feuerbach

-“Her şiir ozanın zararıyla kapanır.” O. Paz

*

Yusuf Ziya Ortaç’tan bir Reşat Nuri Güntekin pasajı (Portreler’den):

“Tatlı, uysal bir mizacı vardı. Çoğumuzu kızdıran olaylar onu güldürürdü.

Bir gün, İstanbul Maarif Müdürlüğünün merdivenlerini çıkarken, duvara çakılı büyük, rakkaslı saati tamire götüren hademe, Reşat’ın omzuna adamakıllı bindirmiş. Ama o, can acısını hazin bir tebessümle örterek:

-Evladım, demiş, cep saati kullansan daha iyi edersin!

Bir aralık mebus oldu. Ama politikacı olamadı.”

*

1969 Nobelisti Samuel Beckett’in Godot’yu Beklerken (1952) çıkana dek kitapları çok satmaz, bu yüzden yayınevi bulmakta zorlanırdı.

1951’de Les Editions de Minuit’i onun Molloy’unu basmayı kabul eder. Eve döndüğünde yüzü asıktır. Karısı nedenini sorduğunda, “Ya yayınevi romanımın yüzünden iflas ederse?” diye içlenecektir.

*

Önüm Arkam Sağım Solum Dönek’ten - Levent Kırca:

“Ben sözü köşe yazarlarımıza getirmek istiyorum. Çoğunun köşesi var diye her şeyden anladıklarını sanıyorlar. Sinemadan anlayacaksın, tiyatroyu en iyi sen bileceksin, yemek konusunda birinci sınıf gurme olacaksın, müzik konusunda ahkâm kesmek senin için vazgeçilmez olacak. Atlardan, kedilerden, köpeklerden de anlayacaksın… Yanmışız valla.”

(Listede edebiyat unutulmuş.)

*

Mikhail Dudin, Şairlik bir meslek değil kaderdir” demiş.

(O zaman, kader utansın.)

*

İstanbul’da yaşayan ve bir dernek kurmak isteyen Pakistanlılara ad önerisi:

PAKİSTANBUL.

*

a)Aşkın Ömrü Üç Yıldır diye çok satan bir roman vardı. Film afişini de görünce düşünmeden edemedim. Duygu üç yıl sürmüşse ona aşk demek ayıptır. Aşk, yaşam boyu (s)ürer.

b)Toplum içinde birbirlerine yapmacık yapmacık “Aşkımmm” diye seslenenleri yadırgıyorum. Süpermarkette erkek arkadaşına (veya kocasına) “Aşkımmm” diye sırnaşanlar kime ne kanıtlar ki? (O gizli çığlığın içinde bastırılmışlığa bir tepki mi vardır?)

*

10.12.12, Paris! Yahya Kemal’in de uğrak noktası olan kadim La Closerie des Lilas nam kafede, Enis Batur’la buluşuyoruz.

(Enis masanın abandığım kıyısındaki pirinç levhayı işaret ediyor. Hımmm, burası Vladimir Lenin’in kadrolu köşesiymiş.) Derken Fatma Tülin ve nihayet Emmanuelle Collas bize katılıyor. Tanıştırılıyoruz, Enis’le Tülin bizi baş başa bırakıyorlar. Emmanuelle butik yayınevi Galaade’ın sahibesi. Arkeolog olarak on yıl Anadolu’da çalışmış. Türkiye’yi ikinci vatanı belleyen sevecen kadının doktora konusuysa “Ortadoğu’daki Roma ve Grekler.” (Bizans Sultanı’nın Fransızcası için daha uygun bir yer düşünemezdim.) Enis’in aracılığıyla yetkin çevirmen Ferda Fidan romanı Fransızcaya çevirmişti. Yine Enis’in önerisiyle Emmanuelle teksti okuyup yayımlamaya karar verdi. Le Sultan de Byzance, Mayısta Fransız kitapevlerinde kendine yer arayacak.

12.12.12, Paris! Nur’la benim 32, Tülin’le Enis’in 22. evlilik yıldönümüydü. Birlikte bir akşam yemeği elzemdi.

*

“Ünsüz veya hak ettiği üne ulaş(a)mamış ama değerli yazar ve şairlerimiz” anketinde kavram kargaşası yaşanması durumunda –ender de olsa- takdir hakkımı kullandım.

En çok oyu Feyyaz Kayacan ile Ali Teoman aldı, onları Selçuk Baran izledi.

İlk yirmi alfabetik sırada sunulur. (Listedeki on değeri yitirmişken, onunun yaşıyor olması serendipitisel bir dağılım. Yitirdiklerimizin anılarına saygılar, yaşayanlara teşekkürlerle.)

Hulki Aktunç /

Şavkar Altınel /

Selçuk Baran /

Adnan Binyazar /

Sevim Burak /

Ahmet Cemal /

Nilgün Cerrahoğlu /

Hüseyin Cöntürk /

Feyyaz Kayacan /

Osman Cemal Kaygılı /

Hamdi Koç /

Uğur Kökden /

Ercüment Behzat Lav /

Nahid Sırrı Örik /

Ali Teoman /

Ayfer Tunç /

Güven Turan /

İsmail Uyaroğlu /

İbrahim Yıldırım /

Ali Yüce…

*

SELÇUK ALTUN-(cumhuriyet kitap-7 şubat 2013)

0
0
0
Yorum Yaz