19 05 2015

"yolculuk..."

yolculuk... |  görsel 1

 

Uruguaylı yazar,gazeteci Eduardo Galeano 13 Nisan 2015 tarihinde hayatını kaybetti.

Ölümünün ardından yazılanlar arasında,

Beşiktaşlı eski yönetici,spor yazarı,medya yöneticisi,iş adamı kimlikleri de olan İbrahim Altınsay’ın

Cumhuriyet’in 26 Nisan tarihli Sokak ekindeki yazısı farklı bir bakış açısı ve yaklaşım içeriyor.

Bir kere yazdıklarından,yazarın futbola yaklaşımı ve kendi hayatındaki kişisel tavrını Eduardo ile özdeşleştirmiş olduğunu anlayabiliyorsunuz.

Örneğin,dünya gözüyle Brezilya’da Dünya Kupası’nın görmek isteyip bilet arayışına girişen ancak

bu arayış sırasında ortada bol sponsorlu,reklamlı,tv için düzenlenmiş yapma bir şov olduğunu görünce vazgeçmesi gibi.

Eduardo Galeano’nun “iyi futbol dilencisi” olduğu biliniyor.

İbrahim Altınsay da 10 yıl önce Radikal’de futbol üzerine yazdığı köşesinin adını “Futbol Dilencisi” koymuş.

Ancak Altınsay’ın yazısında vurguladığı asıl konu bu değil;

Galeano’nun ölümünü “kültürün ölümü,bitişi” olarak görmesi.

“Önce teknolojik değişim gelir;ateş bulunur,tekerlek yapılır.Sonra bunu üretim ve değiş tokuş ilişkileri,ekonomi izler,

onu güç paylaşımı yani politika,onu toplumsal değişim,

en sonra da kültür.

Fakat günümüzde teknoloji yeniden üretim devrini o kadar hızlı tamamlıyor ki bu hız içinde

gelişmeleri sindirip kültüre dönüştürmek,yaşam tarzı haline getirip yeniden üretmek güçleşiyor.

Teknoloji birkaç devir atmışken,kültür sadece birkaç derecelik mesafe kat etmiş oluyor.

Sonunda teknolojiyi tüketmeyi kültür üretmek sanıyoruz.

En çok da futbolda…”

Yazıdaki Galeano’nun “Zamanın Ağızları” kitabında  yer verilen “Yolculuk” başlıklı mükemmel metni okumadan geçmedim tabii ki:

&

YOLCULUK

 

Oriol Vall

Yeni doğan bebeklerle ilgilenir

Barselona’da bir hastanede,

Ve insanın ilk hareketinin

kucaklaşma olduğunu söyler

 

Dünyaya gelir gelmez,

günlerinin başlangıcında,

birisini arar gibi

kollarını uzatırmış bebekler.

 

Epey yaşlanmış olanlarımızla ilgilenen

öteki doktorlar da der ki;

ömürlerinin sonuna gelmiş ihtiyarlar

birini kucaklamak istercesine

kollarını uzatmaya çalışarak ölürmüş.

 

İşte böyle;

ne kadar kafa yorarsak yoralım,

ne kadar laf edersek edelim,

 

Konu bu kadar basit

ve fazla yoruma gerek yok:

iki çırpınış,

iki kucaklaşma

arasıdır bütün yolculuk.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

0
0
0
Yorum Yaz